Kırmancıki Türkçe
zeno je(m)… gibi  (zeno je boği, dire sebeno: boğa gibi, ona ne olur )
zena je(f)..:“benzetmeli olarak”.. gibi,
zenġerna(aşırı derecede soğukla)dondurmuş
waraane(küçükbaş hayvanlarda) bağırma, 2) ağlama(mecazi)
yeno(o)gelir, ~- nino?:  geliyor mu, gelmiyor mu?
wele(toprak, ateş)külü
ye~-di: onun, ~-mı: benim, ~-tu: senin, ~-dine: onların
xere heqre~-tobo: Allahın hayrı sana olsun,
wertera~-vind kherdene: ortadan kaybetmek,  ~-wedaane: ortadan kaldırmak
zığe1) yumuşak bitkilerle örülüp, hayvan gübresiyle sıvanmış arı kovanı, 2) özel topraktan yapılmış harar büyüklüğünde ambar
tharbe1)ihanet 2)vuruş, darbe, dayak
wakhıleabla, bacı anlamında
wakhıla mıablacığım, bacım(hitap)
thuzacı, 2)keskin
thamakharaç gözlü, 2. tamahkâr, 3. cimri
vésanaç, ~.iye/én: açlık, ~-biyaane: acıkmak, ~-mendene: aç kalmak,
zenġeaçık yeşil, yeşil gözlü kadın, kız
themuzağustos böceği
wometeait olunan toplum
xéğakılsız, 2. deli, 3.aptal
vir de biyaaneaklında olmak, 2. hatırında olmak
xısımakraba, 2. hısım
xapnaanealdatmak, 2. kandırmak, 3. yanıltmak
weli be to re boAllah iyiliğini versin, 2)sana yazıklar olsun
xatır be tu, xatır be sımaAllaha ısmarladık,  uğur bo!:  uğurlar olsun
zerdaltın sarısı, ~-biyaane: sararmak, ~.ıké hák: yumurtanın sarısı,
zernaltın, ~.én: altından
yamu yamuaman aman, mutlaka (ısrarlı tembih)
wulleamma.., bilmem ki, 2. ne desem(emin olamama), ~-khe: amma da
viranımsama, hatırlama
xafıldeansızın, aniden, birden bire 2. haberi olmadan
zutıke/qeneanüs
xo dıma náde- qaytkhe-şerkheardına bakın, bak
ver kheme ra xuartık yeter! direniyoruz
war kherdeneaşağı dökmek, 2. altına düşürmek, 3. aşağı düşürmek
waraşağı, alt
thámaşureye katılan yemişler  ~-kherdene:  tatmak
we kherdeneateş yakmak
xu cer esteneatlamak, 2. kendini aşağı atmak
xu lingera kherdeneayağına giymek
vilika rojayçiçeği
we çiniteneayıklamak, seçmek,
zu čısnaynı cins, 2. birbirinden farksız, 3. tek tip
xo ver daaneazim göstermek, direnmek
zeyiyén amaaneBaba evinin kızlarını yeni evlerinde ziyaretinden bir müddet sonra, kız kete-kebap ile baba evine ziyarete gelir. Bir müddet kaldıktan sonra baba evinden dönerken kızın ihtiyaçlarının yanında belli başlı(altın, değerli eşya, hayvan) hediyelerle koca evine döner.
waw-braénbacı-kardeşlik
vamebadem, 2) söylüyoruz
ware warebağırarak ağlayanı ifade eden söylem
zırçhaanebağırmak, 2. feryat etmek
vayrozbalyoz
weré amaanebarışmak
were né amayisbarışmama
were ardisbarıştırma, arayı bulma
were ardenebarıştırmak, arasını bulmak
wuşira deştbaston, 2)kullanmak üzere elde tutulan çubuk
zuğur kherdenebaş göstermek
xatır ġormağénbaş sağlığı dileme
xırtbaşarılı, cesaretli, güçlü
ver vınetoğbaşı çeken, lider
zobinabaşka, başka türlü
vao ġermbatıdan esen sıcak rüzgâr
taa/ taebazıları, 2. bazısı, bir kısmı,
taebazıları, 2. bazısı, bir kısmı,  ~.khes:  bazı kimseler
zawut daanebeddua etmek
welečağbeklenmeyen bir anda vuku bulan şey, kaza
zalalberrak, 2. temiz, 3. bulanık olmayan, 4. duru
weyiyebesleme(sahiplenilerek büyütülen kişi)
weyiye kherdenebeslemek, bakmak, korumak
wuişşbıkkınlık ifadesi, 2)hayret ifadesi
zımél(jimél)bıyık, ~.ın: bıyıklı
xebere daanebildirmek, 2. haber vermek
zanıtoğbilen, 2. bilgili, 3. bilgin
zanbilgi
yeno zanıtenebilinebilir, 2. bilinmesi mümkün
zanıtebilinmek, 2. bilinmiş olmak, 3. bilinen
zanıtene/zanayisbilmek
zanaanebilmek, 2. biliyor olmak
zu fekhra qesey kherdenebir ağızdan konuşmak, ağız birliği yapmak
zu sewebir gece
vičoebir karış
thowabir şey, (thowa zanena, né zanena?: bir şey biliyor musun, bilmiyor musun?)
