Kırmancıki Türkçe
amal:
axa:
baran:
bardağ:
baxçe:
benzin:
bepup
bîe ro ( ça nîa kena- tu bîerowa çıka)
bîebext (bîebext- bîebextiyede sono)
boğaz:
boli:
bom (mordemo bom) bome
ca nediyo (hona lınga xore ca nidiyo)
ceb (mı ke ceve xora vete musnaracı- gelema mı guete rema)
cirıte (astor sereke cırıte erzene bıra bıra)
coky (hata amayme cor ke coke ma şikay 2)cokane xore dane:
nane:
pakete:
poz:
rampa:
rejim:
resmi:
sayfa:
sergovend:
simsar:
şex:
şiland:
şilte:
şirit:
şis:
tebaa:
teneke:
tepe:
tesadüf:
tesbit kerdene:
tesisat:
topal:
tornavida:
zembül:
zeyiye:
zift:
zil:
sala deşt: avuç içi- aya
say biane: -den sayılmak- -ye dahil olmak
sene-senen: ?
sılope: ? (dılope-dılope biyo sılope)
pîero vışıyaane: ? (tersura zere xu vışıyo pîero)
qal: … ile ilgili konuşmak
bez: …. yönüne bakan arazi
cıra bırnaane: ….den koparmak- …den kesmek
caa …. guretene: …nin yerini almak
wele: ( made welw senıka- hefa- yinu sermeke)
düldüle: (astora oli)
bandıra (bandıra sar niwazeme) hakimiyet-egemenlik (bandırma)
zundaane: (cane her kez zun da- astore hewlra jede xıldano)
mılesen: ? (ça mılesen kena bao)
qızdan: ? (deleke qızdane biyei ktik xelebra yene)
hene: (dest paa xu heney kerde neqesne)
çalım bilim: (deyim) havasından geçilmemek
camo wes tey niverdaybi: (deyim) O kadar kötü dövmüşlerdi ki- sağlam yeri kalmamıştı.
dike: (dikam hala niade kamo?)
zerdık: (ewlad zerdıko- torn dendıka)
aare (f) ona
gılam: (gılam hal yamano)
eskera: (her çiyemı eskerawo)
heqe: (herkes gereke haqa xu bicero)
texeliyaane: (kamke qefeliyo bıtexeliyo)
roza sıpiye: (ma cori roza sıpıye nidiye)
qesey kotene: (ma nune xu werd- pize xu kerd mırd- ora tepak kotme qesu)
dîes: (mal vere desura topke)
kav kerdene: ? (mı kav nikerd- sıma niya zalıme)
kela: (mılete make şi jaru ser sıfte kela xu bırneno)
tolıke: (muriya hewle tolıkede beliya)
tayfa: (o ra tepa tayfa dinu heta eskerane Tırkura kişina)
purezıne:? (purezıne de axue nivındena)
qaxy: ? (qax girenay- xosav sımıte)
qazık: ? (qazık bıce şime auğe)
inqrar: ? (sodır iqrar u imano- sonde tozu dumana)
taviv: (taviv ra vaze çı cıre dermano)
xırabe: (te de kerde xırabe)
werte serure şiyane: (tı kamıla- tı şiya werte serure)
qır kerdene: ? (vano: aqıl daru dersimde na qırkere)
wertera vind kerdene : (vato: dersim wertera vind kere)
koz: ? (voroko hewl kozde beliyo)
hurdi hurdi:? (wunca hin hur hurdi huyino)
bawo: 2)~.gori: yaşca küçüğe şevkat dolu hitap-~.gurban: kurban olduğum anlamında sevgi ifadesi
bare: 8 kod
eceba: acaba
ecele: acele- ~.kerdene: acele etmek
dez: acı- dezaane: acımak
qoq: acımtırak- ekşi boğucu (na muriye jede qoqa niwerina)
vîesan: adene: aç- ~.iye: açlık- ~.biyaane: acıkmak- ~.mendene: aç kalmak- ~.verdaane: aç bırakmak
salıxdaane: açıklamak- göstermek- tavsiye etmek- anlatmak- izah etmek
rabiaane: açılmak
adamaqıli adamakıllı
game: adım
dare: ağaç
kerm: ağaç kurdu- kurtçuk- ~.ezin: kurtlu
darık: ağaç-tahta parçası
sarbıne: ağaçların yere eğilen dallarını yukarıda tutmaya yarayan destek çubuk
dar ü ber: ağaçlıklı- ormanlı- 2)dağ taş
darîen: ağaçtan yapılmış olan
fek vırnaane: ağız değiştirmek- tavır değiştirmek- vazgeçmek
qılawun: ağızlık
berbis: ağlamak
berb: ağlamak ~-is:
fer puro gınaane: ağzı içine düşmek
fek pîera ministene: ağzı kapanmamak- çok konuşmak
fek peser niâmaane: ağzı kapanmamak- hiç susmamak
fek wuskbiane: ağzı kurumak
ehlaq: ahlak
baqıl: akıllı- ~-en: akıllılık
xısım: akraba- hısım
sond: akşam
samy: akşam yemeği
de ha: al sana- buyur bakalım (şimdi ne olacak? anlamında)
belek: alaca renkli- karışık renkli- ~.ın: alacalı
eleqa: alaka
meydan: alan- meydan
hacety: alet edavat- araç- 2)ihtiyaç
çıralığ: Alevilerde pire-dede’ye verilen maddi değer
musaa: alışmış olan- 2)öğrenmiş olan
heq: Allah- tanrı- ~.kena: Allah aşkına!- ~-o: tanrım! (dilek veya dua için)
emre haq: Allahın emri
bınîen: alttaki
sate: an
fam kerdene: anlamak- akıl etmek- anlayış
borayis- boraane: anlaşılmaz bir şekilde alabildiğine bağırmak- haykırmak 2)inek öküz gibi hayvanların sesi
daa: anne- 2)büyükanne
xafılde: ansızın- aniden- haberi olmadan
saa kerdene: aramak- yoklamak
darde biyaane: asılmak- 2)darda olmak- zorda olmak
ekser: asker 2)~.en: askerlik
war: aşağı- alt
kabok: aşık kemiği
esq: aşk- ~.dekewtene: heveslenmek- istekli olmak
gaz: at eşek türü hayvanın ısırması- ~.kerdene:?
qese verenu: atasözleri
je adir: ateş gibi
we kerdene: ateş yakmak
adır’cı kutayis- adır’cı kotene ateşler içinde yanmak
rewan: atın dört nala koşuşu- rahvan
süvari: atlı asker- süvari
estene: atmak- yalan uydurmak
seyd: av- ~.kar: avcı
soxte: avare
evare: avare- boş gezenin boş kalfası- aylak
puro gınaane: ayağına gitmek
simond: ayakkabı veya çarık bağı
sewle: aydınlık
hes/hese: ayı 2)~.be: sus! Kapa çeneni!
maaş: aylık- maaş
do: ayran
pi: baba
bestaa: bağlı- bağlanmış olan
behriya: bahriye- deniz askeri- denizci
dukan: bakkal- ~.ci: kasiyer- bakkal v.s. küçük işletme sahibi
hemgen: bal- mîesa.~: bal arısı
saq: baldır (aqıl sarede- taqat saqudero)
baldız: baldız
belgem: balgam
mose: balık- ~.ber: balıkçı (tâa ağue kene qılerın- tâa mosecene)
balıg: balık- 2)arı evi
balqon: balkon
balon: balon
sıma pışt bıde mı! : bana arka çıkın- destek olun
were ardene: barıştırmak- arasını bulmak
bale: bari- hiç olmazsa
çogane: baston- asa
saredez: baş belası- baş ağrısı- ~.naane: başını ağrıtmak- başını şişirmek- üzmek
hire şiyaane: baş dönmesi
leçege baş örtüsü
sare: baş- kafa- ~.bırnaane: baş- kafa- ~.bırnaane: kafasını kesmek- ~.wedardaane: başkaldırmak
basçawuş: başçavuş
sareqot: başı açık- çıplak kafalı
sare sıkıte: başı kırık- 2)ucu kırık
sarepiştaa: başı sarılı- başı örtülü
salmeki: başıboş- rastgele- ~.feteliyaane: başıboş gezmek
sere mı ser: başım üstüne- hay hay- tabii ki
sare ser amaane: başına gelmek-(başa gelen genellikle olumsuzdur)
sare xu werdene: başına iş açmak- başını belaya sokmak- kendini harcamak- hayatını mahvetmek
sare xu beerz kerdene: başını kaldırmak- baş kaldırmak- 2)kısmen rahatlamak- fırsat bulmak
sare xu xu ver naane: başını önüne eğmek
sare xu ronaane: başını yastığa koymak- ukykuya hazırlanmak- 2)ölmek
sare xu şutene: başını/saçını yıkamak- banyo yapmak
çiyena: başka bir şey daha
caena: başka bir yer daha
çapane: başparmak ile işaret parmağı arasındaki uzunluk
berzın: başucu- yastık dayamak için hazırlanan başucundaki yükselti
pede şiyaane: batmak- gömülmek- 2 akıp dışarıya sızmak
gegane: bazen- arasıra- zaman zaman
tayine: bazılarını
mırad: ? be mırad- ebe mırad
beg: beğ- bey
begam biyaane: beğenmek
bele: bel- bir tür kürek
miyane: bel- sırt
safe: bele bağlanan şal
belediya: belediye
belıka: belki
viry: bellek- hafıza
mı: ben
bend: bent- set- duvar
berat: beraat- ~.biyaane: beraat etmek
berbat: berbat- kötü
berdoş: berduş- avare
bereket: bereket
qelew: besili- şişmen- dolgun
weyiye kerdene: beslemek- bakmak- korumak
bısımlay: besmelenin kısaltılmışı
besıge: beşik
derguse: beşik
sıpîe: beyaz
sıpîe kerdene: beyaz görünmek- beyazlatmak
sıpîe: beyaz- ~.la: beyazlar giymiş olan- beyazlı
qır: beyazımsı- kır
sıpîe biyaane: beyazlaşmak
mezg: beyin
bezırgan: bezirgan- tacir
bîezar (domane xu je ine bezar u bezon memaze diye) -.biyaaze: bıkmak
xart: bileği
zot kerdene: bileylemek
mırcone: bilezik
malimat: bilgi- malumat
zantene: bilmek
wulle: bilmem ki- acaba- emin olunmayan
hazar: bin
fısa heşy: bir çeşit zehirli mantar
çüte: bir çift (na raa ke şine suke xore çüte postalu bicer)
tewraniye: bir hastalık ?
