Kırmancıki Türkçe
tıro amaane-den aşağı inmek-düşmek, 2. içinden düşmek
say biyaane-den sayılmak, -ye dahil olmak, 2) pé sa biane: onunla mutlu olmak, okşamak, sevmek
tıra şiyaane-e batmak, 2. -den geçmek
čı daane: …. (birine)vermek, cıde: ver
tenık: ince, ~.én: incelik, 2. ince olmak, ~-biyaane: incelmek, ~-kherdene: inceltmek
čebr: zor, ~-ane: zoraki
sımorıkhe??
ra tépa.. -den sonra (asme ra tépa: bir ay sonra)
zeno je(m)… gibi  (zeno je boği, dire sebeno: boğa gibi, ona ne olur )
pé werdene… ile yemek , (tenı thoraq biya pé nun burme: biraz çökelek getir ekmek ile yiyelim)
boka…. uğrayasın, karşılaşasın (beddua temennili bir kelime) (tu sala boka verģ be: dilerim ki kurda yem olasın, ġučemı tu nésono, sala tu boka qursune be!: sana gücüm yetmiyor, inşallah bir kurşuna hedef olursun)
čıra bırnaane….den koparmak, …den kesmek
awo nawo…dan beri, o zamandan beri, odur, budur
hata…e kadar, ..dek, ~.khe: taa ki
čı naane…mek- cinsel ilişkide bulunmak
ebe izna……nin izniyle- … nin sayesinde
ra tever kherdene..den dışarı atmak (çever ra est tever: kapıdan dışarı attı)
zena je(f)..:“benzetmeli olarak”.. gibi,
lemı !(acılı bir ortamda feryat içinde haykırma)
zenġerna(aşırı derecede soğukla)dondurmuş
čıra şiyaane(bir şeyden) akmak
čıra ġuretene(bir şeyden) almak
čıra kherdene(bir şeyden) kesmek, koparmak
hene(dest paa xu heney kherdé neqesné: ellerini ayaklarını kınayla nakşetmiş)
pıra pıra(deyim) adım adım, ağır ağır
çhalım bilim(deyim) havasından geçilmemek, çalım atmak, ukalalık
adır vornaane(deyim), ateş yağdırırcasına 2. aşırı sinirlilik, 3. aşırı kızgınlık hallerini ifade eder.
ġırze(ekin ve ot biçiminde) bağ
damae maene(endişe içinde) biz ne yapalım ki..(deyim)
mızğele(görmede)bulanık
bınġe(herhangi bir düzeneğin)…oturamaması, (sekherd nékherd bınġe né ġuret: ne yaptık, ne ettiysek düzeni oturtamadık)
waraane(küçükbaş hayvanlarda) bağırma, 2) ağlama(mecazi)
nawo(m) işte bu, aha burada, na wa(f): işte bu
rınd(m) iyi, 2. güzel, ~.ekhe: (f) güzel, sevimli, ~.ekén: güzellik, ~.iye: iyilik
pul(mektup) pul
yeno(o)gelir,
hire(şen şakrak, 2. çok gülen, 2)vurdumduymaz)kontrol dışı gibi..
čıte(tarlada)çift, ~.kherdene: çift sürmek
wele(toprak, ateş)külü  (wela kolü rabırne, eleġe khe, weda, pé saj wele kheme: odundan olan külü ayır, ele, sakla, sacı külleriz)
mesel(yaşanmış) hikaye, anlatı
nas~- biyaane: tanınmak, ~- kherdene: tanımak, ~- kherdox: tanıdık
tekhna~-ağue: yıkanma teknesi, ~-mir: hamur teknesi, kobe-~: teknenin tutulacak kenarı
nune~-ara:sabah yemeği, kahvaltı, ~- peroj: öğlen yemeği, ~- veyvi: düğün ekmeği
puro~-biyaane: tutmak, (bino pure: tuttum, pure be berze uza: tut at oraya), ~-cınıtene: daldırmak, ~- daane: dövmek, vurmak, 2)daldırmak, 2)arı, yılan vs. sokması, ~- sanaane: üzerine serpmek, ~-ġınaane:ayağına gitmek, yalvarmak 2) sulu veya boşluk bir yere düşmek, ~- kherdene: üzerine dökmek, 2) içine sıkıştırmak, ~- naane: yüklemek
ye~-di: onun, ~-mı: benim, ~-tu: senin, ~-dine: onların
ağoa~-goşť: et suyu, ~-zalale: berrak su, ~-sımıtene: içme suyu
boa~-murdare: kötü koku, ~- (çiçheġe)vilikhe: çiçek kokusu, ~-tırsoriye: ağır idrar kokusu, ~-wose:güzel koku
amay~-qır kherdene: katledildiler, 2.toptan öldürüldüler, ike-~-qır kherdene: onlar öldürüldüklerinde, ~- kiştene: öldürüldüler, ~-péser: bir araya geldiler, toplandılar
xere heqre~-tobo: Allahın hayrı sana olsun,  ~-sıma bo:  Allahın hayrı size olsun
wertera~-vind kherdene: ortadan kaybetmek,
na~-wo(wa) işte burada, ~-e: işte buradalar, ~-yine: bunları
né mıren~.é ölmezler, ~.o: ölmez
mılawun~.e: kertenkele, ~.a çeqere: sarı kertenkele
mordem~.én: insanlık, ~.o xırt: cesur, dürüst, güvenilir, ~.iye: insanlık
çhınġ~.sıpi bembeyaz, ~. sur: kıpkırmızı
çhıme1.evin bölümlerinden her biri, 2.suyun yeryüzüne çıktığı memba, 3) yaranın göz göz olması, (čeme Munzuri çhewres çhımera vejino: Munzur suyu kırk membadan(gözden) çıkıyor.) (çe sıma çhan çhımeye? Eviniz kaç oda/bölüm?) (çhımey kute dırbeta xu: yarası göz göz olmuş.)
zığe1) yumuşak bitkilerle örülüp, hayvan gübresiyle sıvanmış arı kovanı, 2) özel topraktan yapılmış harar büyüklüğünde ambar
reqayis/reqaane1)gök gürlemesi, 2)silah sesi, 2. tangırdamak, 3. çınlamak
tharbe1)ihanet 2)vuruş, darbe, dayak
kole(f)1)köle, 2)boynuzsuz, ~-dar: köle sahibi
sömere16 kod ölçüsünde
mij2. çiş, sidik, ~-kherdene: işemek
zu bar, bare8 kod’luk birim
ġale8 kodluk ölçü
AA
wakhıleabla, bacı anlamında
wakhıla mıablacığım, bacım(hitap)
ečebaAcaba
ečayibacayip, hayret verici
lerzacele, ~.e kherdene: acele etmek, ~.e ġuretene: titreme tutmak
eceleacele, ~.kherdene: acele etmek
oyacı duyma veya feryat ifadesi
çhızayisacı ile bağırmak, 2.ağlama, 3. bağırma
thuzacı, 2)keskin
dezacı, ağrı~.aane: acımak, ağrımak, ~.e sari: baş ağrısı
qoqacımtırak, boğucu tat, (na muriye jede qoqa, néwerina: bu armudun tadı boğucu yenmiyor)
çhıme vesanaç gözlü
thamakharaç gözlü, 2. tamahkâr, 3. cimri
lewlésaç gözlü, ordan oraya dolanan
vésanaç, ~.iye/én: açlık, ~-biyaane: acıkmak, ~-mendene: aç kalmak,
açhuğaçık
pakaaçık hava, 2)vao-~: batıdan esen rüzgar, 3)temiz(f)
zenġeaçık yeşil, yeşil gözlü kadın, kız
ra kherdaaaçık, ra kherde: açık, ~-verde: açık bırak
çharçhımaçıkgöz, dört göz, ~-war kherdene: şiddetli gözyaşı dökme
arıčeaçıklık, ayrıştırabilmek, ~.né biyo: açıklığa kavuşmamış
eskheraaçıktan, (her çiye mı eskherao: her şeyim açık)
rapateaçılan hamurun tandıra yapıştırılması için kullanılan malzeme
rabiaaneaçılmak
a kherdeneaçmak
ra kherdeneaçmak- 2)soymak(hırsızlamak)
edaletadalet
mérık, mormekhadam (cenıke mezal čı nédana khe mérık(mormekh) sepkhero: kadın fırsat vermiyor ki adam ne yapsın)
adamaqıliadamakıllı
namzetaday
edetura teveradet dışı, alışılmışın dışında
edetadet, töre, ~-kherdene: adet edinmek
adetura teveradetler dışı, alışılmışın dışında
ġameadım, aşama
efaf, ~.affedilmek, ~.kherdene: affetmek
eferimaferin
afatafet, felaket 3. aşırı yaramaz çocuklar içinde kullanılır
ef ver koteneaffa uğramak
efqenistanAfganistan
ġığagı, ~-kherdene: çocuğun ilk kelimeleri söylemeye çalışması
ağaağa, ~.y: ağalar, laze ağay: ağanın oğlu
khermağaç kurdu, kurtçuk, ~.ezın: kurtlu
darıkağaç, tahta parçası
dare/dárağaç/ağaçlar
darkutıkağaçkakan
purağaçlarda yaprak, kanatlılarda tüy
sarbıneağaçların yere eğilen dallarını yukarıda tutmaya yarayan destek çubuk
mertégağaçtan kiriş üzerine dizilen daha ince ağaçlar
ġırçhıkağaçtan mamullerde budak, 3. çentik
çhırtıkheağaçtan oyulmuş, düz bacalarda yağmur, kar sularının tahliyesini yapan su oluğu
darénağaçtan, 2.hamur yoğurmak için kullanılan ağaçtan tekne- ekmek teknesi
ağayénAğalık
ġıranağır, ağırbaşlı, olgun
ġıraniyeAğırlık
şüareağıt
fekh vırnaaneağız değiştirmek,vazgeçmek
khefağız kenarında biriken tükürük
fekhağız, 2) kesici malzemenin keskin olan yüzü, (feké karď: bıçak ağzı)
té fekhaaneağızdan ağıza vermek
sorıkheağızdan akan salya
fekhra vejiaaağızdan çıkan, ~-ne: söylemiş olmak, 2)ağızdan çıkmış olmak
fekhra veteneağızdan çıkarmak
qılawunağızlık
berbisağlama, ağlayış
themuzağustos böceği
fekhre gınaaneağza düşmek, dedikodu malzemesi olmak, dile düşmek
fekh akherdeağzı açık, 2)salak
pélekheağzı büzülmüş küçük torbacık, 2. kese
fekh pesér né amaaneağzı kapanmamak, hiç susmamak
fekh ja bieneağzı kurumak
ağoa fék şiyaaneağzı sulanmak, 2)iştahlanmak
fekh raqlaşianeağzı yarılmak
fekh kherdeneağzına koymak
fekhra peraaneağzından kaçırmak, 2.istemediği halde söylemiş olmak
fekh panaaneağzını değdirmek, tadına bakmak
pıloxnaaneağzını doldura doldura, boğulurcasına yemek
axah, ~-e guretene: ah almak
ehbabahbab, ~-én: ahbablık
aşçiahçı
khevaniahçı, 2.yemek yapan, 3. khevanén: ahçılık
axureahır
axır zeman, axır waxtahir zaman
axreteahiret
ehlaqahlak
axu zarahu-zar, hasret, özlem
serdaén amaaneAile bireyleri kete-kebap, kuruyemiş vb. ile kızlarına ve kızının aile bireylerine aldığı hediyelerle kız evini ziyaret ederler. Ziyaretine gelen komşulara getirdikleri hediyelerden bir kısmını dağıtırlar. Sonraki günlerde de ziyaret gelen komşular, misafirleri evlerine davet eder ikramda bulunurlar
aidait
ayidait
wometeait olunan toplum
azanajan, ajanén: ajanlık
aqılakıl ~. dar: akıl hocası, 2. akıl veren, 3)yönlendiren
baqılakıllı, -en: akıllılık
xéğakılsız, 2. deli, 3.aptal
aqibetakibet
vir de biyaaneaklında olmak, 2. hatırında olmak
çhımra kherdeneaklında tutmak 2) gözüne kestirmek
aqıle xu sare xu kherdeneaklını başına almak
aqıle xu vind kherdeneaklını kaybetmek, 2. delirmek
xısımakraba, 2. hısım
aqrepakrep
dımpiştıkeakrep
lenġaksayan, topal
neksaksi, 2. inatçı, 3. ters, ~-e: vücudun üst yan kısmına gelen ani kramp
axşi, neksaksi, inatçı
sámakşam yemeği, ~-daane: ölmüşlerin hatırasına binaen akşama doğru birilerine götürülen yemek
sondakşam,~.e: akşama, akşamleyin, 2)yemin
de ha!al sana(anlamında) buyur bakalım (şimdi ne olacak? anlamında)
belekhalaca renkli, karışık renkli, ~.ın:alacalı
eleqaalaka, ~.dar:alakadar, ~.dar biyaane:alakadar olmak
ġabaralan sulamada ark’a açılan ve suya yol verilen ağız, (ağue khe čer vejiye venġde, ġabar buvırni: su aşağıya vardıysa seslen akarını değiştireyim.)
meydanalan, meydan
lağ kherdenealay etmek, dalga geçmek (pé sar lağ mekhe xırabo: el alemle dalga geçme günahtır)
alςağalçak (m)- yükseklik ifadesi
xapnaanealdatmak, 2. kandırmak, 3. yanıltmak
ġos pa nékutenealdırmamak, 2)onaylamamak
alemalem, herkes
hacétalet edavat, araç
khılealev
kılealev (kıla adır vejiyere asmen: ateşin alevi göğe çıktı)
rayberAlevi inancında din adamı, 2. yol gösterici, 3. rehber
koçhekAlevi inancında talipleri ziyaret ederken pir’e iştirak eden yardımcı
qhurialevi kırmančların şafii kürtleri isimlendirmesi, hitabı, (i qhuré, ma kırmanc me)
elevialevi- ~-yén: Alevilik
çhıralığAlevilerde pir’e-dede’ye verilen maddi değer, hakullah
elifbaAlfabe
texte çharialın kemiği
çharealın, ~.bes: alnı benekli,~-açhuğ: alnı açık, ~-pak: alnı temiz, 2) çare
asqataalış-veriş
tébatalışkanlık, huy, tabiat (tébate xora xér diyo saykhe: huyundan hayır mı gördü sanki)
öğrendileralışmış olan, 2)öğrenmiş olan
deşt pöredaanealkışlamak
heq teybéaAllah iyiliğini versin, 2)hiç mi akıl etmedin (anlamında yumuşak tepki vermek)
weli be to re boAllah iyiliğini versin, 2)sana yazıklar olsun
heqAllah, 2. tanrı, 3. yaratan ~.khena: Allah aşkına!, ~.o: tanrım!
xatır be tu, xatır be sımaAllaha ısmarladık,
emre héqAllahın emri
hekhmeta heqiAllahın hikmeti
ġuretealma, tutulmuş olan, tıkalı, ser~.: üstü örtülü
rotene-guretenealmak - satmak
ġuretenealmak- pe.~:tutmak, yakalamak, xu ser.~:üzerine almak- alınmak
alamanalman ~.ki. almanca, ~.én: Almanlık, alamân: almanlar Almanya: Alamanya
çhare rut biyaanealnı aşık olmak, alnı açılmak
zerdaltın sarısı, ~-biyaane: sararmak, ~.ıké hák: yumurtanın sarısı,
zernaltın, ~.én: altından
altunaltın, 2. ~.en: altından yapılmış olan 3. ~.nén: altından yapılmış olanlar
bınénalttaki
yamu yamuaman aman, mutlaka (ısrarlı tembih)
apAmca, 2. ~.o: amcaya veya yaşlı erkeğe hitap
emeleamele, işçi
emeletameliyat, ~-biyaane: ameliyat olmak
amirkhaamerika
wulleamma.., bilmem ki, 2. ne desem(emin olamama), ~-khe: amma da
sateAn
ġulbanġAnadolu kırmanclarında Pir’e hakullah verilirken, pirin okuduğu dua
khıla mıanam, bacım gibi
ancaxancak
adand, söz vermek, adamak, (ade mı ad bo khe: andım and olsun ki)
viranımsama, hatırlama
destındeanında
fam kherdene:anlamak, akıl etmek, anlayış
boraane, borayis,bortaisanlaşılmaz bir şekilde çok güçlü bir ses tonuyla bağırmak 2)büyük baş hayvanların bağırtısı
phéznanlık sanı, zan
qalanma
qal kherdeneanmak, sözünü etmek
mae, dayeanne
daye(dae)anne, 2)büyükanne
dakıleannecik, anne ~-mı: anneciğim
xafıldeansızın, aniden, birden bire 2. haberi olmadan
antıqaantika
zutıke/qeneanüs
bom(m), bome(f)aptal
Fitneara bozucu
mabénara, ilişki, 2.orta hol, (mabéne sıma ¢uturo?: aranız nasıl?, çe xu dı odey, zu mabéno: evi iki oda, bir hol)
simsarAracı
ġağanaralık (14 Kasım-13 Aralık)
taşeľe biyaanearalıksız uzun süre ağlamış olmak 2)çatlamak,
aremearama, ~.kherdene: arama yapmak, ~-esto: arama var
sae kherdenearamak, yoklamak
ere cı feteliyaanearanmak
arabarap, ~.i: araplar
arajiarazi
merxeardıç
xo dıma náde- qaytkhe-şerkheardına bakın, bak
balığarı kovanlarının konulduğu yer
mésearı, sinek, meş: arılar
arzaarıza, bozukluk
té dımaarka arkaya, 2. peş peşe
phışt vejiyaanearka çıkmak, desteklemek
riye peyarka yüzü
peyarka, ~.ser:geri, ~.niye:arkası, ~.do: sonra, ~.e kou: dağların arkası
albazarkadaş, 2. yol arkadaşı, ~.a tu kama(f), ~.e tu kamo (m) : arkadaşın kim?
qıyab dearkasından, onsuz
muriyearmut
qáxarmut elma kurusu, kak
arnavudarnavut
čewarpa
arsızarsız, ~-én: arsızlık
ersızarsız, ~-én: arsızlık
čıra mendenearta kalan, 2) geride kalmak
ver kheme ra xuartık yeter! direniyoruz
endiartık, (endi beso!: artık yeter!)
deartık, ~.de: yok canım! Hadi sende!
asaasa, değnek
esebiasabi, 2. sinirli, 3. gergin
murızasık surat, (murıze xu ardo péser: suratını asmış)
darde biyaaneasılmak, 2)darda olmak, zorda olmak
eskherasker 2)~.en: askerlik
alayiaskeri alay
čoruasla (mı čoru çiyo nánen nédiyo):hiç böyle şey görmedim
aslan, şeraslan
çéraslan yürekli, yiğit
havoreaşagıdan yukarıya
war kherdeneaşağı dökmek, 2. altına düşürmek, 3. aşağı düşürmek
céraşağı, ~.a:aşağıdan ~.en:aşağıdaki, hete-~:aşağı taraf, hete cér ser:aşağı doğru, aşağıya taraf
waraşağı, alt
cera be čoraşağıdan yukarıya, hata-~: aşağıdan yukarıya kadar
aşiaşı, ~-kherdene: aşı yapmak, ~-biyaane: aşı olmak
kabokaşık kemiği
asuğaşık, ~-biyaane: aşık olmak
perçh-pufaşırı derecede, patlarcasına şişkinlik
aşıreaşiret, aşir: aşiretler
esqaşk, sevgi, ~.ra: aşkla ~.de khewtene: heveslenmek, istekli olmak (eseqıyore cı: aşık olmuş)
thámaşureye katılan yemişler
ġazat eşek türü hayvanın ısırması- ~.kerdene:?
astorat, ~.e: dişi at, ~.o yağız: siyah at, ~.o kimet: kırmızı at, ~.o qır: beyaz at, ~.o demırkır: dor at
qese qalık babıkuatasözleri
adır vérdoAteş geçmiş(sönmüş)
astámateş küreği, hamur kesme küreciği
adır era čı fişteneateş tutuşturmak, yakmak
adır vorenoateş yağması (deyim), aşırı sıcağı, aşırı pahalılığı ifade etmek için kullanılır.
cae adirateş yakılan yer, ocak
we kherdeneateş yakmak
adır we kherdeneateş yakmak
adırateş, ,  (čae adir: ateş yakılan yer) 2. ocak, 3. şömine
adır várnaaneateşi söndürme eylemi
adır sılaynaaneateşi söndürmek,  (adır sılayiyo:  ateş sönmüş)
adır pa nénaaneateşi yakmamak, ateşi tutuşturmamak
adır pa naaneateşle tutuşturmak, yakmak
adır čı kutayisateşlenmek, ateş içinde olmak, 2. evham, panik yapmak, sıkılmak
adır de vesaaneateşte yanmak, 2)yüksek ateş yaşamak
kosebe adirateşten parça
rewanatın dört nala koşuşu, rahvan
horkatın otlaması için bağlandığı demir kazık
xu cer esteneatlamak, 2. kendini aşağı atmak
pırenatlet niyetine, gömlek veya fistan altına giyilen uzun entari
suvariatlı asker, 2. süvari
asporatlı, süvari
atmečeatmaca
seydav, ~.kar: avcı
soxteavanak
hewareavare, 2. boş gezen 3. aylak, ~-mendene/biyaane: boş kalmak
çikayisavazı çıktığı kadar bağırmak, 2. feryat etmek, (zere mı çhika: içim cız etti)
sevkanAvcı
ľapeavuç
saľa deştavuç içi, 2. aya
dewa vekiliavukat
dilaveravukat
apqatavukat, dava vekili
ġepeAvurt
asmeAy, mehtap (sewa asmé’ne: mehtaplı gece)
ayağ yoliyeayağ yoliye
ara pay wusteneayağa kalkmak, isyan etmek
basarağ giredaaneayağı gidememek
xu lingera kherdeneayağına giymek
payra cı naaneayak basmak
lınġeayak, ~-estene: adım atmak, ~-xu ver estene: ayak diremek, ~-pa kherdene: ayak sürmek (lınġa xora çema fiye: bize de uğra)
postalayakkabı, postal
pawura vıneteneayakta durmak
vilika rojayçiçeği
sewleaydınlık
roza roştiyeaydınlık gün, gün yüzü, (ma čoru roza roşti nédiye: Biz hiç aydın gün göremedik)
ayét, ayeteayetler, ayet
khudıkayı yavrusu
hes/heseayı, 2)~.be: sus! Kapa çeneni!
jüyenayıklama, ~.kherdene: ayıklamak
we çiniteneayıklamak, seçmek,  çinitene: biçmek
asma newuyeayın ilk hilal hali, (asme khe biye newuye, ekseri voreno: ay hilâle girdiğinde ekseriyetle yağış olur)
rabırnaaneayırmak
ce kherdeneayırmak, ayrıştırmak
céra kherdeneayırmak, boşandırmak
cé né kherdeneayırmamak (waxto khe qır kherdi, pil u qij čé nékherdi: katlettiklerinde büyük küçük ayırt etmediler)
mayısaylık, 2. maaş
aylığaylık, maaş
ayneayna
derezaaynı aşiretten olanların biribirine hitabı
zu čısnaynı cins, 2. birbirinden farksız, 3. tek tip
doayran, ~-várnaane: ayranı ateş üzerinde devamlı karıştırarak kaynatmak
ayrı, 2.kendi başına, ~-biyaane: ayrılmak, 2. ayrı hane kurmak ayrı, 2.kendi başına, ~-biyaane: ayrılmak, 2. ayrı hane kurmak
rabırıyaaneayrılmak- 2)-den kesilmek
cera biyaaneayrılmak, 2.parçalara ayrılmak
senıkAz
qıtaz, 2. az bulunan, 3. kıt
hebe be hebeazar azar, damlaya damlaya
aznoazdırmış
nakheazı dişi
xo ver daaneazim göstermek, direnmek
BB
pibaba
zeyiyén amaaneBaba evinin kızlarını yeni evlerinde ziyaretinden bir müddet sonra, kız kete-kebap ile baba evine ziyarete gelir. Bir müddet kaldıktan sonra baba evinden dönerken kızın ihtiyaçlarının yanında belli başlı(altın, değerli eşya, hayvan) hediyelerle koca evine döner.
bawobaba’ya hitap, 2)~.gori: yaşca küçüğe şevkat dolu hitap, ~.gurban: kurban olduğum anlamında sevgi ifadesi, ba bawo!: bir şeyi ifade etmeye çalışırken babacığım, kardeşim! söylemi ile izaha girme çabası
bakılbabası
babobabaya veya yaşlı erkeğe hitap
baba yigıtbabayiğit, güçlü, kuvvetli, ~-en: babayiğitlik
torın/torınebabayiğit/güzel
paľebacak, paľ(l ->vurgulu): bacaklar, pala jüye: bacağının biri, palane xu rakhe: bacaklarını aç
qorbacak, 2)toplu yemeklerde, gurup olarak sıralı yemeğe oturma (na qorde doman ronise bure, qorena ki cenik ronise: bu sefer çocuklar oturup yesin, bir daha ki ne de kadınlar otursun)
pétıkhebacak, incik
bacanağbacanak, eşleri kardeş olan erkekler
qurımbacaya yapışan, bacada kristalize olmuş is, ~-kherdene: kapris yapmak
waw-braénbacı-kardeşlik
né wae..bacım.. (né wae ez kamira von: bacım ben kime diyorum?..)
vamebadem, 2) söylüyoruz
qırıkhebağ budama vb. işlerde kullanılan orağa benzer bir çeşit küçük dehre
bağbağ, ~.e hengure: üzüm bağı, 2) bitki destelerinin bir arada tutulması işlemi
čematki roniştenebağdaş kurarak oturmak
musteqilbağımsız, müstakil
ware warebağırarak ağlayanı ifade eden söylem
zırçhaanebağırmak, 2. feryat etmek
loqleybağırsak
barr-barbağırtı, feryat, ağlama sesi 2)acımasız, kaba
giredaaneBağlamak
pa/pıra bestaabağlı-ilgili, 2. yapışık
bestaebağlı, bağlanmış olan, bestaane: bir yere bağlamak
manebahane, 2. neden, 2)anlam 3)engel, ~-kherdene: bahane etmek, (çiye khe qısmet nébi, čaade mane vejino: bir şey kısmet olmazsa bir yerden bahane çıkar)
baxçhebahçe, xas -~: has bahçe
bahriyabahriye, deniz askeri, denizci
bextbaht, be.~:bahtsız- ~.o şa:kara baht, kötü talih
mot biyaanebakakalma, 2)şaşırma, 2. hayret etme
paxırbakır, ~-guretene: ishal olmak
dukanbakkal, ~.ci: bakkal tuhafiye, mağaza v.s. küçük işletme sahibi
baqalbakkal, ~.iya: bakkaliye
nádaane/ şer kherdene/ qayt kherdenebakmak, (mıkhe tey ná da, sermayiye: ben ona bakınca, utandı)
şer kherdenebakmak, 2. seyretmek
hemgénbal, mésa-~: bal arısı
saqbaldır, sáq: baldırlar
boldızebaldız
belğembalgam
mosebalık, ~.ber: balıkçı, (tae ağue khene qılerın, táa mose peycéne: bazıları suyu bulandırır, bazıları balık tutar)
balqonBalkon
balonBalon
torjenbalta, dıme torjén: balta sapı
vayrozbalyoz
sıma phışt bıde mı!bana arka çıkın, 2. destek olun
mı rebana, ~- çhı khe: bana ne, bana ne ki
bındestiyebandıra altında olmak, özgür olamamak, baskı altında olmak
panġebanka
ağoe xore kherdenebanyo yapmak, duş almak,
barazBaraj
bardağbardak
hastiyeBarış
hastbarışık, ~.biyaane: barışmak, ~-né biyaane: barışmamak
weré amaanebarışmak
were né amayisbarışmama
were ardisbarıştırma, arayı bulma
were ardenebarıştırmak, arasını bulmak
balebari, hiç olmazsa
barutbarut, je-~.iyo: barut gibi
dawasnaanebastırarak sıkıştırmak
wuşira deştbaston, 2)kullanmak üzere elde tutulan çubuk
çhoġanebaston, asa
saredezbaş belası, 2. baş ağrısı, ~.naane: başını ağrıtmak, 2. başını şişirmek, 3. üzmek
hire şiyaanebaş dönmesi
pé şikáanebaş edebilmek
zuğur kherdenebaş göstermek
leçheġebaş örtüsü
sare weşiyebaş sağlığı
xatır ġormağénbaş sağlığı dileme
sare ser amaanebaş üstü gelmek, 2) başına gelmek
sarebaş, 2. kafa, ~-bırnaane: kafasını kesmek, ~-wedardaane: başkaldırmak
serevde kherdenebaşa kakmak, yaptığı iyiliği yüzüne vurmak
destberénbaşarı, beceriklilik, desteber amaane: elinden gelmek
xırtbaşarılı, cesaretli, güçlü
basçhawuşbaşçavuş
sare qotbaşı açık, 2. çıplak kafalı
sare ġuretenebaşı ağrımak, 2. baş ağrısına hasıl olmak
ver vınetoğbaşı çeken, lider
sare sıkıtebaşı kırık, ucu kırık
sare piştaabaşı sarılı, 2. başı örtülü
salmekibaşıboş, 2. rastgele, ~-feteliyaane: başıboş gezmek
sare mı serbaşım üstüne, 2. hay hay, 3. tabii ki
sare çhımane ma serbaşımız gözümüz üstüne
sare xu werdenebaşına iş açmak, 2. başını belaya sokmak, 3. kendini harcamak, 4. hayatını mahvetmek
bı piyeneBaşında beklemek, gözetmek (erečı bı piye čaare meşero: gözetle bir yere gitmesin.)