ver remaanebir şeyden kaçmak
xatıre çiye daanebir şeyin veya birinin hatırı için bağışlamak
taa(tae) čabir yere kadar, 2. bir bakıma, 3. bir yerde, 2) bir bölüm, bir kısım, bir parça
tae čabir yere kadar, 2) bir bölüm, bir kısım, bir parça, ~-y: bazı yerler,
zu serebir yıl, 2. bir yıllık, 3. ~-de bir yaşında olan, 2)bir yıl da
weyretbir yöredeki akraba toluluğu
zamanena rabir zaman sonra, 2) bir süre daha, 3) başka bir zaman
zubir, ~- çhım: bir göz, ~-kherdene: birleştirmek, 2) eşit kılmak, eşitlemek,  ~-bime: bir olalım
viçhikébirazcık, küçücük
yerğatbirden fazla ırgat, işçi, tarım işcisi,  ~-kherdene: imece yapmak
xatır ver sanaanebirinin hatırına bağışlamak
vera daanebirinin yerine vermek, 2)karşılığında, mukabil
xozanbirkaç yıl üst üste ekilmemiş olup, yabani otlarla kaplanmış arazi, tarla
xelesnaanebitirmek, 2. kurtarmak
vatena verenura ġorebizden önce yaşamış olanların söylediklerine göre
xenekiyaaneboğulmak, xenekiyo: boğulmuş, xenekiyé: boğulmuşlar
üfrit panġesiye ra erzenobol keseden atıyor (deyim)
thıpu thal, thıp thalbomboş
vıre vıreboş konuşma,
thalboş, 2) acımtrak
zayeboşa, boşuna
verdaaneboşamak, 2. -~ de!: boşa!, de-~.:dökmek
zeğerboyca küçük köpek
vera biyaaneboynunda olmak,  2. ver ra biaane:  birinin yerine geçmek, engellemek
vıleboyun,
welıġboyundan askılı, belden arkada bağlı, boydan ön cepheyi kapatan giysi, 2)tuta
velıkhböbrek
xıtame na asmedebu ayın sonunda
vınburnundan konuşan
tadaanebükmek, 2. döndürmek, 3. çevirmek, 4. burmak
tadaabükülü, 2. burulu, 3. çevrili
xaşiyebüyük çuval
xu ver daanecesaretli davranmak, atak davranmak
xebiscimri
yenecuma günü
wuşireçabuk
zıq biyaneçakılıp kalmak, 2. dikilip durmak(hayvanlar için kullanılır)
waxte ġurenaaneçalışma zamanı, iş zamanı
wunciyaaneçekilmek, 2. çekilip gitmek,
wunčaisçekme, bir yerden bir şey çekme
waqaaneçığlık atmak, bağırmak, feryat
veteneçıkarmak,  ~-daane: çıkarttırmak
vejiyaaneçıkmak, çıkagelmek, çıkarmak,
zınġaaneçınlamak, 2. zıngırdamak
vı(e)raniyeçıplak kalmak, 2. viran, 3. çıplak,
vıran verdaaneçıplaklaştırmak, yoksun bırakmak
vilikheçiçek
zaf kherdeneçoğaltmak, 2. arttırmak
zaférçoğunlukla
zaf zafçok çok, 2. en fazla, 2)niyahetinde
zon fekte çinebiyaaneçok sessiz, 2. durgun, 3. ağzı var dili yok gibi
zafçok, 2. hayli, 3. epey, ~-biyaane: çok olmak, 2. çoğalmak,  ~-nemend:  fazla kalmadı
zafénçokluk
zav jeçhçoluk çocuk
thoraqçökelek
zibilçöp
xerepiyaaneçürümüş olma
vıla kherdenedağıtmak, 2. paylaştırmak
xonadaha şimdi, 2)az evvel
thamaredamar
zamadamat, 2. enişte
tharbe puro ġınaanedarbe almak
tharbe puro daanedarbe vurmak, birine kötü bir şey yapmak
vırınġdavar kırkmakta kullanılan büyük makas
weznaanedayamak,
xalceniyedayı karısı
xaldayı,
xatır zanaanedeğerini bilmek, 2. saygı göstermek
vuriyayisdeğişim
vuriaanedeğişmek
vurnaanedeğiştirmek
uskıraderin tas
xoriderin, ~.yén: derinlik, ~.ra:derinden
yi binudiğerleri, 2. ötekiler
tikhdik
zon zanaadil bilen
zon zanaoğdil bilimci
zondil,  ~.o qız:  küçük dil
zonra ardenedile getirmek
zon ser şiyaanedili yatkın olmak
zon sere biaanedilinin hakim olmak
xu ġosra kherdenedinleyip aklında tutmak, kulağına küpe yapmak
zenddirsek
vajidiyeyim, ~-me khe: diyelim ki, varsayalım ki, ~-yo: söylenmiş
zonidiz,
vao honıkhdoğudan esen serin rüzgâr
zaanedoğurmak, 2. yavru doğurmak
tabibdoktor, tabip,  (tabib ra perskeré dermano xu ¢ıko:  tabibe sorun dermanı nedir?)