reyi: bir kez- bir sefer- bir defa
şınık: bir ölçü birimi
çiye: bir şey
heto zura: bir taraftan- bir açıdan
qiza: bir tür kuş
dalık: bir tür ormanlık
keska: bir tür yemek
qayğane: bir tür yemek
sere: bir yıl
hebena: biraz daha
pîesero üst üste- topluca- ~.gınaane: birbiri üzerine düşmek
jübin restene: birbirine yetişmek
jübin diyaane: birbirini görmek- görüşmek 2)birbirini anlamak- anlaşmak
jübin werdene: birbirini yemek- birbiriyle didişmek
kelaz: birden fazla “gaya” gelmiş inek (manga kelaze boxu verdera)
xozan: birkaç yıl üst üste ekilmemiş olan arazi
jü biyaane: birleşmek- bir olmak- tek olamk- eşit olmak (bere püro jü bime)
xelesnaane: bitirmek- kurtarmak
qedeneane: bitirmek- tüketmek
kalax: bitkin- zayıf
ma: biz
qırtıke: boğaz
xenekiane: boğulmak
derya: bol- çokça (venga dinubek gost deyraro)
moreke: boncuk
çı sare tu bıdazni: boşuna başını ağrıtmayayım- kısa keseyim anlamında
qelafet: boy-pos- vücut
kol: boynuzsuz
börege: börek
xıtame na asdeme: bu ayın sonunda
meyande: bu durumda
na raa: bu kez- bu sefer- şimdilik
nah et: bu yan- bu taraf
naver: bu yan- bu taraf
hewr: bulut
kemer damiş nibeno: buna taş/demir dayanmaz
ifka: burası- bura
burği: burgu
fırne: burun (hayvanlar için kullanılır) 2)kızgınlık anında insanlar için kullanılır
tadaa: bükülü- burulu- çevrili
xaşiye: büyük çuval
gırs: büyük- ~.be: çok yaşa- büyüyesin
hediry: can sıkıntısız olma durumu
cane: canan canan
caketı: ceket
cebxane: cephane
çiv çiv: cıvıltı- kuş sesi
cigere: ciger
xebis: cimri
bımbarekı: cin- iyi saatte olsunlar
yene: Cuma günü
çadıre: çadır
çakal: çakal
çaxıl: çakıl
çaxmax: çakmak
kemera çaxmax: çakmak taşı
çali çarpi: çalı çırpı
tıra çarnaane: çalkalamak
tırtene: çalmak- aşırmak- hırsızlık
çame: çam ağacı
çamur: çamur- ~-ın: çamurlu
çante: çanta
çap: çap (çape na hegay çıxaşiyo bao…)
çerx: çark (su xızır pasa su- raa xora su- çerxe tuk roze şikino)
çarsef: çarşaf
peqeşiane: çatlamak
çatmıs kerdene: çatmak
çewdere: çavdar
çay: çaydanlık- 2)xane: çayhane
çayıre: çayır
wuncıyaane: çekilmek- çekilip gitmek
çigıte: çekirdek
kerden: çektirilen eziyetler (derdo derdo kerden ke yene mi vir)
çeltug: çeltik
çene: çene
çengel: çengel- kanca
çerçeve: çerçeve
çerez: çerez
Çerkez: Çerkez
heni: çeşme- kaynak
çete: çete
qapande biyaane: çevrili olmak
çığır: çığır- kar patikası- ~.rakerdene: çığır açmak
çırağ: çırak- ~-en: çıraklık
asıq: Çingene- gezgin çalgıcı- ~-en: çingenelik- dilencilik
şüane: çoban- ~.nen: çobanlık
zafîery: çoğunlukla
isot: çok acı- 2)asit
geste merdene: çok acıkmak
zav jeç: çoluk çocuk
puçık: çorap
çop: çöp- ~-çi: çöp toplayan kişi- çöpçü
çale: çukur
çımke: çünkü
çıke: çünkü (çıke ma cıra dowa nivato)
ko: dağ
dayira: daire- resmi makam- ofis
dega: dakika
teng: daraltmak
darbe puro gınaane: darbe almak
darbe puro daane: darbe vurmak- birine kötü bir şey yapmak
pîe werdene: dayak yemek
sanaane: dayamak
xal: dayı
xalceniye: dayı karısı- yenge
semt: değerli- münevver- ince- yakışıklı- iyi- güzel
gınaane: değmek- isabet etmek
ra nıka: den beri
xori: derin- ~.yen: derinlik
derman: derman- ilaç- çare
hetre amaane: desteklemek üzere yanına gelmek
dev: dev
deva: deve
dîemdaane: devirmek
devriya: devriye
nîe werd-nîe kerd: deyim- hiçbirşey yapamadan gitti- hmen ölüverdi
lewe xu gıt kerdene: dilini ısırmak
fetva: dini emir
xu gosra kerdene: dinleyip aklında tutmak- kulağına küpe yapmak
bîedin u be’iman: dinsiz- imansız- gaddar
bîebın: dipsiz
direge: direk
gurze: dişi köpek
lal: dlsiz- 2)kekeme- ~.biyaane: dilsiz olmak- konuşamamak
bi nîe bi: doğar doğmaz- olur olmaz- 2)olsun olmasın 3)rastgele
gınaane: dokunmak
de kerdene: doldurmak
torge: dolu (yağış)
cemediyaane: donmak- buz tutmak ( serde cemediyayme: soğuktan donduk)
fekra: dopdolu- ağzına kadar- tıka basa- 2)ezbere- 3)ağızdan
dost: dost
rısnaane: dökmek
rokerdene: dökmek- boşaltmak
rışnaane: dökülmek
çarlet: dördüz
çarhet: dört taraf- etraf
dü: duman
dara tüye: dut ağacı
dîes: duvar
hesneane: duymak
gocage: düğme
male dina: dünya malı
ware daane: dürmek- yere düşürmek
dürist: dürüst- adil
dısmen: düşman- ~-en:düşmanlık
turo amaane: düşmek- 2)akarak gelmek
nizam intizam: düzen
ecel: ecel
eczexane: eczane
efendi: efendi
ezke ezne: eğer ben bensem (böbürlenmek üzere kullanılır)
çewt biyaane: eğilmek
xeceliyaane: eğlendirmek- meşgul etmek
xozan: ekilmemiş tarla
bındestiye: el altında olmak- özgür olmamak- egemenlik altında olmak- ezilmek- ezilmişlik
dest be dest: el ele
destdal: eli boş
çıke desteber ama: elinden geldiği kadar- elinden geldiğince
destra naane- dest kerdene: eline tutuşturmak- eline vermek
saa: elma
emanet: emanet
emir quli: emir kulu
gedik: engel- 2)tepe sırtı
xefiye: erkek hafiye- casus
bıra: erkek kardeş- ~.en: kardeşlik- dostluk
bıraçena: erkek kardeşin kızı- yeğen
camerdenra kotene: erkekliğini kaybetmek- iktidarsızlaşmak
rew: erken- çabuk- ~.herey: ergeç- ~.ra: erkenden- çoktan beri- ~.rew: erken erken
Erzurum: Erzurum
hîesir: esir
haval: eş- arkadaş- yoldaş- 2)yaşıt
her: eşek
sare her: eşek kafalı- koca kafalı
beygir: eşek- beygir ~-e: dişi eşek
sorbıke: et suyu
dorme: etraf- çevre- ~.guretene:çevesini sarmak- kuşatmak
çe: ev- hane
hiya: evet
sermiyan- yönetici- sorumlu- ~.çeyi: evin büyüğü- idarecisi
evliya: evliya
evraq: evrak- belge
fabirka: fabrika
falaqa: falaka
fereza: faraza
mere: fare- sıçan
ferq: fark- başkalık- ~.kerdene: farkında olmak- ayrımında olmak- görebilmek
ferz: farz- ~.(be)kerdene: farzetmek- varsaymak- sanki
felaket: felaket- ~.sare ser amaane: başına felaket gelmek
rabojiyaa: felç olmuş
felek: felek
fen: fen
ferman vera kerdene: fermanını boynuna asmak- ölüm kararını boynuna asmak
fase: fes
fıçıye: fıçı
fırad: Fırat
fırıne: fırın- ekmek fırını
fırınci: fırıncı
mezal: fırsat (sare waa dezeno nidano mezaliye)
fırtıne: fırtına
fıtıq: fıtık
filan: filan- ~.bevan: falan filan- falanca- ~.kes: falan kişi
fincane: fincan
firar: firar etmek
fıstan fistan
hepırmıs kerdene: formunu bozmak- deforme etmek
qaraz: garaj- araba park yeri- 2)hırs- kin- düşmanlık- kızgınlık
qardiyan: gardiyan
qazata: gazete
geber!: geber!
sewroz: gece gündüz- devamlı- sürekli
sera parîene: geçen yıl
vîer en ora: geçmek (tene waxtke vîer eno ra…)
evveliyat: geçmiş- evveliyat
amaoğ: gelen (m) 2. ~-e : gelen 3. gelecek olanlar 4. gelmeye yatkın
gem: gem- ~.kerdene: gem vurmak- gemlemek
peyser verdaane: geri bırakmak
peyser mendene: geri kalmak
gewen: geven
gone: geven
gewsek: gevşek
sıst: gevşek- 2)yoksul- ~ek: gevşekçe- ~.ek biyaane:gevşemek- ~.kerdene: gevşetmek- ~.o: gevşek- beceriksiz (sıfat)
je gibi
zeno ze: gibi (benzeterek) (m)
çalxane: girdap
ver nezeliane: girişmek
çeki: giyecek
xu tîer apistene: giyinmek
pıra guretene: giyinmek- dadanmak- musallat olmak
gol: gol
meske: göbek (mecazi)
nak: göbek- ~.birnaane: göbeğini kesmek
goçe: göç
şene: göğüs
gole: göl
vinitene: görmek
diyaane: görmek- bulmak 2)~.amaane: görülmek- bulunmak
berdene: götürmek
qenedaa: götveren
çımra vetene: gözden çıkarmak
çımra kotene: gözden düşmek
çımkotene: göze girmek- beğenilmek
çımeroşt: gözleri iyi gören
gözlıg: gözlük
çım sarde biyaane: gözü başkasında olmak 2)doyumsuz- tatminsiz
çımmırd: gözü tok- tok gözlü kişi
çım sero biyaane: gözü üzerinde olmak- gözlemek 2)kollamak- korumak
çım tersnaane: gözünü korkutmak- yıldırmak 2)ihtar etmek
güle: gül- çiçek
huyaane: gülmek
gımaane: gümbürtü
guna: günah
tij: güneş
velvele: gürültü- patırtı- bağrışma
xebere guretene: haber almak
xaç: haç
xedeme: hademe- müstahdem
hedisy: hadis- Hz. Muhammed’in sözleri
hedisa: hadise
xezıf: hafız- ezberci- kuran’ı ezbere okuyabilen
seleqnaane: hafif kavurmak
xayin: hain- hilekar
sere sahidîen kerdene: hakkında tanıklık yapmak
xelife: halife
xelq: halk
halqa: halka
hamal hamal
xam biyaane: hamlamak
nun mir kerdene: hamur yoğurmak
mir: hamur- 2)bey
xençery: hançer
barxane: hane- geçici konaklama alanı
xanıme: hanım- 2)itibarı olan kadın
mepısxane: hapishane- cezaevi
xırabe: harabe- yıkık- ~.kerdene: yıkmak- harabeye çevirmek
haram: haram- hak edilmemiş şey- ~.wer: haram yiyici
sarf: harcama- ~.kerdene: harcamak
sarfiyat: harcama- sarfiyat- harcanan
za kerdene: harcamak
xerc biyaane: harcanmak- 2)harcın hazır olması
xercıra: harcırah- ödenek
hareket: hareket
herfe: harf
xarıcıya: hariciye- dış işleri
herb: harp- savaş- ayaklanma- ~.ronaane: savaş başlatmak
nîeweşiye: hastalık
çor: hastalık- dert- veba
xestexane: hastane
xeta: hata
xeta: hata- ~.kerdene: hata yapmak
xatune: hatun
xavliye: havlu
hade: haydi- hadi bakalım- hadi oradan
ha: haydi!- işte- alsana- bak şimdi- öyle ise- habire- oldu- peki- tamam- öylemi ya
xeyle: hayli- çok- epey
xeyle: hayli- çokca- epeyce
hekmete: hayli- çokca- epeyce
baytar: hayvan doktoru- baytar
guan: hayvan memesi
xape: hayvanı bağlamak için boynuna takılan ip
hazır: hazır- ~.biyaane: hazır olmak- ~.kerdene:
male ğezna: hazine malı
helaliye: helallık- helallaşmak
hem: hem- üstelik
hemşira: hemşire- hasta bakıcı
xendek: hendek
pöre: hepsi
herroz: hergün
eskefil: herhalde
hesabro daane: hesaplamak
heybet: heybet
wanaane: hiç durmadan konuşmak- 2)ötmek
qe: hiç- katiyen- hiçbir zaman
hile: hile- ~.baz: hilebez- ~.kar: hilekar- sahtekar
helle: hoppala (şaşkınlık ifadesi)
dik: horoz
xosaby: hoşaf
hudid: hudud- sınır
huriye: huri
xusus: husus- …ne dair
xutbe: hutbe
xuye: huy- alışkanlık
hücra: hücre
seyid: Hz. Muhammed’in soyundan olan
ıxlemure: ıhlamur
germıke: ılıca
serdgerm: ılık
şirgerm: ılık
ip issiz: ıpıssız
irak: ırak
çem: ırmak- nehir
xu germ kerdene: ısınmak
dırıke: ısırgan otu (dırıke p emece vesnena)
sıl: ıslak (taze) sıgır dışkısı
hit: ıslak- nem
ispanağ: ıspanak
roşt: ışık- aydınlık- ã çimı: göz nuru- göz feri (cime korrîe roşty niwajina)
peyser daane: iade etmek
ibret: ibret- ~-i alem
icar: icar- işletmek üzere kiralama- ~.daane: kiraya vermek
icad: icat- ~.biyaane: icat olmak- ~.kerdene: icat etmek
kupnea: içe doğru çökertilmiş bakır- sac vs. malzeme
seveta: için- ~.ne: ?
serva: için- birşey yüzünden- nedeniyle- …. başı hakkı için
yawxe: içinde ayran yayılan- paslanmaz tenekeden mamul- yayık
sımıtene: İçmek
darde kerdene: idam etmek- asmak
idam: idam- ~.kerdene: idam etmek
iflas: iflas
iftira: iftira
sıncy: iğde?