sare xu thikh ġuretenebaşını dik tutmak
sare xu berz kherdenebaşını kaldırmak, 2. baş kaldırmak, 2) kısmen rahatlamak, fırsat bulmak
sare xu xuver naanebaşını önüne eğmek
sare werdenebaşını yemek, hayatını yitirmesine sebep olmak, 2)başını şişirmek, başını ağrıtmak
sare xu şutenebaşını/saçını yıkamak, 2. banyo yapmak
čaenabaşka bir yer, ~.de: başka bir yerde
ğerzabaşka, ~-tora khes çino?: senden başka kimse yokmu?
zobinabaşka, başka türlü
çiyenabaşka, bir şey daha
serokbaşkan
çitıkhebaşörtüsü
çhapebaşparmak ile işaret parmağı arasındaki uzunluk
çit-kulabaştaki örtüler
batağbatak
vao ġermbatıdan esen sıcak rüzgâr
pa/pıra şiyaanebatma
pede şiyaanebatmak, gömülmek, 2 akıp dışarıya sızmak
bolmıs biyaanebayılmak
gort vetenebayır ve meşelik alanların temizlenerek sürüme elverişli hale getirilmesi işlemi
phepuġbaykuş
piyo korbaykuş
phephukbaykuş (vane khe ware insande wendena phephug rınd niyo: derler ki insanın hanesinde baykuşun ötmesi iyi değilmiş)
ġeġanebazen, 2. arasıra, 3. zaman zaman
géġanebazen, arasıra, zaman zaman
deģme debazen, seyrek olarak
ġe ġebazı bazı
taa/ taebazıları, 2. bazısı, bir kısmı,  ~.khes: bazı kimseler
taebazıları, 2. bazısı, bir kısmı,
tayinebazıları, kimileri
bese kherdenebecerebilmek, üstesinden gelebilmek
bese né kherdenebecerememek
besebeceri
badiwaBedava, karşılıksız
zawut daanebeddua etmek
qayilbeğeni, ~-biyaane: beğenmek
qayilénbeğeni, memnuniyet, 2.hoşnutluk
tew tew tewbeğenilmeyen bir şeye verilen alaylı tepki
begamıs biyaanebeğenmek
qayil biyaanebeğenmek, razı olmak, 2.hoşnut kalmak
welečağbeklenmeyen bir anda vuku bulan şey, kaza
ağoa mánibel suyu, meni
mánebel, ~.o bari: ince bel, ~-hermu: omuzlar arasındaki sırt bölümü
bélebel, bir tür kürek, 2)bir çok, bir sürü
tepečeġbel’de ayak basılan bölüm
belabela, dert, 2. başkasının başına musallat olan, 2)~-biyaane: bela olmak, 3) ~-tore béro: başına bela gelsin, 4) heq belaa xode to do: Allah belanı versin, 5)~.e xu di: belasını buldu, sarere~-biyaane: başına bela olmak
salebele bağlanan kuşak, şal
belediyabelediye
ġılangbelik, saç örgüsü, ġılanģ:belikler
belkábelki, ~-ki: belki de, belkéna:belki de
beliyobelli
sımsıpe/ çhınġsipebembeyaz
ezBen
ben
ezkhe ezuben bensem.., ben ki benim..
ez vonben diyorum
ez be toraben le sen
ez sevon, u se vanoben ne diyorum- o ne diyor
rubelékbenekli kara(ilkbaharda karın toprak üzerindeki benekli görünümü)
bara mırabenim payımdan, 2)benden yana, kanaatimce
bendbent, set, duvar
benzınbenzin
beratberaat, ~.biyaane: beraat etmek, 2)berat, diploma
beraber, 2. birlikte, beraber, 2. birlikte, ~-biyaane : birlikte olmak, beraber olmak, ~-pá guretene: beraber almak, ~-huyaane: birlikte gülmek, ~-pá sa biyaane: beraber mutluluk duymak, sevinmek ~-werdene: birlikte yemek
teyberaberinde, 2. birlikte, ~-ro(tedero): içinde, dahil, ~-tey! tey!: oyun oynarken atılan nara
berbatberbat, kötü
berberberber, ~.xane: berber dükkanı
berdosberduş, avare
berekhetbereket
berxudar beberhudar ol
natberi, 2. bu yan, ~.a: bu yana, ~.a bota: bu yana - o yana
zalalberrak, 2. temiz, 3. bulanık olmayan, 4. duru
qelewbesili, 2. şişman, 3. dolgun
weyiyebesleme(sahiplenilerek büyütülen kişi)
weyiye kherdenebeslemek, bakmak, korumak
phončbeş, ~-be bonč: beşer beşer
besıġebeşik
derġuseBeşik, wayra derġuse: bebeği olan kadın
beġbey
beyanbeyan, bildirim, açıklama, söyleme
sıpibeyaz
darasıpiyebeyaz ağaç, akağaç
sıpe kherdenebeyaz görünmek, beyazlatmak
çhıftexaşibeyaz patiska
khez/khezebeyaz tenli
şisıkhbeyaz tombul(çocuklar için kullanılır) ~-e: beyaz tenli
sıpebeyaz, ~.la beyazlar giymiş olan, 2. beyazlı
sıpıye/qezebeyaz, beyaz tenli
qırbeyazımsı, kır
sıpe biyaanebeyazlaşmak
çhelebibeyefendi, kibar, terbiyeli kişi
mezġbeyin
paçh/paçhıkbez parçası, (bi peroz mı hona paçhe domanu né şüt: öğlen oldu, ben daha çocukların bezlerini yıkayamadım)
bézarbezgin
bezırganbezirgân, tacir
karďbıçak, ~.á alafranġe: iki tarafı da keskin bıçak
wuişşbıkkınlık ifadesi, 2)hayret ifadesi
huba kherdenebıkmak, yılmak, yaka silkmek
raverdaanebırakmak geçmesine izin vermek
ča verdaanebırakmak, terk etmek, 2. ayrılıp gitmek, 3. geride bırakmak
zımél(jimél)bıyık, ~.ın: bıyıklı
bičurbicur
çinitaebiçilmiş olan
çinitenebiçmek, we-~: ayıklamak
badéna, badobilahare, peyder pey, sonra
xebere daanebildirmek, 2. haber vermek
zanıtoğbilen, 2. bilgili, 3. bilgin
bilatebilet
ğartbiley taşı
bilazıġbilezik, bilazig: bilezikler
zanbilgi
malimatbilgi, malümat
bilasabilhassa, özellikle
tereqiyaanebilinçsiz kaçış, (wusar khe bi ġoké sawi ġeġane tereqine ra, bené vinď: ilkbahar olduğunda körpe danalar bazen kaçıp kaybolur)
yeno zanıtenebilinebilir, 2. bilinmesi mümkün
zanıtebilinmek, 2. bilinmiş olmak, 3. bilinen
zanıtene/zanayisbilmek
zanaanebilmek, 2. biliyor olmak
nöz khebilmem ki, nasıl yapsam
né zanaanebilmemek, 2. bilmiyor olmak
čınisebin
hazarbin, ~.e:öd suyu, ~-pırtık: kırk bayır(hayvanda), ~-thamar: koyunlar yıkanırken söylenen bir söz
dehbinek hayvanı için kullanılır- ~.kherdene: dehlemek
bınpizebinek hayvanlarında koşumun (semerin) kolanı
BingolBingöl
ÇewlıġBingöl
čıniştenebinmek
ere čı niştenebinmek
mordemobir adam.. ~-čırmın: suçlu, ~.de rındo: iyi bir adam
azgélabir ağaç türü
zu fekhra qesey kherdenebir ağızdan konuşmak, ağız birliği yapmak
té arebir arada, 2. bir araya
té are ardenebir araya getirmek, teşkil etmek, 2) organize etmek
rey qayt bino khebir baktım ki
tewrénabir başka çeşit, 2. değişik
telizbir çeşit çuval
fısa héşbir çeşit zehirli mantar
çhutebir çift (na raa khe şine sukhe xore çüte postalu bicér:bu sefer şehre gittiğimde kendime bir çift ayakkabı alayım)
dolımenabir daha ki sefere, (na rae ez, dolımena ki tu su biya: bu sefer ben, bir daha ki sefere de sen git getir.)
reynabir daha, tekrar
zu sewebir gece
qotıkbir hastalık ..?
çhorbir hastalık, dert, 2)veba
vičoebir karış
karikhebir kez doğurmuş genç keçi
reyi khebir kez, 2. bir sefer, 3. bir defa
reyi(rae)bir kez, defa, 3. kere ~.na: bir daha
şınıkhebir kodun dörtte biri
thowabir şey, (thowa zanena, né zanena?: bir şey biliyor musun, bilmiyor musun?)
çiyebir şey, (mıre çiye lazımo ama fetelün né vinon: bana bir şey lazım ama arıyorum, bulamıyorum)
ver remaanebir şeyden kaçmak
adır pıro gınaanebir şeye ateş düşmesi,  (adır gına cane mıro:  canıma ateş düştü, ateşlendim)
rıkha kherġebir şeyi yapmakta ısrarlı olmak, tavuk inadı
xatıre çiye daanebir şeyin veya birinin hatırı için bağışlamak
tekénabir tane daha, (e khe esté tekéna dana mı: şayet varsa bana bir tane daha verirmisin)
heto zurabir taraftan, bir açıdan
qurnıġbir tür bitki
qizabir tür kuş
biyo nébiyobir varmış bir yokmuş, 2)olmuş mu olmamış mı ?
mozıkbir yaşındaki dana, ~.e: düve
čae debir yer de
čaerabir yerden
kırısnaanebir yerden bir yere taşımak
čaera vejianebir yerden çıkmak
hete ra amaanebir yerden, bir taraftan gelmek
taa(tae) čabir yere kadar, 2. bir bakıma, 3. bir yerde, 2) bir bölüm, bir kısım, bir parça
tae čabir yere kadar, 2) bir bölüm, bir kısım, bir parça, ~-y: bazı yerler,
čau ra vejianebir yerlerden çıkmak
zu serebir yıl, 2. bir yıllık, 3. ~-de bir yaşında olan, 2)bir yıl da
weyretbir yöredeki akraba toluluğu
ġundbir zaman dilimi, bir zamanda
zamanena rabir zaman sonra, 2) bir süre daha, 3) başka bir zaman
zubir, ~- çhım: bir göz, ~-kherdene: birleştirmek, 2) eşit kılmak, eşitlemek,
tayinabiraz daha
hebenabiraz daha
tenı(tene)biraz, 2. az, ~.ké: birazcık
viçhikébirazcık, küçücük
jübin restenebirbirine yetişmek
jübin zanaanebirbirini bilmek, tanımak 2. birbirinin ne mal olduğunu bilmek, 3. karakterini bilmek
jübin diyaanebirbirini görmek, 2. görüşmek 2) birbirini anlamak, anlaşmak
jübin werdenebirbirini yemek, 2) birbiriyle didişmek
jübinbirbirini, ~.ra: birbirine, 2. birbirinden,~.ra bestene: biribirine bağlamak
khelazbirden fazla “ögüre” gelmiş(çiftleşmiş) inek
yerğatbirden fazla ırgat, işçi, tarım işcisi,  ~-kherdene: imece yapmak
jükékhbiri, 2. bir tane, 3. biricik, ~.én: tek olma durumu
pérabestaebiribirine bağlı
té destra kherdenebiribirine düşürmek
pa zeleqnaanebiribirine yapıştırmak
sınaynon re jübirine benzetiyorum
ere cı sınaynaanebirine benzetmek
somotnaanebirine bir şeyle sertçe vurmak
dıdan mordenebirine istediğini yaptırabilme gücünde olma
ġulera darde biyaanebirini veya bir haberi beklerken meraktan ölmek.. gibi
xatır ver sanaanebirinin hatırına bağışlamak
pişöndbirinin yediğinden arta kalan
vera daanebirinin yerine vermek, 2)karşılığında, mukabil
finıkhbirkaç aylık köpek yavrusu
xozanbirkaç yıl üst üste ekilmemiş olup, yabani otlarla kaplanmış arazi, tarla
jü biyaanebirleşmek, 2. bir olmak, 3. eşit olmak, (béré pöre jü bime: gelin hepimiz bir olalım)
jübénbirlik, 2. teklik, 2) beraberlik, birliktelik, eşitlik
pá sa biyaanebirlikte sevinmek
párébirlikteler, páén: birliktelik, beraberlik
čıra vetenebirşeyden çıkarmak, ~-kherdene: ayırmak, keserek koparmak
alanġebirşeyden yoksun kalmak, çaresiz kalmak
bısımlaybismillah
nutıkhebit yavrusu
rıskhebit yavrusu
aspızebit, rıskhe:bit yumurtası, nutıkhe: bit yavrusu
xelesnaanebitirmek, 2. kurtarmak
qedenaenebitirmek, tüketmek
hencbitki kök dalları
aspızınbitli, bitlenmiş olan
bitlısBitlis İli
qedayisbitme, tükenme
rewuyaanebitmek, topraktan bitmek, (her çi koka xo ser reüno: her şey kökü üzerinde biter)
bıqediyobitsin, endi -~: artık bitsin
mabiz
ma be xubiz kendimiz
maki va..bizde dedik..
vatena verenura ġorebizden önce yaşamış olanların söylediklerine göre
bara marebizim payımıza.. 2)bizden yana.., kanaatimizce
boğeboğa, henüz çifte sürülmemiş erkek sığır 2)iriyarı, güçlü (mecazi benzetme)
khewt weboğanın ineği aşabilmesi(aşılaması)
qırtıkheboğaz
xenekiyaaneboğulmak, xenekiyo: boğulmuş, xenekiyé: boğulmuşlar
boxçhabohça, boxçheci: bohçacı
ġolale sıľbok böceği
üfrit panġesiye ra erzenobol keseden atıyor (deyim)
deyrabol, çokça, (venġa dinude, ġost deyrao béré buré: onları da çağırın et bol, gelip yesinler.)
thıpu thal, thıp thalbomboş
morekheboncuk, morekha nezér: nazar boncuğu
mırčoneboncuktan, gümüşten bilezik
déndaaneborç vermek
dénborç, ~- ġuretene: borç almak, ~.dar: borçlu, ~-kherdene: ödünç almak, borç almak
vıre vıreboş konuşma,
thalboş, 2) acımtrak
zayeboşa, boşuna
verdaaneboşamak, 2. -~ de!: boşa!, de-~.:dökmek
ha vaze ha vazeboşuna, istediğin kadar söyle
leseboy
bezneboy pos, endam (bezna xuya rındekhe: boyu posunun güzelliği)
qılafetboy-pos, 2. vücut
boyaboya, ~.ci: boyacı
zeğerboyca küçük köpek
vera biyaaneboynunda olmak,
iştiriboynuz, 2)gözyaşı, 3)ustura
kolboynuzsuz
vıleboyun,  ~-kolınd: boynu kalın
welıġboyundan askılı, belden arkada bağlı, boydan ön cepheyi kapatan giysi, 2)tuta
nireboyunduruk
khılameboyundurukta bulunan ve öküzün boynunu yanlarından saran iki çubuktan her biri
kılameboyundurukta öküzün boynunu iki taraftan çevreleyen ağaçtan veya demirden alet, 2) zevle
çhılqbozuk, hako çhılq: bozuk yumurta
velıkhböbrek
lulıkböcek
qoraaneböğürme
böreġebörek
ná ama-ná ki şiböyle geldi, böyle de gitti
ná da, ná ki ġuretböyle verdi, böyle de aldı
a náböyle, a ná?: böyle mi?
nánenböylesi, böyle mi
nu(m)/na(f)bu
ana(f)bu (f)
a nubu (m) anu?: bu mu?
xıtame na asmedebu ayın sonunda
emsubu gece
ewro eyambu gün
na rozubu günler, ~.ra/de: bu günlerde
nu xu se kheno(m), na xu se khena(f)?bu kendini ne yapıyor?, (nu xore se kheno hén?: bu kendine ne yapıyor öyle? nu xore khe hén kheno, kam çhı zano tore se kheno?: bu kendine böyle yapıyorsa, kim bilir sana ne yapar?)
nafabu sefer
ebe na hesabbu şekilde, bu hesapla, bu hesaba göre, bu gidişle
na heturabu taraflardan
na hetrabu taraftan, bu yandan, (na hetra şi, wu hetre ama: bu taraftan gitti, o taraftan geldi)
naverbu yaka, ~.a: bu yakada
na hetbu yan, 2. bu taraf
na yem-do yembu yanı-diğer yanı
na(f), nu(m)bu, na paréna(f), nu paréno(m): bu geçen seneki
ewrénbugün kü
ġenımBuğday
daqoq kherdenebuğday vb. tahıl ürünlerini döverek sapından ayırmak
puxurbuğu, buhar
DéreBulanık ve Zurun köyleri arasında kilisesi son zamanlara kadar kalabilen eski ermeni köyü
bulğırbulgur
dıstárbulgur, çorbalık yapmak için elle çalıştırılan değirmencik
erfebulmaca
péda kherdenebulmak, tedarik etmek
ama diyane, yeno diyanebulunur
hewrbulut, (hewir ġırané, tersan çhım khe bıvoro: bulutlar yoğun, korkarım ki yağacak)
khemer damis nébenobuna taş dayanmaz(acılı durumda söylenir)
nayinebunları, ~.ra: bunlardan, ~.ki: bunlar da
nazabura, burası ~-de: bura da, ~-ra: buradan
itikhabura, burası, ~.de: burada
itkaburası, bura
kusneburçak
burğiburgu
pırnıkhera ardeneburnundan getirmek
vınburnundan konuşan
fırneburun (hayvanlar için kullanılır) 2)kızgınlık anında insanlar için kullanılır(na fırna xuya torıne: amma da güzel burnu varmiş!)
phozeburun kaldırma, havalara girme, (phoza xu darda we sono: Burnunu kaldırmış gidiyor)
pırnıkheburun, ~.berz kherdene: kibirlenmek, burnu havada
pozmıkburuna takılan halka, hızma
permelnaaneburuşturmak
čemedbuz, ~-ın: buzlu, aşırı soğuk, ~-iyaa: donuk, donmuş olan
buzxanebuzhane
tadaanebükmek, 2. döndürmek, 3. çevirmek, 4. burmak
tadaabükülü, 2. burulu, 3. çevrili
bılbılbülbül
sera ser:büsbütün, 2. baştan başa, başa baş
lengeribüyük boy bakır tabak
badiyebüyük çukur tas
xaşiyebüyük çuval
qeso ġırsbüyük laf
kérimbüyük, 2. yüce, 3. kerim, 4. muktedir
pirıkhebüyükanne, 2) örümcek, 3)uyuşmak (ustnora khe lınġa mı biya pirıkhe: kalktığımda ayağım uyuşmuştu)
sılbüyükbaş dışkısı, ~.and: gübrelik
naxırbüyükbaş hayvan sürüsü, 2. sığır
çholıxeBüyükbaş hayvanları bağlamak için genellikle meşe ağacından yapılan boyunluk
kherem kherdenebüyüklük etmek
CC
ČČ
čačığcacık
čadecadde. ~.ra: caddeden, ~-arebu: anayol, araba yolu
čayılcahil, toy, ~-én:cahillik
çhasuscahsus
čamcam
čambazcambaz, ~.én: cambazlık
čajiyecambaz, rol kesen kadın
čamekancamekan
čamiyecami
čancan
čan weşiyecan sağlığı
čandaanecan vermek(ölmek), 2)kazanç sağlamak
čaneCanan
čınawurčanavar, vahşi hayvan
pi yu bıracanım (babam, kardeşim
čan čı daanecanlandırmak
čawo wes tey néverdaybicanlı yeri kalmamıştı.
čacimcecim, koyun yününden renkli motifli yaygı
čenemecehennem
çhaketceket
čemcem, 2.ayin ~-giredaane: Cem bağlama ritüeli
čemaatcemaat, 2. topluluk, ~.e ramet: kalabalığın selamına karşın kişinin cemaati toptan selamlaması
čemiyetcemiyet, 2. dernek
čaigcémre
čenezacenaze
čenetcennet
cevcep
čebxanecephane, mühimmat
céryancereyan, elektrik, 2)hava akımı, 3)~-daane: elektrik vermek
česeretcesaret
thawrenais/thawrenaanecesaretlenmek, yeltenmek (né thawrené ara ma ser kuye: üstümüze gelmeye cesaret edemezler)
xu ver daanecesaretli davranmak, atak davranmak
česedcesed
čendeġceset, 2) iskelet, 3) hayvan leşi
česurcesur, ~-én: cesurluk, cesaret
četvelcetvel
čevabcevap
čevhercevher
čırmceza bedeli
čezaCeza, ~.guretene: ceza almak, ~.werdene: cezaya çarptırılmak, hüküm giymek
čezvecezve
çiv çivcıvıltı, 2.kuş sesi
çhızırticızırtı
ciġereciğer, ~.a sıpıye(pısıkhe): akciğer, ~.a:şáe: karaciğer
ciġera mıciğerim, 2.canım (sevgi ifadesi için kullanılır)
ciğerciğerler
cilacila
qeşeriyaanecildin soğuktan yıpranması
seleqnaanecildin tahriş olması
xebiscimri
nekhescimri, paylaşmayan
čın – pericin, peri
cirıtecirit
çhélıkhecivciv, çélik: civcivler
čomerdcömert, ~-én: cömertlik
yenecuma günü
pee yeni/semecumartesi
čubbecübbe
čucecüce
čučecüce
čunubetcünüp
čuretcüret
čızdancüzdan
ÇÇ
wuşireçabuk
herbiçabuk, 2. hemen, ~-herbi: çabuk çabuk, 2. bir an önce
çhadıreçadır
çhağçağ, zaman
çhaqalçakal
çhağılçakıl
zıq biyaneçakılıp kalmak, 2. dikilip durmak(hayvanlar için kullanılır)
çhaqırçakır
adırġeÇakmak
çhaxmaxçakmak
khemera çaxmaxiçakmak taşı
çhali çhırpiçalı çırpı
pétçalışkan, (harde mara mordeme pét vejine: toprağımızdan çalışkan adamlar çıkar)
ġuriyaaneÇalışma
waxte ġurenaaneçalışma zamanı, iş zamanı
ġurayisçalışmak, 2)gürlemek
tıra çharnaaneçalkalamak, 2. su veya başka bir sıvı ile çalkalamak
tırteneçalmak, 2. aşırmak, 3. hırsızlık
çhameçam, dara-~: çam ağacı
pısaçamaşır lastiği(ipi)nin takıldığı yer
çhamúrçamur- ~-ın: çamurlu, ~.a mile: mil çamur
çhanteçanta
çhapçap (çape na hégay çıxaşiyo bao? bu tarlanın çapı ne kadardır babam?)
khılé khıléçaresizlik içinde ah vah anlamında, anam anam.. gibi
sımóndçarık bağı
sırmçarık tamir edilmek üzere kesilmiş ince deri parçası
çharıxçarık, sımondé -~: çarığın bağcıkları
çherxçark, 2.dönem, saltanat, (su xızır pasa su, çherxe tuki roze şikino: Yürü Hızır Paşa yürü, gün gelir seninde çarkın kırılır.) 2) kesici aletleri keskinletmek için düzenek, 3)pervane
çharsefçarşaf
çharsemeçarşamba
çharşiçarşı
çhatmıs kherdeneçatmak
çhewdereçavdar
çhayçay, ~.danlığ: çaydanlık, ~.xane: çayhane
çhayıreçayır
merġeçayır
çhayır çimançayır çimen
pirbabÇaykomunda toplum önderi,dini lider
çhakuççekiç
nizam-intizamçekidüzen, disiplin, ayar
wunciyaaneçekilmek, 2. çekilip gitmek,
çiġıteçekirdek
dendıkheçekirdek
çhekçhekheçekirğe
kasçekme, 2) yar(derin yamaç), ~-kherdene: çekmek, ~-kherdaa: çekilen
wunčaisçekme, bir yerden bir şey çekme
kherdénçektirilen eziyetler (derdo derdo kherden ke yene mi vir)
şakulçekul
ġılbaneÇelenk
polatçelik, 2)çok sağlam, çok sert
lınġe ver esteneçelme takmak, 2)itiraz koymak(deyim)
çheltıġçeltik
çhemberçember
çhenıkhe/çheneçene, ~-kherdene: çene yapmak
çhengelçengel, kanca
çherezçerez
çherkezçerkez
çhermıkheçermik
kesitçeşit (ma uki kesidewo canım)
késitçeşit, (ma u ki kesideo čanım: o da çeşit çeşit canım)
heniçeşme, 2. kaynak, ~.ye waru: yayla çeşmeleri
çhete/qoleçete
čeyizçeyiz
çheyreġçeyrek
ÇHÇH
çherçheveçherçheve çerçeve
kherġaneçıban
çhığırçığır, karda patika yol, ~-ra kherdene: çığır açmak
waqaaneçığlık atmak, bağırmak, feryat
menfaatçıkar, menfaat
veteneçıkarmak,
vejiyaaneçıkmak, çıkagelmek, çıkarmak,  tever.~: dışarı çıkmak
harçılgın, 2)kudurmuş, ~.biyaane: çılgınlık 2)hareketli, yaramaz
zınġaaneçınlamak, 2. zıngırdamak
çhıplağçıplak
vı(e)raniyeçıplak kalmak, 2. viran, 3. çıplak,
rutçıplak, ~-be!: soyun!, ~-biyaane: soyunmak, çıplak kalmak ~-kherdene: soymak, üstündekileri çıkarttırmak
vıran verdaaneçıplaklaştırmak, yoksun bırakmak
çhırağçırak, ~.én: çıraklık
çıpçıplağçırılçıplak
vilikheçiçek
çhiçheġeçiçek
çift kulplu büyük kazan
çhıtmeçifte
çhutmeçifte
çhıfteçifte, 2) tek veya çift namlulu tüfek
çhut be çhutçifter çifter
kalçiğ (ette), 3. olgunlaşmamış (sebze ve meyvede)
parzunçiğ sütü süzüp temizlemek veya çalkalanarak kıvamına getirilmiş ayranın yağını ayıklamak üzere süzmek türü işlerde kullanılan tül- ince bez- süzgeç
cüyiteneçiğnemek
cüyitaeçiğnenmiş olan
qurçhıkçimdik
çimantoçimento
asıqçingene, gezgin çalgıcı, ~-en: çingenelik, dilencilik
çivitçivit, 2. mavi renkli bitkisel toz boya
čızmeçizme
şuaneçoban, şuanén: çobanlık
ra kotaaneçocuk doğurmak- doğum yapmak- yükselmek- doğmak
domançocuk, ~.én: çocukluk, domán: çocuklar, ~.ekh: küçücük
ewlade ewladuçocuklarının çocukları, torun
zaf kherdeneçoğaltmak, 2. arttırmak
zaférçoğunlukla
isotçok acı, 2)yerinde durmayan, 3)asabi
ġeste merdeneçok acıkmak
ceser koteneçok çok yorulmak, hali kalmamak
zaf zafçok çok, 2. en fazla, 2)niyahetinde
pernaaneçok hızlı kovalamak, 2) başka bir yere sürmek 3) čı~.: sokuşturmak
pize fekra amaaneçok korkmak, yüreği ağzına gelmek, 2)çok koşmaktan nefes nefese kalmak
zon fekte çinebiyaaneçok sessiz, 2. durgun, 3. ağzı var dili yok gibi
alla sukırçok yaşa(hapşırırken)
zafçok, 2. hayli, 3. epey, ~-biyaane: çok olmak, 2. çoğalmak,
jedeçok, fazla
bolçok, pek fazla, epeyce, ~-lığiye: bolluk, varlıklılık
zafénçokluk
zav jeçhçoluk çocuk
çhel-çhukçoluk-çocuk
puçhıkçorap, puçik: çoraplar
thatçorapta, ayak ucundan bileğe kadar olan bölüm, (thate puçi)
gérm(m->yumuşak)çorba, ~.á doyine: ayranlı çorba, ~.a puneyene: naneli çorba
thoraqçökelek
avrenčçökelek, peynir basmak(muhafaza etmek) için kullanılan işlenmiş deri, tulum
çholçöl
zibilçöp
çhopçöp, ~-çi: çöp toplayan kişi, çöpçü
hal kherdeneçözmek, çözümlemek, yoluna koymak
rabıjiyaaneçözülmek
çüyeçubuk, sopa ~.ra purodaane çubukla vurmak, 2.sopalamak
çhaleçukur
čılıkçul
çhalçuval
avrécçuval ağzı dikmek için kullanılan kılda yapılma ip
çalçuval, ~.o teliz: teliz çuval
ġoçenÇuvaldız
çhımkheçünkü
çhurıġçürük, ~.vejiaane: çürük çıkmak
poyiyaaneçürüme, poyın: çürümüş
çhurmıs biyaaneçürümek
xerepiyaaneçürümüş olma
DD
dadiyedadı
pheskofdağ keçi - koyunları
dar u berdağ taş
kodağ, ~.e Qaf: Kaf Dağı, ~.e Heyderiye: Haydar Dağı
manıkhedağarcık, (deriden torba)
ağme biyaanedağılmak, 2.birarada olmamak
vıla kherdenedağıtmak, 2. paylaştırmak
ağme kherdenedağıtmak, yaymak, ayırmak, paylaştırmak, bölmek
dağ kerdenedağlamak
ġıle kowudağların tepesi
xonadaha şimdi, 2)az evvel
tım tımdaima, 2. her zaman, 3. devamlı (bure helal bo, tım tım çe ma nina: ye helal olsun, her zaman evimize gelmiyorsun)
daymadaima, her daim: her zaman
dayiredaire, 2.resmi makam- ofis
dairadaire, işyeri, makam
deqadakika, a~.: o dakika
textuladaktilo
çhetdal
serpezdalak
turo daanedaldırmak
bondam, köyde geniş amaçlı kullanılan ev mutfağı, ~-e çeyi: ev damı, ~-e harď: toprakta ev, kerpiç ev
asméne fékdamak
thamaredamar
zamadamat, 2. enişte
demğedamga, onay
dılápdamla, ~.kherdene: damlamak 2)damlıyordu
qulbadamları tepeden ışıtan ve havalandıran baca
tentenedantel
sata tenġedar gün, dar zaman, dar an
tenġdar, ~-kherdene: daraltmak, 2) dar etmek, ~.ser: darlığına
darağaciyedarağacı
tharbe puro ġınaanedarbe almak
tharbe puro daanedarbe vurmak, birine kötü bir şey yapmak
korekhdarı
tenġedarlık, 2. çaresizlik, 3. kriz
dabedarp (dabe qafıkere, cıra gon arde: kafasına vurdu kan çıkardı) (rehet vınde don tore: rahat dur döverim seni)
dewadava, ~.kherdene: dava etmek, şikayet etmek, ~.tera kherdene:kışkırtmak, olay çıkartmak, ~-khane: eski dava, eski köy
dewacıdavacı
dewakardavacı
vırınġdavar kırkmakta kullanılan büyük makas
dewa héq bodavayı Allah’a havale ediyorum
sılayiyedavet
dewatdavet ~.kherdene: davet etmek
sılaiye čı daanedavet etmek, buyur etmek
dawuledavul, ~.cınaane: davul çalmak 2)davulci: davulcu
era čı daanedayamak
weznaanedayamak,  weznero čı: dayanmak, 2. yaslanmak
sanaanedayamak, era čı .~: dayamak, 2. yaslamak 3)sallamak
damis biyaanedayanmak
xalceniyedayı karısı
xaldayı,  çe xál: dayı giller
khalıkdede ~.babık: dede ata
derodedir, (içindedir)
defındefin, ~.kherdene: defnetmek
defterdefter
xatır zanaanedeğerini bilmek, 2. saygı göstermek
semtdeğerli, 2. münevver, 3. ince, 4. yakışıklı, 5. iyi, 6. güzel, 7.semt, bölge
arédeğirmen, ~-ağoe: su değirmeni, (ağoa arey: değirmen suyu)
vuriyayisdeğişim
vuriaanedeğişmek
vurnaanedeğiştirmek
ġınedeğme, dokunma, ~.re mı: bana değdi
dé kherdenedehlemek
dariyedehre
budela(m), budelae(f)deli, ~.én: delilik
lone/lonıkhedelik, 2. in, 3. ayı ini, (zono wes, mor i qulera vezeno: tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır)
delıldelil
demdem, çay demi ~.guretene: demlenmekte olan, dem alma
demekh khedemek ki
asnéndemirden, (pile memlekhetane gırsu a khe pırdo asnén be, sera mevéré ra.. xapiné. Büyük ülkelerin liderleri demirden köprü de olsalar üzerinden geçmeyin.. aldatılırsınız).