weredolama (örn.ip, iplik, urgandaki gibi) ~.fiştene: karıştırmak, ~.fiyaane: yumak sarmak
tamateşdomates
xozdomuz,
yar u axyardost ve düşman
tadaoğdöndüren, 2. çeviren
zagondönem içindeki gidişat(uygulamalar, sosyal yaşam)
xore daanedövünmek
dul, ~.r: aşerme,  ~.r kherdene: aşermek
vınetdurdu
vınetenedurmak
veyve té guretenedüğün organize etmek
veyvedüğün, 2) (eski) gelin,  veyva newuye: yeni gelin
vijerdün, ~.en: dünkü, 2. dünden kalma
xınamedünür
ware gınaanedüşmek, 2. yere düşmek
ware daanedüşürmek, 2. yere düşürmek
xeceliyaaneeğlenme, 2. meşgul olma, bı ~-: eğlenmek 2. meşgul olmak,
zanaoğeksper, 2. Bilirkişi, tecrubeli (kare mordeme zanaoğ beliyo:  bilen adamın işi belli)
xarputelazığ vilayeti
xasıleelekte kalan biraz sulu pişirilir. Elek altı avuç içiyle ağır ağır ilave edilerek karıştırılır. Kıvama gelince tereyağı, süt veya ayran ile yenir
viteneelemek
tamaşerik(ler), 2)  tamase: erik, 2. tuhaf
vıleşiaaneerimek
vılesnaaneeritmek,  vılasna puro:  mol, kamçı, kırbaçla vücudu sararcasına vurmak
xefiyeerkek hafiye, casus
xınıserzurum ilçesi
yesiresir
verenéneski zaman, ~-de:  eski zamanda verenu: eskiler
vereneeskiden
xaneev
zewejiyaneevlenmek
zeyiyénevli kızın baba evine el öpmeye gelmesi.
zewezevlilik
zengieyerin iki yanında ayak geçirilen demir,  (astoro xırt zengi xore né dano:  kuvvetli at zengi vurdurmaz)
véreno rageçer
várnaanegeçirme, do-~: ayranı kesilmeden ısıtmak
várna rageçirmiş olmak
veyvıkhegelin
xasxasikgelincik çiçeği
varidatgelir
yené, yoxsam ki niné?geliyorlar mı, yoksa gelmiyorlar mı?
yon-songeliyorum-gidiyorum
xortgenç, delikanlı
targenellikle yenebilen yabani otlara verilen ad, 2)bir tür çalgı, 3)tavuk tüneği
verıngeniş, 2. enli, ~.én: genişlik,
werenayisgergin tartışma
ver nezelianegirişmek, 2. çalışmaya koyulmak
xatır wastenegitmek üzere izin istemek, 2. Allaha ısmarladık demek
xu téra pistenegiyinmek
zeregönül, 2. yürek, 2) iç, içeri, 3)karın, ~-ğu ġuretene: içine almak, ~- hira: vurdum duymaz 2. gönlü rahat, 3. sabırlı, ~-tenık: merhametli,  ~-vesae:  yufka yürekli
vinitgördü ~.ene: görmek
vinais/vinitenegörme, görmek
xızangörmemiş, aç gözlü
zeyiyegörümce
vera çhımugöz önünde olan, 2. aşikâr, 3. gözle görülebilen
xu çhımra kherdenegözüne kestirmek
thotiyanegücüne göre uğraşmak
uğurbogüle güle, uğurlar olsun
xırabgünah, ~.én: kötülük
vebalgünahını alma, vebal
verozgüney, vervaroz: doğu, zıme: kuzey,
velvelegürültü, 2. patırtı, 3. bağrışma
xılıkhegüveç, çömlek
vengo rındekhgüzel ses
vere naha bire, giderek, 2. yavaş yavaş
xebere guretenehaber almak
weşenayishaber gönderme
xeberehaber, ~-biyaane: haberi olmak, haberdar olmak,  ~-weşenaane: haber göndermek
xeberdarhaberli, 2) haber veren
xečhac, ~-i: hacı
xaçhhaç
xedemehademe, 2.müstahdem
xefızhafız, 2)ezberci, 3)kuran’ı ezbere okuyabilen
xefifhafif
xayinhain, 2. hilekâr
xatır perskherdenehal hatır sormak
xalihalı
xelifehalife
xelqhalk
xamHam, olgunlaşmamış, 2)acemi, bir işte yabancı olmak 3)işlenmemiş, üzerinde çalışılmamış
xam biyaanehamlanmak
xamén kherdenehamlık yapmak- acemilik yapmak- çiğlik yapmak
xanhan- ~-edan: hanedan- asil aile
xençérhançer
xanımehanım, özel isim 2) itibarı olan, hanımefendi
viranharabe, 2. viran
xırabeharabe, 2.yıkık, ~-kherdene: yıkmak, 2. harabeye çevirmek,
xerarethararet
zay kherdeneharcamak
zay biyaaneharcanmak
xerč biyaaneharcanmak
xerčharç, beton harcı, 2) ~.kherdene:  harcamak, 3) harcırah, ödenek
xarıciyahariciye, dış işleri
xarıčhariç, 2. dış, 3. dıştaki
xeritaharita
xırmaçhekharmandan çıkarılan üründen yoksullara verilen sadaka
xeserhasar
zembilehasır sepet
xesrethasret
xestexanehastane
xetahata,
xelef/ xilafhata, ters, aykırı
vir amaanehatırlamak, anımsamak,
xatunehatun
wereġınaanehavalanma, (alevin, arıların havalanması gibi..)