xıyanet: ihanet
celb: ihbarname
dıgam: iki adım
dısare: iki başlı
dıçem: iki öğün
diyine: iki tanesini
dıri: iki yüzlü
dı hire qatı: iki-üç misli
hurdemena: ikisi birden- ikisi de
hurdine: ikisini de
dı bedı: ikişer ikişer
ilac: ilaç
ilan: ilan- duyuru
qeza: ilçe- kaza- 2)trafik vs. kazası
be: ile- ve 2)olumsuzluk eki
ileri gelan: ileri gelen- toplumun saygın kişisi- eşraf
ravîe: ileri- ön- önce- ~.berdene: ileri götürmek- ilerletmek
ilim: ilim- bilim
sıften: ilk
ilmuxebere: ilmuhaber- bildirge
iman: iman- ~.sız: imansız
bari: ince
lewe tenık: ince dudaklı
barıkîek: incecik
barikek: incecik
bari biyene: incelmek- zayıflamak
incire: incir
gay daane: ineğin boğa ile çiftleştirilmesi olayı- mecazi olarak başına olmadık işlerin getirilmesi
İngiliz: İngiliz
inkar: inkar- ~.kerdene: inkar etmek
inqılab: inkılap- darbe- ihtilal
na laane- nalayis: inlemek (pil u qız- dar u bert ey nalene)
isan: insan- ~.biyaane: insan olmak
beniadem: insanoğlu
insaat: inşaat
iptal: iptal- ~kerdene: iptal etmek
nefso mokem: iradesine hakim kişi
iran: iran
keseg: iri toprak parçası
rîem: irin- cerahat
riye: ishal- cırcır- ~.biyaane: ishal olmak
isla: islah- ~.kerdene: ıslah etmek
fitne: ispiyonlamak
israf: israf- gereksiz harcama
istif: istif- üst üste sıralamak
istifade: istifade- yarar- çıkar- fayda
istiqamet: istikamet- yön
isyan: isyan- ayaklanma
taxım: iş araç gerci- takımlar- 2) sigara gereçleri (tütünlük- ağızlık- çakmak- pipo) 3)takım- grup
is ke: iş ki- 2)becerebiliyorsan- kolaysa
isaret: işaret- ~.danae:
bîe kar: işsiz
işta: iştah
na wo: işte burada
dest ronaane: itirazda bulunmamak- boyun eğmek- kabullenmek
delal: iyi- güzel ~.e: sıfat olarak kadına hitaben
rınd: iyi- güzel- ~.eke: güzel- sevimli- ~.ekîen: güzellik- ~.iye: iyilik
reçe: iz ( de vana eça kuji fetelneno)
izne: izin
destur: izin vermek
qebedayi: kabadayı
qabahat: kabahat- suç
serde kerdene: kabuğunu soymak
qaçağ: kacak- ~.çi: kaçakçı- ~.çıen: kaçakçılık
remnaoğ: kaçıran
remaane: kaçmak
qedayif: kadayıf tatlısı
qade: kadeh
qeder: kader
qadi: kadı
cınıke- cenıke- cuanıke: kadın
gılık: kadın üreme organı içi- klitoris
qedife: kadife
qedr: kadir kıymet (qeso gıran- qedro gıran)
delğere amaane: kafasına esmek
sare puro daane: kafasını kesmek- boynunu vurdurmak
qefes: kafes
kafi: kafi- yeterli
kafır: kafir- dinsiz
qereman: kahraman- özel isim
qaveci: kahve sahibi- işletmecisi
kainat: kainat- evren
sılxet: kalabalık
sıxlet: kalabalık
qalas: kalas
serady: kalbur
qeleci: kaleci
qalıb: kalıp- ~-e sabuny: sabun kalıbı
rawustene: kalkmak
mendene: kalmak
qaltağ: kaltak
qama: kama
qamis: kamış
kamil: kamil (isan bıne pera juye kamıl kuyo)
gonewer: kan emici- gaddar
qeneet: kanaat- güven
qanal: kanal- su yolu
qanat: kanat
per: kanat- yaprak- 2)~.ey: birgün önce/ dünden önce
qan biyaane: kandırılmak
qanser: kanser
qapağ: kapak
qapamıs biyaane: kapalı olmak
pîere cınaane: kapamak- çımane xu pera cıne: gözlerini kapa
qapamis kerdene: kapamak- örtmek- kaplamak
cadaane: kapatmak- örtmek
berteng: kapı girişi
puk: kar fırtınası- tipi (puke vore)
çımo şîa: kara gözlü- ~.en kerdene: kıskanmak
qerar: karar- ~.ra cı daane: karar vermek- ~-name: kararname
bedel: karşılık
qesaba: kasaba
xağy: kaslar
qatır: katır
qat kerdene: katlamak
amay gırkerdene: katledildiler- toptan öldürüldüler
qetran: katran
qawaxe: kavak
qevm: kavim- kabile
qeyd: kayıt- yazılma ~.kerdene: kayıt etmek- ~.biyaane: kayıt olmak- ~.vırastene: kaydını yaptırmak
gız biyaane: kaymak
qazağe: kazak
lîe: kazan- büyük tencere
ser vejiyaane: kazanmak- galip gelmek
kınıtene: kazımak- 2) kaşımak
bıze: keçi
keder: keder- kaygı- tasa
kuk: kekeme
kelepçe: kelepçe
bîe: kelimenin önüne geldiğinde olumsuzlaştırır. (bîe ara: kahvaltısız- bîe kar: işsiz gibi)
xoser: kendi başına- başına buyruk- bağımsız
xo be xo: kendi kendine
xu tîepa gurîetene: kendini geride tutmak- pasif kalmak
xu pis kerdene: kendini kirletmek
xu beyan kerdene: kendini tanıtmak
gırs xu guretene: kendini yüksekte görmek- tepeden bakmak
xora dür kerdene: kendisinden uzaklaştırmak
kepeg: kepek
keramete: keramet
kerbela: kerbela- Hz. Hüseyin’in öldürüldüğü yer- 2)mecazi olarak suyun az olduğu yer- çöl
kereste: kereste
verva cı: kerşısında- ~.biyaane: karşısında olmak
lif: kese
bırino (qımete zern bırino- qımete kıtav nebırino) bırnaaze: kesmek
rey: kez- defa- kere
qıdem: kıdem
şimser: kılıç- pala- şimşir
leqaane: kımıldamak- yerinden oynamak
çilsur: kıp kırmızı
lewiyaane: kıpırdamak- yerinde oynamak
sıkıtene: kırmak
sür: kırmızı- 2)sıcak- ~kerdene: ısıtmak
qesas: kısas- intikam- öç
zımıstany: kış
qıtlığıye: kıtlık- yokluk
gızalık: kıvılcım
wakıle: kız kardeş- bacı
tereqiyaane: kızarmak- kavrulmak
qarnaane: kızdırmak- üzmek
süre: kızıl saçlı- laa: kırmızı giysili- kırmızılı
kibrite: kibrit
dîere: kilise
kilit: kilit- anahtar- ~.kerdaa: kilitli
qılîer: kir- ~-ın: pasaklı- kirli
kira: kira- ~-ci: kiracı
çerang: kiriş
garmaxın: kirli- pasaklı- kötü- ~.en: pasaklılık
düze: kirpi
kitab: kitap
mîerde: koca- eş- ~.kerdene: evlenmek- kocaya varmak
boe kerdene: koklamak
boe: koku almak-
ciran: komşu- ~-en: komşuluk- ~-e: komşu (feminen)
der u cihan: konu komşu
dilbaz: konuşkan- konuşmasını çok seven- 2)güzel konuşan
qori: koru- ağaçlık
vostene: koşmak
vozdaane: koşmak- 2)sıçramak
satıl: kova ?
miye: koyun
pısaıle: koyun- keçi- tavşan- deve vs. hayvanların dışkısı
köfta: köfte
kok: kök- ~-ra: kökten
kenger: kökünden elde edilen süt ile sakız yapılan bir tür bitki
kole: köle
lap: köpek yemeği- bulamak
fîeme: köy ismi (je mire fîeme- xayino)
marabe: köylü- ortakçı (besenikene ağay na marabay)
qıral: kral- ~-en: krallık- 2)~-ıça: kraliçe
gurt biyaane: kuluçkaya yatmak- yumurtlamaya hazır olmak
qundax: kundak- bebek- ~.kerdene: kundaklamak
Qurane: Kuran
qurnaz: kurnaz
fend: kurnazlık- plan (nıka biyo fendiya mordemane ma)
kerm rısnaane: kurtlarını dökmek
xeleşiyaane: kurtuluş
wusk: kuru
eskıze: kuru üzüm
gıjele biyaane: kurumaya yüz tutmak
emırber: kurye
sekte: kusur
qusır: kusur- de.~.ha: bak şimdi şu işe!
halen: kuş yuvası- ~.vırastene: yuva yapmak
quye: kuyu
qıçkek: küçük
pıske: küçük baş hayvan gübresi
çalıke: küçük çukur
qız guretene: küçük görmek
male peskofiye: küçükbaş hayvan- mal- davar
kufıkın: küflü- küflenmiş olan
kırmanc: kürdik
herediyaane: küsmek- kızmak- alınmak
çaxe: küvet- lavabo
lane: lahana
lele: lala
lastık: lastik- lastik papuç
layıq: layık- yakışık- ~.biyaane: layık olmak- yakışık almak
legane: leğen
lewa: levha
Leyla be mecnun ra: Leyla ile mecnun- aşık çift (mecazi olarak)
leylege: leylek
lisa: lise
litreo: litre
loğe: loğ- ~.kerdene: loğlamak
loqanta: lokanta
loqme: lokma
loqıme: lokum
macun: macun
madem: madem
maden: maden- ~.vetene: maden çıkarmak
mala: mahalle- semt
maçup: mahçup
maf biyaane: mahfolmak
makeme: mahkeme- ~.daane: mahkemeye vermek- dava açmak- ~.kotene: mahkemelik olmak- mahkemeye düşmek
masûl: mahsûl
hewa: makam- 2)hava- melodi
maqara: makara
meqes: makas
makine: makine- motorlu araç- kamyon
malzeme: malzeme
manile: manivela
sung: mantar- ~.îe miyu: bir tür zehirli mantar
manto: manto
masa: masa
sanıke: masal
mesqere: maskara
matbaa: matbaa
gulane: mayıs ayı
meymun: maymun
mejnun: mecnun- aşık- derbeder
mekteb: mektep- okul
mektube: mektup
melmeket: memleket- yöre- yurt
qayil biyaane: memnun olmak- hoşnut kalmak
mamur: memur- ~-e: bayan memur
bel: meni
menzil: menzil- mesafe- erim
mercımege: mercimek
nerduwan: merdiven
merhaba: merhaba
meremet: merhamet- acıma
melem: merhem- krem
fisege: mermi- fişek
mermi: mermi- kurşun
merd: mert- yiğit
mertebe: mertebe
mesafe: mesafe- ara
mesleg: meslek
meşür: meşhur- ünlü
metelıg: metelik
meyil: meyil- eğilim- eğim
gorn: mezar
hewus: mezarlık
mıqnetis: mıknatıs
mıntıqa: mıntıka
mılnaane: mırıldamak (xu xode mılneno)
lazut: mısır
mikrob: mikrop
mebus: milletvekili- mebus
milyar: milyar
meyman: misafir- konuk
milis: mlis
modo: moda
mueffeq: Muaffak
macir: muhacir- göçmen
mafaza: muhafaza- ~.kerdene: muhafaza etmek
berpay: muhtaç ( destpayra kote)
mıqayet: mukayyet olmak- göz önünde tutmak
mücadele: mücadele
müdafa: müdafaa
müdir: müdür
müfettis: müfettiş
mifti: müftü
müendis: mühendis
mijdane: müjde
mılk: mülk
mınafıq: münafık
bısılman: Müslüman ~.en: Müslümanlık
gawur: Müslüman olmayan- gavur- ~.sare de mîero: gavurun başına bile gelmesin
neçar: naçar- çaresiz
nefaqa: nafaka
senîen: nasıl- hangisi
o ke: nasılsa: madem ki- o ki
ez sev on zanena?: ne diyorum biliyor musun?
se beno: ne olacak- 2)önemli değil- bir şey olmaz- 3)neolur- lütfen
se kerd nikerd: ne yaptıysa olmadı- bütün çabasına rağmen
key: ne zaman
zemanoke: ne zaman ki
helm: nefes
kotira: nereden?
ber ve ber: nesilden nesile
çınay: neyin- ~.sero: ne için? ne yüzünden? Niye?
sekman: nişancı- hedefi doğru tutturabilen- ~.îen: nişancılık
hedef: nişangah- hedef
çıra: niye- neden
niyet: niyet etmek- ~.ete xu xırab biyaane: niyeti kötü olmak
daase: o civarında (miktar belirtir)
sırede: o sırada- o esnada
bıjek: oğlak
laak: oğlan- erkek çocuk
wendis daane: okutmak
bene: olur- mümkün- peki
deszu: onbir
dira: ondan- ~.tepia: ondan sonra
inu: onlar
uza: orada
uza ra: oradan- a.~:orada (f)- u.~:orada (m)
bır: orman- ağaçlık-2. -.ın:ağaçlık- ormanlık yer
orospi: orospu- ~.yen orospuluk- fahişelik
dewuz: ortakçı köylü (dewuz ise tu zoro)
şirike padisay: Osmanlı parası
çerdene: otlamak
deşte: ova
xu recefnaane: oynamak- halay çekmek- horon tepmek vs.
serdest: oyunun galibi- galip
a dina öbür dünya- ahiret
hîef: öç- intikam- ~.guretene: intikam almak 2)~.o: yazık- ~.ke: yazık ki
halety: ödül- hediye
perojiye: öğle yemeği
dalab: öğüre gelmek (at ve eşek için)
kuxıke guretene: öksürüğe yakalanmak
sey: öksüz- kimsesiz
ga: öküz- ~.a cıte: çifte koşulan öküz
ho: öküze seslenme
gay: öküzler
bımre-o: öl! Kahrol! 2) ~….. kahrolsun- ölsün
geberbiyaane: ölmek (hayvanlar için kullanılır)
merde: ölü- ~-ne: ölmek- ölüm
emr: ömür 2)yaşam- hayat 3)~.viarnara: ömür geçirdi
vıreniye: ön
kifayet: önem- fayda- yeterlilik
rışte: örülmüş olan- eğirilmiş olan- ~.ne: örmek
munıte: örülü- ~.ne: örmek
eke: öyleyse- o zaman- şayet- eğer
gule: özel isim
heser: özlem- efkar
ponçık: paça
palasqa: palaska
sal: palto- ~.il:döküntü gibi duran giyecek- salaş
bızme: pantolon- şalvar türü giysilerin bilek kısmındaki daraltısı
parti: parti
repu tep: patırtı- kargaşa
patron: patron- işveren
bare biyaa: paylaşılmış olan
bazar: Pazar
bazarlıg: pazarlık 2)~.kerdene: pazarlık yapmak
peçe: peçe
beskimate: peksimet
baştıq: pestil
pîexamber: peygamber- ~.e axırzaman: son peygamber
pilav: pilav
kelpo haram: pis köpek- pis herif anlamında hakaret amaçlı kullanılır
posman biyaane: pişman olmak
piyasa: piyasa
pilaqe: plak
pilan: plan
reqam: rakam- reqame(f)
reqi: rakı
qamçı kay kerdene: rakip oyuncuya kamçı vurularak oynanan bir tür oyun
ramazan: ramazan
rast biyaane: rastlamak- karşılaşmak
reis: reis
rısvet: rüşvet
guvıke: rüzgarda oluşan hortum
saate: saat- ~.çanda?: saat kaç?
sodır: sabah
separe: sabah kahvaltısı
separe: sabah kahvaltısı
fecir: sabahın en erken saatleri- kuşluk
sabıqa: sabıka- ~.xu biyaane: sabıkalı olmak- ~.li: sabıkalı
sabr: sabır- ~.e mı gediya: sabrım tükendi- ~.kerdene: sabretmek
sac: sac
gızık: saç
bıske: saç kakülü- zülüf- perçem
gulange: saç örgüsü
pars: sadaka
sadaqa: sadaka
xas: saf- katışıksız- has- üstün kaliteli olan
safi: safi- sadece- arı
sağlam: sağlam- güvenilir- emin
seqet: sakat- ~.en: sakatlık
qılançıke: saksağan
sale: sal- 2)yassı taş
salata: salata
Salı: Salı
sımer: saman- ~.ın: samanlı
samimi: samimi- ~.yet: samimiyet
sanci: sancı- ~.kedene: sancılanmak- ~.guretene: sancılanmak- sancısı tutmak
sandalya: sandalye
sandıqe: sandık
saake: sanki
sayke: sanki- ~.hin: öyle say- öyle kabul et
santim: santim
sap: sap
sape: sapa- yan
wes u war: sapasağlam
sarayiye: saray
sexos: sarhoş- ~.biyaane: sarhoş olmak- ~.eny: sarhoşluk
piştaa: sarılı olan- örtülü
sarraf: sarraf
saten: saten- pamuklu bir çeşit bez
rotene: satmak
satranc: satranc
çelebi: saygın kişi
da: sayıların önüne geldiğinde yaklaşık anlamını verir(daese-davişte gibi) Bazı hallerde de sayıların sonuna gelir.
saz: saz saz
sebeb: sebep- neden
secere: secere- soy ağacı
sedir: sedir- kanape
seferberlıg: seferberlik
sepa: sehpa
sepa: sehpa
laşer: sel (vijer wunca laşer amo...)