ra vérdeneden vazgeçmek, 2. boşamak 3.bırakmak(di ra vérdino: ondan vazgeçtim)
dengızdeniz (ebe kundez, dengız kém nébeno: kepçeyle deniz eksilmez)
tiposdepo, ambar
hard lerzaanedeprem, yerin sallanması
deredere
feke deridere ağzı
derečederece
çhermederi
meskhederi yayık
postederi, post, 2)posta, ~.ci: postacı, ~.daane: postalamak, postaya vermek, ~-xane: postane
uskıraderin tas
xoriderin, ~.yén: derinlik, ~.ra:derinden
dermanderman, ilaç, çare
derseders, ~-daane: ders vermek, ~- ġuretene: ders almak
dersxanedershane, sınıf
AbasuDersim yöresinde yerleşik Abasan aşireti
bukDersim’de Kırmanclar için önemli bir ziyaret
DuzġınDersim’de, Kürt Aleviler (Kırmanč) için önemli bir ziyaret yeri
derddert, sorun
dewrésderviş
derzderz
destedeste, demet, 2)dikili, iplikle dikilmiş olan
phışt ġuretenedestek almak
desteġdestek, ~.biyaane: destek olmak
hetra amaanedesteklemek üzere yanına gelmek
dévdev
dawamdevam 2)~.khe: devam et
boynadevamlı, her zaman
devadeve, devéy:develer
dewrdevir, zaman, çağ 2)dönme, döndürme, 3)~-kherdene: devr etmek
démdaanedevirmek
dewletedevlet
qoledevlet otoritesini tanımayan ve bu sebebten dağa çıkmış grup
dewrandevran
dewr kherdenedevretmek, devirdaim etmek
devriyadevriye
tever daanedışarı vermek, açığa vurmak
teverdışarı, 2. dış, 2)dışında, hariç, ~.a: dışarıda
teveradışarı, dışarda
tever vejiyaanedışarıya çıkmak, 2)tuvalete gitmek, 3)yurt dışına çıkmak
turo vetenediğer tarafından çıkarmak, 2)daldırıp çıkarmak
yi binudiğerleri, 2. ötekiler
tikhdik
tırdik yamaç
telidiken, (teliye xu derjena mıra meveze: dikenini iğnemle çıkarma, sorunların için beni kullanma) deyim,
dıqqetdikkat
destenedikmek
zon zanaadil bilen
zon zanaoğdil bilimci
zondil,
zonra ardenedile getirmek
asıqén kherdene:dilencilik etmek- yüzsüzlük etmek- Çingenelik etmek
zon ser şiyaanedili yatkın olmak
lewe xu khıt kherdenedilini ısırmak
zon sere biaanedilinin hakim olmak
laldilsiz, 2) kekeme, ~-biyaane: dilsiz olmak, 2. konuşamamak
araşiyaanedinlenmek, istirahat etmek
xu ġosra kherdenedinleyip aklında tutmak, kulağına küpe yapmak
bınedip, alt, aşağı ~.ra: alttan, kökten, temelden, ~-boçhik: kuyrukaltı, ~-çheng: koltukaltı, ~-desti: el altı, ~-kutene: altına girmek, yüklenmek ~-çhımura şer kherdene: göz altından bakmak, ~-lınġude şiyaane: ayaklar altında kalmak, 2. ezilmek, ~-hardi: yer altı, ~-çhenġu kotene: koltuğuna girmek, ~-deştra: el altından, gizlice
diplomediploma, berat
direġedirek
zenddirsek
pudidiş yeri eti
dıdandiş, dıdán: dişler
markékhedişi
mayinedişi at
dele/delıkhedişi köpek
deleverge:dişi kurt
medeġedişi manda
ġaydanedişilere hakaret olarak da kullanılır
dárdiyar
vajidiyeyim, ~-me khe: diyelim ki, varsayalım ki, ~-yo: söylenmiş
zonidiz, qapağe -~:  diz kapağı
afsardizgin (afsar çip peyce ġınena ware: dizginleri sıkı tut düşersin)
çhokane xore daanedizini dövmek, 2.dövünmek
çhökdizler, (hata amayme čor khe çhöké ma şikáy: yukarıya gelinceye kadar dizlerimizin feri kalmadı) 2) çhokane xore daane: dizlerini dövmek, 3) çhoku ser amaane: dizleri üstüne oturmak
bonıkdoğada çocukların oynamak için yaptıkları evcik
doğandoğan, özel isim
bi né bidoğar doğmaz, 1) olur olmaz, olsun olmasın, 2)rast gele
raşt vejiyaanedoğru çıkmak, 2. doğru olduğu anlaşılmak
sar paydoğru dürüst (sar pay thoa çino: doğru dürüst bir şey yok)
raştdoğru, 2. gerçek, ~.iye: doğruluk, 2. gerçeklik, ~.kén: gerçek, 2. hakiki, 3. sahici
rastarastdoğruca, doğrusu 2. doğrudan doğruya, 3. direkt
rast kherdenedoğrultmak, düzeltmek, yoluna koymak, düzenlemek
vao honıkhdoğudan esen serin rüzgâr
herisdoğum sonrası meme ucu sütü
zaanedoğurmak, 2. yavru doğurmak  (bıza ma khe jena, dılet ana:  keçimiz çift doğuruyor)
newaadoksan
toxtordoktor
doxtordoktor
hekimdoktor, hekim
tabibdoktor, tabip,
weredolama (örn.ip, iplik, urgandaki gibi) ~.fiştene: karıştırmak, ~.fiyaane: yumak sarmak
dolabdolap
pırdolu
torġedolu (yağış)
tamateşdomates
xozdomuz,
navrandon ağı
tumándon, 2. tuman, ~.e qól: kısa don
čemediyaanedonmak, buz tutmak ( serdde cemediyayme: soğuktan donduk)
şilmedopdolu, 2. ağzına kadar dolu
fekhradopdolu, ağzına kadar, tıka basa, 2)ezbere, 3)ağızdan ağza düşmek, dedikodu malzemesi olmak, dile düşmek
yar u axyardost ve düşman
dostdost, ~.én: dostluk
çhılekdoyumsuz, aç gözlü, 2.doymayan
pé verdaanedöğüştürmek
deverdaanedökmek
rısnaanedökmek
ro kherdenedökmek, 2. boşaltmak (örn.yayıktan ayranın boşaltılması)
rışaaanedökülmek
azdöl, 2). Senelik sürgün, (dare terniyede yena namıtene: ağaç yaşken eğilir (deyim), (az be az qesey bıkheré:? Nesil den nesile konuşun) (deyim), 2)~.be az: soy be soy, nesilden nesile
tadaoğdöndüren, 2. çeviren
çherexnaanedöndürmek
çharnaanedöndürmek 2)tercüme etmek
zagondönem içindeki gidişat(uygulamalar, sosyal yaşam)
ra ceraadönen (m)
né céreno radönmüyor (biri)
cereno ra yeno(m), cerena ra yena(f)dönüp geliyor/gelecek
cereno ra ná vanodönüp şöyle diyor, (cera ra ná va: dönüp şöyle dedi..)geri
çharletdördüz
çharqatdört kat, dört misli
kırmáncdört Kürt dilinden biri olan Kırmančki yi konuşan, Erzincan, Dersim (Tunceli) Sivas’ın doğusu ile Erzurum’un batısında ki coğrafyada yerleşik yaşayan ve dinsel tercihleri itibarı ile Alevi olan Kırmanč Topluluğunun kendi kimliklerini ifade ediş biçimi. Kırmančki, Kırmanč’larca; Zazaca ile büyük benzerlik içerisinde olmasına rağmen dinsel tercihlerinden kaynaklı farklılıkları itibariyle ve özellikle bu farklılıklarını vurgulama amaçlı da kullanılır.
çharhetdört taraf, etraf
çhardört, ~.sey: dört yüz, ~.be çhar: dörder dörder, ~-kose: dört köşe, (bon ġose tore çhar khose na dinara fetelnon: kulağından tutar, dünyanın dört köşesinde dolaştırırım.)
cüritdörtnal
doseġedöşek
aldandöşek, yorgan, yastıkların muhafazasına ayrılmış bölüm
alefdöşek, yorgan, yastıkların muhafazasına ayrılmış bölüm
musenedöven
xore daanedövünmek
düyadua, ~.dua kherdene: dua etmek
niyazdua, dilek, 2. ~-kherdene: istemek, 2. dilemek, náz: lokma maksatlı pişirilen babuko
jargiyedualı, şerbetli
tirákiye lewududak tiryakisi(sigara içiminde)
lewdudak, ~-pa naane: öpmek, 2)öpücük (lewu phaçh kherdene: dudaklarından öpmek)
cenıkha váedul kadın
hermetedul kadın, 2. Kadın
dul, ~.r: aşerme,  ~.r kherdene: aşermek
duman
vınetdurdu
vınetenedurmak
meyandedurumda, na-~: bu durumda
dara tüyedut ağacı
désduvar
čağe duvárduvar parmaklığı, korkuluk
bıhesneduy, duymak için çabala
hesneaneDuymak
nale/ nalıkhedüge
ġocageDüğme
ġıredüğüm
berbidüğün alayında gelinin önünde giden yaya veya atlı bayanlar
veyve té guretenedüğün organize etmek
veyvedüğün, 2) (eski) gelin,
dumbeleġedümbelek
dumduzdümdüz
binsu, sewa verenedün gece
vijerdün, ~.en: dünkü, 2. dünden kalma
xınamedünür
male dinadünya malı
dinadünya, 2)~.khe béro péser: dünya bir araya gelse de 3)~.khe vazo: dünya söylese
dırbınedürbün
durbınedürbün
durıstdürüst, 2.adil
dısmendüşman, ~-en:düşmanlık
adawetdüşmanlık, garez, hınç, infial, öfke, nefret
ware gınaanedüşmek, 2. yere düşmek
turo amaanedüşmek, 2) içinden akarak gelmek
domen ver şiyaanedüşük yapmak
ware daanedüşürmek, 2. yere düşürmek
kéfiyedüz renkli başörtüsü
rast vejiyaanedüze çıkmak
rezedüzgün, endamlı
rastedüzlük, 2. meydan, 3. alan
EE
ebediebedi, sonsuz
ečelEcel
ejnebiecnebi, yabancı, gayri müslim
eczexaneeczane
şikáyisedebilme, yapabilme
daniedik, kurutulmak üzere haşlanmış buğday
efendiefendi
ayiefendim, ne var
efkár kherdeneefkarlanmak, duygulanmak, üzülmek
çhewt biyaaneeğilmek
rışteeğirili, 2. eğirilmiş olan, ~.ne: eğirmek
musnaoğeğitmen
xeceliyaaneeğlenme, 2. meşgul olma, bı ~-: eğlenmek 2. meşgul olmak,
namıteneeğmek
çhewteğri, 2.çarpık
çhewtekeğrimsi, eğrice
démeyEhl-i Beytin tarih boyunca verdiği inançsal ve özgürlük mücadelelerinin ve öngörülerinin, cem ortamı ve bağlama eşliğinde dile getirimi
ehletehliyet, sürücü belgesi
palaxeekilmeyen alanlara bulaştığında hızla yayılan, olgunlaştığında beyazlaşan bir ot türü, biyo-~: yaşlanmış, saç sakal beyazlamış anlamında
sapekinin biçilmiş hali
nunekmek, ~.e tire: oklava ile yapılan ince ekmek, ~.e tendure: tandır ekmeği, ~.e saj: sac ekmeği
kémeksik, 2. noksan, ~.zanaane: eksik bilmek, 3. tam bilmemek, (çhıkhe xuyo khe kém mendo yi čhıre báré: neyi eksik kalmışsa kendine onu getirin)
zanaoğeksper, 2. Bilirkişi, tecrubeli
tırsekşi, ~.ıkhe: yere yayılan ekşi bir bitki
destra cı esteneel atmak, 2.yardımcı olmak, 3) taciz etmek, (mordem khe ġına tenġere, zafér kes destra čı né erzeno: adam dara düşünce elinden kimse tutmaz.)
deşt payel ayak, (dest pay khe wuncáy, bé: el ayak çekilince gel)
ġude kherdeneel büyüklüğünde sac ekmeğinin el ayası içine alınıp, katık konularak silindir gibi bastırılıp sıkıştırılması 2) topak yapmak
ġırmaçhekhel değirmeni, su değirmeni taşları arasındaki çıkıntıya; unun ince ve kalınlığını ayarlamak üzere, konulan alet
dest be destel ele
dest ronaaneel indirmek
dest wedardaaneel kaldırmak
dest čı dayıs/daaneel verme, destekleme
destel, ~.e bol: eli bol, ~.e derġ: eli uzun, ~.e heqi:tanrının izniyle
xarputelazığ vilayeti
helbetelbet, tabii ki
khınčelbise, giyecek
ľapıkeldiven
dest daaneele vermek, el vermek, (ana khe hona némerde, dest da mı: Ana ölmeden bana elini verdi.)
xasıleelekte kalan biraz sulu pişirilir. Elek altı avuç içiyle ağır ağır ilave edilerek karıştırılır. Kıvama gelince tereyağı, süt veya ayran ile yenir
alatirkelektrik, 2)el lambası
viteneelemek
çhımu era čı veteneeleştirmek, baskılamak, hakkından gelmek, üstesinden gelmek
elhemdülillahElhamdülillah
dest akerdeeli açık, cömert, ~.ne: el açmak, 2.dilenmek
dest payra koteneeli ayağı tutmamak, yaşlılık, kimsesizlik
deste thaleli boş
deste tenġeli dar
deste tengeli dar, maddi sıkıntı içinde olmak
dest besteeli kolu bağlı, mahkum
çhı destebere mı yenoelimden ne gelir
destte biyaaneelinde olmak, varlıklı olmak, yetkili olmak
destra gureteneelinden almak, el ile almak,alıkoymak, taşımasına yardımcı olmak
destra vejiyaaneelinden çıkmak, sorumluluğun artık kendisinde olmaması
çhıkhe desteber amaelinden geldiği kadar, elinden geldiğince
çhıke desteber amaelinden geldiği kadar, elinden geldiğince
desteber námaaneelinden gelmemek, becerememek
destra şiyaaneelinden kaçırmak, fırsatını kaçırmak
dest koteneeline geçmek- destu ver kotene: elden ayaktan düşüp, muhtaç olmak?
destra náene, dest kherdeneeline tutuşturmak, eline vermek
dest pé gureteneelini tutmak
dest panaaneeliyle dokunmak
saeelma, ~-sure: kırmızı elma
almastelmas
amanetemanet
teqawutemekli, ~-biyaane: emekli olmak, ~.én: emeklilik
emeġdaremektar, çok emeği geçmiş olan, 2)çalışan işçi
félemel, içteki düşünce
emelemel, ishal
emir kipi, fiilin başına geldiğinde emir, şart oluşturur, ~.sıme: iç, ~. ġuriye: çalış
emir quliemir kulu
emıremir, ~-kherdene: emretmek, ~.name: emirname, emir belgesi
emırberemireri, 2)kurye
liteneemmek
emirde biyaaneemrinde olmak
en verenen öndeki, öncü, birinci, şampiyon
axirien sonunda, neticede, nihayet, ne de olsa
ġedıġengel, 2) tepe sırtı, (hata khe ġedıġre şi, mı dıma şerkherd: tepeyi aşıncaya kadar arkasından baktım.)
herzerbezi, taşak, 2) yumurta(bazı erkek canlıların)
ġınaaneere čı -~ :değmek, 2. isabet etmek, ġınare koti: nereye değmiş
tamaşerik(ler), 2)  tamase: erik, 2. tuhaf
vıleşiaaneerimek
dewuzuneeritilen tereyağı çökeltisine un katılarak elde edilir, yemek yapmakta kullanılır
vılesnaaneeritmek,
ġok/ġokheerkek dana/dişi dana
xefiyeerkek hafiye, casus
bıraerkek kardeş, ~. én: kardeşlik, dostluk
bıraçenaerkek kardeşin kızı, kuzen
camorderkek, ~.én: erkeklik, yiğitlik
nérerkek, eril
camordenra kotene:erkekliğini kaybetmek, iktidarsızlaşmak
camordén kherdene:erkeklik taslamak, 2)babalık yapmak
bıskierkekte favori, kadında zülüf
rewerken, 2. çabuk, ~-herey: ergeç, ~.ra: erkenden, 2. çoktan beri, ~-rew: erken erken
hermeniErmeni
ErzınġanErzincan
balabanErzincan, Tunceli, Erzurum üçgeninde yerleşik bir alevi kırmanč aşiretin adı
ErzurımErzurum
xınıserzurum ilçesi
hésirénesaret, esirlik
esereser
yesiresir
hésırEsir
khaneski
lekaseski ayakkabı, elbise, 2) rüşvet (mecazi)
dewa qaneeski köy
verenéneski zaman, ~-de:  eski zamanda verenu: eskiler
vereneeskiden
esnafesnaf
esraresrar, uyuşturucu
esterfilayiestağfurullah
havaleş, 2. arkadaş, 3. yoldaş, 2)yaşıt
puloreş, etene, meşime
ceniyeeş, karı
şıpıkeşeğin erkek yavrusu, ~.e: eşeğin dişi yavrusu
çö,eşeğin yürümesi için verilen komut sesi
herEşek
phizanġeeşek arısı
sare hereşek kafalı, 2. koca kafalı
beygireşek, beygır ~-e: dişi eşek
sıtareeşi, kocası olma
şemıġeeşik
té dusteşit, aynı seviye, ~.iye: eşitlik
eşqiyaeşkıya
sorbıkheet suyu
ġoştet, ~-ın: etli, 2)şişman
dormeetraf, çevre, ~- ġuretene: çevresini sarmak, kuşatmak, ~.xora: çevresinden
hewusetrafı çevrili mezarlık, kabristan
xaneev
tereġev damlarında kap kacağın dizildiği raf
kare çeyiev işi
çheev, hane
çeev, hane ~-y rakherdaane: evleri soymak
çekhereevci, evyapar
hiyaEvet
hiya hiya serbe to boevet evet başka bir derdim yok da…
çe vesaeevi yanasıca, (çe vesau: evi yanasıcalar)
sunıkheevin hali, gidişatı
ewladevlat, ~-e: kız çocuğu, ~.enra estene: evlatlıktan çıkarmak, 2)~.e: kız çocuğu, 3) ~.a mı(f): evladım
evleġeEvlek
zewejiyaneevlenmek
pelgüzarevlenmek üzere sözü alınan kıza takılan hediye, 2)özel isim
azeb(m), azebe(f)evlenmemiş bekar
ortmeevlerin yanında bulunan ve evin bir kapısının çatısına açıldığı tek katlı bölme
zeyiyénevli kızın baba evine el öpmeye gelmesi.
zewezevlilik
ewliyaEvliya
bımbarekievliyalara yönelik hitap
evraqevrak, 2. belge
pérar (par né pérar)evvelki sene
jeneyer (atlarda) ~-kherdene: eyerlemek
zengieyerin iki yanında ayak geçirilen demir,
ezberezber, ~-kherdene: ezberlemek
ejateziyet
FF
fabirkaFabrika
qıdafacia, 2. felaket, 3. kaza-bela
faizFaiz
feqetFakat
feqir, fıqarefakir, én:fakirlik
falfal, ~.ra kherdene: fala bakmak- fal açmak- ~-ci: falcı- ~-ciyen: falcılık
falaqaFalaka
ferezaFaraza
mere(r -> vurgulu)fare, sıçan
ferqfark, 2.başkalık, ~-kherdene: farkında olmak, 2. ayrımında olmak, 3. görebilmek
hesarfarkında, 2. uyanık, ~-biyaane: farkında olmak, 2)uyanmak
farisiFarsça
ferzfarz, ~-kherdene: farzetmek, 2. varsaymak, 3. sanki de
faşılaFasulye
lobajfasulye
faydefayda, yarar
faydelifaydalı, yararlı
paytonfayton
phılozefazlaca değmiş meyve
fedekárfedakar, ~-én: fedakarlık
fekh péro ġuretenefekh péro ġuretene
ğezebfelaket, 2)yaramaz, 2. Haylaz
feleqetfelaket, sarey sér -~- amaane: başına felaket gelmek
bociyaane:felç olmak, (tu sala bıbociye!: inşallah felç olasın!)
rabociyaafelç olmuş
felčfelç, ~.biyaane: felç olmak, ~.kherdene: felç elmek, 2) içinden çıkılmaz hale getirmek
kudfelç, 2. uyuşuk (biyo kud né şikino bifeteliyo: felç olmuş yürüyemiyor)
felekhFelek
fendfen
fenereFener
fermanferman, 2. buyruk, 3. ölüm kararı, ~.e padisay: padişah fermanı
şin şuwanferyat figan
foseFes
fesaténfesatlık, dedikoduculuk
fıçıyeFıçı
fındıqeFındık
fırçheFırça
firçheFırça
fırınefırın, ekmek fırını
fırınciFırıncı
mezalfırsat, (qayte ni laák be, mezal mı nédano khe nun mir khér: bu çocuğu bakıver, fırsat vermiyor ki hamur yoğurayım), ~-čı nédaane: fırsat vermemek, rahat bırakmamak
fırsetfırsat, ~.diyaane: fırsat bulmak- ~.dest kutene: eline fırsat geçmek
fırtıneFırtına
fıstıqeFıstık
fısqifışkı, binek hayvanı dışkısı
fıtıqFıtık
leyekhefidan
tikmafidan, ağaç fidanı
fidanefidan, dikme
dusmısfikir, düşünce (ala vaze tu çhı dusmıs bena: hele söyle sen ne düşünüyorsun)
filFil
filanfilan, ~.bévan: falan filan, 2. falanca, ~.kes: falan kişi
fileFile
filımFilm
finčaneFincan
filarfirar ~-kherdene: firar etmek
fıstanFistan
pésfistan eteği
sayvanFistan eteklerine ..?
sarçhağfistan eteklerine aynı kumaştan yapılan pileli eklenti.
qeytanfistanda eteği ile sar¢ağ denilen eklentiyi gizleyen siyah biye
fıtılFitil
hepırmıs kherdeneformunu bozmak- deforme etmek, yıpratmak, aşındırmak
fotoġrafFotoğraf
foterefötr şapka
frenFren
fizeFüze
GG
ĠĠ
nikhılegaga
khelepurganimet- başkasından zorla alınan mal
qerazgaraj, 2. araba park yeri, 3)kıraç yer
qarazgaraj, araba park yeri, 2)hırs, kin, düşmanlık, kızgınlık
ġarantiyeGaranti
qerentigaranti
selmegardine, koyun yününün boyanıp, ince eğirilerek örülmesinden yapılmış desenli yataklar örtüsü
ġardiyanGardiyan
qardiyangardiyan
ğeribGarip
turli tamasegarip, tuhaf
jinagayri meşru ilişki, 2. zina, ~-kherdene: zina etmek, veledi-~: zina sonucu doğan çocuk
qeyırgayri, (itkara qeyır ma caa nédiyo: buradan gayri başka yer göremedik)
qazgaz, 2)~.e: kaz, qaj: kazlar
ğezaleGazal
ğezelGazel
qazatagazete
awuregebe (hayvanlar için)
awur mendene(biyaane)gebe kalmak(olmak) (hayvanlar için)
ġeber be!geber!
muğurbegece öncesi karanlık
pesewe(sewe)gece (sewe zaf tariya: gece çok karanlık)
sevrozgece gündüz, 2. devamlı, 3. sürekli
néme sewegece yarısı, ~.de: gece yarısında, ~-ra tepa: gece yarısından sonra
sewegece, sewa tariye: karanlık gece, néme ~-: gece yarısı
sewa heq sıma sero wesbogeceniz iyi huzurlu olsun, hayırlı geceler
hereygeç, ~-kutene: geç kalmak, ~-fiştene: geciktirmek
pargeçen yıl
sera parénegeçen yıl
véreno rageçer
fanigeçici, ölümlü, fani
idarageçim, 2)idare, yönetim, ~-biyaane: idare edilmek, ~-kherdene: idare etmek
várnaanegeçirme, do-~: ayranı kesilmeden ısıtmak
várna rageçirmiş olmak
ġabanGeçit
evveliyatgeçmiş, evveliyat
bigel, 2)oldu
binetoregelecek üçüncü gün, (meşte né, böre né, binétore: yarın değil, öbürgün değil, sonraki gün)
amaoğgelen (m) 2.~-e: gelen 3. ~-i:gelecek olanlar 4. gelmeye yatkın
kulageleneksel örtünmede kadınların başındaki örtülerin tamamı (f), kulıkhe(m): külah (e khe şiya tever kulaa xu sare xu sane: şayet dışarı çıkarsan, külahını başına ört)
veyvıkhegelin
xasxasikgelincik çiçeği
amay şigelip gittiler, 2) geçip gittiler, (rój - asmi, seri amay şi: günler-aylar, yıllar geldi gitti) (deyim)
varidatgelir
ġırs biyaanegelişmek, irileşmek, xu ġırs ġuretene: kendini yüksekte görmek, tepeden bakmak.
yené, yoxsam ki niné?geliyorlar mı, yoksa gelmiyorlar mı?
yon-songeliyorum-gidiyorum
mé/migelme
amaanegelmek 2. ~.şiyane: gelmek- gitmek
ġemgem, ~.kherdene: gem vurmak, gemlemek
gémiyeGemi
cénčgenç
dikégenç bayana hitap, (dikhamı náde kam amo: kızım bakarmısın, kim geldi.)
khavırgenç koç, ~.e: genç koyun
tuskgenç teke (çepiç)
xortgenç, delikanlı
cencgençler ~.én:gençlik
çhılagenel anlamda lamba, 2. koni şeklinde, üstte fitili, yanda tutacağı olan idare lambası, (çédere khe.. çhıla xu vésena: evde olmalılar ki lambaları yanıyor.)
gézıkgenel olarak su kenarlarında yetişen sağlam dokulu bir ağaç
targenellikle yenebilen yabani otlara verilen ad, 2)bir tür çalgı, 3)tavuk tüneği
kévgiregeniş delikli elek?
hirageniş, ~.yén: genişlik, 2. kişnedi, ~-hira şiyaane: uzaktan uzaktan gitmek
verıngeniş, 2. enli, ~.én: genişlik,  ~.én sero: genişliğine
hiraenGenişlik
ġerdangerdan, ~-lıx: gerdanlık
deşt arédaanegerdek/zifaf gecesi
ġero khegerek 2. gerek ki, ġero khe béro: gelmesi gerek
ġere khogerek ki, sanırım
fızıligereksiz, 2. Fuzuli
fuzuligereksiz, fuzuli
çeriye, dare meskhegergin durması için deri tulux’a takılan alet (çubuk)
werenayisgergin tartışma
raçharnaanegeri çevirmek- çevirmek
tepá sergeri doğru
ra çharnaanegeri döndürmek
peysergeri, 2)iade, ~- çharnaane: geri döndürmek, 2. ters yüz etmek, ~- daane: iade etmek, ~- mendene: geri kalmak, ~-rusnaane: geri göndermek, 2. geri çevirmek, 3. kabul etmemek, ~-verdaane: geri bırakmak, ~-wuntene: geri çekmek
tépageri, geride, 2)sonra, -den beri, ~-verdaane: geri bırakmak
tépágeri, geriye
ča meverdégeride bırakmayın, bırakmayın
ča mendenegeride kalmış olan (bir şeyden, birilerinden)
céra ra ná vageriye dönüp şöyle söyledi
biya !getir! (emir), 2) olmuş
ardoğgetiren, taşıyan, nakleden
ardenegetirmek, da-~: getirtti
ardis daanegetirtmek, ısmarlamak
ġewenGeven
ġonegeven, rone ġoney: geven yağı, suda bekletilip yapıştırıcı olarak kullanılır.