xavliyehavlu
xera?hayırmıdır, ~.ma: hoş geldin
xeylehayli, 2. çokca 3. epeyce
xérbohayrola, hayrolsun
xapehayvanı bağlamak için boynuna takılan ip, ilmek
welenġehayvanları ilkbahar aylarında sokan iri sinek
vıréndhayvanların derilerinde mantar hastalığı 2) öncekiler
yadiġarhediye, 2. yadigâr, 2)çok değerli, çok önemli
xendekhhendek
xırxehırka, 2) kaya parçası
xiyarhıyar, 2.salatalık, xiyár: salatalıklar
xızırHızır Aleyselam
xapıtenehile, 2. aldatma,  (xapıt(m)/xapıte(f): kandırıldı, 2. dolandırıldı, 3. aldatıldı)
xof kherdenehissedilen korku duygusu
xızmetehizmet,  ~-kherdene:  hizmet etmek
xızmetçihizmetçi
xer be sılamethoş bulduk, selametle
weshoş, 2)sağ, sağlık, 3)tatlı, 4)kıvamında,
xosábhoşaf
xos béshoşbeş, sohbet
xurdehurda, bozuk
xurmehurma
xusushusus, 2. …ne dair
xususihususi, 2. özel
xutbehutbe
tabiyathuy- tabiat
xuyehuy, 2. alışkanlık
weşeno-weşenaaneısmarlanmış, 2)haber göndermek, 3)ilişki sağlamaya çalışmak
wustıneiç mekân da ağaçtan direk,  (ustuna teberuku:  teberik direği)
zere koteneiçeri düşmek, 2. hapse girmek
yawuxeiçinde ayran yayılan, paslanmaz tenekeden mamul, 2. yayık
wuskheiftira,
xıyanetihanet
zabrağiki taraftan kulplu, kalaylı, kapaklı, akşamdan serinlemesi için içine su doldurulan, üstünde maşrapası bulunan büyük tencere
varasuikindi  (hin aseno khe nu héġa hata varasu xeleşino:  öyle görünüyor ki bu tarla ikindiye biter)
yelım xebereil muhaber
xırçhkıniletişim kurmakta tedirgin olunacak, egosu yüksek, kinli, kompleksli tip
yelmilim, bilim
wusárİlkbahar
we ġureteneiltahaplı şişlik
war ardeneindirmek, tenzilat  (qayıs çino pantole mı yene war:  kemer olmayınca pantolonum düşüyor)
war amaaneinmek
vozdinsan veya hayvan vücudundaki yağ
yintizamintizam
yinzıbatinzibat
xelesna raaneipinden kurtarmak
wastoğistemeğe gelen (m), ~.e: istemeye gelen (f), isteyen
wasteneistemek, 2. arzu etmek
wastene re amaaneistemeye gelmek,  (amé wazené:  gelmiş istiyorlar)
yaman gişiistenmeyen, uyumsuz kişi
wazemeistiyoruz
véreişkembe, 2) göbek
yetırazitiraz
wes biyaaneiyi olmak, iyileşmek
xırpanekaba ölçülerde iri yarı kişi
zırtkaba saba, 2. anlayışsız
thalekabuk  ~-serde kherdene:  kabuğunu soymak
xefiyakadın hafiye, 2. casus
xu ser kherdenekafaya dikmek, içmek
wedakaldır, 2. sakla (emir)
wedardaakaldırılmış olan, 2. saklanmış olan
wurznaanekaldırmak
zer-pısikkalp-akciğer(takımı)
zera belekalp, yürek
zirçhkanatlıların dışkısı
zulemetekap karanlık, zifiri karanlık
veqerkapris
vorekar, ~-estene: kar küremek,
thalaqkarakovanda arının yaptığı bal dolu petek
tarikaranlık
were fiştaanekarıştırmak
verva čı vıntenekarşı durmak, 2. karşısında durmak,
ver ra xo kherdenekarşı durmak, direnmek,  (endi beso!:  yeter artık!)