selahate: selahiyet- yetki
selam: selam- ~.daane: selam vermek
selıke: sele- sepet- küçük sepet
semere: semer
senede: senet- belge- ~.imza kerdene: senet imzalamak
sepete: sepet 2)mecazi olarak ağır- hantal
servet: servet- mal mülk- zenginlik
sevab: sevap- iyilik
has kerdene: sevmek
çerçi: seyyar satıcı
sıfıre: sıfır
bermokin: sık sık ağlayan- sulu gözlü
sarpay: sıkça- sık sık- iki de bir
sıxı: sıkı
sınıf: sınıf sınıf
sindor: sınır sınır
koçe: sınır taşı
sır: sır
sırf: sırf- sadece- ancak
lınki: sırılsıklam
salage: sırtta taşınan yük
sıva: sıva- ~.ci: sıvacı- ~.kerdene: sıva yapmak- sıvamak
semernaane: sıvamak- yukarıya kıvırmak
hest: sıvımtrak
jibaane: sızlanmak
sıcıl: sicil
mij: sidik- çiş- ~.kerdene: işemek
sihirbaz: sihirbaz
sihirbaz: sihirbaz Muhammed’in soyundan olan
sineme: sinema sinema
siniye: sini- büyük tepsi sini- büyük tepsi
sinir: sinir sinir
serd: soğuk
serdın: soğuk- ~.kerdene: soğutmak
xos bes: sohbet- hoşbeş
somi: somun ekmek
qesa peyene: son söz- son laf
gınayme puroke: sonradan anladık ki..
dolme: sonradan doldurulmuş olan- dolma 2) yaprak dolması
ebedi: sonsuz- ebedi
sorği: sorgu
sual: sormak- sorgulamak
cısn: soy- cins- tür 2) ~.beli biyaane: soyu belli olmak- soylu
mevaze: söyleme- ~.ke: deme ki- sanma ki
fekra vejiaa: söylemek- söylemiş olmak- söylenmiş
fek jü kerdene: söz birliği etmek- anlaşmış olmak
qal bırnaane: söz kesmek- karar vermek
laqırdı: söz- konuşma- lakırdı- gevezelik
muqavele: sözleşme- mukavele
qesebend: sözlük
qese derg kerdene: sözü uzatmak- uzun uzun bahsetmek
qese mı qeseo: sözüm sözdür- söz veriyorum
qese fekte verdaane: sözünü kesmek- konuşmanın ortasına girmek
spor: spor
de bırnaane: su akıntısını kesmek
suç: suçlu
sere isbat kerdene: suçu işlediğini ispatlamak
sukıt: sükût- sessizlik
sülala: sülale- soy sop
guvalık: sümüklü böcek- salyangoz
sungi: süngü
sünnet- ~.kerdene: sünnet etmek
rutene: süpürmek
sürahi: sürahi
sürgün: sürgün- ~.kerdene: sürgün etmek- ~.biyaane: sürgün edilmek- sürülmek
sürgi: sürme- ~.ye çevîery: kapı sürgüsü
sawate: sürülü- ekili
süs: süs- ~.li: süslü
xemelnaane: süslemek (pak eene pıra- xu xemelnene)
sıt: süt
süzgîec: süzgeç
sayir: şair
şampiyon: şampiyon- birinci
san: şan
sans: şans
şap: şap
sas: şaşı
çıkayis: şaşırmış bir halde- avazı çıktığı kadar bağırmak- feryat etmek
saskerdene: şaşırtmak- şaşırmak
solıx re mı kot! : şaşkınlık ifadesi olarak nefesim kesildi
eke: şayet- eğer
şef: şef
suke: şehir
sehid: şehit
seker: şeker
sılq: şeker pancarı- ~.o sur: (mecazi) kızıl- pancar gibi kırmızı
gunige: şemsiye
hiraa: şen şakrak- çok gülen- 2)vurdumduymaz
sarbet: şerbet
seytan: şeytan
seytan: şeytan
iblis: şeytan- iblis
kılame: şiir- deyiş- türkü- ağıt
hemlık: şişman (hayvanlar için)
söret: şöhret
hamd olsun: şükretmek
sükır: şükür
tabure: tabur
tac: taç- ~.e sari: baş tacı
ramani: tahammüllü- sabırlı (haq isan raste jüye ramani kero)
dani: tahıl- ekin- kurutulmak üzere haşlanmış buğday
heb: tahıl- tohum- ~-e: tane- 2)tablet- hap- ~.ike: birazcık- azıcık
haleçine biyaane: takatsiz olmak- halsiz olmak- güçsüz olmak
lağ kerdene: taklit etmek (pîe sar lax meke xırabo)
taqvim: takvim
tale: talih
nas kerdox: tanıdık
name heqboke: tanrı adına yemin ederim ki
deste haq: tanrının izniyle
sane: tarak- ~.pırç: yün taramak için kullanılan sivri sert telleri olan bir alet
kırısnaane: taşımak
dam: tat 2) tadımlık çeşitler
dad: tat- lezzet- ~.kerdene: tatmak
tebeşir: tebeşir
tebliğat: tebligat
tecrübe: tecrübe- deneyim- ~.kerdene: denemek- tecrübe etmek
elbane: tef- ~.ci: tef çalan- tefçi
def: tef- türk müzik aleti
leng leng: tek ayak üstünde yürümek
jü be jü: tek tek- her biri 2)birer birer
pasqul: tekme 2)ayak- ~.estene: tekme atmak- çifte atmak
televizyon: televizyon- ~.şîerkerdene: televizyon izlemek
temey kerdene: tembihlemek
temiz: temiz- ~.kerdene: temizlemek
temsil: temsil 2)misal- ~.kerdene: temsil etmek
dalde: tenha- ıssız- gözden ırak- …nın arkasında
berfek (ez zone di u zone mı nizazo- berfeke mıre ardo- zeremi cıra terseno): tercüman
çarnaoğ: tercüman- döndüren
teris: terhis- ~.biyaane: terhis olmak
bıçqi: testere
teşubüs: teşebbüs- girişim
berxudar- be. Teşekkür- sağol 2. Ünlem olarak be adam anlamında
xalıke: teyze
timar: tımar- ~.kerdene: tımar etmek- 2)~.xane: tımarhane- deliler evi
serpale: tırpancı gurubunun başını çeken- baş tırpancı
leng: topal
hezaj: toprak kayması- erezyon
wel welağ: toz toprak- yol- yolak
tırampa: trampa etmek
tunc: tunç
türpe: turp
turşi: turşu- ~.ronaane: turşu kurmak
kenef: tuvalet
sole: tuz- ~.kerdene: tuzlamak- ~.cı kerdene: içine tuz katmak
dame-damıke: tuzak- ~.ke ronaane: tuzak kurmak
solın: tuzlu
derbaz: türkü söyleyen
lawuke: türkü- ağıt- uzun hava
purt kerdene: tüylerini yolmak
fır daane: uçmak
erzela: uçurum
law: ulan- hey- yahu
xu vira kerdene: unutmak
dawa tera kerdene: unutulmaya yüz tutmuş konuları yeniden gündeme getirmek
haya: utanma duygusu- ~.ke!: utan
serm: utanma- ~.kerdene: utanmak
çım pîera ninaane: uykusuz kalmak- uyumamak 2) göz yummamak
rakotene: uyumak
ger: uyuz- ~.ın: uyuzlu- ~.vetene: uyuz etmek
fiştene: uzaklaştırmak
rameredaane: uzanmak- dinlenmek
ser: üst- üzeri- üzerine- ~.e: üzerinde- üzerinden- üstten
heqbera amaane: üstesinden gelmek
seren: üstteki
ser gurîete: üstü örtülü- tıkalı- üstü kapalı- ~.ne: üzerini kapamak
serde şiyaane: üstünden taşmak- 2)olumlu bitmek- sonuçlandırmak
radaane: üstünü açmak- açığa çıkarmak
sere o: üzerinde
sere isbat biyaane: üzerinde ispatlanma- suçun sabit görülmesi
sere biyaane: üzerinde olmak- üstte olmak- 2)iç güveği olmak
serra peraane: üzerinden uçmak- Serra pera şi: üzerinden uçup gitti
ser şiyaane: üzerine gitmek- 2)destek vermek- ziyaret etmek
çi sernaane: üzerine koymak
ser naane: üzerine koymak- üzerine katmak
divan: üzerine oturulan divan- 2)topluluk- meclis
era ser kotene: üzerine yürümek- üzerine gitmek
serra daane: üzerini örtmek- üstüne atmak- üstünü kapatmak- üstüne … vermek
way lemın: vay başıma gelen- vay halime
lemın: vay halime
dâa: verilmiş olan 2)~.ra: ondan
daane: vermek 2)ama.~: verilmeye hazır- verilebilecek durumda- 3)amo.~: (m)-insan hariç
yabani: yabani- vahşi- ~.en: yabanilik- vahşilik
pîe guretene: yakalamak
adır pa nîenaane yakılmamak
vîesnaane: yakmak
kurna: yalak- kuna
warway: yalınayak- çıplak ayak
tenya: yalnız- tek- 2)sadece
kaleke: yan taraf- belin yan tarafı
pîevero: yan yana- ~.naane: yan yana koymak- kıyaslamak- ~.kerdene: yan yana sıkıştırmak
kerdox: yapan- eden
zeleqiyaane: yapışmak- tutunmak
gul: yara
dırbet: yara (made dırvet deyraye)
muavin: yardımcı
meşte-böre: yarın öbür gün
ra qılasnaane: yarmak- ikiye ayırmak
çatme giredaane: yas tutanların alınlarına veya kollarına bağ bağlamaları
salıke: yassı- ince küçük taş
yawas: yavaş- sessiz
nustox: yazar
guneka tu: yazıklar olsun!
hawut: yedi- 7
yekten: yekten- aniden- birdenbire
yemeni: yemeni- ayakkabı
sondy werdene: yemin etmek
sondre daane: yemin ettirmek
ser kowte: yenen- galip- üstteki- kazanan
sawi: yeni doğan oğlak- kuzu vb.
sera newuye: yeni yıl
ca guretene: yer almak- yer kaplamak- ~. rotane: yer satmak- ~. daane: yer vermek
ca rakerdene: yer yatağı hazırlamak- ~.vırnaane: yer değiştirmek- ~.o beli: bilinen yer- belli bir yer
cade verdaane: yerinde bırakmak
caa xode mendene (vınıtene): yerinde kalmak- yerinde durmak- yerinden kımıldamamak
lewnaane: yerinden oynatmak
tığe: yığın
şutene: yıkamak- xu. ~:yıkanmak
vişt: yirmi
miştdaane: yoğurmak- 2)miane.~: sırtını keselemek
radaane: yola koyulmak- 2) açmak- eşerek açmak- kapağını açmak
raara verdaane: yolda bırakmak
raara şiyaane: yolda seyretmek- yolda gitmek- 2) yürümek
ru çıknaane: yolmak- ~.cıra: yolmak- para sızdırmak
vir amaane: yolunu kesmek- tehdit etmek
werğane: yorgan
cor: yukarı- üst
havorde: yukarıdan aşağı
serra cer: yukarıdan aşağı- baştan aşağı- 2)aşağı doğru
gırmıke: yumruk
nerm: yumuşak- ~.kerdene: yumuşatmak
gılor: yuvarlak
gındır biyaane: yuvarlanmak
golig: yük taşıyan erkek (fam nikeno goligo)
bar: yük- ~-e:pay- ~-e kerdene: paylaştırmak- ~-ra: yük ile- yüklü
bar kerdene: yüklemek- 2)taşınmak
puro naane: yüklemek- hazırlanmak
beerz: yüksek- ~.biyaane: yükselmek- ~.kerdene: yükseltmek
bare gıran: yükü ağır olan
se: yüz- 100
sebetane: yüzünden
rire huyaane: yüzüne gülmek
pîe huyiaane: yüzüne gülmek- alay etmek
se serry: yüzyıl
sosine: zambak- 2)güzellik ifadesi
eskefil: zannetmek
zare: zar- tavla zarı
xora: zaten 2)kendine
zemzem suyiye: zemzem suyu
jetun: zeytin
zımpere: zımpara
zındıq: zındık- münafık
zulemete: zifiri karanlık
jare: ziyaret (jareka jare- zu raa mırade isan kena)
cebr: zor
a wo na wo-dan beri- o zamandan beri
asnîen:: ?
avrenc:: çökelek- peynir basmak(muhafaza etmek) için kullanılan işlenmiş deri- tulum
asma:: üzüm ağacı- asma
axrete:?
ayit:?
sata tenge:?
sor:?
ra qılaynaane: ? (gosemi tat atata- mı hin zaza ke gose mı gılayinora)
rowuyaane: ? (her çi koka xo ser royino)
fizil:? (şiyo eksere fizil kerdo)
sevkan:? (zeyir dacı kıst sevkane şay)
tîewerte: ? ~.kerdene: birbirine katmak- iç içe karıştırmak
herme: ? ~.ma kerd be ma vera
bıra. . erkek kardeş ~. eny: kardeşlik
na:… den beri- parena: geçen yıldan beri
čıra bırnaane….den koparmak, …den kesmek
cıra guretene:…den almak
cıra vetene:…den çıkarmak
cıra şiyaane:…den gitmek- akmak- 2) …ne batmak
hata:…e kadar- dek- ~.ke: taa ki
čae …. ġuretene...nin yerini almak
zena ze:“benzetmeli olarak”.. gibi
ağui(ağui dabe cı kist)
asın:(asın weno- paxır pır keno)
az:(aze terniye’de namina) çengella beerz aze wa- az be az qesey bıke
arnag:(bıza arnoxe- boka vergya) tembel- durgun
čıra şiyaane(bir şeyden) akmak
čıra ġuretene(bir şeyden) almak
buko: (buko marsafe axue bıdemı) oğul- yavru
çır: (ça mare ceren kena bıra) ~.wastene: dayılık yapmak
çıva o:(çıko- çıva o)
adır voraane(deyim) aşırı sıcağı- aşırı pahalılığı ifade etmek için kullanılır.
adır vornaane(deyim) ateş yağdırırcasına davranmak- aşırı sinirlilik- aşırı kızgınlık hallerini ifade eder.