ġewangevenli yer
ġevezegeveze, çok konuşan
sılevérçhıkgeviş getiren hayvanlarda küçük mide
nisorgeviş, ~-kherdene:geviş getirmek
ġevsekGevşek
ġewsekhGevşek
sıstgevşek, ~.ek: gevşekçe, ~.ek biyaane: gevşemek, ~-kherdene: gevşetmek, ~. o: gevşek, beceriksiz
fetelnaanegezdirmek, dolaştırmak, kovalamak
fetelianegezmek, dolaşmak
čıqıli biyaanegıdıklanmak, (čıqıli kherdene: gıdıklamak)
hesabe magıregaryan takvimini on üç gün geriden takip eden roma takvimi
jegibi, ~- adir: ateş gibi
çhalxanegirdap, suyun girdaplı yeri
bertenggiriş, ~.é çevéri: kapı girişi
ver nezelianegirişmek, 2. çalışmaya koyulmak
čı kotenegirmek
xatır wastenegitmek üzere izin istemek, 2. Allaha ısmarladık demek
şiyaanegitmek, dest-~: eline gitmek, 2.elinden gitmek
xu téra pistenegiyinmek
rut rupalgiysisiz, 2) evsiz-barksız, kimsesiz, yoksul
foyagizli plan,foya, ~.xu vejiye: foyası çıktı
ġol/ġolegol, 2. Göl
nakgöbek deliği, ~-birnaane: göbek bağını kesmek
pizegöbek, ~.xu şiyaane: ishal olmak
ġoçheGöç
texte şenigögüs kemiği
şenegöğüs
asméngökyüzü
şiyegölge, 2) gitti, şiyé gittiler
işliġegömlek- 2)atolye
rusnaanegöndermek
Göilgönül, (hard be asmenra çhutur khe cera nébene, göile khe biye zu hén cera nébené: yer ve gök nasıl ayrılmazsa, birleşen iki gönül de ayrılmaz.)
zeregönül, 2. yürek, 2) iç, içeri, 3)karın, ~-ğu ġuretene: içine almak, ~- hira: vurdum duymaz 2. gönlü rahat, 3. sabırlı, ~-tenık: merhametli,
bıvinegör
vinitgördü ~.ene: görmek
ġoregöre, ~.khe: ona göre, sanki, gerekir ki
dar de vınetenegörgü ceminde suçu karşılığı cemaata hesap verme sürecinde ayakta kalmak
tunedigörgüsüz, 2. sonradan görme, tünedi
çhımu lél kherdenegörme bulanıklığı, net görememek
vinais/vinitenegörme, görmek
diyaanegörmek, bulmak 2)amay~.: görüldüler- bulundular
xızangörmemiş, aç gözlü
zeyiyegörümce
asaanegörünmek, 2)görünürde olmak, göz önünde olmak
şeranģegörüşü açık
çhalımgösterişli tavır, ~.kherdene: gösteriş yapmak, hava atmak
berdenegötürmek
çhımgöz ~.rakerde şiyaane: gözü açık gitmek, ölmek, ~.u ver ardene: göz önüne getirmek, ~.de biyaane: niyetinde olmak, mı çhımde..: benim gözümde, 2)kanaatimce
lilika çhimgöz bebeği
çhırtıkgöz çapağı
çım pıspısnaanegöz kırpıştırmak
çhımra čı sıkıtenegöz kırpmak
çhım čı verdaanegöz koymak, ilgi duymak, (çenekhe xırta, laak ki çhım verdo čı: kız becerikli, başarılı, çalışkan, oğlanda göz koymuş.)
vera çhımugöz önünde olan, 2. aşikâr, 3. gözle görülebilen
pélekha çhımigöz torbası
çhımra vetenegözden çıkarmak
çhımra kotenegözden düşmek
çhımra tersaanegözden korkmak, nazardan korkmak
çhım kotenegöze girmek, beğenilmek
ġozegöze- 2)ceviz ağacı
piaanegözleme, (cenikhu khe kót ra doman ard, ere cı pieené: Kadınlar doğurduğunda gözlem altında tutulurlar)
çhımeroştgözleri iyi gören
GözligGözlük
çhım sar de biyaanegözü başkasında olmak 2)doyumsuz, tatminsiz
çhıme mırdgözü tok, tok gözlü kişi
çhım sero biyaanegözü üzerinde olmak, gözlemek 2)kollamak, korumak
çhıme tu be roşt bégözün aydın olsun
çhımre ġınaanegözüne değmek, gözüne ilişmek
xu çhımra kherdenegözüne kestirmek
motegözünü ayırmadan bakmak
çhım tersnaanegözünü korkutmak, yıldırmak 2)ihtar etmek
ġıramofonGramofon
qurbetiyegurbet
axpingübre
néşkiyanegücü yetmemek, güçsüz kalmak
thotiyanegücüne göre uğraşmak
čalasurgüçlü, kuvvetli
hal ra kotenegüçsüz düşmek, bitkin olmak
GüleGül
uğurbogüle güle, uğurlar olsun
huyaaneGülmek
ġur ġurgümbür gümbür
ġımaaneGümbürtü
şemgümüş, ~.en: gümüş
ġunaGünah
xırabgünah, ~.én: kötülük
tometegünah, kusur, kabahat (her khes vano, mare çha tometa: herkes söylüyor, bize niye günah)
vebalgünahını alma, vebal
ġunekarGünahkar
tijgüneş
rozgüneş, ~.e: gün, 2. bir gün, ~.koto ra: güneş doğmuş, ~.a járe: ziyaret günü, ~-čeriyo: güneş tutulmuş ~.ra reyi: hergün
verozgüney, vervaroz: doğu, zıme: kuzey,  rozbın:  batı 2. güneş alan, güneşe karşı yer
ġulaseGüreş
velvelegürültü, 2. patırtı, 3. bağrışma
xılıkhegüveç, çömlek
ġuvanGüven
teminatgüvence, 2. teminat
ġorġeçineGüvercin
vengo rındekhgüzel ses
ĞĞ
HH
vere naha bire, giderek, 2. yavaş yavaş
xebere guretenehaber almak
weşenayishaber gönderme
xeberehaber, ~-biyaane: haberi olmak, haberdar olmak,
xeberdarhaberli, 2) haber veren
xečhac, ~-i: hacı
xaçhhaç
xedemehademe, 2.müstahdem
hedishadis, Hz. Muhammed’in sözleri
hedisaHadise
xefızhafız, 2)ezberci, 3)kuran’ı ezbere okuyabilen
xefifhafif
heftehafta
xayinhain, 2. hilekâr
raa heqhak yolu
heqehak, karşılık (ġerekhe herkes haqa xu bijero:gerek ki hakkını alsın)
hakimHakim
bandıra, bandırmehakimiyet, 2. egemenlik, (bandıra sarde mendene néwazeme: başkalarının hakimiyetinde kalmak istemiyoruz)
sere şahiden kherdenehakkında tanıklık yapmak
heqber…hakkından … ~.bé: göz kulak ol, ~.ra yena?: hakkından gelirmisin?
babokhakkından gelebilmek, becerisinde olmak, himaye edebilmek, (ma domán baboké tu verday: çocukları himaye edebilirsin diye sana bıraktık.), baboké di…: onun inisiyatifi
heqliyénHaklılık
neheqhaksız, ~.én: haksızlık, (heqli be neheq ra, zu çever ra zere mekuyé: haklıyla haksız aynı kapıdan içeri girmemeli)
xatır perskherdenehal hatır sormak
halhal, durum, vaziyet, ~.biyaane: hallolmak, ~.mezal: durum, vaziyet
kındırhalat
khındırhalat
ser ġovendhalay başı oyuncusu
ġovenďhalay, ~.guretene: halay çekmek
halbıkheHâlbuki
xalihalı
xelifehalife
xelqhalk
helğaHalka
xamHam, olgunlaşmamış, 2)acemi, bir işte yabancı olmak 3)işlenmemiş, üzerinde çalışılmamış
hemalhamal, ~-kar: ihmalkâr
hemamHamam
dıganénhamilelik
xam biyaanehamlanmak
xamén kherdenehamlık yapmak- acemilik yapmak- çiğlik yapmak
ġuda mirhamur topağı
nun mir kherdenehamur yoğurmak
mirhamur, 2)bey
mirazhamurdan bırakılmış maya
xanhan- ~-edan: hanedan- asil aile
xençérhançer
henefiHanefi mezhebi veya bu mezhebe mensup kişi
senenhangisi, 2. hangi, 3. nasıl, ~.o/a: nasıl bir şey
xanımehanım, özel isim 2) itibarı olan, hanımefendi
mepısxanehapishane, cezaevi
sınaanehapşırma
tawlehara, at yetiştirme yeri
viranharabe, 2. viran
xırabeharabe, 2.yıkık, ~-kherdene: yıkmak, 2. harabeye çevirmek,
baçhharaç, vergi
heramharam, 2. hak edilmemiş şey, ~.wer: haram yiyici
xerarethararet
serfharcama, ~.kherdene: harcamak
serfiyatharcama, sarfiyat, harcanan
zay kherdeneharcamak
zay biyaaneharcanmak
xerč biyaaneharcanmak
xerčharç, beton harcı, 2) ~.kherdene:  harcamak, 3) harcırah, ödenek
herekhetHareket
čızayishareket halindeki kağnının çıkardığı ses
herfeHarf
xarıciyahariciye, dış işleri
xarıčhariç, 2. dış, 3. dıştaki
xeritaharita
cüyınharman, ~-çharnaene: harman çevirmek
xırmaçhekharmandan çıkarılan üründen yoksullara verilen sadaka
herbharp, 2. savaş, 3. ayaklanma, ~-kherdene: savaşmak
xeserhasar
zembilehasır sepet
xesrethasret
néwes/pérsanhasta, ~-biyaane: hasta olmak
néweşiyehastalık
marazhastalık- ~.én: hastalıklı
xestexanehastane
hasaHaşa
hesa torahaşa senden, hasa hasa: haşa haşa
haġosehat, çift sürerken kara sabanın açtığı hatların her biri, pulluk izi
xetahata,  ~.kherdene: hata yapmak
xelef/ xilafhata, ters, aykırı
tey vetenehatırlamak, 2. farkına varmak, 3. hissetmek, 4. tesbit etmek
vir amaanehatırlamak, anımsamak,
xatunehatun
fors kherdenehava atmak, gösteriş yapmak
ayamhava durumu
eyamhava durumu
hewahava, 2)makam, 2)hava, melodi
wereġınaanehavalanma, (alevin, arıların havalanması gibi..)
hewa fiştenehavaya kaldırmak
ľawaanehavlamak
xavliyehavlu
péskırehavlu
hawuzeHavuz
haydeHaydi
hade/haydehaydi, 2. hadi bakalım, 3. hadi oradan
de helahaydi, artık.., (de hela heunra ra wurze, perozo! haydi uykudan uyan, öğlen oldu!)
hahaydi!, 2. işte, 3. alsana, 4. bak şimdi, 5. öyle ise, 6)ne var, 7. oldu, 8. peki, 9. tamam, 10. öylemi ya
hayır
xera?hayırmıdır, ~.ma: hoş geldin
xeylehayli, 2. çokca 3. epeyce
heyranhayran, ~-biyaane: hayran olmak
qute ma qurmıs bihayretler içinde kaldık, donduk kaldık
xérbohayrola, hayrolsun
heywanHayvan
baytarhayvan doktoru, veteriner
ġuanhayvan memesi
qamçurhayvan vergisi, ~.ci: gezici hayvan vergicileri
xapehayvanı bağlamak için boynuna takılan ip, ilmek
boyhayvanlar için ekilen bir bitki
ġıngılhayvanlarda bir tür deri hastalığı
sónhayvanlarda deri altında oluşan şişlik
qenestehayvanlarda kalça
debestenehayvanları boyunduruğa bağlamak,
welenġehayvanları ilkbahar aylarında sokan iri sinek
serçholıxhayvanları yemliklerine bağlarken U şeklinde boynuna geçirilen ağaçtan boyunluğun iki ucunun arasındaki ip
sexthayvanların çiftleşme döneminde haznelerinden gelen akıntı
vıréndhayvanların derilerinde mantar hastalığı 2) öncekiler
hazırhazır, ~-biyaane: hazır olmak, ~-kherdene: hazırlamak, ~.niyo: hazır değil, bena-~: hazırlanırmısın?, ~.nazır: anında yetişen
male ğeznahazine malı
halétehediye, 2)ödül 2) kızlar evlendirilirken, yakınlarına damat tarafından istenen hediyeler
yadiġarhediye, 2. yadigâr, 2)çok değerli, çok önemli
helalhelal, ~-kherdene: helal etmek, ~.bo: helal olsun, yarasın
helaliyehelalık, helalleşmek
alahele
daláhele
hemhem- üstelik
qenedaahemcinsleriyle cinsel ilişki yaşayan
hemşirahemşire, hasta bakıcı
xendekhhendek
honahenüz, daha
khul piya/páhep beraber
té dest dehep birlikte, 2. elele, 3. beraberce
pörehep, hepsi, ~-piya/pá: hep beraber
čemanhepinize
pérohepsi, ~-ki: hepsi de, ~-pá: hep beraber, ~-čınaane: kapamak
té dehepsi, 2. tümü (téde kûl pá soné: hepsi birlikte gidiyorlar)
çhıxaş kheher ne kadar ki, 2. her şeye rağmen 2) ~-şikiya: yapabildiğince, 2. olduğu kadar
herçiher şey
herozHergün
čae de verdaaneherhangi bir yerde bırakmak
hemekhesHerkes
tédıneherkes, ~.ra: herkese (xu vira me khe tédıne ra vaze, heqa tédıne čıde: unutma herkese söyleyin, hepsinin hakkını verin)
hesab kherdeneHesaplamak
heqbeHeybe
heybetHeybet
heykhelHeykel
xırxehırka, 2) kaya parçası
qerezhırs, kin, düşmanlık, kızgınlık, adavet
dızdhırsız, ~.ény: hırsızlık, ~.ény kherdene: hırsızlık yapmak, çalmak
çé rakerdenehırsızlık amaçlı ev açmak
xiyarhıyar, 2.salatalık, xiyár: salatalıklar
xızırHızır Aleyselam
qeqénéhiç olmazsa
qe mevazehiç sözünü etme, hiç sorma
qehiç, (qe némendé: hiç kalmamış) 2)katiyen, hiçbir zaman
hekhmethikmet, ~.e héq: Allahın hikmeti
deq-dubarahile-ikilik
hilehile, ~.baz: hilebez, ~.kar: hilekâr, 2. sahtekar
xapıtenehile, 2. aldatma,  (xapıt(m)/xapıte(f): kandırıldı, 2. dolandırıldı, 3. aldatıldı)
čuluğehindi
hésarHisar
hésahisse, pay
xof kherdenehissedilen korku duygusu
xızmetehizmet,
xızmetçihizmetçi
kufaane/kufayishomurtu, 2. homurdanmak, 3. öflemek-püflemek
hellehoppala (şaşkınlık ifadesi), amma da yaptın, nerden çıktı bu…gibi
dikhhoroz
xer be sılamethoş bulduk, selametle
weshoş, 2)sağ, sağlık, 3)tatlı, 4)kıvamında,
xosábhoşaf
xos béshoşbeş, sohbet
hudıdhudud, sınır
huquqHukuk
dewleta huquqihukuk devleti
khovıkhuni
xurdehurda, bozuk
huriyehuri, 2)kaşındı(f)
xurmehurma
xusushusus, 2. …ne dair
xususihususi, 2. özel
xutbehutbe
tabiyathuy- tabiat
xuyehuy, 2. alışkanlık
Berjino xér bohuzurlu yatışlar olsun
hüčraHücre
hučımhücum- saldırı- ~.kerdene: saldırmak- hücum etmek
hukımhüküm, 2. etki, ~.dar: hükümdar, ~-kherdene: hükmetmek, 2. egemenlik kurmak
hukmatHükümet
hunerhüner, 2. beceri, ~.bend: sanatkâr, hünerli, sanatçı
hurmethürmet, ~-kherdene: hürmet etmek, 2. saygı göstermek
OliHz. Ali
seyidHz. Muhammed’in soyundan, Ehl-i Beyt’ten olan
ehli-beytHz.Muhammedin ev halkı (kendisi, eşi, kızı, damadı ve torunları)
I,İI,İ
oxlamurIhlamur
ġermıkheIlıca
şirġermılık
ip isizIpıssız
irakIrak
çhemırmak, nehir
dırıkheısırgan otu
hitıslak, 2. Nem
firiskaIslık, 2.düdük
weşeno-weşenaaneısmarlanmış, 2)haber göndermek, 3)ilişki sağlamaya çalışmak
ispanağIspanak
isızIssız
roştışık, 2. aydınlık, ~.a çhim: göz nuru, 2. göz feri
ribesışkın
çi miıvır zıvır, eşya
ibadedibadet, ~-kherdene: ibadet etmek
dikh sılemanİbibik kuşu
ibretibret, ~.i alem: ibreti alem
ibrıqİbrik
ičaricar, 2. işletmek üzere kiralama, ~.daane: kiraya vermek
ičadicat, ~-biyaane: icat olmak, ~-kherdene: icat etmek
khesreteiç çekme
té werteiç içe ~-kherdene: birbirine katmak, 2. iç içe karıştırmak
wustıneiç mekân da ağaçtan direk,  (ustuna teberuku:  teberik direği)
kopiçe çökük, ~.e: kağnı arabasında öküzün arkasına dayanan bölüm
kopnaeiçe doğru çökertilmiş madeni
zere koteneiçeri düşmek, 2. hapse girmek
seva/seveta/sevetaneİçin
servaiçin- birşey yüzünden- nedeniyle- …. başı hakkı için
serbaiçin, 2. birşey yüzünden, 3. nedeniyle, 4. …. başı hakkı için
petaġeiçinde arı olan kara kovan- 2)petek
yawuxeiçinde ayran yayılan, paslanmaz tenekeden mamul, 2. yayık
meskizeiçinde hamur topaklamak(künklemek) üzere un bulunan ve katlanabilen işlenmiş deri
ġınayme puroiçine düştük
qelebiyaaneiçine girişmek, içine doluşmak ( birdende ¢ever bi ra qelebiyay zere: aniden kapı açıldı içeri doluştular)
čı fişteneiçine koymak, 2.sokmak, 3.yerleştirmek
sımıteneiçmek
fır kherdisiçmek (örn.çorba içimi)
iştimaİçtima
darde kherdene:idam etmek- asmak
idamidam- ~.kerdene: idam etmek
ifadeifade, ~-daane: ifade vermek, ~- ġuretene: ifade almak
iflasİflas
iftıraİftira
wuskheiftira,
reştıkhe
derjéniğne, ~.a werğane: yorgan iğnesi
xıyanetihanet
ixparihbar, ispiyon
ixračihraç, ~.kherdene: ihraç etmek
dı gámiki adım
dı sareiki başlı
perareyiki gün önce, dün değil, evvelki gün değil, daha evvelki gün
dı qıleİki öbek
dı čemiki öğün
dı cayiki parça, ~.kherdene: ikiye bölmek, ikiye ayırmak
dıyineiki tanesini
diyineiki tanesini
zabrağiki taraftan kulplu, kalaylı, kapaklı, akşamdan serinlemesi için içine su doldurulan, üstünde maşrapası bulunan büyük tencere
boğaziki tepenin arası
çhatiki yolun birleştiği veya kesiştiği yer (çhate rau: yol çatısı)
dı riiki yüzlü
dı hire qatıiki-üç misli
varasuikindi  (hin aseno khe nu héġa hata varasu xeleşino:  öyle görünüyor ki bu tarla ikindiye biter)
hurdémenaikisi birden, 2. ikisi de
hurdineikisini de
dı be dıikişer ikişer
dıseyikiyüz
ikramaİkramiye
inqırarikrar, (sodır iqrar u imano- sonde tozu dumano:sabah imanında sözünde-akşam toz duman )
yelım xebereil muhaber
ilačİlaç
ilanilan, duyuru
qezailçe, 2. kaza, 2) trafik vs. kazası
ebeile, ..e, ..a, (ebe çhınay şiya suke: ne ile şehire gittin), (ebe di né verdon: onun inisiyatifine bırakmam)
İle, u bé: o(m) ile, olumsuzluk belirtir, bé sol: tuzsuz, ~-bext: bahtsız, ~.én:bahtsızlık, ~-çhare:çaresiz, kheşén:kimsesizlik, ~-umudén: umutsuzluk, ~-venġ: sessiz, sessizce heq: haksız, ~-kar: işsiz, ~-khes. kimsesiz, , ~-ma u pi: annesiz, babasız, 2. yetim, ~-mırad: muratsız, ~-name: adsız, ~-naşib: nasipsiz, 2. kısmetsiz, ~-phışt: yalnız, 2. arkası olmayan, 3. desteği-taraftarı olmayan, ~-pir: pirsiz, ~-qeder: kadersiz, ~-quvet: kuvvetsiz, yoksul, ~-qeyd: kayıtsız, ~-qusur: kusursuz, ~-rame: kurak, verimsiz, ~-rıza: rızasız, 2. onaysız, ~-ri: yüzsüz, ~-ro: ruhsuz, 2. cansız, 3. ölü, ~-sabır: sabırsız, ~-sare: başsız, ~-sol: tuzsuz, ~-seref: şerefsiz, ~-sermán: başsız, yöneticisiz, ~-serm: utanmaz, ~-tebát: tabiyetsiz, ~-tédarık: hazırlıksız, 2. tedariksiz, 3. tedbirsiz, ~-terbiya: terbiyesiz, ~-ters: korkusuz, ~-tu: sensiz ~-umıd: ümitsiz, ~-venġ: sessiz, ~-wayır: sahipsiz,2. kimsesiz, ~-waxt: vakitsiz, 2. zamansız, ~-xér: hayırsız, 2. yararsız, ~-zar biyaane: bıkma, usanma, 2. sıkılma, ~-zamat: zahmetsiz, 2. sorunsuz,~-zar: usanmak, ~-zon: dilsiz, 2)suskun, 3. konuşkan olmayan
ravé serileri doğru
ileri gélanileri gelen, 2. toplumun saygın kişisi, 3. eşraf
ravéileri, 2. ön, önce, ~-berdene: ileri götürmek, 2. ilerletmek
xırçhkıniletişim kurmakta tedirgin olunacak, egosu yüksek, kinli, kompleksli tip
yelmilim, bilim
temas kherdeneilişki kurmak, 2) irtibata geçmek
areilişki, ara, ~-ma rındo:aramız iyi, ilişkimiz iyi ~-ma rınd niyo: aramız, ilişkimiz iyi değil.
sıftenİlk
wusárİlkbahar
asma wusárİlkbahar ayı
ilahi/ilailla, ~-khe: illa ki
we ġureteneiltahaplı şişlik
imamimam, ~.e: tesbihin ucundaki uzun parça, ~.én: imamlık
imaniman, bé.~: imansız
imdadimdat, ~-wastene: imdat istemek, 2. yardım istemek
imkhanimkân, ~-çine biyaane: imkan olmaması, 2. olanağı olmamak
imtahanimtihan, ~-kherdene: imtihan olmak, ~.kutene: imtihana girmek
imzaimza, ~.daane: imza vermek, ~.estene: imza atmak, ~.kherdene: imzalamak
inam kherdeneİnanmak, kanaat getirmek
lewe tenıkince dudaklı
ġırıkheince molları kesmekte kullanılan bir budama aracı
perdıkheince perde, zar (perdıkha páj veze hén bure: sğanın zarını çıkar öyle ye)
bariince, ~-biyane: incelmek, 2. zayıflamak, ~.yén:incelik
barkékh(m)incecik, ~.a (f): incecik
inciyeİnci
inčıleİncil
inčıreİncir
tenjilatindirim, tenzilat
ronaaneindirmek, 2. yere koymek, 3. Bırakmak, (ma keşre sare xo ro néna: kimseye başımızı eğmedik)
war ardeneindirmek, tenzilat  (qayıs çino pantole mı yene war:  kemer olmayınca pantolonum düşüyor)
ġay daaneineğin boğa ile çiftleştirilmesi olayı
ġay amaaneineğin çiftleşmeye hazır olması
mangainek
inġılızİngiliz
davaceriniş aşağı
inkharinkâr, ~-kherdene: inkâr etmek
inqılabinkılâp, 2. darbe,3. İhtilal
khavtayisinleme (köpeklerde), (kutık khavteno nézon çınare: köpek inliyor, bilmem nedendir?)
na laane, nalayisinlemek (pil – qız, dar - ber naleno: büyük-küçük, ağaç-bitki(?) inliyor)
war amaaneinmek
niştene/niştaaneinmek, 2)konmak, 3)dinmek
insafinsaf, ~.kherdene: insaf etmek, insaflı olmak, ~.sız: insafsız
insaf tey çine biyaaneinsaftan yoksun olmak
phıstıninsan koynu, (tu phıstıne xode don we: seni koynumda saklarım)
vozdinsan veya hayvan vücudundaki yağ
beniademinsanoğlu
insaatİnşaat
insalaİnşallah
yintizamintizam
yinzıbatinzibat
ipeġİpek
xelesna raaneipinden kurtarmak
deştékiplik
leğ kherdeneiptal etmek, dağıtmak
nefse mokhemiradesine hakim
iranİran
kheneriri bir ağaç türü
qintiri diken
sınčiri diken, ~.e: alıç ağacı
kheseġiri toprak parçası
kheseganiri yarı
ġırsiri, büyük ~.be: irileş, geliş, pil u ġırs be: büyüyesin, gelişesin.
beririn ~-kherdene:yarayı deşmek, ~-bi: deşildi
rémirin, 2. cerahat
teniyeis (teniya boriye: borunun isi)
rıtıkheishal, 2)sıvı dışkı
riyeishal, 2. cırcır, ~.biyaane: ishal olmak
çhiçheisim
nameisim, 2. ad, ~-tüyo xér: ismini bağışlarmısın(hayırlı ismin nedir?), ~-tu çhhıko: adın nedir?
iskhelaİskele
islaislah, ~-kherdene: ıslah etmek
İslamİslam
malikiislamda suni mezheplerinden biri
ispotispat, 2. kanıt, ~-kherdene: ispatlamak, ~-biyaane: ispatlamak, 2. kanıtlamak
astamolistanbul
meremistek, çaba
wastoğistemeğe gelen (m), ~.e: istemeye gelen (f), isteyen
wasteneistemek, 2. arzu etmek
wastene re amaaneistemeye gelmek,
yaman gişiistenmeyen, uyumsuz kişi
ha u, ha nuister o ister bu
istifistif, üst üste sıralamak
istifaİstifa
istifadeistifade, 2. yarar, 3. çıkar, 4. fayda
istiqaqİstihkak
istiqametistikamet, yön
istirahetistirahat, 2. dinlenme, ~-kherdene: istirahat etmek
wazemeistiyoruz
čıra dard weisyan etti, karşı durdu, 2)ondan saklandı
taxımiş araç gereci, 2. takımlar, 2)takım, grup
is kheiş ki, 2)becerebiliyorsan, kolaysa
kar, ġureiş, ~.kher: işçi, amele, ~.e: herhangi bir iş
gureiş, uğraş
isaretişaret, ~.daaae: işaret vermek
batalişe yaramaz, battal
véreişkembe, 2) göbek
iştaİştah
na yeişte bunlar
ahaİşte, ben söylememiş miydim!
itibaritibar, güvenilirlik, ~.kherdene: itibar etmek
ere xu naaneitiraf etmek
yetırazitiraz
lez kherdeneitiraz sokuşturmak
ittifaqittifak, birliktelik
wes biyaaneiyi olmak, iyileşmek
delaliyi, güzel ~.e: sıfat olarak kadına hitaben
epeyiiyicene
reçeiz, (de vané reçha kuji fetelneno: sanırsam sansarın izini sürüyor)
famizan, düşünce- anlayış
izneİzin
desturizin vermek
JJ
čendermejandarma, 2)otoriter kişi
cilatejilet
cipjip, cipe eskheriya: askeriye cipi
qebekaba
xırpanekaba ölçülerde iri yarı kişi
zırtkaba saba, 2. anlayışsız
qabahatkabahat- suç
qebiyatkabahat, 2. suç
phılıkekabarcık
phılıkhekabarcık
kabeKâbe
pé şiyaanekabından dışarıya sızmak
qebızkabız, ~-biyaane: kabız olmak
serde kherdenekabuğunu soymak
thalekabuk
qebulkabul, 2. tamam, 3. anlaştık
batanekaburga dışında karnı örten deri ve et
parşiyekaburga, parşi: kaburgalar
çhandkaç, ~.tén: kaç kişi, saate-~.a: saat kaç?
qaçağkaçak, ~.çi: kaçakçı, ~.çén: kaçakçılık
remnaoğkaçıran
remnaakaçırılan, ~.ne: kaçırmak
remaanekaçmak
hundekadar, ~-khe: o kadar ki
qedeyifkadayıf tatlısı
qedekadeh
qedemekademe
qederkader
tečelkader, başa gelen
roze şá(m)/ şáe(f)kadersiz
qadikadı
kışkadın cinsel organı
xefiyakadın hafiye, 2. casus
ġılıkkadın üreme organı içi
ceni-cámordkadın-erkek
cénıkhekadın, cénik: kadınlar, eré cenik: ulan karı anlamında
eré/çéçékadına, kıza sesleniş biçimlerinden (argo)
čınıkhe- cenıkhe- cuanıkhekadıncık, kadın, kadınana
bırakhkadının kocası dışındaki sevgilisi, brakhe:kocanın karısı dışındaki sevgilisi
qedifekadife
Qaf dağıkaf dağı (masallarda geçer)
qafıkhekafa
delğe čı sanaanekafasına esmek
sare pure daanekafasını kesmek, 2. boynunu vurdurmak
xu ser kherdenekafaya dikmek, içmek
qefeskafes
kafikâfi, yeterli
kafırkâfir, dinsiz
kağıteKağıt
mojiyekağnı arabası iskeletini taşıyan, iki tekeri birleştiren alet
qeherkahır, 2. üzüntü, 3. sıkıntı, 4. meşakkat, ~-biyaane: kahrolmak
hıq hıq huyaanekahkaha ile gülme
qehpiyekahpe
qeremankahraman, özel isim
qewaltikahvaltı
arakahvaltı, sabah öğünü, ~. kherdene: kahvaltı yapmak
qewacikahve sahibi, 2. işletmecisi
qewakahve, kahvehane
kainatkâinat, 2. Evren
qelebelığkalabalık
sıxletkalabalık, çokluk, ~-iye: çoğunluk
mendekalan, ~.ne: kalmak
qalaskalas
qelasqelaskalas
qılaykalay, ~-kherdene: kalaylamak, ~.ci: kalaycı
qalaykalaylamak, ~-ci: kalaycı
neqetiyenekalbine damlamak, hemen anlamak, (neqetiye mı zerede: kalbime damladı)
serádkalbur
purezınekalbur(veyve tode pırozıne ra ağoe khırısnon: düğününde elekle su taşıyacağım)
wedakaldır, 2. sakla (emir)
wedardaakaldırılmış olan, 2. saklanmış olan
wurznaanekaldırmak
qelecikaleci
qelfekalfa
mıxkalın çivi, ~-kherdene: mıhlamak, 2. çivilemek
qolındkalın, 2)başlık parası
qalıb pé sanıtenekalıp bağlamak, 2. kalıp hazırlamak
qalıbkalıp, ~.e sabu(i)n: sabun kalıbı
rawustenekalkmak
némanokalmasın
zer-pısikkalp-akciğer(takımı)
zera belekalp, yürek
qelbkalp, yürek
bımanokalsın
qaltağkaltak
qamakama
halénkamaşma(örn.dişlerin, gözlerin kamaşması)
qamçikamçı, ~-kherdene: kamçılamak
qamiskamış
kamılkamil, (zaman zaman ju kamılde qesey kherdene rında, isan lewode péseno : zaman zaman kamil biriyle konuşmak iyidir, insan yanında pişer (olgunlaşır))
ġonewerkan emici, gaddar
ġónkan, ~- ġuretene: kan tutmak, ~-peresiye: kan parası
qeneetkanaat, güven
qanalkanal, su yolu
qanatkanat
zirçhkanatlıların dışkısı
qeneviçhekanaviçe
qancuğekancık, 2. dişi köpek
qan biyaanekandırılmak
qan kherdenekandırmak
qanserkanser
qanunkanun
qab qacağkap kaçak
tınġ tarikap karanlık
zulemetekap karanlık, zifiri karanlık
qabkap- 2)kapak- kılıf
qapağkapak
qapan de biyaanekapalı bir alanda tutulmak
qapamıs biyaanekapalı olmak
qapamis kherdenekapamak, 2. örtmek, kaplamak
qapankapamak, 2. örtmek, kaplamak
čadaanekapatmak, örtmek
çeverkapı ~-kutene: kapıya girmek, ~-ġuretene: kapı tutmak ~.de diyane: kapıda görmek, ~.re gınaane: kapısına(ocağına) düşmek, (yi wunca yene kune çevere to, meterse: onlar yine kapına gelir, korkma.)