ver ra cı kherdenekarşı gelmek, direnmek,
verbakarşı, karşısında  (verba mı ama çhoku: karşımda diz çöktü)
verva areykarşılama oyunu
xape kherdenekarşılıklı yardımlaşma  (waxte vasuda ma jubinde bijeky kerde xape:  ot biçme döneminde oğlak otarımını yardımlaşa yapardık)
verva čıkarşısında,
xışt kherdenekaydırmak,  xışt biyaane: kaymak
zenġenkazma
zarančekeklik
xağkemikler
xokendi
xu verakendi adına,
xo serkendi başına, 2. başına buyruk, 3. bağımsız,  ~-biyaane:  bağımsız olmak, kendi başına olmak, ~.iye: bağımsızlık
xo be xokendi kendine
xo xorekendi kendine
xo xode(vero)kendi kendiyle, kendiliğinden
xukendi, ~-be xu: kendi kendine, e be ~-: kendisi, kendisine
xorekendine
xore kherdenekendine yapmak, kendine etmek, ağue .~ : yıkanmak
xu darde kherdenekendini asmak, 2. intihar etmek
xu tépa ġurétenekendini geride tutmak, 2) pasif kalmak, 3)kendini geri çekmek
xu ġerm kherdenekendini ısıtmak
xu pis kherdenekendini kirletmek
xu sas kherdenekendini şaşırmak
xu beyan kherdenekendini tanıtmak
xora dür kherdenekendisinden uzaklaştırmak
velgérekesilmiş yapraklı ağaç dalları yığını
vero ġınaanekılavuzluk yapmak, 2. önüne düşmek
ver kewtenekılavuzluk yapmak, 2. önüne düşmek, 3. yol göstermek
wusarekırık buğday
zımıstankış
velġ ronaanekışın hayvanın yemesi için verilen kuru meşe yaprağı
viçhhıknaanekıvırarak yürümek, 2)kıvırmak, kaçamağa yatmak
waekız kardeş- bacı- abla
wayénkızkerdeşlik, 2. bacılık
vosnkoç
thıriyekoç ve koyun kuyruğu
were semernaanekol veya paça sıvamak
vısnaanekoparmak
xofkorku, şüphe
vostenekoşmak
vozdaanekoşmak, 2)sıçramak
vıranekucak
xulkulaksız
xumarekumar
verġkurt
xeleskurtulma- kurtuluş
xeleşiyaanekurtuluş
theyr/théyrkuş kuşlar
vaa koyKuzey rüzgarı, dağdan esen rüzgar
zımekuzeye bakan yamaç
vorekhkuzu, ~.e: dişi kuzu,
viçhikheküçücük, minicik
thilıkküçük bez parçası
ver berdeneliderlik etmek
zol biyaanelime lime olmak,
yoxro khemeğer se, meğer ki
wundérmeret
zone mıletre ġınaanemilletin diline düşmek
verver nébiyanemuhatap almama
xojibmutluluk, xojibe tu bo: ne mutlu sana
wayire mílkmülk sahibi
xojibe~- to bone mutlu sana,  ~-sıma bo: ne mutlu size
wuo (m)
wu heto taraf, 2. o yan, ~. sér: o tarafa doğru
wu hetreo taraftan
zamano kheo zaman ki
uo(m), a: o(f)
uzaxkor, koručağocak düşmanı, nankör
uffof,
wendene, wendisokumak
wanaaneokumak, 2)hiç durmadan konuşmak, 2)ötmek
wendeneokumak, 2)tahsil yapmak, ama-~: okunabildi, 2. okundu
wendis daaneokutmak
wendekar, wendoğokuyucu
wera tépa(wera dıma)ondan sonra
yi be xuonlar kendileri
yi neonlar, ~.ra: onlara
yionlar, ~.nu: onları, ~.nu ra: onlara, onlardan
ye dionun ki, ye mı: benim ki
wuiy mıre bámeneooy (sana gelen)bana gelseydi
wuy tore bımıriOoy sana öleyim
wuiy wele be mıre boooy topraklar başıma
uza/awuzaora, ~.de: orada, ~.ra: oradan, ~.wa: orada(f), ~.wo: orada(m)
wuzaora, 2. orası, 3. ora, ~.ra: oradan
wuza deorada
wuza raoradan, a -~: o orada (f), u -~: o orada (m)
vaşturiyeorak
wu hetuoralar, o taraflar, ~-de: o taraflarda
thala bıskoormanın ilkbaharda verdiği sürgün, filiz