dugel: (dugel ki nivinenei ik biye kor) ma taa şime dugelane tever
cilikil:(eke bıkise cılk egon cıra nina)
awa:(f) o- odur
varasu: (hin asenoke hata varasu bıxeleşiyo)
bıqediyo: (indi) artık bitsin
insala: ? (insala kervana ma vejina musulra)
qeyir: ? (itkara qeyir ma caa nidiyo)
vîarna ra:(ma zaf çi vîarna ra)
ağme biyaane(mal ağme biyo….) dağılmak
destracı etsene:(mordem ke gına waro- kes destracı neerzeno)
bover:(naver-bover) karşı taraf
page:(pantole mı dırıyo yama- goreke pol bo 2) paga alirgo: yıkıntı- harabe- bölme- bölüm- kısım
daji:(qeso rast dazneno) –dez-
amay şi: (roj- asm- ser amay şi)
verva cı vıntene: (serrane 936 ra tepa Dersim verva hukumate tirk vındeno)
boka:(tu sala boka verg be): dilerim ki kurda yem olasın
xof kerdene:(u mordemane inura xof keno)
ware ware: (wunca ware ware xuya berbeno)
mesel: (yaşanmış) hikaye- anlatı
AA
ecayib: acayip- hayret verici
lerze: acele- ~.kerdene: acele etmek- ~.guretene: titreme tutmak
oy: acı duyma veya feryat ifadesi
çımo vesen: aç gözlü
tamakîar:aç gözlü- tamahkar- cimri
paka: açık hava- 2)bir rüzgar
zenge:açık yeşil- yeşil gözlü kadın- kız
ra kerdaa: açık- ra kerde: açık- ~.verde: açık bırak
çarçım: açıkgöz- dört göz
ra kerdene: açmak- 2)soymak
edalet: adalet
mordem: adam 2)akraba- ~.en: insanlık- ~.e mawo: bizim akrabamız- bizim adamımız
adamaqıliadamakıllı
adetura teveradet dışı- alışılmışın dışında
edet: adet edinmek
ef: af- ~.affedilmek- ~.kerdene: affetmek
eferim:aferin
afatafet- felaket
ef ver kotene: affa uğramak
afsarafsar çip pece- gınenaxuare) afsare cenıke xu dest ra meverde
gırçık: ağaç veya ağaçtan mamul eşyanın boğumlu olduğu yer- budak- çentik
ağayenağalık
gıran: ağır- ağırbaşlı- olgun
gıraniye: ağırlık
welçeğ: ağırlık ölçüsü birimi- yaklaşık 40 kg
fek:ağız- 2) kesici malzemenin keskin olan yüzü (feke kardy- feke dariye)
fekra vetene:ağızdan çıkarmak
temuz: ağustos böceği
fekre gınaane: ağza düşmek- dedikodu malzemesi olmak- dile düşmek
fekakerde: ağzı açık- 2)salak
pelek: ağzı büzülmüş küçük torbacık- kese (feke sari peleke niya bicere)
fek raklaşiane: ağzı yarılmak
fek kerdene: ağzına koymak
fekra peraane: ağzından kaçırmak- istemediği halde söylemiş olmak
fek panaane:ağzını değdirmek- tadına bakmak- 2)boğazlamak
ağue fek şiyaaneağzının suyu gitmek (deyim)- ağzı sulanmak- iştahlanmak
ax:ah- ~-e guretene: ahı tutmak
ehbab: ahbab- ~-en: ahbablık
aşci:ahçı- aşçı
axure:ahır
axır zeman: ahir zaman
aidait
ajanajan ajaeny: ajanlık
aqıbet:akıbet
aqıl guretene: akıl almak- danışmak- bilgi almak
aqıl:akıl hocası- akıl veren
aqıl daane: akıl vermek
aqıle xu sare xu ser ardene: akıl vermek- öğüt vermek
aqıldariye:akıl vermek- öğüt vermek
aqıle xu vindkerdene: akıl vermek- öğüt vermek
xeg: akılsız- deli- aptal (ne bıra xeğa cıka)
virde biyaane:aklında olmak- hatırında olmak
çımra kerdene: aklında tutmak 2) gözüne kestirmek
aqıle xu sare xu ser ardene:aklını başına toplamak
aqıle xu sare xu ser guretene:aklını başına toplamak
aqrep:akrepancak
leng: aksayan- topal
neks: aksi- inatçı- ters 2)vücudun üst kısmına gelen ani sancı
eleqadar: alakadar- ~.alakadar olmak
alçağalçak (m)- yükseklik ifadesi
xapnaane: aldatmak- kandırmak- yanıltmak
alemalem- herkes
kıle: alev
ca vatene: Alevi inanışında cemaate kabul ediliş töreni
elevi: Alevi- ~-en: Alevilik
rayber: Alevilerde din adamı- yol gösterici- rehber
elfabe: alfabe
çare: alın- ~.bes
rotene-guretene: alıp satmak
edetura tever: alışılmışın dışında
dest poredaane: alkışlamak
weli be to re bo: Allah iyiliğini versin- 2)sana yazıklar olsun
çok yaşaAllah sukır
elhemdürilla: Allaha şükürler olsun!
taqdir ilahi: Allahın takdiri- takdiri ilahi
guretene: almak- pe.~:tutmak- yakalamak- xu ser.~:üzerine almak- alınmak
alamanalman ~. Ki. Almanca
AlmanyaAlmanya
elmasalmast
çare rut biyaane: alnı aşık olmak- alnı açılmak
çare berz kerdene: alnını yükseltmek- alnını dik tutmak
zern: altın- ~.îen: altından
altun:altından yapılmış olan (m) 3. -nene altından yapılmış olan (f)
ceren: alttaki- aşağıdaki
ap:amca- dede 2.-o: amcaya veya yaşlı erkeğe hitap
emele: amele- işçi
amirqa:Amerika
ancağ:ancak
adand- söz vermek- adamak
destınde: anında
zıraane:anırmak
maa: anne
dakıle: annecik- anne ~-y: anneciğim
entika: antika
zutıke: anüs
mabîen: ara- orta- ilişki
gağan:aralık
areme:arama- ~.kerdene: arama yapmak-~-esto: arama var
arazi:arazi
merxe: ardıç
arızaarıza- bozukluk
tîe dıma: arka arkaya- peş peşe
riye pey:arka yüzü- dış yüzü
pey: arka- ~.ser:geri- ~.niye:arkası- ~.do: sonra
albazarkadaş
muriye: armut
arnavud:Arnavut 2)Asi- inatçı
cew:arpa
čewarpa
arsız:arsız- ~-en: arsızlık
ca de mende: arta kalan- geride bırakılmış olan
čıra mendenearta kalan, 2) geride kalmak
lendi:artık- ~.beso: artık yeter
iêndi: artık- bu kadar
esebi: asabi- sinirli- gergin
murız: asık surat (murıze xu ardo peser)
alayiaskeri alay
aslan:aslan
şîer: aslen ? ~.kerdene:bakmak- seyretmek (eştbe dare- şîer- sevken- ağay)
havore: aşagıdan yukarıya
war kedene: aşağı dökmek- aşağı indirmek- aşağı düşürmek
tıro amaane: aşağı inmek- içinden geçmek
cer: aşağı- ~-e: aşağıdan- ~-en: aşağıdaki
cer: aşağı- alt
cera be cor: aşağıdan yukarıya kadar
gevani-gevanîen: aşçı- yemek yapan- aşçılık
aşi:aşı- ~kerdene: aşı yapmak- ~biyaane: aşı olmak
aşıq:aşık- ~biyaane: aşık olmak
balaban: aşiret adı
aşiry:aşiretler
esq: aşk- sevgi- istem
gırnau kerdene: aşka gelmek (kediler için)
astor:at- ~-e: dişi at
vatene verenu:atasözleri- daha önce yaşamış olanların söyledikleri
adirateş
asa:ateş küreği
asdam:ateş küreği
caa adir: ateş yakılan yer- ocak
adır wekerdeneateş yakmak
adır viarnaaneateşin sönmeye yüz tutması hali
adır pa naneateşle tutuşturmak- yakmak
xu cer estene: atlamak- kendini aşağı atmak
pıren: atlet niyetine- gömlek veya fistan altına giyilen uzun entari
aspor biyaane: atlı olmak- ata binmek
aspar:atlı süvari
atmece:atmaca
lape: avuç
dawa vekili: avukat
avuqat:avukat- dava vekili
asne:ay- mehtap
xu lingera kerdene: ayağına giymek
pay r acı naane: ayak basmak
lınge: ayak- ~.estene: adım atmak- ~.xu ver estene: ayak diremek
pıne: ayakkabı yaması
postal: ayakkabı- postal
pawura vıntene: ayakta durmak
vılıka rojy:ayçiçeği
ayety:ayetler
gudık: ayı yavrusu
kag: ayıklama- ~.kerdene: ayıklamak
edeb: ayıp 2)~.siz: edepsiz- terbiyesiz- hayasız
tomete- mare tometa: ayıp- yasaklanmış
rabırnaane: ayırmak
cera kerdene: ayırmak- parçalara ayırmak
ceser kerdene:ayırmak- parçalara ayırmak
čé kherdeneayırmak, ayrıştırmak,
čé né kherdeneayırmamak
ayne:ayna
zu cısn: aynı- aynı cins- birbirinden farksız- tek tip
şepiye: ayran sallarken yayığın asıldığı üç ayaklı alet
cia: ayrı- kendi başına
čáayrı, 2.kendi başına, ~-biyaane: ayrılmak, 2. ayrı hane kurmak
rabıryaane: ayrılmak- 2)-den kesilmek
cia biyaane:ayrılmak- ayrı hane kurmak- boşanmak
cera biyaane: ayrılmak- parçalara ayrılmak
qıt: az- az bulunan- kıt
tike:az- azıcık- birazcık- ~.e mend: ramak kaldı
raji: azı- hoşnut- ~.biyaane: razı olmak- ~.kerdene: razı etmek
BB
bakıl:babası
baba egit: babayiğit- güçlü- kuvvetli- ~-en: yiğitlik
qor:bacak
bacanağ:bacanak- eşleri kardeş olan erkekler
vame:badem
bağ:bağ ~.ehenpure: üzüm bağı- bağlanmış desteler
qırıke: bağ budama vb. işlerde kullanılan orağa benzer bir çeşit küçük dehre
čematki roniştenebağdaş kurarak oturmak
cematki ronistene: bağdaş kurmak
musteqil: bağımsız- müstakil
zırçaane: bağırmak- feryat etmek
loqle: bağırsak
barr-bar: bağırtı- feryat- ağlama sesi 2)acımasız- kaba
pıra bestene: bağlamak
pıra bestaa: bağlı- ilgili- yapışık
pabestaa: bağlı-ilgili- yapışık
mane: bahane- neden- 2)anlam 3)engel- ~.kerdene: bahane etmek (çiye mane ke bi)
bext: baht- be.~:bahtsız- ~.o şa:kara baht- kötü talih
mot biyaane: bakakalma- şaşırma- hayret etme
paxır: bakır
beqal: bakkal ~.iya: bakkaliye
nîadaane: bakmak (mıke na tey nîa da- sermayiye)
qayt kerdene: bakmak- beslemek- …den sorumlu olmak
şer kerdene: bakmak- seyretmek
torjîen:balta
panga: banka
beraj:baraj
haşt:barışık- ~.biyaane: barışmak
were amaane:barışmak
barutbarut
dawasnaane:bastırarak sıkıştırmak
sare weşeny: baş sağlığı
destberen: başarı- beceriklilik
sare gurîetene: başı ağrımak- baş ağrısına hasıl olmak
vereniye u peyniye:başı sonu- önü arkası- ilerisi gerisi
serevde: başına kakmak
sare werdene:başını yemek- hayatını yitirmesine sebep olmak- 2)başını şişirmek- başını ağrıtmak
zöbina: başka (tu xore zobina kar bivine- tu made nire neuncena)
čaenabaşka bir yer, ~.de: başka bir yerde
çitîke: başörtüsü
çol: batak- çamurlu yer
turo vetene:batırıp diğer tarafından çıkarmak- 2)daldırıp çıkarmak
qert:bayat- kart- 2)yaşlı
gort: bayır- 2)küçük orman kümesi
taa:bazıları- bazısı
badiwa:bedava- karşılıksız
zawut daane:beddua etmek
azeb:bekar
bela: bela- başkasının başına musallat olan-~.biyaane: bela olmak- ~. De toregino: (deyim) Allah belanı versin( haq bela xobe todo)- ~.de cıre gına sarere ~.biyaane: başına bela olmak
beli: belli
çilsıpîe:bembeyaz
sımsıpîe: bembeyaz
ez:ben
ez von: ben diyorum
Ez sev on- u se vano (vana): ben ne diyorum- o ne anlıyor?