çhenġekapı kenarı
der u cirankapı komşu
qap kherdaakaplı
veqerkapris
pukkar fırtınası, tipi , (puko, serdo ağui čemediye: soğuk, fırtına, sular donmuş)
vorekar, ~-estene: kar küremek,
karekâr, 2.kazanç
çhıme şákara gözlü, 2)gözü kara ~.én kherdene: kıskanmak
roza şáekara gün
çhelekara kış, zemheri, 2)kışın en soğuk günleri
sırşkara sabanın toprağa giren ucundaki demir alet, 2) dı-~: toprağın ikinci sürümü
qerkara, siyah
qerekolkarakol
thalaqkarakovanda arının yaptığı bal dolu petek
qeremuxkaramuk bitkisi
tarikaranlık
qerarkarar, ~.ra čı daane: karar vermek, ~.neme: kararname
hengájkarasaban, sırşa-~: karasaban demiri,
qerewanakaravana
ceniké bırawukardeş karıları
qarnaşikarın ağrısı
mirzolıkhekarınca
muleçhıkhekarınca
té wortedekarışık şekilde
were fiştaanekarıştırmak
tév daanekarıştırmak
téro kherdenekarıştırmak(örn.káğıtlarda)
karlikârlı, karli vejiyaane: kazançlı çıkmak, (kara xu ki bızane: çıkarını da düşün)
tikankarşı duran, direten
verva čı vıntenekarşı durmak, 2. karşısında durmak,
ver ra xo kherdenekarşı durmak, direnmek,  (endi beso!:  yeter artık!)
ver ra cı kherdenekarşı gelmek, direnmek,
boverkarşı yaka ~.a: karşı yakada
verbakarşı, karşısında
verva areykarşılama oyunu
mısaybénkarşılıklı her türlü yaşamsal dayanışma ve sorumluluk kardeşliği
xape kherdenekarşılıklı yardımlaşma  (waxte vasuda ma jubinde bijeky kerde xape:  ot biçme döneminde oğlak otarımını yardımlaşa yapardık)
verva čıkarşısında,
qertkart, yaşlı
helikartal, ~.yo çhal: heybetli kartal
qesebekasaba
qesebkasap
tasekâse, 2. tas, bı-~ yont
qestkasıt
qest rakasıtlı olarak
burikaş
bıkınekaşı, kazı
khoçhıkhekaşık, khoçhıkha daréne: tahta kaşık
huriyaaneKaşınmak
qesmerkaşmir
qatkat, tabaka
qatığkatık, süt ürünleri, yağ
qatırkatır
katıbkâtip
qat kherdenekatlamak
qır kherdenekatliam, katletmek, öldürmek
qetrankatran
qawaxekavak
qewğakavga, 2. münakaşa
pérodayıskavga, dövüş(pérodayıs dısmene haştiyo: kavga,döğüş barışın düşmanıdır)
qevmkavim, 2. kabile
qawunekavun, qawuin: kavunlar
qarme/qawurmekavurma, ~.lıx: kavurmalık, 2) karma, karışık
pé restenekavuşmak, 2. ulaşmak, 3. toplanmak
ğız kherdeneKaydırmak
xışt kherdenekaydırmak,
somotianekaygan bir zeminde istem dışı kaymak, 2)bir şeye takılarak dengesini kaybetmek
qayğanekaygana
qayiskayış, kemer
qeydkayıt, 2. yazılma ~-kherdene: kayıt etmek, ~-biyaane: kayıt olmak, ~-vırastene: kaydını yaptırmak
sere sitkaymak
qaymaqamkaymakam
qayt kherdenekaynak, ~-kherdene: kaynak yapmak
qaynağkaynak, ~.kherdene: kaynak yapmak
khelkaynama noktası
dınġkaynatılıp kurutulmuş buğdayın ağır dönen taş altında, kabuğundan ayrılarak bulgur ve çorbalık yapılan büyük dibek
girenaaneKaynatmak
GirinoKaynıyor
qazağekazak
qezenčkazanç, ~-kherdene: kazanmak, 2. çalışıp haketmek
ser vejiyaanekazanmak, 2. galip gelmek, 2)üstüne çıkmak
qazuxkazık, 2. ucu sivriltilmiş sopa
kınıtaakazılı, 2. kazılmış olan
khınıtaekazılı, kazılmış olan
khınıtenekazımak, 2) kaşımak
zenġenkazma
kınıtenekazmak, kazımak, 2) kaşımak, 3)hakkında menfi konuşmak (loğa kore ki kınena kınena kena qafıkha xore: kör fare de kazır kazır kafasına döker)
khebabkebap
astırkeçi kılından yapılan yaygı
bıjekkeçi yavrusu, oğlak
bızekeçi, bıj: keçiler
khederkeder, kaygı, tasa
pısınġe(f), pısınġ (m)kedi
ġırnau kherdenekedilerin çiftleşme mevsimindeki bağırtıları
khefenkefen- ~.kherdene: kefenlemek- kefene sarmak
kefilkefil, ~.biyaane: kefil olmak- ~-én: kefillik
kukkekeme
phepkekeme
qaq qıbo, qaq qıbokekliğin ötüş sesi
zarančekeklik
kheçhelčeġkel
čınčılıkkelebek
khelepçhekelepçe
khemanekeman
khemerkemer, 2)~-e: taş, kaya, ~-ın:taşlı olan
astıkkemik
xağkemikler
kotenekemirmek, 2) eračı.~: takılmak, 3) era dest .~: ele geçmek, yakalanmak, era ser.~: üstüne varmak
khenarkenar
xokendi
xu verakendi adına,  (xu vera qesey bıkhe:  kendi yerine konuş)
feke xukendi ağzı, ebe feke xu: kendi ağzı ile
xo serkendi başına, 2. başına buyruk, 3. bağımsız,  ~-biyaane:  bağımsız olmak, kendi başına olmak, ~.iye: bağımsızlık
azadkendi başına, özgür, ~-en: özgürlük, ~-kherdene: kendi başına bırakmak, özgür kılmak
çherexiyaanekendi etrafında dönmek, dönmek
xo be xokendi kendine
xo xorekendi kendine
xo xode, xo be xukendi kendine, kendince, ~-nornon: kendi kendime mırıldanıyorum
xo xode(vero)kendi kendiyle, kendiliğinden
xukendi, ~-be xu: kendi kendine, e be ~-: kendisi, kendisine
xorekendine
bé ra xu !kendine gel !
ara/era xu amaanekendine gelmek
rınde xukendine güzel
xore kherdenekendine yapmak, kendine etmek, ağue .~ : yıkanmak
xu darde kherdenekendini asmak, 2. intihar etmek
çholmaġkendini beğenmiş
xu tépa ġurétenekendini geride tutmak, 2) pasif kalmak, 3)kendini geri çekmek
xu ġerm kherdenekendini ısıtmak
xu pis kherdenekendini kirletmek
xu sas kherdenekendini şaşırmak
xu beyan kherdenekendini tanıtmak
bére ra xu !kendinize gelin !
ebe xu(xo)kendisi, 2. Bizatihi
xora dür kherdenekendisinden uzaklaştırmak
kherzıkkene- 2) kısa boylu- ufak tefek (mecazi olarak)
khepazekepaze, rezil, ~.biyaane: kepaze olmak, perişan olmak
kundézkepçe
khepeġkepek
kherametekeramet
kherbelaKêrbela, Hz. Hüseyin’in şehit edildiği yer, 2)mecazi olarak suyun az olduğu yer, çöl
kherestekereste
kherxanekerhane- genelev
khelpetinekerpeten
khelpiçhkerpiç
késıkkese, 2. para kesesi
lifkêse, 2) yılanın kıvrılarak üst üste gelen her bölümüne de lif denir ( worte vaşte lif esto péser vıneto: otun içinde üst üste kıvrılmış yatıyor.)
hurakKeser
bırinokesiliyor
velgérekesilmiş yapraklı ağaç dalları yığını
bırnaanekesmek
khefs biyaanekeşfedilmek
doz kherdenekeşfetmek, bulmak
khefskeşif, ~-biyaane: keşfedilmek, ~-kherdene: keşif yapmak
khesiskeşiş
kaşká, kaşkénakeşke
kheskakeşkek, (bulgur pilav gibi pişirilir, ayran+bir avuç un+tuz karışımıyla ağır ağır karıştırılarak kıvama getirilir, eritilmiş tereyağı ile yenir
khetakete
çefkeyif
qıblakıble
fıstıkhekıç (argo)
qenekıç, 2.anüs, popo
qıdemkıdem
hirr hirr huyaanekıkırdamak, kıkırdayarak gülmek
muyekıl
vero ġınaanekılavuzluk yapmak, 2. önüne düşmek
ver kewtenekılavuzluk yapmak, 2. önüne düşmek, 3. yol göstermek
resenkıldan yapılan urgan, 2. ip, 3. halat
şimserkılıç, 2. pala
qılığkılık
lewüyaanekıpırdamak, 2. yerinden oynamak
ġrabeteKıravat
wusarekırık buğday
qermeçiyaanekırışmış olma(kumaş vb.de)
çhewreskırk 2) ~-vetene: bebeklerin kırkıncı günlerinin kutlanması.
qırğe qırğe khe, ez çhewres ra cer né donkırk kırk desende, ben kırktan aşağı vermem.(deme)
perznaanekırkmak
ča vateneKırmanc Alevi’lerin inanışında cem töreninde miseyibleri kadın erkek birlikte, pir, mürşit ve cemaat karşısında, varsa eksikliklerinden ve hatalarından arındırmak, gerekirse cezalandırmak
pore sur/surekırmızı saçlı
surkırmızı, 2)kızgın, ~-kherdene: ısıtmak, kızartmak
ponçhağkırpılan keçinin sırtında veya arka bacaklarında kırpılmadan bırakılan kısım
qırpme kherdenekırpma, budama
qolıkkısa
qanqol/ekısa boylu, 2)meşe meyvesi, 3)küçük yuvarlak nesneler
kılmkısa, ~- kherdene: kısaltmak
khılmkısa, ~.kherdene: kısaltmak
qesaskısas, 2. intikam, 3. öç
estewrınkısır, doğurmayan (hayvanlar için)
qısmetkısmet
zımıstankış
velġ ronaanekışın hayvanın yemesi için verilen kuru meşe yaprağı
qıslakışla
qıtlığıyekıtlık, yokluk
asıl kherdenekıvamına getirmek
çikalekıvılcım
çhık, çhıkalekıvılcım, (zu çhıkra dina vesene: bir kıvılcımla dünya yanar)
viçhhıknaanekıvırarak yürümek, 2)kıvırmak, kaçamağa yatmak
qıyafetkıyafet
qıyametekıyamet, qa.~.néqurfiya: kıyamet kopmadı ya!
qıymekıyma
qedırkıymet (qedre kokımane xu bızané: yaşlılarınızın kıymetini bilin)
qıymetkıymeti değer, ~-zanaane: değerini bilmek
bérkıymık
çenakız
çenekhekız
waekız kardeş- bacı- abla
qarnaanekızdırmak, üzmek
surekızıl saçlı, ~.lae: kırmızı giysili, 2. kırmızılı, ~.te: yanak
QızılbasKızılbaş
QızılderiliKızılderili
qızdankızışmış dişi köpek, (delıkhe khe amé qızdan, kutik Heleb’ra yené: kancık kızışırsa köpekler Halep’ten gelir) deyim
wayénkızkerdeşlik, 2. bacılık
kıbarkibar, 2. nazik
kibritekibrit
kilimekilim
kilitkilit, 2. anahtar, ~-kherdaa: kilitli
jilıkKilitoris
kilokilo, ~-metre: kilometre
kamkim, ~.ci: hangi, hangisi, ~-khe: her kim ki?, ~.o: kim o?, ~-be kamira:kim ile kim
khám amay khám şikimler geldi, kimler geçti
kheskimse, ~.a: kaplumbağa, ~.e kuse: gelen giden anlamında
kinkin
qılérkir, ~.ın: pasaklı, 2. kirli
kirakira, ~.ci: kiracı
kirečkireç
kiremitkiremit
çerankiriş
ġarmaxınKirli, pasaklı, ~.en: pasaklılık
čuzekirpi
bizanġekirpik, bizanģ:kirpikler
khewrakirve, ~.én: kirvelik
khewrankirve, ~.én: kirvelik
hirayisKişneme
kıtabkitap
mérdekoca, 2. eş, ~-kherdene: evlenmek, 2. kocaya varmak
vosnkoç
thıriyekoç ve koyun kuyruğu
rıbıkhekod ölçüsünün sekizde biri
qoğıskoğuş
ġımarınKokan
boyın(m)kokan, kokulu, pis kokulu olan, ~.e: (f)
boekoku, ~-ġuretene: koku almak, ~-kherdene: koklamak
çhepel/bojikol
bojikol ~-bend: kol bağı
were semernaanekol veya paça sıvamak
hal be halkolay kolay
kolçhağkolluk
per sıkıtaekolu kanadı kırık, çaresiz, 2)kanadı kırık
qomiserkomiser
ciran(m)komşu, ~.én: komşuluk, cirane(f): komşu
qominiskomunist
qonağkonak 2)dinlenme,duraklama yeri
baskonu, ~.kherdene: sözünü etmek, üzerinde konuşmak, ~.kewtene: iddaaya girmek-yarışmak
dilbazkonuşkan, konuşmasını çok seven, 2)güzel konuşan, 3)çevirmen
qesey kherdenekonuşmak
qesey kotene/qesu kotenekonuşmaya dalmak, konuşmaya oturmak, (ma nune xu werd, pize xu kherd mırd, ora tepa ki kótme qesu(ekmeğimizi yedik, karnımızı doyurduk, sonrasında da lafa daldık)
vısnaanekoparmak
qurfiyaanekopma, ayrılma, 2) korkmak, (zeremı qurfiya ra: yüreğim koptu sanki)
tersanekénkorkaklık, tersanekh: korkak
ezkefilkorkarım ki, 2)herhalde, 3) zannederim ki (ironik bir söylem)
xofkorku, şüphe
tırámkorlaşmış ateş
qorikoru, ağaçlık
seveknaiskoruma, (lewe de sevekneno: yanında koruyor, kolluyor)
qori kherdenekorumak, sakınmak
çharpaykoşar adım, dört nala
vostenekoşmak
vozdaanekoşmak, 2)sıçramak
ooo hokoşum hayvanlarını durdurma hitabı
ohokoşum hayvanlarını sürme hitabı
buréskova gibi kullanılan bakırdan kap
ġocanaġkovanda arı giriş yeri
def kherdenekovmak, def etmek
teqibatkovuşturma, 2.takibat
čelebkoyun sürüsü
čajimkoyun yününden yapılmış renkli yaygı, battaniye yerine kullanılır.
pısqıle (pısquľ )koyun, keçi, tavşan, deve vs. hayvanların dışkısı
miyekoyun, miya more: mor koyun
mésınkoyunlar
qozkoz
kufteköfte, ~.y: köfteler
kok/kokhekök, ~-boya: kök boyası, ~.ra: kökten
himkök, orijin
khenġerkökünden elde edilen süt ile sakız yapılan bir tür bitki
komırkömür
kut kutköpeği kovarken söylenen
teleqiyaaneköpeğin yavrulaması
kutık wayire xu nas khenoköpek sahibini tanır
khelpköpek- ~-e: dişi köpek
khelpoköpek, 2) hakaret amaçlı da kullanılır
pırdköprü , (pırde dere murtát mama xatune vırasto: murtat deresini Mama Hatun yaptırmış)
loğa korekör fare
çhımura tari biyaanekör olmak, gözleri görmemek
korkör, 2)kesmeyen, körelmiş
ġırewo korKördüğüm
çhıme piştekörebe, 2) gözü sarılı
korpekörpe
sawikörpe, sabi 2) yeni doğan oğlak, kuzu vb.
koseköşe
şerkötü, 2. şer
deweköy
fémeköy ismi
çerçiköyler arası seyyar satıcı
qıralkral, ~.én: krallık, 2)~-içha: kraliçe
qubbekubbe
vıranekucak
čemakucak dolusu (yaprak, odun, ot) yığın, ~-kherdene: bir kucak büyüklüğünde yığın haline getirmek
té vıranekucak kucağa, ~.kutene: kucak kucağa yatmak
qulkul, 2. köle, 2) insanoğlu, ~.a heş: ayı ini, ~.e: in, ~.e kherdene: delmek, ~.ık: küçük, tek oda ev, hapishane, ~.ıka derjén: iğne deliği
ğulkulak kepçesi olmayan
ġoskulak, ~.daane: dinlemek, ~-re serne: kulak kabart,kulak ver
xulkulaksız
khurt biyaanekuluçkaya yatmaya hazır hale gelmiş kanatlı
qumkum
hewuyeKuma
qumandankumandan
sereskerkumandan
xumarekumar
qumaskumaş
qundaxkundak, bebek, ~-kherdene: kundaklamak
khutıké ağoekunduz
qurekura, ~.wuntene: kura çekmek
QuraneKuran
fatihaKuran’ın ilk suresi
beqekurbağa
qurbankurban, ~-sare bırnaane: kurban kesmek, ~-kherdene: kurban etmek
qurnazkurnaz
féndkurnazlık, plan, ~- a khe: ne yazık ki, (fénda khe bime kokim: ne yazık ki ihtiyarladık)
qerqesunekurşun
verġkurt
kherm u kéjkurtçuk
kherm rısnaanekurtlarını dökmek
xeleskurtulma- kurtuluş
xeleşiyaanekurtuluş
ğız biyaanekuru bir zeminde kaymak
nuno wuskkuru ekmek, yavan ekmek
qırçkuru odun vb. kırılırken çıkan ses
eskızekuru üzüm
jakuru, ~.kherdene: kurutmak
qurıskuruş
ternekurut
sekhtekusur
qusırkusur, de.~.ha:bak şimdi şu işe!
theyr/théyrkuş kuşlar
haléndkuş yuvası, ~-vırastene: yuva yapmak, kuşlar için kullanılır
şilankuşburnu
barxanekutsal alanlarda her hanece lokma pişirilen geçici konaklama alanı
teberıkkutsal bilinen yerlerden alınan br parça taş, toprak, su vs., teberik
ehli kitabkutsal kitap
jár dárkutsal yer ve diyarlar
khelekutsalları öpme, (mılete make şi jaru ser sıfte nisanġe jarera khele xu bırneno: halkımız ziyaretlere gittiğinde önce ziyaretin nişangáhını öper )
quvetekuvvet, güç, ~.bo: güçlü olsun(kolay gelsin), ~.ra kotene: güçten düşmek
dımkuyruk 2)~.e:kuyruk yağı
boçhıkkuyruk sokumu
quyekuyu
vaa koyKuzey rüzgarı, dağdan esen rüzgar
bezkuzey yönüne bakan arazi
zımekuzeye bakan yamaç
kozkuzu evi (voroko hewl koz de beliyo: verimli kuzu yatağında bellidir)
vorekhkuzu, ~.e: dişi kuzu,
çhılıkheküçücük bir damla, (ekhe bıkisé çhıliké gόn čıra nina: Öldürseler damla kanı akmaz.)
çhıkh/çhıkhaleküçücük bir kıvılcım, (zu çikra dina vésena: bir kıvılcımla dünya yanar)
viçhikheküçücük, minicik
qızküçük
thilıkküçük bez parçası
çhalıkeküçük çukur
qız diaaneküçük görmek
tasıkheküçük kase
tikheküçük parça ( tiké ġoşt dana mı: küçük bir parça et verebilirmisin?)
tawukheküçük tava, soğan vb. kavurmak üzere kullanılan kuyruklu kap
qazıkküçük tencere, tencerecik (qazık bije şime ağue: tencereciği al suya gidelim)
qız ġureteneküçük tutmak
qıçkekKüçük, qıçkék: küçükler, küçük olanlar
pıskheküçükbaş hayvan gübresinin güneşte kurutulmuşu
malo peskofküçükbaş hayvan- mal- davar
basme / khermeküçükbaş hayvanların ayakları altında çiğnenmiş kalıplaşmış gübre
kufıkheküf
kufkınküflü, 2. küflenmiş olan
kıfırküfür
khıfırküfür
ġewrekhkül rengi, beyazımtırak
punkümes
kupküp
ġosareKüpe
huykürek, ~.o asnen: demir (sac) kürek
herediyaaneküsmek, 2. kızmak, 3. alınmak
qhurküt kulaklı (qavıro qhur: küt kulaklı toklu)
çhaxeküvet, lavabo
leqenalaçka olmuş, 2. sallanıyor
qese fetelnaanelaf dolaştırmak, dedikodu yapmak
qesu vatenelaf söylemek
qeselaf, söz
ľanelahana
lamačunlahmacun
leqemelakap, 2. takma ad
lelelala
lambalamba, 2. kandil, 3. ışık
naletlanet
lastıklastik, 2) lastik papuç
lavantalavanta, 2. kolonya
layıxlayık, 2. yakışık, ~-biyaane: layık olmak, 2. yakışık almak
lazımlazım, ~-biyaane: lazım olmak, gerekli olmak
leblebileblebi
leġaneleğen
leyimlehim, ~-kherdene: lehimlemek
lekheleke, ~-biyaane: leke olmak, lekelenmek ~-kherdene: lekelemek
lewalevha
lew tadaanelew tadaane
Leyla be mečnun raLeyla ile mecnun, 2)aşık çift (mecazi olarak)
leyléġleylek
lezetlezzet, 2. tat
ver berdeneliderlik etmek
henčeriyaanelime lime olma
zol biyaanelime lime olmak,
limonelimon
lisalise
litrelitre
loğeloğ, ~-kherdene: loğlamak
lokhantalokanta
loqmelokma
loqımlokum
luġetlugat, sözlük
lüküselüks lambası
MM
mačunmacun
mademamadem, ~-khe: madem ki
madenmaden, ~.vetene: maden çıkarmak
medenmaden, ~.vetene: maden çıkarmak
nune milçhıkumadımak
mığaramağara, 2. in
mağaramağara, in
mığazamağaza
malamahalle, semt
meçhupmahçup
maf biyaanemahfolmak
čelbmahkeme ihbarnamesi
makememahkeme, ~-daane: mahkemeye vermek, 2. dava açmak, ~-kotene: mahkemelik olmak, 2. mahkemeye düşmek
mekúmmahkum, ~.biyaane: mahkum olmak, ~.kherdene: mahkum etmek
mekúmenmahkûmluk, mahkûmiyet, hüküm giymek, tutukluluk
mehluqmahlûk, 2.yaratık
morımmahrum, 2. yoksun, ~-mendene: mahrum kalmak, 2.yoksun olmak, ~.én: mahrum olma, 2. yoksunluk
mesulmahsûl
meqammakam
maqaramakara
mıqaramakara
meqesmakas
meqbulmakbul
meqbuzemakbuz
makinamakine, 3. kamyon ~-resmu: fotoğraf makinesi
meğsedmaksat, 2. amaç
melemala, duvarcı malası
melzememalzeme
čamusmanda
mandelinmandalina
manilemanivela
sunġmantar, (sungé miyu: bir tür zehirli mantar)
mantomanto
manyaxmanyak
maranġozmarangoz
markamarka
marulmarul
masamasa
fırasqomasa vs. silmek için kullanılan bez, elbezi
sanıkhemasal
dapiremasallarda yaşlı kadın
mesqeremaskara
masrafmasraf
masalamaşallah
marsafemaşrafa- bardak
mat biyaanemat olma, yenilme
lélmat, bulanık
matbeematbaa
metqepmatkap
mavjermavzer
aménmaya
amén kherdene:mayalamak, mayasını katmak
eskhevamayasız hamurla yapılan lavaş ekmek
meyxosmayhoş
mayxosmayhoş, ekşimsi
ġulanemayıs ayı
meymunmaymun
mazotmazot
ho khemecazi ‘başlat’anlamında
mečburmecbur, ~-hénkeno: mecburen öyle yapacak, ~.i: mecburi, zorunlu
meclismeclis, topluluk
mečnunmecnun, 2. âşık, 3. derbeder
medenetmedeniyet
mededmedet, yardım, beklenti
yoxro khemeğer se, meğer ki
mekhtebmektep, okul
mektubemektup
mılaketmelake, melek
melaanemeleme (ma dıma melé/mela : ardımızdan meledi)
qıraanemelemek
qırmemelez, 2) (fistanlarda) pile
melulmelul: mahzun, 2. efkârlı, 3. üzgün (¢ıra hin melul vındena?: neden öyle mahzun duruyorsun?)