werteorta, içi, ~-mekteb: ortaokul, ~-sardé: yabancıların içinde, ~-koude: dağların ortasında, ~-vetene: ortaya çıkarmak, deşifre etmek
werte de mendeneortada kalmak
wertağortak
vasot
yabaot veya saman kaldırmada kullanılan beş veya daha fazla parmaklı büyük tahta dirgen
xu rečefnaaneoynarken vücudunu titretmek
thalaböğüre gelmek (at ve eşek için)
vıreniyeön
verön, 2) öndeki
verendeönce, önceleri
vero čoyönceden, önceleri
verenönceki,
ver amaaneönden gelmek
vera çharnaaneönünden çevirmek, 2)yerine döndürmek
ver vejiyaaneönünden çıkmak, yol vermek
vera kherdeneönüne asmak,
ver sanaaneönüne dayamak,  (dár sanay ver né rıjıya: ağaçları yasladılar yıkılmadı)
xu ver sanaaneönüne katmak, 2. bir şeyi kendisine siper yapmak, 3. katlanmak, 4. yapmayı üstlenmek, 5. destek olmak, 6)önüne geçmek
ver kherdeneönüne katmak, 2) önüne bırakmak
ver naaneönüne koymak
ver ġureteneönünü kapamak, 2) yol kesmek
werdeġeördek
wu binöteki, 2. diğer, 3. diğeri
vengre čı kherdeneözellikle hayvanları yürütmek üzere seslenmek
vir koteneözlemek
xu dıma kaskherdenepeşinden sürüklemek
varıkhepiliç
zerfétpişirilmiş babuko ekmeğinin lokma büyüklüğünde kırılarak, üstüne ısıtılmış sarımsaklı ayran, kaynamış yağ ve bal dökülerek yapılan kırmanč alevilere özgü bir yemek
valarenkli başörtüsü,  ~-kéraze: siyah renkli kırmızı desenli başörtüsü
zenġrenkli göz için kullanılır
vay daanerüzgarda savurarak ayıklamak, savurmak,  cüin -~:  harman savurmak
xassaf, 2. katışıksız, 3. üstün kaliteli olan 5) ipek,
weşen, weşiyesağlık
wayır vejiyaanesahip çıkmak, sahiplenmek
wayırsahip. , ~.én: sahiplik, 2. sahibi olma, ~.e: sahibe, ~.iye: sahiplik
vılenčesakız
wedaanesaklamak
wedardaanesaklamak, kaldırmak
ze khesanki
zekhe yeno wanıtenesanki okunabilir gibi
wes u warsapasağlam
xas baxçhesarayda padişah ailesinin özel bahçesi
veru vırasarmaş dolaş
xatırsaygınlık, 2. hatır, 3.
xatırane torasenin hatırın için
wusksert
venġses
veng veteneses çıkarmak
vengu vazses seda
vengre čı pureşiyanesesi soluğunun kesilmesi
veng bırnaanesesini kesmek
veng daaneseslenmek, 2. bağırmak
vengrasesli, sesle
waşti(m)sevgili, 2. nişanlı, 3. yar (m), ~.ye: (f)
yaresevgili, yar, 2)yara
xıle sere xu biyaanesıçramak, 2. Hızlı bir şekilde yerinden kalkmak,
xu pé sanaanesırt sırta vermek, omuz omuza vermek, birbirine destek olmak
thejisızlama
zundaane/zundayissızlama, sızlamak
vızıkhesinek
thamajiyaanesinerek yapışmak
xıtamson
zopesopa
xu rut kherdenesoyunmak, 2. giyeceklerinden arınmak
válesöğüt
wuntenesökmek, 2. çekmek, dert -~:dert çekmek,
vatsöylem, ~.e: söylenen, ~. oğ: sözcü
vatenesöyleme,
vasöylemek, 2)peki, ~.bo: yine de, ~-hén bo: peki öyle olsun, (va khe..: dedi ki..) 2)rüzgâr
vatene ra goresöylendiğine göre, 2. söylentilere göre
vatoğsöyleyen, sözcü
wayire qese xu biyaanesözünün eri olmak, 2. lafını yememek
vaesu arkı, su kanalı
xerpenġsu değirmenine, suyu bırakıp-kapama sistemi
xemelsus
xemelnaanesüslemek, (pulik bıskh vırasté, xu hén xemelno khe, insan qaylo şere čı
ustınesütun
xavıkhesütün köpüklü tabakası
xişetşahsiyet, kişilik, ahlak ~-siz: şahsiyetsiz, kişiliksiz, ahlaksız
zaraveşaka, ~.ci: şakacı, dalgacı
yaraniyeşaka, yarenlik