nefsopet: bencil
pia: beraber- birlikte- 2)takılı- yapışık
tey: beraberinde- birlikte- ~.ro: içinde- dahil
berber: berber- ~.xane: berber dükkanı
nat: beri-bu yan- ~-a: beride- bu yanda- ~.-a bota: burada orada
zalal: berrak-temiz su- bulanık olmayan- duru
bonc:beş- be bonc:beşer beşer
beyan: beyan- bildirim- açıklama- söyleme
darosipe: beyaz ağaç- akağaç
çıftexaşi: beyaz patiska
gez: beyaz tenli
paç: bez parçası
bıbo mebo: bıbo mebo: olsun olmasın- mutlaka- olsa da olmasa da
kardy: bıçak- ~.a alafranga: iki tarafı da keskin bıçak
bınisu: bınisu:dün gece
verdaane: bırakmak
raverdaane: bırakmak geçmesine izin vermek
ca verdaane: bırakmak- ayrılmak- geride bırakmak
ča verdaanebırakmak, terk etmek, 2. ayrılıp gitmek, 3. geride bırakmak
zımel: bıyık- ~.ın: bıyıklı
çinaa: biçilmiş olan
çinitene: biçmek
badena:bilahare- sonra
xebere daane: bildirmek- haber vermek
zantox: bilen- bilgili- bilgin
bilate:bilet
bilazığ:bilezik
bilasa: bilhassa- özellikle
zeke yeno zanatene: bilindiği gibi- 2)bilinebilir
yeno zanıtene: bilinebilir- bilinmesi mümkün
zante: bilinmek- bilinmiş olmak- bilinen
mertal: bilmece
zanaane: bilmek- biliyor olmak
nözke: bilmem ki
nizanaane: bilmemek- bilmiyor olmak
čınisebin
deh:binek hayvanı için kullanılır- ~.kerdene: dehlemek
bınpize: binek hayvanlarında koşumun (semerin) kolanı
çewlig: Bingöl
Bingöl: Bingöl ili
Darahen: Bingöl’e bağlı Genç ilçe merkezi
cı niştene: binmek
čıniştenebinmek
azgela:bir ağaç türü
tîeare:bir arada- bir araya
tewrena: bir başka çeşit- değişik
ronîen: bir çeşit yemek
neqete: bir damla- çok küçük şey
zu: bir gözlü- ~.kerdene: birleştirmek- 2)eşit kılmak- aynılaştırmak
reyna: bir kez daha
xatıre çiyere daane-sanaane: bir şeyin veya birinin hatırı için bağışlamak- 2)hatırı için vermek
tekîena: bir tane daha
qurnık: bir tür bitki
xasxasık: bir tür çicek
gigil: bir tür hayvan hastalığı
vırendy: bir tür hayvan hastalığı
talaqe:bir tür ot
palaxe: bir tür ot- biyo.~: deyim
nune milçuku: bir tür ot- madımak
xasıle:bir tür yemek
biyo nebiyo: bir varmış bir yokmuş
čaa debir yer de
taca: bir yere kadar- bir bakıma- bir yerde- 2) bir bölüm- bir kısım- bir parça
ča ra kherdene:bir yeri (açarak) soymak
cara vejiane: bir yerlerden çıkmak
čaa ra vejianebir yerlerden çıkmak
zusere: bir yıl- bir yıllık- bir yaşında olan
zemanena: bir zaman sonra- 2)bir süre daha- 3)başka bir zaman
qawute: bir zaza yemeği
hebena: biraz daha
tayina: biraz daha
tenî:biraz- az- ~.ki: birazcıkta
jübin musnaane: birbirine göstermek- birbirine öğretmek
jübin zanaane: birbirini bilmek- birbirinin ne mal olduğunu bilmek- karakterini bilmek
jübiny: birbirini- ~.ra: birbirine- birbirinden
jükek:biri- bir tanesi- biricik- ~en: tek olma durumu
nun vetene: birilerini ağırlamak üzere yemek hazırlayıp sunmak
vera daane: birinin yeirne vermek- 2)karşılığında- mukabil
jüyeny: birlik- teklik- 2)beraberlik- birliktelik- eşitlik
aspıze:bit
nutıke: bit yavrusu
kewta: bitik- düşük- yatalak olmak- 2)olanaksız olmak
aspızın:bitli- bitlenmiş olan
Bidlis: Bitlis
kotene: bitmek- tükenmek- eracı kotene: dokunmak- takılmak 2)kemirmek- era dest kotene: ele geçmek- yakalanmak- era ser kotene: üstüne varmak
boğe: boğa- henüz çifte sürülmemiş erkek sığır 2)iriyarı- güçlü (mecazi benzetme)
jübin gureteneboğuşmak- 2)birbirini tutmak- desteklemek
boğçe:bohçacı
bollıxiye:bolluk- varlıklılık
dîen: borç- ~.guretene: borç almak- ~.dar: borçlu- ~.kerdene: ödünç almak- borç almak
ca mendene: boş yer kalması- tam doldurulamamış
lese: boy
bezn: boy posboy pos
boya: boya- ~.ci: boyacı
boyli: boylu- uzunboylu- uzun
vera biyaane:boynunda olmak- boynuna takmış olmak
iştiri:boynuz- 2)gözyaşı
vıle:boyun
nire:boyunduruk
kılame: boyundurukta bulunan ve öküzün boynunu yanlarından saran iki çubuktan her biri
tat: bozkır- 2)~.e çari: alın kemiği
velik: böbrek
qoraane: böğürme
nîa: böyle
aniya:böyle- öyle
ana:bu (f)
na: bu (feminin)
anu:bu (m)
nu: bu (maskulin)
emsu: bu gece
na raa: bu sefer
ebe na hesab: bu şekilde- bu hesapla- bu hesaba göre- bu gidişle
nahetra: bu taraftan
nahetera: bu taraftan- bu yandan
ewro: bugün
naroz: bugün
ewren: bugünkü
narozu: bugünlerde
daqoq kerdene: buğday vb. tahıl ürünlerini döverek sapından ayırmak
puxur: buğu- buhar
bulğur: bulgur
dengi: bulgur dövmekte kullanılan dibek- 2)yük eşyası
pîeda kerdene: bulmak- tedarik etmek (kota pîeda biyo)
na yine: bunları
pırnıkera ardene: burnundan getirmek
pırnıke: burun- ~.beerz kerdene: kibirlenmek- burnu havada
pozmık: buruna takılan halka- hızma
permelnaane: buruşturmak (per u paye ma permelnay ra)
čemedbuz
cemed: buz- ~-ın: buzlu- aşırı soğuk- ~-iyaa: donuk- donmuş olan
buzxane: buzhane
namıtene: bükmek
tadaane: bükmek- döndürmek- çevirmek- burmak
serra ser: büsbütün- baştan başa- başa baş
bon: büyük oda- 2)evin mutfağı ~.rakerdaane: ev soygunu
badiye:büyük taş
lengeri: büyük topak
kerim:büyük- yüce- kerim- muktedir
pirıke:büyükanne- 2) örümcek- 3)uyuşmak (ustnorake lıngamı biya pirıka)
naxır: büyükbaş hayvan sürüsü- sığır
kerem kerdene: büyüklük etmek
gırs biyaane: büyümek
CC
ČČ
cacıx: cacık
čačığcacık
čadecadde
čade de şiyaanecadde de yürümek, cadde den gitmek
cade: cadde. ~-ra: cadde. ~-ra: caddeden- ~.ser vınıtene: cadde üzerinde durmak
cayil: cahil- toy- ~-cahillik
čayılcahil, toy
cam: cam
čamcam
cambaz: cambaz- ~-en: cambazlık
čambazcambaz, ~.én: cambazlık
čajiyecambaz, rol kesen kadın
camekan:camekan
camiye: cami
čamiyecami
can: can
čancan
čan weşiyecan sağlığı
čandaanecan vermek, 2)kazanç sağlamak
čaneCanan
čınawurcanavar
časuscasus
casus: casus- ~-en: casusluk
čenemecehennem
ceneme:cehennem- 2)hata
čaketceket
cem: cem- 2)~.giredeane: Alevi inancında…
cemaat: cemaat- topluluk
čemaatcemaat, 2. topluluk
cemiet: cemiyet- dernek
čemiyetcemiyet, 2. dernek
cenaza: cenaze
čenezacenaze
cenet: cennet
čenetcennet
čebxanecephane, mühimmat
ceryan: cereyan- elektrik- 2)hava akımı 3)ro daane: elektrik vermek- işkence yapmak
cesaret: cesaret
česaretcesaret
cesed: cesed
česedcesed
čendeġceset, 2) iskelet, 3) hayvan leşi
česurcesur
cesur: cesur- ~-en: cesurluk- cesaret
cetvel: cetvel
četvelcetvel
cab (cab dona mı?) :cevap
čevabcevap
čevhercevher
cevher: cevher- 2)isim
čezaceza
cırm: ceza bedeli
čırmceza bedeli
ceza: ceza- ~-li: cezalı- ~.guretene: ceza almak- ~.werdene: cezaya çarptırılmak- hüküm giymek
cezwe: cezve
čezvecezve
çızırti: cızırtı
cigeramı:ciğerim- canım (sevgi ifadesi için kullanılır)
cila: cila
nekes: cimri
čın – pericin, peri
čomerdcömert
comerd: cömert- 2)erkek- yiğitlik- ~-en: cömertlik
cubbe: cübbe
čubbecübbe
cüce: cüce
čučecüce
cumle: cümle
čumlecümle
čumletencümleten
cumleten: cümleten- hepsi- hepsi birden
cunubet: cünüp
čunubetcünüp
čuretcüret
curet: cüret- cesaret
cüzdan: cüzdan
čızdancüzdan
ÇÇ
herbi: çabuk- hemen- ~.herbi: çabuk çabuk- bir an önce
çağ: çağ- zaman
zıq biyane: çakılıp kalmak- dikilip durmak
adırgeçakmak
çalampa:?çalampa:?
pîet: çalışkan (mara pîet vejine)
darba gurenaane: çalışmanın tam zamanı- işin tam sırası
cıntene: çalmak- müzik aleti çalmak
çarıx:çarık
çarpay- koşar adım- dört nalaçarpay- koşar adım- dört nala
çarseme:Çarşamba
çarşi: çarşı
taşele biyaane:çatlamak (taşeniya tija amnân baxsera)
çayır u çıman: çayır çimen
çegıl: ?çegıl: ?
çakuç:çekiç
dendıke: çekirdek
cekceke: çekirge
kas: çekme- ~.kerdene: çekmek- ~.kerdaa: çekilen
şakul:çekul
polat: çelik- 2)çok sağlam- çok sert- 3)~-e: şarapnel- silah kurşunu
çelkerdene:çelkerdene:
lenge ver estene: çelme takmak
çember: çember
kesit:çeşit (ma uki kesidewo canım)
buliye: çeşme musluğu- ibrik vs. kaplarda suyun aktığı boru
çetin- zor- çetinçetin- zor- çetin
ceyiz: çeyiz
čeyizçeyiz
çeyreg: çeyrek
waqaane: çığlık atmak- bağırmak- feryat
menfaat: çıkar- menfaat
vetene: çıkarmak- ~.daane: çıkarttırmak
vetene:çıkarmak- ~.daane: çıkarttırmak
tever daane: çıkarmak- açığa vurmak
vejiyaane: çıkmak- çıkagelmek- çıkarmak- tever.~: dışarı çıkmak
har: çılgın- 2)kudurmuş- ~.biyaane: çılgınlık 2)hareketli- yaramaz
çım cıkerdene (çeneke hewla laak-ı çım kerdocı) “nia bikeroke- domanki” çım cıkerdene (çeneke hewla laak-ı çım kerdocı) “nia bikeroke- domanki”
çım: ver ardene: çım: göz ~.rakerde şiyaane: gözü arkada gitmek- ölmek- ~.u ver ardene: göz önüne getirmek- ~.de biyaane: beğenmek- gözü …de olmak- niyeti olmak
zıngaane: çınlamak- zıngırdamak
çiplağ: çıplak
zut: çıplak
rut: çıplak- giysisiz- 2)evsiz-barksız- kimsesiz- yoksul- ~.biyaane: soyunmak
çipçiğlağ: çırılçıplak
çiçege: çiçek
čıteçift
cıte:çift ~.kerdene: çift sürmek
cüte: çift- iki tane
debestene: çifte koşmak- 2)bir yere bağlamak- 3)birbirine bağlamak
çıfte: çifte- çift namlulu tüfek
çut be çut: çifter çifter
parzun: çiğ sütü süzüp temizlemek veya çalkalanarak kıvamına getirilmiş ayranın yağını ayıklamak üzere süzmek türü işlerde kullanılan tül- ince bez- süzgeç
kal: çiğ- ham- olgunlaşmamış
cüyi tene: çiğnemek
cüy itaa: çiğnenmiş olan (ağızda)
çîk (zu çikra dina vesene)çîk (zu çikra dina vesene)
çimanto: çimento
çivit: çivit- mavi renkli bitkisel toz boya
cızme: çizme
čızmeçizme
ra kotaane: çocuk doğurmak- doğum yapmak- yükselmek- doğmak
doman: çocuk- ~-en: çocukluk
zaf kerdene: çoğaltmak- arttırmak
zaf zaf: çok çok- en fazla- 2)niyahet
boraane: çok güçlü bir ses tonuyla bağırmak 2)Büyük baş hayvanların çıkardığı ses
jede:çok- fazla
zaf: çok- hayli- epey- ~.biyaane: çok olmak- çoğalmak
zaf: çok- hayli- epey- ~.nîemend: az kaldı
bol: çok- pek fazla- epeyce
zafîen: çokluk
çolıxe:çolıxe:
gîerm: çorba- ~.doyıne: ayranlı çorba- ~.a puney: naneli çorba
rabıjiyaane: çözülmek
çüye: çubuk- sopa ~-cı resnaane: sopayla vurmak- sopalamak
cılık:çul
čılıkçul
çal: çuval
teliz: çuval
avrenc:çuval ağzı dikmek için kullanılan kılda yapılma ip
goçen:çuvaldız
çurıg:çürük- ~.vejiaane: çürük çıkmak
xerepiyane: çürük- çürümüş- 2)bunamış (dewe xerepıte)
çurmis biyaane: çürümek
poyaane: çürümek- küflenmek (sona gınene xepisre- poyına..)
DD
dabe (dabe qafıkere- cıra gon arde) –purodaane-dabe (dabe qafıkere- cıra gon arde) –purodaane-
dadiye:dadı
vaa koy: dağdan esen rüzgar
ağme kerdenedağıtmak- ayırmak- paylaştırmak- bölmek
vıla kerdene: dağıtmak- paylaştırmak
dağ kerdene: dağlamak
gıle kowu: dağların tepesi
badena:daha sonra
xona: daha şimdi- az evvel
tım:daima
tım: daima- her zaman- devamlı
dayim: daima-2)kez- sefer
daira: daire- işyeri- makam
daqdilo: daktilo
turo daane: daldırmak
darloğ: dam loğunun çekilmesinde kullanılan ağaç
asmîane feky: damak
damare: damar
zama: damat- enişte
damğa: damga- onay
şıbıg: damın ucu- saçak
dılapa: damla- ~.kerdene: damlamak 2)damlıyordu
gok: dana
tentene:dantel- tente
darağaci: darağacı
çeriye:dare meskewo werten
korek:darı
tenge:darlık- çaresizlik- kriz
dewa: dava- ~.kerdene: dava etmek- şikayet etmek- ~.tera kerdene:kışkırtmak- olay çıkartmak
dawacı: davacı
vırıng: davar kırpmakta kullanılan büyük makas
dewat:davet ~.kerdene: davet etmek
dawule: davul- ~.cınaane: davul çalmak 2)davulci: davulcu
weznaane:dayamak- ero cı wezıyaane: dayanmak- yaslanmak
damis biyaane: dayanmak
vıre vıre: dedikodu
defın: defin- ~.kerdene: defnetmek
defter:defter
xatır zanaane: değerini bilmek- saygı göstermek
ne ki: değil ki- sadece… değil- -den dolayı değil
arîe:değirmen
olıxe: değirmende pervaneye su taşıyan borulardan sonuncusu
vırnaane: değiştirmek
vırnaane: değiştirmek (kıncane domanu vırnena)
dehela: ?dehela: ?
dariye: dehre?
budelaa: deli- ~-n: delilik
lone: delik- in- ayı ini (feko wes- mori qulera vezeno)
delıl: delil
dem: dem- çay demi ~.guretene: demlenmekte olan
demeke: demek ki
ra vîerdene: den boşamak- bırakmak
ra tever kerdene: den dışarı atmak
ver remaane:den kaçmak
ra pey: den sonra
dengız: deniz (ebe kundez- dengız kêm nibeno)
deprem: deprem
dere:dere
derece: derece
dereza:?dereza:?