čıçhıkmeme, čıçik:memeler
melmekhetmemleket, 2. yöre, 3. yurt
memnun kherdenememnın etmek, sevindirmek
mamurmemur, ~-e: bayan memur
dısmalemendil
belmeni, ~-kherdene: uzağa işemek
mentesementeşe
menzılmenzil, mesafe, erim
qısawetemerak etmek, endişelenmek
meraxmerak, ~.kherdene: merak etmek
mercımégmercimek
nérduwan nermmerdiven
wundérmeret
mehrabamerhaba
mabe xérdmerhaba {cümlenin tam karşılığı: bizden(size) iyilikler(olsun)}
meremetmerhamet, acıma
ramanimerhametli, tahammüllü, 2. sabırlı, (heq isan raste jüye ramani khero: Allah insanı merhametli biriyle karşılaştısın)
melemmerhem, krem
mermermermer
fiseġemermi, fişek
mermimermi, kurşun
mertmert, 2. yiğit
hewlmert, yardımsever, paylaşan, ~-biyaane: yardımsever, yiğit, mert olmak, ~.e kherda: iyiki yapmış (dismeno hewl, doste xırabın ra rındo: mert düşman kötü dosttan iyidir)
mertebemertebe
mesefemesafe, ara
afginmeskize içinde kalan un (meskize: ekmek pişiriminde katlanarak içindeki unu muhafaza eden, işlenmiş deriden malzeme)
mesleġmeslek
bolimeşe ağacı meyvesi, kestane veya benzeri meyveler
koçenmeşenin uç ince dalları, (zımıstan bızu beme yaban khe, koçen buré: kış olduğunda keçileri yabana götürüyoruz ki meşe dallarını yesinler)
mensurmeşhur,ünlü
sora gaydanemeşrep histerik kadın anlamında
mesrubatmeşrubat
dıgosemetal veya ağaç dirgen
metelıgmetelik
ġoynaanemethetmek- övmek
metrometre
mevzumevzu, konu
čır wastenemeydan okumak
meyxanemeyhane
meyilmeyil, eğilim, eğim
ġılzemeyve dolu dal (sawu hén gureto khe- gılzey amé war: elmalar öyle tutmuş ki dalları yerde)
lızġemeyve dolu dal, (sawu hén ġureto khe, lızġe xu amé hard: elmalar öyle tutmuş ki, dalları yere kadar eğilmiş.)
heleqiyanemeyvelerin dalında zay olması
ġornMezar
mezelemezar, dare ~-: mezar ağacı(mezar taşı yerine)
mesebmezhep
mazramezra
mıqnetismıknatıs
mıntıqamıntıka
lazutmısır
mehrabmihrab
mérabmihrab
mikrobmikrop
milismilis
mıletmillet, halk
zone mıletre ġınaanemilletin diline düşmek
mebusmilletvekili, mebus
milarmilyar
milonmilyon
minaraminare
mıneteminnet
méresmiras
qonağ ġuretenemisafir edilmek (sıma koti qonağ ġuret: nerede misafirsiniz?)
meymanmisafir, konuk
kalaxmiskin 2. Tembel
modamoda
modılmodul
çhoxmont, ceket
maaf/xerıčmuaf, hariç
muafaqmuaffak
mamalamuamele ~-kherdene: arkadan iş çevirmek
mavénmuavin , yardımcı
mayanemuayane, 2.kontrol, ~-kherdene: muayane etmek
macirmuhacir, 2. göçmen
mafazamuhafaza, ~.kherdene: muhafaza etmek
marabemuharebe
gérmá imamumuharrem ayında 12 imamlar adına pişirilen, içinde en az 12 çeşit nimet bulunan çorba
verver nébiyanemuhatap almama
muxbirmuhbir, 2. ihbarcı, 3. jurnalci (muxbiren zenata da rınde niya: muhbirlik güzel bir zenaat değil)
mutačmuhtac, 2. yoksul
berpaymuhtaç, ( destpayra kote: eli ayağı tutmayan)
mıxtarmuhtar
muqavamukavva
mıqayetmukayyet olmak, 2. göz önünde tutmak
mómmum, (mómiya mésu: arıların mumu)
murdarmundar, 2. kesilmeden ölen hayvan, 2)pis, pasaklı
mıradmurad, be-~ : muradsız, 2. bahtsız, ebe-~ : muradı olan, 2. bahtı açık
buliyemusluk borusu 2.ibrik vs. kaplarda suyun aktığı boru
mısembemuşamba
musembemuşamba
mıtfağmutfak
xojibmutluluk, xojibe tu bo: ne mutlu sana
bımbarekhmübarek( bımbarekh ekhe vorneno: mübarek amma da yağdırıyor )
mubaşirmübaşir
mıčadelemücadele
mıdafamüdafaa
mesesemüessese, 2. kurum
mufetismüfettiş
mıfrezemüfreze
mıftimüftü, mıftılıx: müftülük
mendismühendis
mıhimmühim, 2. önemli
mormühür, 2) yılan, ~-kherdene: mühürlemek, 3) mor(renk)
mijdánmüjde
mıkafatmükâfat, 2. ödül
tınġırnenomükemmel yapıyor, çok başarılı
wayire mílkmülk sahibi
mılkmülk, taşınmazlar
momınmümin, iyi insan
mınafıqmünafık
mıračatmüracaat, ~-kherdene: müracaat etmek
mırekebmürekkep
mısademüsaade, 2. izin, ~-kherdene: müsaade etmek, 2. izin vermek
gáwurMüslüman olmayan, 2. gâvur, ~-sarede ki méro: gâvurun başına bile gelmesin
mısılmanMüslüman, ~.én: Müslümanlık
KevserMüslümanlarca cennette var olduğuna inanılan su
mişterimüşteri
mıtayitmütahit, ~.én: mütahitlik
čınıtenemüzik aleti çalmak
NN
nalcıxnacak, küçük balta
neçharnaçar, çaresiz, ~-ino: dönmüyor (alet)
nefeqenafaka
neftelinnaftalin
neqesnakış, ~-kherdene: nakış yapmak, ~.naa: nakışlı, ~.naane: işlemek, nakşetmek, 2. güzelleştirmek
neqılnakil, ~-kherdene: nakletmek
naqliyanakliye
neqliyanakliye
nalnal, ~-kherdene: nallamak, ~-estene: nal atmak
nalbendnalbant
nımaznamaz
namerdnamert, 2. sözünün eri olmayan
namusnamus, ~.li: namuslu, ~.uz: namussuz
punenane
nankornankör
nargilanargile
narinnarin
çhutır?nasıl ~.o: nasıl oldu?
se khenasıl ki
o khenasılsa: madem ki, o ki
çhutura/çhuturiyanasılsın? ~.wesa: nasılsın- iyi misin?
neşétnasihat, ~-kherdene: nasihat etmek
naşibnasip, 2 kısmet, ~-biyaane: kısmet olmak
naznaz, 2. cilve, ~-kherdene: nazlanmak
nezernazar, ~-kherdene: nazar etmek, ~-beno: nazar olur
nazıknazik, 2)ince, hassas
Qızıl kiliseNazimiye
çhı sare tu bıdaznine başını ağrıtayım, kısa keseyim anlamında
ne kine de (ne don tu, ne ki don di: ne sana veririm, ne de ona)
se vajne diyeyim
ez sevon zanena?ne diyorum biliyor musun?
çhıkhene ise, ne varsa, ne ki, çünkü (çhıke bi, ama vérd ra şi: ne ise geldi geçti gitti)
çhıxa, çhıxaşne kadar
çhıxa ečeyibone kadar acaip, 2.hayret
çhıxaşne kadar, ~.khe: ne kadar ki..
xojibe~- to bone mutlu sana,
se benone olacak, 2)önemli değil, bir şey olmaz(rica içerikli) 3)ne olur, lütfen
çhı esto khene var ki
çhıkhe estone varsa, ne kadar varsa, tümü, hepsi
ferečiya khene yapalım ki, isterdik ki
sepkérne yapayım
se bıkherine yapayım, nasıl yapayım
se kherd nékerdne yaptıysa da, bütün çabasına rağmen
çhı héf khene yazık ki, maalese
çhı faydene yazık ki, ne fayda
kheyne zaman
çhıne, ~.me: kaynak ~-waxt: ne zaman, ~-xaşi: ne kadar, ~.ra: niye, neden, ~.nare?: neden, niçin?
çha, çhınareneden, niçin, niye
nefernefer, 2. er, 3. militan, 2)fert, kişi
nefesnefes
solıxnefes, ~- ġuretene: soluk almak
solıx re mı kotnefesim kesildi
helmnefesin dışarıya verilmesi, helme xu bira ma ser: nefesi üstümüze esti
nefsnefis, 2. arzu, ~.e xu pe ġuretene: nefsini tutmak, 2. iradesine hâkim olmak
neftneft
rutubetnem, rutubet
kotiya(f)-kotiyo(m)?nerede?
kotiranereden
katanereye, 2. hangi tarafa, ~-sona: nereye gidiyorsun?
nesılnesil, 2. kuşak, 2) soy
hedriyeneşe, keyif
çhıvaoneyin nesidir? çhıko çhıvao: nedir? Ne olmuş?
çhınayneyin, ~-sero: ne için? ne yüzünden?, neyin üstüne, ~.ra: ne ile
nezeretnezaret, 2. göz hapsi, ~.xane: nezarethane
çhınareniçin, niye
axir khenihayetinde
nikhanikah
nametnimet
nisannişan, 2. işaret, 3. hedef, ~- ġuretene: nişan almak
sekmannişancı, 2. hedefi doğru tutturabilen, ~.én: nişancılık
nisanġenişangâh
hedefnişangah, hedef
çhıraniye, neden
niyetniyet, ~-kherdene: niyet etmek, ~.ete xu xırabıno kötü niyetli
nizamyanizamiye, 2. kışla-garnizon-fabrika vs. sahasına girişte bulunan kapı- giriş kapısı
núk- nuxüt(k->yumuşak okunmalı)nohut
noxsannoksan
néwetenöbet, 2. sıra
numrenumara
nurnur
nufusnüfus, ~.čızdani: nüfus cüzdanı
khertımnüfusa yazılmamış
wuo (m)
a sateo an, o anda, ~.de: anında, hemen
sata kheo anda, …diği, dığı anda
hamao anda, hemen, ~.hama: hemen hemen, neredeyse
ha woo dur, bak orda, aha orada gibi..
a rozeo gün, ~-ki yéna: o gün de gelir
awa khe(f), uyo khe(m)o ki, 2)her şey,(awakhe biye nébiye mı čıra va: olan olmayan her şeyi ona söyledim).
čoka/čoka kheo nedenle, 2.bundan ötürüdür ki
wu heto taraf, 2. o yan, ~. sér: o tarafa doğru
wu hetreo taraftan
zamano kheo zaman ki
o waxto zaman, o sırada
ae(f)o, ~.be..(f): o ile..
ae, ae(f) be ibin ra (m)o, o ile öteki
O,ÖO,Ö
ae(f) be dira(m)o(f) ile o(m)
uo(m), a: o(f)
pırogınaaneocağına düşmek, 2) düşmek (suya düşmek gibi..)
uzaxkor, koručağocak düşmanı, nankör
ocağeocak, 2.aile ocağı, 3)kutsi değerleri olan aile
odaoda
çhekiodun tartı ölçüsü, 100 kg
koliodun, 2. yakacak odun, ~-ardene: odun getirmek
awa(f) uyo(m)odur
ofof
uffof,
laakoğlan, 2. erkek çocuk
lazoğul, 2. erkek çocuk
bukooğul, yavrum, (buko, marsafe ağoe dana mı?: oğul, bana bir maşrapa su verirmisin?)
oxoh
tireoklava
dest pıro kherdeneokşamak, 2)elini bir yerden içeri sokmak
wendene, wendisokumak
wanaaneokumak, 2)hiç durmadan konuşmak, 2)ötmek
wendeneokumak, 2)tahsil yapmak, ama-~: okunabildi, 2. okundu
wendis daaneokutmak
wendekar, wendoğokuyucu
deryaokyanus
hekhmeteolağanüstü 2. ne hikmetse 3. epeyce, haddinden fazla
bi né bi ?oldu mu, olmadı mı ?
restaaolgun, yetişkin
resteneolgunlaşmak, čı-~: yetişmek, 2. yanına ulaşmak, 3. varmak, 2) čı resnaane: yetiştirmek, 2. ulaştırmak
nébiolmadı, né bi?: olmadı mı?, né bi..: olmazsa.., né beno?: olmuyor mu?, né beno: olmuyor
biyaaneolmak, oluşum, 2)doğmak, 3)uygun gelmek
né beno kheolmazmı ki
bıbo néboolsun olmasın, olsa da olmasa da
kheribaroltu taşı- kehribar
khehribaroltu taşı, 2. kehribar
olıxeoluk
benoolur, mümkün, peki, beno?: olur mu?, mümkün mü?
dosomuz (qefeliyanera hermu dose mı amay war: yorgunluktan kollarım omuzlarım düştü)
Qilika hermuomuz başı
hermeomuz, ~.ma kerd be ma vera: elimizi kolumuzu bağladı.. anlamında
deson
čıreona
i ra (m)Ona
aere(f),ona, ~- biya: ona getir
čıraona, ondan, ~-vaze:ona söyle, ~-bije:ondan al
deszuonbir
čıra xér bıvineondan hayrını gör
wera tépa(wera dıma)ondan sonra
ora dıma, ora tépaondan sonra,
diraondan, ~-tepá: ondan sonra, mıra tepá sebeno ečeba: benden sonra ne olur acaba.
yi be xuonlar kendileri
iye kheonlar ki
yi neonlar, ~.ra: onlara
inuonlar, ~-ra: onlara
yionlar, ~.nu: onları, ~.nu ra: onlara, onlardan
aa naa nézononu bunu bilmem
çena di(m), çena ae(f):onun kızı
ye dionun ki, ye mı: benim ki
wuiy mıre bámeneooy (sana gelen)bana gelseydi
wuy tore bımıriOoy sana öleyim
wuiy wele be mıre boooy topraklar başıma
uza/awuzaora, ~.de: orada, ~.ra: oradan, ~.wa: orada(f), ~.wo: orada(m)
wuzaora, 2. orası, 3. ora, ~.ra: oradan
awzaora, orası
wuza deorada
wuza raoradan, a -~: o orada (f), u -~: o orada (m)
vaşturiyeorak
şimeleorakla biçilen ot ve ekinin öbek öbek indirilenlerin her biri (çoğulu: şimél)
wu hetuoralar, o taraflar, ~-de: o taraflarda
ordiordu
bırorman, ağaçlık, -.ın:ağaçlık, ormanlık yer
dalabıskoormanın ilkbaharda verdiği sürgün- filiz
thala bıskoormanın ilkbaharda verdiği sürgün, filiz
orospiyeorospu, ~.yen orospuluk, fahişelik
qıdıxort. 50x40 veya 50 cm çapında,20,25 cm derinliğinde, altı üstüne oranla dar olan ahşap kap
werteorta, içi, ~-mekteb: ortaokul, ~-sardé: yabancıların içinde, ~-koude: dağların ortasında, ~-vetene: ortaya çıkarmak, deşifre etmek
werte de mendeneortada kalmak
wertağortak
ortağortak, ~.én: ortaklık
marebeortakçı
dewızortakçı, köylü, maraba, (ömre tayine dewızén ra vérd ra: bazılarının ömrü ortakçılıkla geçti.)
çhekrarortalama büyüklükte
horımeOrum
şiriké padisayOsmanlı parası
fetvaosmanlıda kadı emri
fıseosuruk, ~.kher: osuruklu
vasot
yabaot veya saman kaldırmada kullanılan beş veya daha fazla parmaklı büyük tahta dirgen
mereotlak alan
meğelotlak dönüşü hayvanların dinlendikleri alan ~-biyaane: hayvanların yatışı
çherdeneotlamak
çhöplemis biyaaneotlanmak
çheraeotlatılmış olan otlak
otobozotobüs
tomofilotomobil
qiçhıkotu bir arada bükerek doğal bağlayıcı(çém) imalinde otun ucuna bağlanan alet
ro nişteneoturmak, (nisena ro?: oturacakmısın?, nison ro: oturacağım, ro niştune: oturmaktayım)
deşteova
reqeşianeoynamak, raks etmek
xu rečefnaaneoynarken vücudunu titretmek
kayoyun, 2.dans, 3.halay, ~-biyaane: oynanıyor olmak, ~-kherdene: oynamak
kaykherdoğoyuncu
serdest oyunun galibi, galipoyunun galibi, galip
qılaöbek
a dina(axrete)öbür dünya, ahiret, ~.de: öbür dünyada
böreöbür gün, (meşte né böre: yarın değil öbürgün)
héföç, 2.yazık ~-guretene: öç almak, ~-bi: yazık oldu, ~-khe: yazık ki
pöre vışıyaaneödü patlarcasına korkmak, (vejiyara mı vişune pöre: karşıma çıkınca ödüm patladı)
perojiyeöğle yemeği
perozöğlen, öğle vakti, ~.ra~-tépá: öğlen sonrası
musayöğrendiler
musnaisöğrenme
musnaeneöğretmek, alıştırmak
né musnaaneöğretmeme, alıştırmama (a ra di memusne: ona göstermeyin)
malimöğretmen, ~-e: bayan öğretmen
thalaböğüre gelmek (at ve eşek için)
kuxaaneöksürmek
khulxeaneöksürmek
kuxıkhe ġureténeöksürüğe yakalanmak
seyöksüz, 2. kimsesiz, ~-mendene: yetim kalmak
Ġaöküz, ~.e cıte: çifte koşulan öküz
dımeġaöküzkuyruğu (ot adı)
lae kılamu/sanbağeyöküzleri boyunduruğa bağlamakta kullanılan ip
hoöküzü hareket ettirme seslenmesi
bımıreöl, kahrol
kisteneöldürmek, da kistene: öldürtmek
sare ronaaneölmek
ġeberbiyaaneölmek (hayvanlar için kullanılır)
merdeölü, ~-ne: ölmek, ölüm
meyitölü, ceset
né merdeölümsüz, 2.ölmedi
oğmıs mebéömrün olmasın, yaşamayasın
emrömür, yaşam, hayat 3)~.várnaane: ömür geçirmek
vıreniyeön
verön, 2) öndeki
ravérönce, ileri (naara da vişte sér ravér: bundan yirmi sene kadar önce)
verendeönce, önceleri
vero čoyönceden, önceleri
verenönceki,
rave şiyaaneönde gitmek, ileri gitmek
ver amaaneönden gelmek
kifáyetönem, 2. fayda, 3. yeterlilik
önlıġönlük
vera çharnaaneönünden çevirmek, 2)yerine döndürmek
ver vejiyaaneönünden çıkmak, yol vermek
vera kherdeneönüne asmak,  xu vera kherdene: bir şeyi yüklenmek
ver sanaaneönüne dayamak,
xu ver sanaaneönüne katmak, 2. bir şeyi kendisine siper yapmak, 3. katlanmak, 4. yapmayı üstlenmek, 5. destek olmak, 6)önüne geçmek
ver kherdeneönüne katmak, 2) önüne bırakmak
ver naaneönüne koymak
ver ġureteneönünü kapamak, 2) yol kesmek
phaçöpücük, ~-kherd: öptü ~-kherdene: öpme
werdeġeördek
čáğörgü örerken kullanılan şiş, ~.e: lades kemiği
tiriörme şişleri, ~.ye puçhu: çorap şişleri
munıteneörmek
mostreörnek
horsÖrs
té mınıteneörtmek, 2. kapamak, (nun témıne, wusk mebo: ekmeği ört, kurumasın)
téra pisteneörtmek, 2. sarmalamak, 3. giydirmek
pa/pıra daaneörtmek, 2) giysi, ayakkabı giydirmek
padaaneörtmek, yummak, kapamak
munıteörülü, ~.ne: örmek
wu binöteki, 2. diğer, 3. diğeri
pey deötesinde, gerisinde, ardında, arkasında, gıyabında
ġoynaisÖvme
çiyo henen çinoöyle bir şey yok, öyle olmaz
hénöyle, ~.ki: öyle de, ~.né beno: öyle olmaz
henénöyle, onun gibi
e kheöyleyse, o zaman, şayet, eğer
ġuleözel isim, 2. Gülizar isminin kısaltılmışı, 2) boğaz
kherpeözellikle eğimli arazide ağaç ve taşlardan oluşturulan set
vengre čı kherdeneözellikle hayvanları yürütmek üzere seslenmek
heserözlem, efkar
vir koteneözlemek
padisapadişah
paketepaket
palasqapalaska
palto,sakopalto
mojenpalut, meşe ağacından
peme, pambuxpamuk
ponçhe/ponçhıkpantalonun bir parçası
bizmepantolon, şalvar türü giysilerin bilek kısmındaki daraltısı
pereypara, pere hurdi: bozuk para, 2)evvelki gün
parçheparça
česer kherdeneparçalara ayırmak
pardesopardesü
bereqparıltı, ~.iyaane: parlamak, parıldamak, ~.iyaa: parlayan, parıldayan, ~.naane: parlatmak
qaputparka, 2. gocuk (zımıstan ré, qapute de mıno ġerm esto: kışa sıcak bir parkam var)
béçhıkheparmak, béçik: parmaklar, ~-ra cı sıknaane: parmakla çağırmak
partiparti
kherepas
qefçhılpasaklı
pasaportepasaport
bafinpaslanmaz, krom nikel karışımı
pastepasta
pasapaşa
haylemePatırtı
repu teppatırtı- kargaşa
peqeşianepatlama, (boli khe kherď soba ser, peqené: ???? sobaya koyduk, patlıyorlar)
feteqiyaanepatlamak, 2.çatlamak (canlılar için), (ama çe khe qefeliyanera senık mend khe bıfeteqıyo: eve geldiğinde yorgunluktan neredeyse çatlamak üzereydi.)
patronpatron, işveren
paydospaydos, ~.kherdene: paydos etmek
bare biyaapaylaşılmış olan
bare kherdoğpaylaştıran
bazarlığpazarlık, ~.kherdene: pazarlık yapmak
dısemepazartesi
pazvenpazubant
pé: ile, aracılığıyla. ~-pé amaane: oluşmak, ~-guretene yakalamak, 2)tutmak, ~-heşiyaane: duymak, haberdar 0lmak. 2) uyanmak, (heşiyo pé khe piye xu merdo?: babasının öldüğünü duymuş mu?..), ~-pé mendene: hamile kalmak, ~-pé mınıtene: ölçmek, ~-pé sanaane: katıştırmak, birbirine karıştırmak, 2)monte etmek: ~- verdaane: döğüştürmek ~-pé werdene: (bir şeyi).. birşeyle yemek,
peçhapeçe
palawanpehlivan
beskimetepeksimet
peksimetepeksimet
penčerepencere
penčık, pençhepençe, ~.puro daane: pençesi ile vurmak, pençe atmak
bulıkhepenis (çocuk erkeklik organı için kullanılır.)
kırpenis, 2. erkek cinsel organı
pensepense
pılıkperçem, alnın üzerine bırakılan saç
perdaperde
periyeperi
pérsanperişan, ~.biyaane: perişan olmak, 2.rahatsız olmak
phosemeperşembe
baştıqpestil
pésınpeşin
xu dıma kaskherdenepeşinden sürüklemek
dımapeşinden, sonra, i-~: onun peşinden, (kata khe son, mı dımerawa: nereye ki gitsem ardımda.)
dımerapeşisıra, peşinden
péstemalepeştamal
peyder peypeyder pey
péxamberpeygamber, ~.e axır zemán: son peygamber
pendirpeynir
pezevenġpezevenk
qavatpezevenk, 2. kavat
pıl-purtpılı pırtı
čıl čorpılıpırtı, 2.yatak yorgan
pinčpiç
pičamepijama
piqabpikap, 2)küçük kamyonet
pilavpilav
varıkhepiliç
pintipinti, cimri
pirpir, Alevilerde dinsel, toplumsal önder
kékhepire
rıxepislik
sinčpişirilen çökeleğin süzülen suyu
potepişirilmiş
zerfétpişirilmiş babuko ekmeğinin lokma büyüklüğünde kırılarak, üstüne ısıtılmış sarımsaklı ayran, kaynamış yağ ve bal dökülerek yapılan kırmanč alevilere özgü bir yemek
kırtıkpişirilmiş ekmek türlerinin sert yanı
potenepişirmek
phosman biyaanepişman olmak
posman biyaanepişman olmak
pé saanepişme (goşt khe péso? vengda mılettime: et pişmişse milleti çağıralım)
piyadepiyade
piyasepiyasa
pilakheplak
pilanplan
polespolis
pulıspolis
dewleta polesipolis devleti
poltiqapolitika
ġurebesıkPorsuk
khurebesıkhporsuk, (sere mezela tejiyede barut bivésné khe, khurebesıkh nejdiye mezele mebo, yoxsa mefte mezelera vezeno weno: yeni mezarın üzerinde barut yakın ki, porsuk mezara yaklaşmasın, yoksa mevtayı mezardan çıkarıp yer)
potinpotin
pozpoz
pufayispuflamak, homurdanmak
puslapusula
pustpuşt
puskhılpüskül, kákül
QQ
qebedayiqebedayi
qultıfang: ..?qum
RR
radyoradyo
refraf, ~.e tereġ: terek(mutfak rafı) rafı
reğbetrağbet, 2. ilgi, 3. alaka
rehetrahat, ~-biyaane: rahat olmak, ~.én: rahatlık, ~-rehet: rahat rahat, 2. kolayca, ~-kherdene: rahat etmek, ~-vınetene: rahat durmak, 2. uslu durmak
qıştaanerahatsız edici yüksek ve hızlı bir ses tonuyla konuşmak
kurşirahle şeklinde tabure
ramerahmet, 2. bereket, 3. lütuf, rama heq: Allahın rahmeti
rametirahmetli, merhum
reqém/reqemerakam- reqame(f)
reqirakı
remazanramazan
ramperampa
raporerapor
rast biyaanerastlamak, karşılaşmak
rajirazı, 2. hoşnut, ~-biyaane: razı olmak, ~-kherdene: razı etmek
reçhelreçel
reçhatareçete
red kherdenereddetmek
reqebetrekabet, 2. yarış, ~-kherdene: rekabet etmek, 2. yarışmak
renġrenk, ~.a renġ: renk renk, rengâ renk, ~.dar: renk veren
valarenkli başörtüsü,  ~-kéraze: siyah renkli kırmızı desenli başörtüsü
zenġrenkli göz için kullanılır
resımresim, ~-vırastene: resim yapmak
resmiresmi
izlemeresmi nikah, kayıt
rezilrezil, ~-biyaane: rezil olmak, ~.én: rezillik, 2. rezalet, ~-kherdene: rezil etmek
rızarıza onay
rızkhrızık
rıskrızık, nasip
rıcarica- ~.kherdene: rica etmek
rıčarica, ~-kherdene: rica etmek
riyekharriyakâr, iki yüzlü
robotrobot
remokromörkör
roruh, 2. can, ~.čı amaane: canlanmak, ~.y ver kotene: can verme süreci ~-daane: can vermek
hurımRum, ~.ki: Rumca
hurısRus, ~.ki: Rusça
rısvetrüşvet
rutberütbe, 2)soyun!
pukelekherüzgar fırtınası (va ramena- pukelekhe çinena: rüzgár eken fırtına biçer)
ġuvıkherüzgarda oluşan hortum
vay daanerüzgarda savurarak ayıklamak, savurmak,
SS
saate, hawtine re vişt phonč wazena:saat yediye yirmi beş var, (saate jüine des vérena: saat biri on geçiyor)
saatesaat, ~.çanda?: saat kaç?
sodırsabah, tija sodir: sabah güneşi
fecirsabahın en erken saatleri, kuşluk
sabıqasabıka, ~.xu biyaane: sabıkalı olmak- ~.li: sabıkalı
sabırsabır, ~.e mı némend: sabrım kalmadı, ~-kherdene: sabretmek
sabunsabun, ~.kherdene: sabunlamak
sazSac
bıreştıġesac ekmeğinin kızarması için, sac kenarında ekmeğin yaslandırıldığı sal taş
qawutesacda un kavrular, soğumaya bırakılır. Kaynatılan suya, karıştırılırken, kavrulmuş un ağır ağır dökülür. Kıvama gelince tereyağı ve bal ile yenen bir Kırmanč Alevi yemeği
ġızıkSaç
porSaç
ġulanģsaç örgüleri
ġulangesaç örgüsü
pulıksaç tutamı (vere aynide vındena, pulık tadana: ayna önünde durup zülüf büküyor)
şıbıġsaçak
sare rutsaçı dökük, 2. çıplak kafalı, 3. başı açık
sedeqesadaka
parssadaka, (heq zu laz bıdero mı, raa di de pars kon: Allah bir oğul versin bana, onun yoluna dilenirim, sadaka toplarım)
xassaf, 2. katışıksız, 3. üstün kaliteli olan 5) ipek,  qumaso -~: ipek kumaş
safisafi, sadece, arı
ağoa zerdesafra- sarı su
rastsağ
desto rastsağ el
rast - cepsağ sol
khersağır
qeyimsağlam, (phısta ma qeyima: sırtımız sağlam)
seğlemsağlam, güvenilir,emin
weşen, weşiyesağlık
dıtene, dosaanesağmak
wayır vejiyaanesahip çıkmak, sahiplenmek
wayırsahip. , ~.én: sahiplik, 2. sahibi olma, ~.e: sahibe, ~.iye: sahiplik
sextesahte, ~.kar: sahtekâr
herdisesakal, ~-sıpé: yaşlı, kâmil
seqetsakat
sar xaşsakatat
vılenčesakız
wedaanesaklamak
wedardaanesaklamak, kaldırmak
kukhsaklambaç, 2) kekeme
qılançhıkhesaksağan
qıştnaanesaksağan ötmesi
saľesal, 2)yassı taş
şesemeSalı
saľisalı
namnaanesalınmak, (wulle wes namnena: valla güzel salınıyor )
ġılbesalkım, ~-henġure: üzüm salkımı
ġızġıznaaneSallamak
heznaaneSallamak
ra sanaanesallamak, silkmek
ġılejgsalya, ~-ın: salyalı
alıyesalya, tükürük
sımersaman, ~.ın: samanlı, merekha-~: samanlık
merekhesamanlık
raa sımerinesamanyolu yıldız kümesi
say khesan ki, ~-hén: sanki öyle, 2. öyle kabul et
toresana
sancisancı, ~-kherdene: sancılanmak, ~- ġuretene: sancılanmak, 2. sancısı tutmak
sandalasandalye
sandıqesandık
ze khesanki
saa khesanki
zekhe yeno wanıtenesanki okunabilir gibi
ez kefilsanmam ki.., ummam ki
kuzesansar
sentimsantim
sapesapa, 2. yan
wes u warsapasağlam
sarayiyesaray
xas baxçhesarayda padişah ailesinin özel bahçesi
serxossarhoş, ~-biyaane: sarhoş olmak, ~.én: sarhoşluk
pore khezesarı saçlı
piştaasarılı olan
şirsarımsak
susksarımtrak
piştenesarmak sarmalamak
puresnaanesarmalamak, sarmak (sare tüyo khe né dezeno, çha paçhık puresnena pıro: başın ağrımıyorsa neden çaputla sarıyorsun)
veru vırasarmaş dolaş
sarafsarraf
péskhare čı biyaanesataşmak, bulaşmak
satensaten, pamuklu bir çeşit bez
rotoğsatıcı
herinayıssatın alma
herinaanesatın alma
rotenesatmak, bırose: sat, merose: satma
satrančsatranç
čenġsavaş, cenk
sayfeSayfa
xatırsaygınlık, 2. hatır, 3.
dasayıların önüne geldiğinde yaklaşık anlamını verir(daese-davişte gibi) Bazı hallerde de sayıların sonuna gelir.
tedesayma, saygı gösterme (mı tede né kheno: beni saymıyor, beni dinlemiyor)
mordenesaymak
mordissaymak
sebebsebep, 2. neden
bila sebebsebepsiz yere, 2.hiç yoktan, 3. boş yere
bostansebze bahçesi, 2. bostan
sadırsebze fidesi, ~-kherdene: fidelerin dikilmesi
sızdesecde, ~-kherdene: secde etmek, secdeye varmak
sečheresecere, 2. soy ağacı
sera çherenoseçerek yaşıyor(deyim)
sedirsedir, kanape
geyimsefer, kez (na geyim ez son, geyimena ki tu su: bu sefer ben gidiyorum, bir daha ki sefere de sen git)
seferberligseferberlik
sepasehpa
heştesekiz gün
şelxanesel yatağı, selin bastığı yer
ľaşersel, (vijer wunca laşer ama...: dün yine sel geldi)
selahateselahiyet, 2. yetki
selamselam, ~-daane: selam vermek
selıkhesele, 2. sepet, küçük sepet
semeresemer
palansemeri, hayvanın önbacaklarının hemen arkasında sıkan kayış
tusen
tu khesen ki..
torasenden, (tu zaf mordeme da rında, heq tora rajibo: sen çok iyi bir insansın, Allah senden razı olsun)
senatesenet, 2. belge, ~-imza kherdene: senet imzalamak
mawo tu phışttesenin arkandayız, seninle birlikteyiz
xatırane torasenin hatırın için
to deseninle, (tode yon ceron ra: seninle gelir geri dönerim)
sepetesepet 2) mecazi olarak ağır, hantal
serbesserbest
sarbetserbet, (niká duwasıyera tépa sarbet sımené khe, páéna xu je sarbet bo deyin: nikâh duasından sonra şerbet içerler ki, birliktelikleri şerbet gibi tatlı olsun deyi)
milçhıkheserçe boylu kuşlar için kullanılır
serdestserdest
rafistoğseren (m)- ~.e:seren (f)
nıqırnaaneseri konuşmak veya savunmak
rafiştaaserili, serili olan, rafiştene: sermek
wusksert
çheġilsert madde parçası
repsertleşmiş, 2)dikine duran, ~-biyaane: sertleşerek dikleşmek, ~-kherdene: dikleştirmek, sertleştirmek
servetservet, 2. mal mülk, 3. zenginlik
venġses
veng veteneses çıkarmak
vengu vazses seda
vengre čı pureşiyanesesi soluğunun kesilmesi
veng bırnaanesesini kesmek
veng daaneseslenmek, 2. bağırmak
vengrasesli, sesle
ġendisessiz osuruk
sevabsevap, 2. iyilik
sawdasevda, ~.li: sevdalı, qere sawda: kara sevda
hassevgi, ~- kherdene: sevmek
waşti(m)sevgili, 2. nişanlı, 3. yar (m), ~.ye: (f)
yaresevgili, yar, 2)yara
sa biyaanesevinmek (dost sa bo, disman kor bo: dost sevinsin düşman kör olsun)
dustseviye olarak eşit, aynı boy veya büyüklükte, (herkes duste xora bı zewejiyo: herkes seviyesinde evlensin.)