thabakşap
zurşaşı
xusayisşırıl şırıl, çağlama
TT
taarruztaarruz,
tabağetabak
tabaqatabaka, 2. kat, 3. katman
taburetabur
taburcitaburcu- ~.biyaane: taburcu olmak- ~.kerdene: taburcu etmek
tačtaç, ~.e sari: baş tacı
xırçhıktakıntı
talantalan,  ~.kherdene: talan etmek
taletalih
talimtalim, 2. eğitim,  ~-kherdene: talim etmek
talimattalimat
taľıbtalip,  taľíb: talipler
tamtam, ~.am: tamam, ~.amo: tamamdır
tamirtamir, 2. onarım,  ~-kherdene:  tamir etmek, 2. onarmak
yel-qomtanımadık-tanıdık
tapitapu, ~-kherdene: tapulamak
tapi kherdetapulu, 2. tapulanmış olan
zot kherdenetarım araçlarında yıpranan demir aksamların yıpranan kısımların demircide yenilenmesi
tarıftarif,
tarıxtarih, ~-o qan: eski tarih
tariqattarikat
zono şirentatlı dil
thajitazı
tačavuztecavüz, 2. ırza geçme, 3. zora dayalı cinsel birleşme, ~-kherdene: tecavüz etmek, 2. ırza geçmek, 2) metazori ele geçirme
tadavitedavi, ~-biyaane: tedavi olmak, ~-kherdene: tedavi etmek
talkétehlike, (arebe şüera ġıran bırame, ita talkéliyo: arabayı yamaçtan ağır sür, burası tehlikeli)
zu qattek kat
zu renġtek renk, aynı renk
thaldetenha, ıssız, 2. gözden ırak, …nın arkasında
verpeyters, önü arkaya gelecek şekilde
zubinde vejiyanetesadüfen karşılaşmak
xalıkheteyze
THTH
thılısmtılsım
vişteratosun
wel welantoz toprak
wel welağtoz toprak, yol, yolak
xozatTunceli’nin Hozat ilçesi
zabıttutanak, 2. zabıt, ~-
tabağatütün kutusu
U-ÜU-Ü
uçhırtmeuçurtma
uğıruğur
uliulu
umumumum, 2. genel,
umıdumut, 2. ümit,  ~-kherdene: umut etmek
xu vira kherdeneunutmak
vira kherdeneunutmak
wustausta
ustausta
wusılusulca, 2)yavaşça, sessizce,
xerzeuygun, ~-sımawo: size uygun
vınaisuyuklama, (sondane hona kherġ ere tare né vejiye vınıkha hewin nisenera tu: akşamları daha tavuklar tüneğe çıkmadan sen uyuklamaya başlıyorsun)
vınıkheuyuklama, 2. ağırlık çökmesi
yaban koteneuzak düşmek, yalnız kalmak
zoleuzunca kesilmiş büyükbaş hayvan derisi
üčretücret
thamurüç telli, saz, bağlama
ütiütü,
waxt ser koteneüzerinden zaman geçmiş olması, 2. vakti geçmek
VV
wadvaat- söz vermek
wadevade, 2. süre, 3. zaman, 4. ödeme süresi
wade xu amaanevadesi gelmek, 2. ödeme zamanının gelmiş olması
wade xu biyaanevadesi olmak, 2. zamanı olmak
wade xu pır kherdenevadesini doldurmuş olmak, 2. ölmek, 3. süresini tamamlamış olmak
veşivahşi
veqıfvakıf
valivali,
vardiyavardiye
varisvaris
vengé, vaze?varmı bir ses, bir seda?
weşét-néşétvasiyet-nasihat
welatvatan, 2. yurt, 3. ülke, 4. memleket,  (kata sona su, harde welát tu wunčeno ra xu ano:  nereye gidersen git, memleket toprağı ve seni çeker getirir)
way lemınvay başıma gelen, 2. vay halime
way way wayvay vay vay
wey!vay!, 2)nasıl olur, niye ?
vajifevazife, 2. görev
vekaletvekalet
vekilvekil, ~.én: vekillik
welhasılvelhasıl, 2. sonuç olarak, 3. kısacası
vergivergi
veşiqavesika, 2. belge, ~.li: vesikalı,
vejırvezir,  vikéla: sarayı temsil edenler (?)
vız vızvızıltı, 2. vızıldama
virazviraj
véranviran
WW
XX
YY
yaya, veya,
yabanyaban, 2. kır, 3. yerleşim alanının dışı
yabaniyabani, 2. vahşi, yabanén:
yağmeyağma, 2. talan,  ~-çino: öyle şey olmaz, yağma yok!