çerme: deri- post
poste: deri- post- 2)posta- ~.ci: postacı- ~.daane: postalamak- postaya vermek- xane: postane
derse: ders- ~.daane: ders vermek- ~.guretene: ders almak
dersxane: dershane- sınıf
AbasuDersim yöresinde yerleşik Abasan aşireti
AbasuDersim yöresinde yerleşik abasan aşireti
düzgın: Dersim’de bir ziyaret
derd:dert- sorun
dîewres: derviş
dest cı ardene uyoke dest anora tu teste xu bişkiye)dest cı ardene uyoke dest anora tu teste xu bişkiye)
deste: deste- demet- 2)dikili- iplikle dikilmiş olan
pıst guretene: destek almak
desteg:destek- ~.biyaane: destek olmak
name vetene: deşifre etmek
dewam: devam 2)~.ke: devam et
verena: devamlı- eskiden beri- giderek- ~.herke şi peyser gittikçe kötüleşti
boyna: devamlı- her zamandevamlı- her zaman
dewr: devir- zaman- 2)dönme- döndürme- 3)~. Kerdene
qole: devlet otoritesini tanımayan- başkaldıran- bu sebebten dağa çıkmış grup
dewran: devran
dewlete:?dewlete:?
bare mı keno gıran:deyim:yükümü ağırlaştırıyor
deyr:?deyr:?
dımpiştıke: ?dımpiştıke: ?
dıqıle:?dıqıle:?
dırdır: dırdır- laf kalabalığı
dısmale. Mendildısmale. Mendil
tever:dışarı- dış- 2)dışında- hariç- ~.a: dışarıda
tever vejiyaane:dışarıya çıkmak- 2)tuvalete gitmek
dıxazkan: dıxazkan: bebekli kadın- yeni doğum yapmış kadın- loğusa
awo bin: diğer- diğeri
yi binu: diğerleri- ötekiler
tik: dik
teli: diken- ~.kerdene: etrafı dikenle çevirlemek
dıqqet: dikkat
dikma:?dikma:?
destene: dikmek
zon:dil
fıqare:dilenci- yoksul
asıqen kerdene:dilencilik etmek- yüzsüzlük etmek- Çingenelik etmek
zon ser şiyaane: dili yatkın olmak
zon sere bitaane: dilinin ucunda olmak
lal kerdene: dilsizleştirmek
araşiyaane:dinlenmek- istirahat etmek
dıdan:diş
markîeke: dişi
mayine: dişi at
dele: dişi köpek
deleverge: dişi kurt
diar: diyar 2)üst
zoni: diz- ~sere: diz kapağı
cema: dizilerek oluşturulan yığın- ~. Kerdene: dizmek- 3)kucak dolusu deste
çokane xore daane: dizini dövmek- dövünmek
banik: doğada çocukların oynamak için yaptıkları evcik
doğan:doğan- özel isim
raşt vejiyaane: doğru çıkmak- doğru olduğu anlaşılmak
raşt:doğru- gerçek- ~.iye: doğrulık- gerçeklik- ~.lken: gerçek- hakiki- sahici
rastarast:doğruca- doğrudan doğruya- direkt
rast kerdene:doğrultmak- düzeltmek- yoluna koymak- düzenlemek
zaaane: doğurmak- yavru doğurmak (hayvanlar için kullanılır)
newaa: doksan
doxtor: doktor
hekim: doktor- hekim
dolab:dolap
dolımena (he la dolime ağue biya qıdâatu)dolımena (he la dolime ağue biya qıdâatu) kere- kez- sefer
xoz:domuz
tuman:don- tuman- ~.e goly: boksör şortu- kısa don
čemedianedonmak, buz tutmak
şilme: dopdolu- ağzına kadar dolu
yar u axyar: dost ve düşman
çılek: doyumsuz (başkasının malında gözü olan)-obur- ~-en: oburluk
deverdaane: dökmek
tadao: döndüren- çeviren
çerexnaane: döndürmek
çarnaane: döndürmek 2)tercüme etmek
ra ceraa: dönen (m)
cerenora na vano: dönüp şöyle diyor
çarqat:dört kat- dört misli
çar: dört- ~.sey: dört yüz- ~.be çar: dörder dörder- ~.kose: dört köşe
dosege:döşek- yün yatak
musene: döven
gulbang:dua (tore gulvangu wuncan)
dua: dua- ~.dua kerdene: dua etmek
lew tadaane: dudak bükmek
lew: dudak- öpücük- ~.pa naane: öpmek
lewtut: dudakları sarkık ve kalın olan kişi
cenika via: dul kadın
hermete: dul kadın- kadın
via: dul- ~.ry: aşerme- ~.ry kerdene: aşermek
vındarnaane: durdurmak- bekletmek
gıre: düğüm- ~.daane: bağlamak
veyve: düğün
nune veyvi:düğün ekmeği
dümbelek:dümbelek
dımduz: dümdüz
vijery:dün- ~.îen: dünkü- dünden kalma
dina: dünya 2)~.ke bîero pîeser:? 3)~.ke vazok:?
dırbıne: dürbün
adawetdüşmanlık- garaz- hınç- infial- öfke- nefret
ware gınaane:düşmek- yere düşmek
domen ver şiyaane: düşük yapmak
fom:düşüncesiz
nalıke: düve
rast vejiyaane: düze çıkmak
reze: düzgün- endamlı
raste: düzlük- meydan- alan
EE
ebe izna…: …nin izniyle- … nin sayesindeebe izna…: …nin izniyle- … nin sayesinde
ejnebi: ecnebi- yabancı- gayri Müslim
efkar kerdene: efkarlanmak- duygulanmak- üzülmek
musnağ: eğitmen
çewt: eğri- çarpık- ters- yanlış
çewtek: eğrimsi- eğrice
ehliyet: ehliyet:
zuqat: ek kat
nun: ekmek- ~-e tire: oklava ile yapılan ince ekmek- tandır ekmeği
kîem: eksik- noksan- ~.zanaane: eksik bilmek- tam bilmemek (çıke kîemyo vat ey biare)
zanao: eksper- bilirkişi (kare mordeme zanao basqero)
tırs:ekşimtrak bir bitki
xarput: Elazığ
helbetelbet- tabii ki
kıne: elbise- giyecek
lapık: eldiven
dest daane: ele vermek
elegtırıg: elektrik
vitene:elemek
dest akerde: eli açık- cömert- ~-ne: el açmak- dilencilik yapmak
destpayra kotene:eli ayağı tutmamak- yaşlılık- kimsesizlik
destteng: eli dar maddi sıkıntı içinde olmak
dest beste: eli kolu bağlı- mahkum
destte biyaane: elinde olmak- yetkili olmak
destra guretene: elinden almak- alıkoymak
destra guretene: elinden almak- taşımasına yardımcı olmak- 2)kullanılmış almak- elden düşme almak
destever niamene: elinden gelmemek- becerememek
destra şiyaane: elinden kaçırmak- fırsatını kaçırmak
dest kotene: eline geçmek- destu ver kotene:?
dest pîe guretene: elini tutmak
dest panaane:eliyle dokunmak
candaane: emek vermek- can vermek
bul:emekleme- ~.kerdene: emeklemek
teqawut:emekli- ~.biyaane: emekli olmak- ~.en: emeklilik
emeqdar: emektar- çok emeği geçmiş olan- 2)çalışan işçi
emel:emel- ishal
emelet:?emelet:?
emir: emir- ~.kerdene: emretmek- ~.name: emirname- emir belgesi
litene: emmek
emirde biyaane:emrinde olmak
rınde xu:en iyisi- doğrusu
axıry:en sonunda- neticede- nihayet- ne de olsa
epeyi: epeyce- ewre~.ne: bugün epeyceyim- düzeliyorum- iyileşiyorum
tamase: erik- 2)tuhaf
vılesnaane: eritmek
ero: erkeğe sesleniş biçimi (argo) ulan!
şıpık: erkek eşek yavrusu (aqılo şıpık baro goran)
čámorderkek, yiğit, ~.én: erkeklik, yiğitlik
čámordénra koteneerkekliğini kaybetmek, 2. iktidarsızlaşmak
camerden kerdene: erkeklik taslamak- 2)babalık yapmak- iyilikte bulunmak
čámordén kherdeneerkeklik taslamak, 2. babalık yapmak, 3. iyilikte bulunmak
camerd: erkeklik- yiğitlik
hermeni: ermeni
teberık:ermişlerin verdiği- uğurlu olduğuna inanılan- miktar olarak çok az olan şeker- bir dilim elma vs. yiyecek
Erzingan: Erzincan
xınıs: erzurum ilçesi
eser: eser
yesir: esir
gan: eski
lakas: eski giyecek- elbise- 2)rüşvet
verecu:eskiler
verenieny: eskilik
esnaf: esnaf
esrar: esrar- uyuşturucu
esterfilayi: estağfurullah
çö: eşeğin yürümesi için verilen komut sesi
eşqiya: eşkıya
ağueet suyu- ~-zalale: berrak su- ~-sımıtene: temiz su
goşt: et- ~-en: etli- 2)şişman
çıme: evin bölümlerinden her biri “çe sıma çan çımeyyo?”
pîere: evlat- 2)sülale
ewlad: evlatlıktan çıkarmak- 2)~-e: kız çocuğu
ortme:evlerin yanında bulunan ve evin bir kapısının çatısına açıldığı tek katlı bölme
ewlade ewladu:ewlade ewladu: çocuklarının çocukları- torun
zengi:eyer (astoro xırt zengi xo nidano)
ezane: ezan
ezber: ezber- ~.kerdene: ezberlemek
ezbetamı:?ezbetamı:?
eziyet: eziyet
FF
qıda: facia- felaket- kaza-bela
ifade: fade- ~.daane: ifade vermek- ~.guretene: ifade almak
fazi: faiz
feqet: fakat
feqir: fakir
fal:fal- ~.rakerdene: fala bakmak- fal açmak- ~-ci: falcı- ~-ciyen: falcılık
hesar: farkında- uyanık- ~.biyaane: farkında olmak- 2)uyanmak
Farisi: farsça
faşıla: fasulye
bısk: favori
fayde: fayda- yarar
faydeli: faydalı- yararlı
payton: fayton
fedakar: fedakar- ~-en: fedakarlık
xezeb: felaket- 2)yaramaz- haylaz
kud: felç
bociyaane:felç olmak
felc:felç- ~.biyaane: felç olmak- ~.kerdene: felç elmek- 2) içinden çıkılmaz hale getirmek
fenere:fener
ferman: ferman- buyruk- ölüm kararı
fesaten: fesatlık- dedikoduculuk
fındıqe: fındık
fırçe: fırça
fırset: fırsat- ~.diyaane: fırsat bulmak- ~.dest kutene: eline fırsat geçmek
fıstıqe: fıstık 2)kıç (argo)
fışqi: fışkı- binek hayvanı dışkısı
fidane: fidan
leyeke: fidan
bî: fiilin başına geldiğinde ….. zaman
fikir: fikir- düşünce
fil: fil
file: file
koçen: filiz (zımıztan ke mal bit ever- koçen wone)
filîm: film
firawun: firavun- tarihte mısır hükümdarı
çıtme: fiske
fitil: fitil
foteraf: fotoğraf
foya: foya- ~.xu vejiye: foya- ~.xu vejiye: foyası çıktı
fotere:fötr şapka
fren: fren
G-ĞG-Ğ
gabar (ağue ke cer vejiye veng de gabar bıvırn)gabar (ağue ke cer vejiye veng de gabar bıvırn)
goreke: galiba- sanki
kelepur: ganimet- başkasından zorla alınan mal
gerenti: garanti
türli temase: garip- tuhaf
zina: gayri meşru ilişki- zina- ~.kerdene: zina etmek
qaz: gaz- 2)~.e: kaz
awure:gebe (hayvanlar için)
awur mendene(biyaane): gebe olmak- kalmak (hayvanlar için)
pesewe: gece
sewe: gece
nîeme sewe:gece yarısı
herey: geç
herey: geç- ~.kutene: geç kalmak
par: geçen yıl
fani: geçici- ölümlü- fani
idara: geçim- 2)idare- yönetim- ~.biyaane: idare edilmek- ~.kerdene: idare etmek
vîarnaane: geçirmek
ra viarnaane:geçirmek- yürümesine eşlik etmek
gaban: geçit- hendek
gef:?gef:?