ġermsıcak, ~.a ġerm: sıcağı sıcağına, ~.én sıcaklık
ġoneġermSıcakkanlı
xıle sere xu biyaanesıçramak, 2. Hızlı bir şekilde yerinden kalkmak,
peraanesıçramak, uçmak, fırlamak
sıfırSıfır
de kherdenesıgara sarmak, (ala tutıne bije zu čığara de khe: hele tütün paketini al bir sigara sar.)
ġemesık ormanlık (ġeme ebe zu dare kém nébena: orman bir ağaçla eksilmez)
berbokınsık sık ağlayan, sulu gözlü
rıtkınsık sık, neredeyse devamlı ishal olan kişi veya hayvan
sıxiSıkı
çipsıkı, (resene bare hér çip bounče: eşeğin yük ipini sıkı bağlayın.)
çhipsıkı, sağlam
čefasıkıntı, eziyet, ~-wuntene: sıkıntı çekmek, eziyet çekmek
sınemıssınama
sınıfSınıf
şindorsınır
koçesınır taşı
qoçhesınır taşı
kuri/kurıksıpa, eşek yavrusu
sırSır
qor be qorsıra sıra
rézsıra, dizi, (čorde réz bi amey: yukarıdan dizi dizi geldiler)
sıredesırada o-~ : o sırada, 2. o esnada
sırfsırf, 2. sadece, 3. ancak
lınčsırılsıklam, ~-biyaane: ıslanarak sırılsıklam olmak
phışt pé sanaanesırt sırta vermek, 2. omuz omuza vermek, 3. birbirine destek olmak, ( hén vané khe; dı brawu khe phışt sané pé, khes dinede bas né kheno: derler ki; iki kardeş sırt sırta verdiklerinde kimse onlarla başa çıkamazmış)
xu pé sanaanesırt sırta vermek, omuz omuza vermek, birbirine destek olmak
phıştsırt, ~-kherdene: sırtlamak, 2. taşımak
derzesırtta taşınan yük
salaġesırtta taşınan yük
tewraniye/lerza wusársıtma
lerzesıtma
sıvasıva, ~.ci: sıvacı, ~-kherdene: sıva yapmak, sıvamak
semernaanesıvamak, 2. yukarıya kıvırmak
hestsıvımtrak, ağun: sıvımtrak
thejisızlama
zundaane/zundayissızlama, sızlamak
jibaanesızlanmak, üzülmek
sıčılSicil
lasicim, 2. ip
şilasilah, 2)sıla, ~.ci: sılaya dönenler, gurbetten gelenler
çhéksilahlar, çhekh: silah
şilgisilgi
sırmıs kherdenesilmek, 2)sıyırmak
sınġu şasimsiyah, 2. kapkara
vızıkhesinek
şınamesinema
thamajiyaanesinerek yapışmak
şiniyesini, büyük tepsi
şinırsinir
hérssinir, asabiyet, hérs kherdene: sinirlenmek, asabi davranmak
şissis
mızsis
pusıġesivilce
phizsivri
çhel kherdenesivriltmek
qeremandosiyah kalın bez
sımareSize
sorğazsoğan kavurma
pázsoğan, páj: soğanlar
serdsoğuk
serdınsoğuk, ~-kherdene: soğutmak
lerjisoğuktan içten titreme
pede daanesokmak(arı, yılan, akrep sokması gibi)
desto çepsol el
çhepsol, çhepçi: solcu
çholaxsolak
molıksolucan
fıssayissoluk alıp verirken ses çıkarmak, fosurdamak
somiyesomun ekmek
murızınsomurtkan, 2. yüzü asık, 3. üzgün, (murıze xu tırs kherdene: yüzünü ekşitmek, 2. surat asmak)
murozınsomurtkan, yüzü asık, üzgün
lewu ro verdaanesomurtmak, 2. üzülmek, 3. kızmak
xıtamson
qeso peyénson söz, son laf
payijsonbahar, ~.do: süzme ayran
asma payija verene, eylulesonbaharın ilk ayı, eylül
asma payija peyene, qasımesonbaharın son ayı, kasım
peydenasonra, daha sonra
ġınayme puro khesonradan anladık ki.., anlamış olduk ki
dolmesonradan doldurulmuş olan, dolma, ~.y: yaprak vs. dolması
peyensonuncu, en son
zopesopa
sorğisorgu
perssoru, ~-kherdene: sormak, ~-pers naane: sorgulama
ejdadsoy, ata, sülale, ced
čısnsoy, cins, tür, ~.beli biyaane: soyu belli olmak
tertelesoykırım
xu rut kherdenesoyunmak, 2. giyeceklerinden arınmak
válesöğüt
leqnaanesökmek üzere sallamak
sılaynaanesöndürmek
vatsöylem, ~.e: söylenen, ~. oğ: sözcü
vatenesöyleme,  ~-daane:  söyletmek, konuşturmak
mevazesöyleme, ~-khe: deme ki, söyleme ki 2. sanma ki
vasöylemek, 2)peki, ~.bo: yine de, ~-hén bo: peki öyle olsun, (va khe..: dedi ki..) 2)rüzgâr
vatene ra goresöylendiğine göre, 2. söylentilere göre
avatiyesöylenecek söz
vatoğsöyleyen, sözcü
ebe vatenesöyleyerek, söylendiğine göre (vatene ra gore hire laze Pir Sultan zu ki çena xu bena:söylendiğine göre Pir Sultan’ın üç oğlu bir kızı varmış)
qese ġuretenesöz almak
fekh jü kherdenesöz birliği etmek, anlaşmış olmak
qese xu zu kherdenesöz birliği yapmak
qal bırnaanesöz kesmek, karar vermek
sozsöz, ~-daane: söz vermek, ~.e xu sere biyaane: sözünde olmak, 2. sözüne bağlı olmak, ~.e xode vınetene: sözünde durmak, ~. ġuretene: söz almak, 2. olur almak, ~.kherdene: birbirine söz vermek, 2. sözleşmek
ľaqırdisöz, 2. konuşma, 3. lakırdı, 4. gevezelik
sualsöz, 2. sual, ~-kherdene: sormak, 2. sorgulamak
muqavelesözleşme, 2. mukavele
qesebendsözlük
qal nébenosözü edilmiyori sözü edilmeyecek kadar olumsuz
qese derg kerdenesözü uzatmak, uzun uzun bahsetmek
qese mı qesewosözüm sözdür, 2. söz veriyorum
qal mekhesözünü etme, 2. sözünü etmeye değmez. 2)şu işe bak! , sorma..
tey kar né kherdenesözünü geçirememek, 2) işleyememek (qursıne tey kar né khena: kurşun işlemiyor)
qese fekte verdaanesözünü kesmek, konuşmanın ortasına girmek
wayire qese xu biyaanesözünün eri olmak, 2. lafını yememek
şıporspor
ağoesu
de bırnaanesu akıntısını kesmek, 2. sürekliliği olan bir şeyi kesmek
vaesu arkı, su kanalı
ağoe kırıstenesu çekmek
ağoa wuntenesu çekmek
xerpenġsu değirmenine, suyu bırakıp-kapama sistemi
ağoe ardenesu getirmek
ağoe daanesu vermek, sulamak, 2.suya götürmek
sučsuç, ~.li: suçlu
sere isbat kherdenesuçu üstüne ispatlamak
ağunsulak 2) sulanabilir yerde olan- 3) sulu
xemelsus
hes besus! kapa çeneni
tésan biyaanesusama
tésanensusamak
tésaniyesusuzluk
ağora ςarnaanesuyla çalkalamak- durulamak
sukıtsükût, 2. sessizlik
sulalasülale, 2. soy sop
péresülale, aşiret (tu kamci pérerawa bıra?: sen hangi aşirettensin kardeş?)
pére be péresülaleden sülaleye
çhılmsümük, ~.ın: sümüklü
ġuvalıksümüklü böcek, salyangoz
sungisüngü
sunetsünnet, ~-kherdene: sünnet etmek
géjisüpürge 2)süpürge yapmak için de kullanılan bit tür yabani ot, ~-kherdene: süpürmek
rutenesüpürmek
surayisürahi
mıqerremsürekli- daima
mefisürgün
ġıl daanesürgün vermek, filizlenmek
surġınsürgün, ~-kherdene: sürgün etmek, ~-biyaane: sürgün edilmek, 2. sürülmek
jilsürgün, filiz, ~.da: sürgün verdi, filizlendi,~-daane: sürgün vermek, filizlenmek,
dalıksürgünleri bükülerek sepet, doğal arı kovanı yapmakta kullanılan ort.bir-iki metre boylu bitki
surgisürme, ~.ye çevér: kapı sürgüsü
tırasürme, sürtme
tıra kherdenesürmek, sürtmek
sawatesürülü, 2. ekili
ramıtesürülü, ekili olan, ~.ne: ekmek, sürmek, ser.~ne: üzerine sürmek
sussüs, ~.li: süslü
xemelnaanesüslemek, (pulik bıskh vırasté, xu hén xemelno khe, insan qaylo şere čı  khero: perçemini zülüflerini yapmış, süslenmiş, insan(bakmaya doyamıyor) istiyor ki baksın.)
sıtsüt, ~- dosaane: süt sağmak, ~- ġerm kherdene: süt ısıtmak, ~-girenaane: süt kaynatmak, ~-amén kherdene: süt mayalamak, ~-sımıtene: süt içmek, ~- da sımıtene: süt içirdi
ġedeġsütten kesilmiş manda yavrusu, malak
ustınesütun
xavıkhesütün köpüklü tabakası
suzgéčsüzgeç
parzun kherdenesüzmek
ŞŞ
astare sere sodirşafak yıldızı
şafişafi mezhebi ve ya bu mezhebe mensup olan
şex/ şıxŞafii Kürtlerde ileri gelen, şıh
saşah, 2)sevinç
sadetnameşahadetname, belge
sexısşahıs
saadşahit
xişetşahsiyet, kişilik, ahlak ~-siz: şahsiyetsiz, kişiliksiz, ahlaksız
khılamvazşair
sayırŞair
zaraveşaka, ~.ci: şakacı, dalgacı
çhapolŞamar, tokat
samdaneşamdan, mumluk
sanşan, şöhret, (saz čınena çhı sane cena, buwane mordem be: saz çalarak ne şanın olacak, oku da adam ol)
sansşans
thabakşap
sarabşarap, ~-sımıtene: şarap içmek
čarčurşarjör
serqşark, 2. doğu
nornaaneşarkı, türkü mırıldanmak
zurşaşı
sas kutmé cışaşırdık
çhıkayisşaşırmış bir halde, avazı çıktığı kadar bağırmak- feryat etmek
sas kherdeneşaşırtmak, 2. şaşırmak
heybeturaşaşkınlık ve acı içinde o an ne yapacağını bilememek, (olağan dışı haber ve ortamlarda)
sasşaşma, şaşırma (heq kheş sas mekhero: Allah kimseyi şaşırtmasın)
sas kuteneşaşmak, şaşırmak
desta sodirşavak vakti, sabaha karşı
şefşef
sukeŞehir
sarıstanşehir, kent
sehidŞehit
seriyaşehriye
sılqşeker pancarı kökü, ~.o sur: (mecâzi) kızıl, pancar gibi kırmızı
sekherşeker, ~.o süslü: yuvarlak akide şeker
şekilşekil, 2. biçim, kılık
çhırtanşelale
günıġeŞemsiye
ġunigeŞemsiye
şenşen
serefşeref, 2. onur, ~.sız: şerefsiz, 2. onursuz
şeratşeriat
sewqşevk, 2. istek, 2) sevk, yollama, gönderme, ~.iyat: sevkiyat, ~-biyaane: sevk olma, 2. sevkedilme, ~-kherdene: sevk etmek, göndermek
ewkhŞey
çişey, nesne
seytanşeytan
iblisşeytan, iblis
şireşıra, 2. üzüm suyu
xusayisşırıl şırıl, çağlama
khılámşiir, deyiş, türkü, ağıt
ġereŞikâyet
ġere kherdeneşikayet etmek(ciranén rında ġere ra dür vınderé: komşuluk iyidir, şikayetten uzak durun)
nıkhaşimdi, nıkhara: şimdiden
şimsırşimşir
şirkheteşirket
mosaeşişkin, 2. şişirilmiş olan
soferşoför, 2. sürücü, ~.én: şoförlük
soretşöhret
lozıneşömine- ocak
şöyle, böyle
ġuciġeŞubat
hamd olsunŞükretmek
sukırşükür
sıkşüphe, ~-kherdene: şüphe etmek
sıkıtene sıkşüphe, ~-kherdene: şüphe etmek
supeşüphe, 2. kuşku
TT
taarruztaarruz,
tabağetabak
tabaqatabaka, 2. kat, 3. katman
dabantaban
dabançhetabanca
taburetabur
taburcitaburcu- ~.biyaane: taburcu olmak- ~.kerdene: taburcu etmek
tačtaç, ~.e sari: baş tacı
hebtahıl, tohum, ~-e: tane, 2)tablet, hap, ~.ike: birazcık, azıcık
teqiqattahkikat, 2. araştırma
taşil kherdenetahsil etmek, 2. ödetmek, 2) öğremin görmek, okumak
taşiltahsil, 2. öğrenim, ~.li: tahsilli, 2. öğrenim görmüş, ~-diyaane: öğrenim görmek
taşildartahsildar
texttaht
textetahta, ~-qurısi: tahta kurusu
qisıktahta, fasulye kıymığı
ġaçhıktahtadan çatal kanca(kağnı ve yük hayvanlarının yüklerinin sarılmasında ki ipin ucuna takılır.
requ teqtak tuk, 2. takırtı, 3. gürültü-patırtı
fıretakat (zonáne mıde fıre né mende: dizlerimde tákat kalmadı)
teqetetakat, 2. güç
hale xu çine biyaanetakatsiz olmak, halsiz olmak, güçsüz olmak
pa/pıra mendenetakılı veya asılı kalmak, 2. söylenen veya duyulan bir şeye düşünür kalmak
pıratakılı, ~- bestaa:bağlı, ilgili, yapışık, ~- bestene:bağlamak, ~- biyaane: ondan olmak, yapışık olmak, ~- daane:örtmek, kapamak, 2)giydirmek, ~- guretene:giyinmek, dadanmak, musallat olmak, ~- ğızkerdene: yamaçtan aşağı kaydırmak ~- kherdene:takmak, sürtmek, ~- mendene: takılı veya asılı kalmak, ~- nistene: üzerine konmak, yapışmak, tutunmak, ~- sanaane:üzerine serpmek.
patakılı, yapışık
era čı kotenetakılmak, 2. şakalaşmak, 3)tutuşmak, 4) yanmaya başlamak
xırçhıktakıntı
era dıme kotenetakip etmek, ardı sıra yürümek
teqiptakip, ~-kherdene: takip etmek, ~-biyaane: izlenmek
kolfıstıkitakla, ~-estene: takla atmak
texşitaksi
texsimtaksim, ~-kherdene: bölüştürmek, 2. taksim etmek
texsittaksit
texvimtakvim
texviyatakviye, ~-kherdene: takviye etmek
talantalan,
telebetalebe, 2. öğrenci
taletalih
talimtalim, 2. eğitim,  ~-kherdene: talim etmek
talimattalimat
taľıbtalip,  taľíb: talipler
tamtam, ~.am: tamam, ~.amo: tamamdır
tamirtamir, 2. onarım,  ~-kherdene:  tamir etmek, 2. onarmak
tenduretandır
yel-qomtanımadık-tanıdık
ebe heq bo khetanrı adına olsun ki!
name héq bo khetanrı adına yemin ederim ki
hemd olsuntanrının verdikleriyle yetinmek, hamd etmek
sakhtapan
tapitapu, ~-kherdene: tapulamak
tapi kherdetapulu, 2. tapulanmış olan
hettaraf, 2. yan, yön ~.e doť: o taraf, ~.e nať: bu taraf
tayfetaraf, taife 2. …mensup olanların tümü,
tereftaraf, yan
sanetarak, ~.pırçh: yün taramak için kullanılan sivri sert telleri olan bir tür büyük tarak, pırçh ~.kherdene, vornaane: yünün taraklanması
darçıntarçın
zot kherdenetarım araçlarında yıpranan demir aksamların yıpranan kısımların demircide yenilenmesi
respertarım işçisi, 2. rençber, ~.én: rençberlik
salıx daanetarif etmek, 2. göstermek, tavsiye etmek, 4. anlatmak, 5. izah etmek
tarıftarif,
tarıxtarih, ~-o qan: eski tarih
tariqattarikat
hegatarla, ~.y: tarlalar
testıqtastik, 2. onay, ~-kherdene: onaylamak
testıqnametastikname
qurçhetaş öbeği, taş yığını
khemer dar feké tu kuyotaş-demir ağzını tıkasın(kötü konuşana hitaben sölenir)
holıkhetaş, ağaç ve otlardan yapılma eğreti yaban, yayla barakası
dadtat, lezzet, ~.kherdene: tatmak
zono şirentatlı dil
ri westatlı yüzlü, 2. sevimli, 3. güler yüzlü
şirentatlı, 2. şirin, ~.én: tatlılık, 2.şirinlik
tawatava
awrestavşan, ciġera awres: tavşan ciğeri(korkaklık ifadesi olarak kullanılır).( La law tode ciġera awreş esta ςıka?: tavşan ciğerli misin nesin?)
khergetavuk
quttavuk, kuş vb. nin yemi, ~.e kherġu: tavuk yemi
tayintayin, 2. atama, 2)belirleme, saptama, ~-biyaane: tayin olmak, ~-vejiyaane: tayini çıkmak, 2. tanmak, ~-kherdene: atamak, 2. tayin etmek, 2)belirlemek, saptamak
tejitaze
tezetaze 2)körpe, genç, ~-kherdene: tazelemek, 2. yenilemek
sılopetaze dışkılanmış bir öbek hayvan dışkısı
thajitazı
tebliqattebligat
teblığ kherdenetebliğ etmek
tačavuztecavüz, 2. ırza geçme, 3. zora dayalı cinsel birleşme, ~-kherdene: tecavüz etmek, 2. ırza geçmek, 2) metazori ele geçirme
tečrubetecrübe, 2. deneyim, ~-kherdene: denemek, 2. tecrübe etmek
tıdarıktedarik, 2. temin, 2. hazırlık, ~-kherdene: tedarik etmek, 2. hazırlamak, ~.é xu diyaane: hazırlığını görmek
tadavitedavi, ~-biyaane: tedavi olmak, ~-kherdene: tedavi etmek
tedbirtedbir, ~- ġuretene: tedbir almak, 2. önlem almak
elbanetef, ~.ci: tef çalan, tefçi
deftef, müzik aleti
teftisteftiş, ~-kherdene: teftiş etmek
tedittehdit, ~-kherdene: tehdit etmek
texirtehir, 2. gecikme, ~-biyaane: tehirli, 3. gecikmeli, ~-kherdene: tehir etmek, 4. ertelemek,
talkétehlike, (arebe şüera ġıran bırame, ita talkéliyo: arabayı yamaçtan ağır sür, burası tehlikeli)
lenġ lenġtek ayak üstünde yürümek
zu qattek kat
desto qoltek kolu olmayan, kolsuz
zu renġtek renk, aynı renk
jü be jütek tek, 2. her biri, 2) birer birer
tekh tukhtek tük, 2. nadir, 3. nadiren
tekhtek, 2. bir tane, 2)yeğane, benzersiz, ~.e: eşi, 2. benzeri, ~.e tekh: teke tek, ~.er tekher: teker teker
tekbirtekbir, ~-ardene: tekbir getirmek
khel/khelečeteke
tekheretekerlek, 2. teker
pasqultekme , ~.estene: tekme atmak, çifte atmak
tekhmıltekmil, ~-daane: tekmil vermek
teleftelef, ~-biyaane: telef olmak (genellikle hayvanlar için kullanılır) ~-kherdene: telef etmek, 2.harcamak
telefontelefon, ~-kherdene: telefon etmek
televizontelevizyon, ~-şer kherdene: televizyon izlemek
télqıraftelgraf
telaltellal
temeltembel, 2) bina temeli
arnağtembel, durgun (bıza arnağe- boka vergiya:tembel keçi kurda yemdir)
temey kherdenetembihlemek (domanu temey khe qarse baxse domanu mebé: çocukları tembihle başka çocuklara karışmasınlar)
rıkhetemel çukuru
temiztemiz, ~-kherdene: temizlemek
paktemiz, 2. pak, ~-kherdene: temizlemek
temsiltemsil 2)misal, ~-kherdene: temsil etmek
tenekheteneke
teneşirteneşir taşı
tenezultenezzül, ~-kherdene: tenezzül etmek
thaldetenha, ıssız, 2. gözden ırak, …nın arkasında
tentetente
şirittenya
tepetepe
ġón mezg estenetepesine kan çıkmak
tew daanetepkisel beden salınımı
araqter
terajiterazi
térbáterbiye, ~-kherdene: terbiye etmek, ~.sız: terbiyesiz
edebterbiye, haya, 2)~.sız: edepsiz, 2.terbiyesiz, 3.hayasız
berfekhtercüman, (berfekhe mıre ardo, ez zone di, u zone mı nézano, , ġuvamıs né bon: bir tercüman getirmişler, ben onun dilini o benim dilimi bilmiyor, güvenemiyorum.)