vortisyağmak,
yawudiyahudi, yawudén: yahudilik
yakiyahut, 2. veya
yaxeyaka
vésnaaneyakmak
yaqutyakut
xu listeneyalanmak, 2. kendi kendini yalamak
warwayyalınayak, 2. çıplak ayak
yamağyamak, üstten dar alta doğru genişleyen kulplu küçük bakır kap
yamanyaman, 2. gözü açık, 3. çevik, dayanılması güç, 4. becerikli
ta naaneyanan ateşe odun ilave etmek
yaniyani
vırardeyanlamasına, yatık
yanısyanlış,  ~.én: yanlışlık
vésaaneyanmak (ez khe mevéş, tu khe mévese, wu khe mévéso, tari çhutır bené ra róşt: ben yanmasam, sen yanmasan, o yanmasa, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
vırastoğyapan, 2. inşa eden
yeno vırasteneyapılabilir, 2. inşa edilebilir
vırasteyapılmış, ~.ne: yapmak
zeleqiyaaneyapışmak,
velġyaprak, 2. üstünde yaprak olan kesilmiş ağaç dalı, 2)kışlık hayvan yemi, tewa  velġ: yaprak öbeği
velġınyapraklı
yarebiyarabbi, allahım
yardımyardım, ~-kherdene: yardım etmek, ~-guretene: yardım almak,~-wastene:
yasağyasak,  ~-biyaane: yasaklanmış, 2. yasak olan
yawasyavaş- sessiz
yaveryaver- emir eri
yayyay
wareyayla ~-şiyane: yaylaya gitmek,  bé war, bé çi:  evsiz, barksız
yaziyazı, 2)yaban, kır,
yazuxyazık
werezayeğen
yekhtenyekten, 2. aniden, 3. birdenbire
yekunyekün, toplam
xonçhayemek yemeye yarayan alçak tahta sehpa, 2) tahta sini
werdeneyemek,
yemenyemen
yemeniyemeni, 2. ayakkabı
yemısyemiş
worinoyenir,
verayerine, bir şeyin yerine, karşılığında (vera di ez amune:  onun yerine ben geldim),
vıle çhewtyetim, 2. boynu bükük, 3. kimsesiz,
yetımyetim, kimsesiz
yömiyayevmiye, gündelik ücret
wuncáyine ~-khe..: tekrardan.., tekrar ki..
wuncá kiyine de
uncayine, ~-ki: yine de
viştyirmi
weryiyecek
yoxlemeyoklama
weqışyokuş,  (raa wari hem derġa, hem ki zaf weqısa:  yayla yolu hem uzun, hem de çok yokuş)
werğaneyorgan
usılyöntem, usûl, 2)sessizce
ulafeyulaf
yunanyunan, ~ki: yunanca
vengo berzyüksek ses, 2. sesli
vengo berz rayüksek sesle
vındarnaaneyürüyen veya çalışan bir şeyi durdurmak, 2. bekletmek
vére serkiyüzüstü
vırqoşi/vırqose/vırqoşkiyüzüstü, açık yüzü yere gelecek şekilde(kaplarda)
ZZ
zaptiyazabıta memuru
welçheġzahire ölçülerinden (yarım kod, 2 şinik, 8 rıbik)
zamatzahmet, ~-kutene: zahmete girmek, ~-kherdene: zahmet etmek,
zalımzalim,  ~.én:  zalimlik
zemzam, ~-kherdene: zam yapmak,
zamanzaman, ~.e: bir zamanlar,  ~-várnaane: zaman geçirmek
zeman, zamanzaman, ~.e: bir zamanlar,
waxtzaman, 2. vakit, 3. süre,  ~-be waxt: zaman zaman
waxt vérdenezamanı geçmek, 2) zaman geçiyordu
waxte dezamanında, bir zamanlar, 2. vaktinde,  waxte de biyo nébiyo: bir zaman diliminde, bir varmış, bir okmuş..)
zamqzamk,
zenatezanaat, 2)alışkanlık
zaptzapt, 2. işgal, ~-kherdene: zapetmek, ~-
zarzar, 2. tavla zarı
zerarzarar, ~- čı daane: zarar vermek, ~-kherdene: zarar etmek,
xorazaten 2)kendinden, çe -~: evinden, ~-pá: kendisi ile,  ~-heni: zaten öylesine
zaturazatürre
zayıfzayıf
zayatzayiyat, 2. zarar
ZazaZaza, dört Kürt dilinden biri olan Zazaca yı konuşan, Diyarbakır-Kuzey Bingöl, Elazığ bölgesinde yerleşik ve dinsel tercihleri itibarı ile Şafii olan Kürt topluluğunun kendi kimliklerini ifade ediş biçimi, ~.ki: Zazaca, 2) Kırmançki ile büyük oranda benzerlik gösterir
zebanizebani
ZeburZebur, Hz. Davud’un kutsal kitabı
zeyirzehir
zekázekâ
zelzelezelzele, 2. deprem
zemzemzemzem suyu
zencizenci
zıqqımzıkkım
zımperezımpara
zındıqzındık, 2. münafık
zırayis/zıraanezırlamak, 2. anırmak
zıvanezıvana
zıftzift
zinetzihniyet
zınġıl, çhınġılıkzil
zınčılezincir
zorbaz, zordarzor kullanan
zorzor, ~.u ver: zorlama sonucu, 2. zorla, ~-biyaane: zor olmak, ~-daane: zor vermek, ~-xu daane: kendini zorlamak,  ~-kherdene:  zorlamak
zurnazurna
ZülfikarZülfikâr, Hz. Ali’nin kılıcı
zurriyetzürriyet, 2. döl