çharnaoğTercüman, döndüren
ronéntereyağı ve sac ekmeği ile yapılan bir çeşit yemek
terfiterfi, ~-kherdene: terfi etmek
teristerhis, ~-biyaane: terhis olmak
terkhterk, ~-kherdene: terk etmek, ~.i sela: kayıplara karışmak, 2. ortadan kaybolmak
terlıġterlik
verpeyters, önü arkaya gelecek şekilde
terjiterzi, ~.xane: terzihane
rast amaanetesadüf etmek, karşılaşmak
zubinde vejiyanetesadüfen karşılaşmak
tezbi, tezbeytesbih
tesattesisat
teslımteslim, ~-biyaane: teslim olmak, ~-kherdene: teslim etmek
tesbit kherdenetespit etmek
bıxşitestere
teşebusteşebbüs, 2. girişim
teşkilátteşkilat, 2. örgüt
teybteyp
xalıkheteyze
hiremtezgahtaki örgü (hireme tu dare ra mendo: örgünmü tezgahta kaldı)
teskheretezkere, ~- ġuretene: tezkere almak
THTH
thılısmtılsım
timartımar, ~-kherdene: tımar etmek, 2)~.xane: tımarhane, 2. deliler evi
tınġnaanetıngırtdatmak, 2. müzik aletini acemice çalmak
tıbtıp
terdenetıraş etmek
turo vejiyaanetırmanmak, 2. çıkmak
nénıġtırnak, ~.é tu nékheno: o, senin tırnağın etmez
dıme tırpanetırpan sapı
destıġtırpan sapında sağ elle tutulan destek
khemera tırpanetırpan taşı
tırpanetırpan, ~-kuytene: tırpan dövmek, ~-thuz kherdene: tırpanın ağzını bileylemek
masattırpan, orak bileyleme aleti
serpaletırpancı gurubunun başını çeken, baş tırpancı
lasetırpanla ot biçerken, biçilmiş düzgün ot sıralardan her biri
tenturtırtıl
tičaretticaret
tilki, ~-ye: dişi tilki
rečefiyaanetitremek (rečefiya rečefiya gına ware: titredi, titredi yere düştü)
lerzaanetitremek, 2. üşümek, (serd ġureto wulle khe lerzono: soğuk almış, amma da titriyor
tiyatortiyatro
toxımtohum, ~-pa estene/kherdene: tohum atmak, 2. tohumlamak, ~-daane: tohum verme
ġurnıġtohumları yapışkan dikenli bir tür ot
mırdtok, ~.ene: tokluk, ~.a xu: doyasıya, 2. canının istediği kadar
toqatoka, 2. saç tokası
şilpağetokat
toqmaqtokmak
tonton, bin kg.
topetop, ~-kay kherdene: top oynamak, maç
topaltopal
denġtoparlanmış, bağlanmış eşya
top kherdenetoplamak, 2. toparlamak
aré daanetoplamak, bir araya getirmek, 2)biriktirmek
péser amaanetoplanmak, 2)ittifak, bir araya gelmek
top biyaanetoplanmak, bir araya gelmek
arédaatoplanmış olan, derlenmiş olan
čemattoplantı~-kherdene: sorunu çözmek üzere toplanmak
aredaoğtoplayan, derleyen
hardo dewrestoprağı kutsayan bir hitap
darloğtoprak damlarda yağmur suyunun topraktan sızmaması için silindir şeklindeki taşın dam toprağı üzerinde gezdirilmesinde kullanılan alet
hezajtoprak kaymasıyla oluşan bataklık, 2. erezyon
hardtoprak, ~.re daane: yere çalmak
pasnatopuk, ökçe
torbe/thurıktorba
tornevidetornavida
torpiltorpil, ~-kherdene: torpil yapmak
torntorun
vişteratosun
wel welantoz toprak
wel welağtoz toprak, yol, yolak
gévj daanetoz, toprak içinde debelenmek(hayvanlar için
tobetövbe, ~-kherdene: tövbe etmek, ~-bo khe: tövbeler olsun ki
tıraqtortraktör
tırampatrampa, 2. değiş tokuş, ~-kherdene: trampa etmek
tırastraş
tuxletuğla
DersimTunceli vilayeti ve Erzurum, Elazığ vilayetlerinin bazı ilçelerini kapsayan coğrafyanın 1935 yılına kadar ki resmi adı, ~.ız: Dersimli, vilayete -~ : Dersim vilayeti
mamekiyeTunceli, Dersim
xozatTunceli’nin Hozat ilçesi
tunčtunç
turetura, 2) tuğra
turpeturp
turşiturşu, ~-ronaane: turşu kurmak
zabıttutanak, 2. zabıt, ~-  ġuretene:  zabıt tutmak
khenefetuvalet
soletuz, ~-kherdene: tuzlamak, ~. čı kherdene: içine tuz katmak
damıketuzak, ~.khe ronaane: tuzak kurmak, ~-ra ġuretene: tuzak kurmak
solıntuzlu, bésol: tuzsuz
soretuzlu, 2)dişi kimselere hakaret anlamında da kullanılır
bésoltuzsuz
sortuzu kaçmış, tuzlu
tufanġtüfek
filintatüfek, 2)güzel boylu insanlar için de kullanılır
dölbendtülbent
turbetürbe
tırkTürk
tırkiTürkçe
tırkmanTürkmen
denġbaztürkü söyleyen
lawukhetürkü, 3. uzun hava
kılámTürküler, ~-vaz: ağıt söyleyen
tabağatütün kutusu
tutıntütün, ~.o qaçhağ: kaçak tütün
tuktüy
purt kherdenetüylerini yolmak
U-ÜU-Ü
phizıkucu sivriltilmiş ağaç parçası
ġıluç, tepe, 2)dal, ~.kherdene: meyveyi dalından koparmak
teyareuçak, 2. teyyare
sulandéruçkur
fır daaneUçmak
uçhırtmeuçurtma
erzelauçurum
qıçalekhufacık
hurdi hurdiufak ufak , (wunca hén hurdi hurdi huyino: yine öyle ufak ufak gülüyor)
lınġa xu ara čı fişteneuğramak(deyim)
labatiyaneuğraşmak, didinmek
uğıruğur
alfatıkuğur böceği
lawulan, 2. hey, 3. yahu
eroulan! erkeğe sesleniş biçimi (argo)
uliulu
dewleta qomiulus devlet
ġumanummak, 2)şüphe, kuşku, 3. ihtimal, tahmin (ġuman kheno khe ez čıra thoa névon: kendisine bir şey söylemeyeceğimi umuyor.)
teseliya mı bırıyeumudum, beklentim kesildi
umumumum, 2. genel,  ~.i vekálet: umumi vekalet
teseliyeumut, 2-beklenti
teseliya mı khewteumut, 2-beklenti
umıdumut, 2. ümit,
arďun, ~-ın: unlu
xu vira kherdeneunutmak
vira kherdeneunutmak
dewa téra kherdeneunutulmaya yüz tutmuş konuları gündeme getirerek sorun yaratmak
şefıluslu
wustausta
ustausta
erbabusta, 2. becerikli, ~.én: ustalık beceriklilik
qeydeusul, tavır 2. kaide, 2) anlayış
wusılusulca, 2)yavaşça, sessizce,
sermonıkhutanġaç
hayautanma duygusu, ~.khe: utan
sermutanma, ~-kherdene: utanmak
né sermayiyautanmadı
ar kherdeneutanmak, utanma duygusu, ar etmek
né sermayino(m), né sermayina(f)utanmıyor
hesna péUyandırdı
hayıġuyanık durumda olan
haigénuyanık olmak
dest né daaneuygun düşmemek, elverişli olmamak, 2)el vermemek
xerzeuygun, ~-sımawo: size uygun
mınasıbuygun, münasip
hewnuyku, ~.a şiyaane: uyumak ~-diyaane: rüya görmek, ~.de mendene: uyuya kalmak, ~.o ġıran: derin uyku, ~. de ġıraniye: uykuda karabasan
çhım péra nénaaneuykusuz kalmak, uyumamak 2) göz yummamak
tebaauyruk, tâbiiyet
vınaisuyuklama, (sondane hona kherġ ere tare né vejiye vınıkha hewin nisenera tu: akşamları daha tavuklar tüneğe çıkmadan sen uyuklamaya başlıyorsun)
vınıkheuyuklama, 2. ağırlık çökmesi
ra koteneuyumak
rakoteneuyumak
téra kherdeneuyumakta, yatmakta olanı kaldırmak
kunġuyuşuk, donuk
ġeruyuz, ~.ın: uyuzlu, ~.vetene: uyuz olmak
de khernaaneuzak biri tarafından anılmak
yaban koteneuzak düşmek, yalnız kalmak
düruzak, ~.én:uzaklık, ~-mendene: uzak kalmak, 2.ayrı düşmek, ~-kherdene: uzaklaştırmak , ~-fiştene: uzaklaştırmak, ~-şiyaane: uzak gitmek, ~ .ra amaane: uzaktan gelmek
dür/čı/ta fişteneUzaklaştırmak, sokmak, süpürmek
derġ biyaaneuzamak
rameredianeuzanmak, dinlenmek
derġ kherdeneuzatmak, (qeseykhe ama jede derġ mekhe: konuş ama fazla uzatma.)
derġuzun, ~-a derg: boylu boyunca
zoleuzunca kesilmiş büyükbaş hayvan derisi
rewuteuzunca sırık 2)ince direk
dergén serouzunlamasına
üčretücret
déwezanüç ayak sac
çhalampaüç ayaklı, ağaçtan oyun aracı
thamurüç telli, saz, bağlama
puf kherdeneüflemek, üfürmek
pufe féküfürük
čıneqiyaaneürperme
čeneqıyaaneürpermek, sıçramak, (birdemde vejiyara mı čıneqinu ra: birden önüme çıktı, ürperdim)
péser naaneüst üste koymak, 2. yığmak
péseroüst üste, 2. topluca, ~- ġınaane: üst üste düşmek
serüst, 2. üzeri, 3. üzerine, ~.e: üzerinde, üzerinden, üstten, ~.ba: ..yüzünden, ..için, ..adına (serba esqe tora, çené ez binu memlekhetıra: senin aşkın için, kız ben memleketimden oldum)
heqbera amaaneüstesinden gelmek
sera şer kherdeneüstten bakmak
ser ġureteüstü örtülü, 2. tıkalı, 3. üstü kapalı, ~.ne: üzerini kapamak
serde şiyaaneüstünden taşmak
ser ramıteneüstüne yürümek
ser raüstüne, 2. üstünde, 3. üstünden, 4. üzerine, 5. üzerinden,
radaaneüstünü açmak- açığa çıkarmak
ütiütü,
mosaüvendire
sereoüzerinde
ser ra çharnaaneüzerinde gezdirmek, 2. üzerinde dolaştırmak
sere biyaaneüzerinde olmak, 2. üstte olmak
sera şiyaaneüzerinden gitmek, 2. taşmak (sıvı), 2)üstünden geçip gitmek
ser raperaaneüzerinden uçmak, ser ra pera şi: üzerinden uçup gitti
waxt ser koteneüzerinden zaman geçmiş olması, 2. vakti geçmek
era ser verdaaneüzerine dökmek
puro kherdeneüzerine dökmek- 2) içine sıkıştırmak
ser amaaneüzerine gelmek- 2) üzerine çıkmak
ser şiyaaneüzerine gitmek, 2)destek vermek, ziyaret etmek
sere ronaaneüzerine indirmek, üzerine koymak
çi ser naaneüzerine koymak, (çhay sernaane: çay koymak)
ser naaneüzerine koymak, 2. üzerine katmak
divanüzerine oturulan divan, 2)topluluk, meclis
era ser koteneüzerine yürümek, 2. üzerine gitmek, 2) üstüne çıkmak
ser radaaneüzerini açmak, 2) üstünü açmak
baranüzüm bağında her bölüme verilen ad
asmaüzüm bitkisi, asma
hengureüzüm, ġılbe-~: üzüm salkımı, bağe-~: üzüm bağı
VV
wadvaat- söz vermek
wadevade, 2. süre, 3. zaman, 4. ödeme süresi
wade xu amaanevadesi gelmek, 2. ödeme zamanının gelmiş olması
wade xu biyaanevadesi olmak, 2. zamanı olmak
wade xu pır kherdenevadesini doldurmuş olmak, 2. ölmek, 3. süresini tamamlamış olmak
neqebevadi
veşivahşi
veqıfvakıf
valivali,
papurevapur
vardiyavardiye
varisvaris
vengé, vaze?varmı bir ses, bir seda?
weşét-néşétvasiyet-nasihat
welatvatan, 2. yurt, 3. ülke, 4. memleket,
way lemınvay başıma gelen, 2. vay halime
way way wayvay vay vay
wey!vay!, 2)nasıl olur, niye ?
texeliyaanevazgeçmek, 2. caymak, (kamkhe qefeliyo bıtexeliyo: kim ki yoruldu caysın)
vajifevazife, 2. görev
vekaletvekalet
vekilvekil, ~.én: vekillik
welhasılvelhasıl, 2. sonuç olarak, 3. kısacası
vergivergi
daeverilmiş olan 2)~.ra: ondan, ama da mı şi: geldi bana verdi gitti
daanevermek 2)ama.~: amo.~: (m) verilmeye hazır, verilebilecek durumda
veşiqavesika, 2. belge, ~.li: vesikalı,
vejırvezir,  vikéla: sarayı temsil edenler (?)
vız vızvızıltı, 2. vızıldama
virazviraj
véranviran
estra čıvurdu,dövdü, 2)tuttu, tutuşturdu(bir şeyi bir yere..)
dest čı ardenevurma niyetli el kaldırmak, (uyokhe dest anora tu, deste di bişkiye: sana el kaldıranın eli kırılsın.)
WW
XX
YY
yaya, veya,
yabanyaban, 2. kır, 3. yerleşim alanının dışı
péseyabancı
duġelYabancı devlet, yabancı devletler (ma taa şime dugelude gurime: biz bazılarımız dış ülkelerde çalışıyoruz)
kuçheyabanda ateşte bir şey ısıtmak veya pişirmek için, ızgaranın üzerine konduğu taşlardan her biri
hay! hay! hayyabani hayvanları kaçırtmak için bağırtı
kağyabani ot, ~-kherdene: yabani ottan temizlemek, ayıklamak
yabaniyabani, 2. vahşi, yabanén:  yabanén: yabanilik, 2. vahşilik
lomyadırgama, kınama, horlama ~-kherdene: yadırgamak, kınamak, horlamak
ronyağ, ~.e mál: tereyağı
yağmeyağma, 2. talan,
vortisyağmak,  şiliye vorena: yağmur yağıyor
siliyeyağmur
arnuġyağmur veya sulama sonucu tarlanın sürülebilir hale gelmesi
yawudiyahudi,
yakiyahut, 2. veya
yaxeyaka
el amanyaka silkmek, 2. bıkmak, 3. bıkkınlık ifadesi
ğızalıkyakılmış odunun kömürleşmiş hali
nejdiyakın, nejdide/nejdira: yakında
ax wax kherdeneyakınmak, hayıflanmak, üzülmek, ah vah etmek
civanyakışıklı boylu poslu genç
vésnaaneyakmak
yaqutyakut
ľapyal, köpek yemeği, bulamaç
kurnayalak, 2. kurna
lişteneyalamak
jüryalan, ~.eker: yalancı, ~-kherdene: yalan söylemek, ~.ra: yalandan ~.o zalal: açık yalan
xu listeneyalanmak, 2. kendi kendini yalamak
warwayyalınayak, 2. çıplak ayak
teynayalnız, 2. tek başına, 2)sadece
polyama
khasyamaç, ~-kherdene: sürüklemek
şüyeyamaç, şüya tikhe: dik yamaç
yamağyamak, üstten dar alta doğru genişleyen kulplu küçük bakır kap
pol kherdeneyamamak, 2)tamir etmek
yamanyaman, 2. gözü açık, 3. çevik, dayanılması güç, 4. becerikli
kalekheyan taraf, 2. belin yan tarafı, 2)bir şeyin kenarı
té leweyan yana
té lewedeyan yana
té ver naaneyan yana indirmek
pé veroyan yana, ~-ronaane: yan yana koymak, 2. kıyaslamak, ~-kherdene: yan yana sıkıştırmak
té ververeyan yana, 2. birlikte ~-şiyaane: tartışmak, 2)yan yana gitmek
leweyan, ~.de: yanında, nezdinde, ~- qolınd: kalın dudaklı
kherıkheyanak
surétyanaklar, (sureté xu vesené, je saa sure: yanakları yanıyor, kırmızı elma gibi)
ta naaneyanan ateşe odun ilave etmek
qere qıdayanıkara
yaniyani
cevkesanyankesici, cepci
vırardeyanlamasına, yatık
yanısyanlış,  ~.én: yanlışlık
ğelet (ğilaf)(ğılt)yanlış, yanılgı, ğeletiyaane: yanılmak
vésaaneyanmak (ez khe mevéş, tu khe mévese, wu khe mévéso, tari çhutır bené ra róşt: ben yanmasam, sen yanmasan, o yanmasa, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
şikiyaneyapabilmek, gücü yetebilmek 2)kırılmak
neşkáy- meyapamadık, gücümüz yetmedi..
neşkinoyapamıyor, yetemiyor
vırastoğyapan, 2. inşa eden
kherdoxyapan, eden
yeno vırasteneyapılabilir, 2. inşa edilebilir
vırasteyapılmış, ~.ne: yapmak
pıranüstoğyapışkan
milyapışkan çamur , 2)rutubet, 3)pim, (bostan ağo da, bodrımde çi mil wunto: bahçeyi suvardı, bodrum da eşyalar rutubet çekmiş)
zeleqiyaaneyapışmak,  zeleqnaane:  yapıştırmak
kherdeneyapmak
pelġeyaprak (je pelge sere ağoe, şiya mıra biya vind: suyun üzerindeki yaprak gibi uzaklaşıp kayboldun benden), 2)özel isim
tewayaprak kesiminde kucak büyüklüğünde her öbek
velġyaprak, 2. üstünde yaprak olan kesilmiş ağaç dalı, 2)kışlık hayvan yemi, tewa  velġ: yaprak öbeği
ğıjele biyaaneyaprakların susuzluktan kurumuş hali, 2)sonbaharda yaprakların dökülü hali
velġınyapraklı
serevde/çhınağe kherdeneyaptığı iyiliği yüzüne vurmak
dırbétyara, (heq dırbéta zeri kheş medo: Allah kimseye yürek yarası(acısı) vermesin.)
yarebiyarabbi, allahım
teqdir ilahiyaradanın takdiri, 2. takdiri ilahi
bulbeyaraların dezenfektasyonunda kullanılan yanmış bez, boa bulbey: yanmış bez kokusu
fızılyaramaz, haylaz
serudyaramaz, şımarık
khulyaranın kabuk bağlamış hali
fayde kherdeneyararı olmak
fayde xu biyaaneyararı olmak
hewaryardım, ~- kherdene: yardım çağrısı, ~-wastene: yardım istemek
yardımyardım, ~-kherdene: yardım etmek, ~-guretene: yardım almak,~-wastene:  ~-wastene:  yardım istemek
ném séryarı yıl ~.e: yarım yıllık
némečetyarım kalmış
leteyarım, 2. parça, ~-biyaane: yarıya parçalamak, 2. bölünmek, ~-kherdene: parçalamak, parçalara ayırmak, bölmek, kherdoğ: bölücü~-sewe: gece yarısı
némyarım, 2. yarı, ~.ečet: yarım kalmış, sakat, ~.e kherdene: yarılamak, ~.e néme: yarım yarım, 2. yarı yarıya (khare xu némečet meverdé: işinizi yarım bırakmayın)
meşte-böre(r -> vurgulu)yarın öbür gün
ra qılasnaaneyarmak, 2. ikiye ayırmak
çhatme giredaaneyas tutanların alınlarına veya kollarına bağ bağlamaları
yasağyasak,  ~-biyaane: yasaklanmış, 2. yasak olan
menyasak, 2)iptal, ~-kherdene: yasaklamak, iptal etmek
phonyassı
saľıkheyassı küçük ince taş
balşinaYastık
tern - wuskyaş ve kuru
ilfa mebeyaşamın olmasın, yaşayamayasın
pilyaşça büyük, ~.kherdene:büyütmek ~.én: büyüklük, ~.u qız: büyük küçük
sér pa şiyaaneyaşını başını almak
kokım/khalyaşlı
khal/kokımyaşlı erkek, ~-e ġağán: gağan baba
pire/dapireyaşlı kadın (masallarda)
čılere ġınaaneyatağa düşmek (yorgunluktan, hastalıktan)
ča ra kherdeneyatak açmak, yatak sermek
berjinyatakta başucu, yastıkaltı yükseltisi
rakoteyatan, uyuyan
yawasyavaş- sessiz
yaveryaver- emir eri
yayyay
peyayaya
şepiyeyayığın asıldığı üç ayaklı alet
wareyayla ~-şiyane: yaylaya gitmek,
amnán, amnanyaz mevsimi- yazın
nustoxyazar
nuşteyazı
yaziyazı, 2)yaban, kır,
yazuxyazık
qedryazık olma, (rındekh barekhe keşre qedr mebo: güzel paylaştır, kimseye yazık olmasın)
ġuneka tuyazık sana 2) kişiyi ti ye almak için de kullanılır
ġunekheyazık, hay Allah!
hawutyedi, 7
fekhra naaneyedirmeye çalışmak, ağzına yapıştırmak
werezayeğen
yekhtenyekten, 2. aniden, 3. birdenbire
yekunyekün, toplam
poxıkyeliz
nun veteneyemek hazırlayıp sunmak
nun diyaneyemek vermek, ziyafet vermek
xonçhayemek yemeye yarayan alçak tahta sehpa, 2) tahta sini
werdeneyemek,
yemenyemen
yemeniyemeni, 2. ayakkabı
sond werdeneyemin etmek
sondre daaneyemin ettirmek
yemısyemiş
morsingyemlik
ser kewteyenen, 2. galip, 3. üstteki, 4. kazanan
najniye/načıkheyenge, amca karısı
Beqa çharfekheyengeç
dığazkaneyeni doğum yapmış loğusa kadın
serdaaneyeni evlilik yapmış genç kızın, bir zaman dilimi sonra baba evi bireyleri tarafından alınan hediyelerle ziyaret edilmesi.
sera newuyeyeni yıl, (sera sımawa newuye xér bo: yeni yılınız hayırlı(kutlu) olsun
neweyeni, nep -~: yep yeni
worinoyenir,
ča ġureteneyer almak, 2. yer kaplamak
ča nédiyoyer bulamamış
ča dest koteneyer edinmek, 2.yer bulmak
ča roteneyer satmak
ča daaneyer vermek, 2) yer satmak, 3) kapatmak
hurendyer- mekan- ~.ardene: terine getirmek- ~.guretene: yerini almak
huréndyer, 2. mekân, ~. amaane: yerine gelmek ~.ardene: yerine getirmek, ~.ra biyaane: yerinden olmak, ~- ġuretene: yerini almak, ~.ra kherdene: yerinden etmek, ~.ra lewnaane: erinden oynatmak, 2. kımıldatmak ~.de zanaane: yerinde bilmek, değer vermek, ~.a xu beliya: yeri belli, özleniyor
čayer, 2)yatak, 3)mekan, 4)arazi, ~.a xu rutene: yerini süpürmek, ~-ča: yer yer, ~-vırnaane: yer değiştirmek, ~.wo beli: belli yer
ča be čayerden yere, 2)bölgeden bölgeye
ča deruteneyeri süpürmek
ča de verdaaneyerinde bırakmak
čae xode vıneteneyerinde durmak, 2) Haddini bilmek
čae xode mendeneyerinde kalmak, yerinde durmak
čara veteneyerinden çıkarmak
huréndra lewnaaneyerinden oynatmak
lewnaaneyerinden oynatmak
ra qılaynaaneyerinden sökmek, 2. yerinden çıkarmak?, (ġosemı tada tada, mı hin zana khe ġose mı qılayna ra: kulağımı büktü büktü, sandım ki kulağımı yerinden kopardı)
čae xu amaaneyerine gelmek
hurendy amaaneyerine gelmek
ča koteneyerine girmek
verayerine, bir şeyin yerine, karşılığında (vera di ez amune:  onun yerine ben geldim),
čae xu diyerini buldu
ča vurnaaneyerini değiştirmek, yer değiştirmek
čayyerler
ča lınġa xu nédo(démeyerleşememiş
ča biyaaneyerleşmek, yerleşebilmek
ča kherdeneyerleştirmek, yer etmek, ča khe !: yerleştir
hewzYeşil
kheskhyeşil
kheweyeşil
çhıme zenġyeşil gözlü
nériye pájyeşil soğanın uzayan ucu püsküllü, tohum veren kısmı, ~-pázu: (çoğulu)
neşkúnyetemiyorum, güçsüzüm, neşikina(f): yetemiyor, güçsüz
besoyeter, kafî,
vıle çhewtyetim, 2. boynu bükük, 3. kimsesiz,  ~-mendene: boynu bükük kalmak
yetımyetim, kimsesiz
čı resteneYetişmek, kavuşmak
resnaaneyetiştirmek
resno rayetiştirmiş, büyütmüş (bax¢ede say, muriye henén resné ra khe: bahçede öylesine güzel elma, armut yetiştirmiş ki)
hawtaayetmiş, 70
yömiyayevmiye, gündelik ücret
tığeyığın
buşiyaaneyıkamak, buşiye: yıka, şuna né şuna?: yıkayacakmısın, yıkamayacakmısın?
şuteneyıkamak, xu-~: kendini yıkamak
şütaayıkanmış olan
rıznaayıkık, 2. yıkılmış olan, ~.ne: yıkmak
rıjiyaaneyıkılma
paġeyıkıntı, 2. harabe, 2) bölme, bölüm, kısım (dısmén bone ma rıznay kuľ kherď pág: düşman evlerimizi yıktı, hepsi harabe oldu)
sereYıl
sa meranyılanların şahı
astareyıldız
dırnaaneyırtmak, bıdırne: yırt, medırne: yırtma
wuncáyine ~-khe..: tekrardan.., tekrar ki..
wuncá kiyine de
uncayine, ~-ki: yine de
defena, reynayine, tekrar, bir daha sefere
viştyirmi
weryiyecek
ġestYiyecek
mişteyoğurma (hamur için)
mışte kherdeneyoğurmak
mişt daaneyoğurmak, 2)máne.~: sırta masaj yapmak
mostyoğurt
ağoa zadıneyoğurt,ayran vb.kabların yıkanmasıyla oluşan atık su
çinoyok
yoxlemeyoklama
çine biyaaneyokluk, 2.mevcut olmamak, 3.yoksulluk, (heq kheş çinebiyane ra terbá mekhero: Allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin.)
khemaniyeyokluk, eksiklik, yokluğu (Heq khemaniye sıma me do: Allah yokluğunuzu vermesin)
despuryoksun kalmak (bıra sıknena despur maneme: kırma yoksun kalırız)
orajyokuş
davacor/havoreyokuş yukarı
weqışyokuş,
rae akherdeneyol açmak
raa, raeyol, 2) çözüm, 3. çare, ~-daane: yol vermek
ra amaaneyola gelmek, 2. disipline olmak
raara verdaaneyolda bırakmak
raara mendeneyolda kalmak
raara şiyaaneyolda seyretmek, 2. yolda gitmek, 2) yürümek
ruçhıknaaneyolmak, čıra .~: yolmak, 2. para sızdırmak
raa xu diyaaneyolunu bulma, çaresini bulmak
tasteneyontmak
tastaayontulmuş olan
werğaneyorgan
şilteyorganda yüne dikilen bez (sırıxleme: şiltenin yüne dikilmesi)
khewteneyorgunluktan bitkin düşmek 2)çaresiz olmak (hén qefeliyayme khe, hal la khewtme: öylesine yorulduk ki hal(güç)siz kaldık) 2)(zere-~: içeri girmek, hapse girmek)
khevzeyosun
sermányönetici, 2. sorumlu, ~.e çeyi: evin büyüğü, idarecisi
usılyöntem, usûl, 2)sessizce
čoryukarı, ~. serde: yukarı doğru, ~.en: yukarıdaki, ~-be cer: yukarıdan aşağıya
serenyukarıda, yukarıda ki, ~.ser: yukarıya doğru
havordeyukarıdan aşağı
čora be ceryukarıdan aşağı, baştan aşağı, 2)aşağı doğru
ulafeyulaf
ġırmıkheYumruk
qırmıkheyumruk
hakyumurta, ~.a biyaane: yumurtadan kesilmek
çémyumuşak otun xırçhık denen el aleti ile bükülerek, bağ bağlamak için üretilen doğal ottan sicim
ri nermyumuşak yüzlü
nermyumuşak, ~-kherdene: yumuşatmak
yunanyunan, ~ki: yunanca
qulotnaaneyutmak
roquletnaaneyutmak
ġılorYuvarlak
ġuléryuvarlak~.kın: yuvarlağımsı
ġındır kherdeneYuvarlamak
ġır kherdeneYuvarlamak
ġındır biyaaneYuvarlanmak
goligyük taşıyan erkek eşek
baryük, ~-e:pay, ~-e kherdene: paylaştırmak, ~-ra: yük ile, yüklü
bar kherdeneyüklemek, 2)taşınmak
vengo berzyüksek ses, 2. sesli
vengo berz rayüksek sesle
berzyüksek, ~.biyaane: yükselmek, ~.kherdene: yükseltmek
bare gıranyükü ağır olan (bare mı keno gıran: yükümü ağırlaştırıyor)
résyün iplik, 2. eğirilmiş olan yün
pırçyün, ~-ın: tüylü, kıllı
faşinyünlü kumaş
vındarnaaneyürüyen veya çalışan bir şeyi durdurmak, 2. bekletmek
té ri ardeneyüz yüze getirmek
riyüz, 2. surat, ~- čı daane: yüz vermek, 2. şımartmak, ~- ġuretene: şımarmak, 2. yüz bulmak
seyüz( 100)
azneyyüzme, ~-kherdene: yüzmek
ri şayüzü kara ( jüyo de rişawo: yüzü karanın biri)
fekh seryüzü koyun 2)ağız üstü
niştaneyüzük, 2)beçhıka ~.y: yüzük parmağı
liskyüzün yan tarafları
sebetaneyüzünden
rire huyaaneyüzüne gülmek
ri de vatene/ ri sanaaneyüzüne söylemek
muroze xu tırs kherdeneyüzünü ekşitmek- surat yapmak
riye xu terdeneyüzünü tıraş olmak
vére serkiyüzüstü
vırqoşi/vırqose/vırqoşkiyüzüstü, açık yüzü yere gelecek şekilde(kaplarda)
se séryüzyıl
ri be riyüzyüze
ZZ
zaptiyazabıta memuru
welçheġzahire ölçülerinden (yarım kod, 2 şinik, 8 rıbik)
khodzahire ölçüsü(2 ölçek, 4 şinik, 16 rıbik)
zamatzahmet, ~-kutene: zahmete girmek, ~-kherdene: zahmet etmek,
zalımzalim,  ~.én:  zalimlik
zemzam, ~-kherdene: zam yapmak,
dem demzaman zaman
ra raazaman zaman, ara sıra
zamanzaman, ~.e: bir zamanlar,  ~-várnaane: zaman geçirmek
zeman, zamanzaman, ~.e: bir zamanlar,
waxtzaman, 2. vakit, 3. süre,  ~-be waxt: zaman zaman
waxt vérdenezamanı geçmek, 2) zaman geçiyordu
waxte dezamanında, bir zamanlar, 2. vaktinde,  waxte de biyo nébiyo: bir zaman diliminde, bir varmış, bir okmuş..)
sosınezambak, 2)güzellik ifadesi
zamqzamk,  ~-kherdene:  zamklamak
zenatezanaat, 2)alışkanlık
zaptzapt, 2. işgal, ~-kherdene: zapetmek, ~- rapt kherdene:  baskı altına almak
zarzar, 2. tavla zarı
çharekuzara ile Divriği arasında yaşayan bir kırmánc aşiret
zerarzarar, ~- čı daane: zarar vermek, ~-kherdene: zarar etmek,
xorazaten 2)kendinden, çe -~: evinden, ~-pá: kendisi ile,  ~-heni: zaten öylesine
zaturazatürre
zayıfzayıf
zayatzayiyat, 2. zarar
ZazaZaza, dört Kürt dilinden biri olan Zazaca yı konuşan, Diyarbakır-Kuzey Bingöl, Elazığ bölgesinde yerleşik ve dinsel tercihleri itibarı ile Şafii olan Kürt topluluğunun kendi kimliklerini ifade ediş biçimi, ~.ki: Zazaca, 2) Kırmançki ile büyük oranda benzerlik gösterir
zebanizebani
ZeburZebur, Hz. Davud’un kutsal kitabı
zeyirzehir
ağuizehir,  (ağui dabe cı kist: zehir verip öldürdüler)
zekázekâ
zelzelezelzele, 2. deprem
zemzemzemzem suyu
ağoa zemzémzemzem suyu
zencizenci
jetunZeytin
ere čı vınetenezıddında olmak, 2)itiraz etmek
zıqqımzıkkım
zımperezımpara
zındıqzındık, 2. münafık
zırayis/zıraanezırlamak, 2. anırmak
zıvanezıvana
zıftzift
zinetzihniyet
zınġıl, çhınġılıkzil
zınčılezincir
jindanZindan
jiyafetziyafet, ~-daane: ziyafet vermek
janziyan, ~.kar: ziyankâr
jareziyaret
zorbaz, zordarzor kullanan
zorzor, ~.u ver: zorlama sonucu, 2. zorla, ~-biyaane: zor olmak, ~-daane: zor vermek, ~-xu daane: kendini zorlamak,  ~-kherdene:  zorlamak
çhetınzor, çetin
leqeno yenozorlanarak da olsa geliyor
zurnazurna
ZülfikarZülfikâr, Hz. Ali’nin kılıcı
zurriyetzürriyet, 2. döl