binotore:gelecek üçüncü gün (meşte ni- böre ni- binotore)
gelan gidan: gelen giden- yolcu
veyvıke: gelin
varidat: gelir
amaane:gelmek 2. ~. şiyane: gelmek- gitmek
gemiye: gemi
civan: genç
xort:genç
gavır: genç koç- ~.e: genç koyun
tusk: genç teke
genc: genç- ~.en: gençlik
verın:geniş- enli- ~.îeny: genişlik- ~.îeny sero: genişliğine
hiraen: genişlik
gerdan: gerdan- ~-lıx: gerdanlık
fuzuli:gereksiz- fuzuli
raçarnaane: geri çevirmek- çevirmek
peyser çarnaane: geri döndürmek- ters yüz etmek
ra carnaane: geri dönmek
peyser rusnaane: geri göndermek- geri çevirmek- kabul etmemek
tepîa: geri- geride- 2)sonra- -den beri- ~.verdaane: geri bırakmak
ča meverdégeride bırakmayın, bırakmayın
ča mendenegeride kalmış olan (bir şeyden, birilerinden)
biya!:getir! (emir)
ardoğ:getiren- taşıyan
ardene:getirmek
ardis daane: getrirtmek- ısmarlamak
geveze: geveze- çok konuşan
fetenaanegezdirmek- dolaştırmak- kovalamak
feteliane: gezmek dolaşmak
çıgılı biyaane: gıdıklanmak
čıqıli biyaanegıdıklanmak
hesabe ma: gıregaryan takvimini on üç gün geriden takip eden roma takvimi
gız kerdene kaydırmakgız kerdene kaydırmak
verra: giderek- yavaş yavaş
cı kotene: girmek
čıkotenegirmek
xatır wastene: gitmek üzere izin istemek- Allaha ısmarladık demek
şiyaane: gitmek- dest.~:eline gitmek
dakon: Govdere ile Bingöl arasındaki bölge
govendy: govendy: halay- ~.guretene: halay çekmek
pize: göbek ~.xu şiyaane: ishal olmak
asmîen:gökyüzü
asmîen:gökyüzü- gök
işlige:gömlek- 2)atolye
rusnaane: göndermek
göil: gönül (hard be asmenra çuturke cera nibene- dı goilki hin cera nibene)
zere: gönül- yürek- 2)iç- içeri- 3)karın- ~.hira: ferah- gönlü rahat- sabırlı- ~.tenık: yufka yürekli- ~.vîesea: yufka yüreklilik
gore: göre- ~.ke: ona göre- sanki- gerekir ki
tünedi: görgüsüz- sonradan görme
vinitene amaane: görülmek- 2) bulunmak- mevcut olmak
asaane:görünmek- 2)görünürde- göz önünde
çalım: gösterişli tavır- ~.kerdene: gösteriş yapmak- hava atmak
berdene: götürmek
beden: gövde- vücud
lilika çım: göz bebeği
çım pıspısnaane: göz kırpıştırmak
çımra cı sıkıtene: göz kırpmak
heqber: göz-kulak- ~.be: göz kulak ol
çımra tersaane: gözden korkmak- nazardan korkmak
goze: göze- 2)ceviz ağacı
çımu lil kerdene: gözleri parıldamak
çıme tabe roştbe: gözünaydın
çımre gınaane: gözüne ilişmek
xu çımra kerdene: gözüne kestirmek
piqab:gramafon- pikap- 2)küçük kamyonet
pepuk: guguk kuşu (pepuke gıle kowe süry)
guriyaane: gurayis
qurbetiye: gurbet
gurebesık: ?gurebesık: ?
zıbıl: gübre
darbe: güç (dowa darbek tey çinake) 2)ihanet 3)vuruş- darbe- dayak
čalasurgüçlü, kuvvetli
hal ra kotene: güçsüz düşmek- bitkin olmak
uxurbo:güle güle (va tore uxurbo)
şem:gümüş- ~.en: gümüş
xırab:günah
gunekar: günahkar
veroz: güneş alan- güneşe hasıl- güneşe karşı yer- bölge- tepe- güneşlik yer
roz:güneş- ~.e: gün- bir gün- ~.kotora: güneş doğmuş- ~.a jîare: ziyaret günü- ~.ceriyo: güneş tutulmuş
gulase: güreş
xılıke: güveç- çömlek
teminat: güvence- teminat
Gorgoçine: güvercin
torın: güzel- 2)babayiğit
HH
ha vaze ha vaze: boşuna- istediğin kadar söyleha vaze ha vaze: boşuna- istediğin kadar söyle
ha wo:ha wo:
xebere: haber- ~.biyaane: haberi olmak- haberdar olmak- ~.weşwnaane: haber göndermek
pîeheşiyaane: haberdar olmak- duymak- uyanmak
xeberdar: haberli- 2) haber veren
xec: hac- ~-i: hacı
xefif:hafif
hefte: hafta başı- bir hafta
heqe: hak- karşılık
hakim: hakim
çımre cıv etene:hakkından gelmek- üstesinden gelmek- 2) gözlerini çıkarmak
heqliyen: haklılık
neheq: haksız- ~-en: haksızlık (heq u neheq- zu çeverra kune zere)
xatır perskerdene:hal hatır sormak
hal:hâl- durum- vaziyet- ~.biyaane: hallolmak- ~.mezal: durum- vaziyet
kındır: halat
halbıke: hâlbuki
xali: halı
xamHam- olgunlaşmamış- 2)acemi- bir işte yabancı olmak 3)işlenmemiş- üzerinde çalışılmamış
hemam: hamam
pîe mendene: hamile kalmak (meşru olmayan)
dıganîen:hamilelik
xamîen kerdene: hamlık yapmak- acemilik yapmak- çiğlik yapmak
astamı:hamur kesemek için kullanılan demir alet
guda mir: hamur topağı
darîen: hamur yoğurmak için kullanılan ağaçtan tekne- ekmek teknesi
xan: han- ~-edan: hanedan- asil aile
henefi: Hanefi mezhebi veya bu mezhebe mensup kişi
viran:harabe- viran
hararet: hararet
za biyaane: harcanmak
xerc: harç- beton harcı- 2)~.kerdene: harcamak
xarıc:hariç- dış- dıştaki
xerita: harita
cüin: harman
xesar: hasar
xesret:hasret
axu zar: hasret- özlem
nîewes: hasta- ~.biyaane: hasta olmak
maraz: hastalık- ~.en: hastalıklı (axue kora- maraz zerede nivındeno)
cılere gınaane: hastalıktan yatağa düşmek
hasa: haşa
hagose:hat- çift sürerken kara sabanın açtığı hatların her biri- pulluk izi
tey vetene:hatırlamak- farkına varmak- hissetmek- tesbit etmek
fors kerdene: hava atmak- gösteriş yapmak
ayam:hava durumu
eyam: hava durumu
hewa fiştene: havaya kaldırmak
lawaane: havlamak
hawuze: havuz
hayde: haydi
de: haydi artık- ~.de: yok canım! Hadi sende!
nîe: hayır
heyran:hayran- ~.biyaane: hayran olmak
heywan: hayvan
celeb:hayvan sürüsü
qamçur: hayvan vergisi- vergi- mal vergisi
alefhayvanlara yem olarak hazırlanmış kurutulmuş ot- saman vs.
hebe be hebe: ?hebe be hebe: ?
yadigar: hediye- yadigar- 2)çok değerli- çok önemli
helal:helal- ~.kerdene: helal etmek- ~.bo: afiyet olsun- 2)helal olsun- yarasın
alahele
dala: hele
helwa: helva
tîe dest de: hep birlikte- elele- beraberce
tîe de: hepsi- tümü
herçi: her şey
çıxaşike: her zaman- her seferinde- ne kadar ki- her şeye rağmen 2) ~.şikiya: yapabildiğince- olduğu kadar
vengîe vaze: herhangi bir haber var mı anlamında kullanılır
hemekes: herkes
tîedıne: herkesin
heqbe: heybe
heykel: heykel
xırxe: hırka
dızd: hırsız- ~-en: hırsızlık- ~-en kerdene: hırsızlık yapmak- çalmak
xiyar: hıyar- salatalık
xızır: Hızır
coru (mı coru çiyo nanen nidiyo): hiç böyle şey görmedim
qe mevaze: hiç sözünü etme- hiç sorma
qal meke: hiç sözünü etme- sözünü etmeye değmez. 2)şu işe bak! Nasıl olur?
nîe da nîe guret: hiçbir şey söylemeden öldü- aniden öldü
coru: hiçbir zaman- hiç
hikmet:hikmet
xapıtene: hile- aldatmaca- ~.amaane: kandırılmak- dolandırılmak- aldatılmak
him: kökhim: kök
čuluğehindi
hesa: hisse- pay
xızmete: hizmet- ~.kerdene: hizmet etmek
xızmetçi: hizmetçi
hoke: ?hoke: ?
holıke: ?holıke: ?
kufaane/kufayis:homurtu- homurdanmak- öflemek-püflemek
wes:hoş- 2)sağ- sağlık- 3)tatlı- 4)kıvamında- ~.biyaane: iyileşmek
huquq: hukuk
xurde:hurda- bozuk
xurma: hurma
hurrendra lewnaane: ?hurrendra lewnaane: ?
xususi: hususi- özel
tabiyat:huy- tabiat
hucım: hücum- saldırı- ~.kerdene: saldırmak- hücum etmek
hukîm: hüküm- etki- ~.dar: hükümdar- ~.kerdene: hükmetmek- egemenlik kurmak
hukumat: hükümet
huner: hüner- beceri
hurmet: hürmet- ~.kerdene: hürmet etmek- saygı göstermek
Oli: Hz. Ali
vıraniye: ıplak kalmak- viran- çıplak- ~.kerdene: çıplaklaştırmak
firiska: ıslık
weşeyno-weşenaane: ısmarlanmış- 2)haber göndermek- 3)ilişki kurmaya çalışmak
issiz: ıssız
çimi: ıvır zıvır- eşya
İİ
iyade: iade
niyaz babuko: ibadet maksatlı pişirilen- ~.kerdene: istemek- dilemek
ibaded: ibadet- ~.kerdene: ibadet etmek
zere kotene: içeri düşmek- hapse girmek
tede: içinde
petage: içinde arı olan kara kovan- 2)petek
cı fiştene: içine koymak- sokmak- yerleştirmek
čı fişteneiçine koymak, 2. sokmak, 3. yerleştirmek
iştima: içtima
ixbar: ihbar- ispiyon
čelbihbarname
imalkar: ihmalkar
ixrac:ihraç- ~.kerdene: ihraç etmek
çat: iki derenin birleştiği yer (çete na deru…)
perarey: iki gün önce
dıcay: iki parça- ~.kerdene: ikiye bölmek- ikiye ayırmak
dısey: ikiyüz
ikrama: ikramiye
pil: il- 2)yaşça büyük- ~.kerdene:büyümek ~.îen: büyüklük- ~.u qız: büyük küçük
ebe: ile (ebe çınay şiya suke)
pıra biyaane:ilişik durmak- yapışık olmak
temas kerdene:ilişki kurmak
are:ilişki-ara arema rındo:aramız iyi- ilişkimiz iyi- arema şikiyaawo:aramız kırık- ilişkimiz iyi değil.
payij: ilkbahar
ilahi: illa
imam:imam- ~-e: tesbihin ucundaki uzun parça- ~.eny: imamlık
imdad: imdat- ~.wastene: imdat istemek- yardım istemek
imkan: imkan- ~.çine biyaane: imkan olmaması- olanağı olmamak
imtaan: imtahan- ~.kerdene: imtihan olmak- ~.kutene:
imza: imza- ~.daane: imza vermek- ~.esteme: imza atmak- ~.kerdene:
inam kerdene: inanmak
bariyen:incelik
tenık:incelik- ince olmak- ~.biyaane: incelmek- ~.kerdene: inceltmek
inciye: inci
incile: İncil
tenzilat: indirim- tenzilat
ronaane:indirmek- yere koymek- bırakmak (ma keşre sare xo ro nina)
gay amaane: ineğin çiftleşmeye hazır olması
manga: inek
war amaane:inmek
niştene: inmek- 2)konmak- 3)dinmek
insaf: insaf- ~.kerdene: insaf etmek- insaflı olmak- ~.sız: insafsız
insaf tey çine biyaane: insaftan yoksun olmak
pıtsın: insan koynu- karın/göbek kısmı- ~-e xu ver kerdene: göbeğin üstüne bağlanan şal ile…
vozd: insan veya hayvan vücudundaki yağ
insala: inşallah
intizam: intizam- düzen
inzibat: inzibat
ipeg: ipek
kesegan: iri yarı
ber:irin ~.kerdene:akmak 2)yarayı deşip içindeki irini akıtmak
teniye: is
çiçe: isim
name: isim- ad- ~.tüyo xîer:?- tu çıko?
iskela: iskele
cendeğ: iskelet- leş- ceset
İslam: İslam
maliki: islamda suni mezheplerinden biri
Bab:isminin kısaltılmışı- 2)~-o:babaya veya yaşlı erkeğe hitap
isbat: ispat- kanıt- ~.kerdene: ispatlamak- ~.biyaane: ispatlamak- kanıtlamak
merem: istek- çaba
wastoğ: istemeğe gelen (m)- ~.e: istemeye gele (f)- isteyen
istifa: istifa
istiqaq: istihkak
istirahet: istirahat- dinlenme- ~.kerdene: istirahat etmek
čıra dard weisyan etti, karşı durdu
kar: iş- ~-ker: işçi- amele- ~-e: herhangi bir iş
vîere:işkembe- 2) göbek
neqesnaane: işlemek- güzelleştirmek
batal:işsiz güçsüz
na ye: işte buradalar
ahaişte- haydi- ben söylememiş miydim!
wastene:itemek- arzu etmek- ~.re amaane: istemeye gelmek
itibar:itibar- güvenilirlik- ~.kerdene:
itiraz: itiraz- ~.kerdene: itiraz etmek
ittifaq: ittifak- birliktelik
hewl: iyi ~.biyaane: iyi olmak- yiğit olmak (dismeno hewl- dostexırabinra rındo)
fam: izan- düşünce- anlayış
JJ
cenderme: jandarma- 2)otoriter
čendermejandarma, 2)otoriter kişi
jen kerdene: ?jen kerdene: ?
cilate:jilet
jilık: ?jilık: ?
KK
zırt: kaba saba- anlayışsız
kabe: kabe
qebız: kabız- ~.biyaane: kabız olmak
we guretene: kabuk bağlamak- iyileşmeye yüz tutmak
qebul: kabul- tamam- anlaştık
çand: kaç- ~.ten: kaç kişi
remnaa: kaçırılan
qedeme: kademe
kışy:kadın cinsel organı
xefiya: kadın hafiye- casus
cenik: kadın- karıcığım (kadına seslenirken)- 2)ceni
eree: kadına veya kıza seslenirken kullanılıyor (argo)
čınıkhe, cenıkhe, cuanıkhekadıncık, kadın, kadınana
bırak: kadının kocası dışındaki sevgilisi- koca dışında cinsel ilişki yaşanılan kişi
Qaf dağı: kaf dağı (masallarda geçer)
qafıke: kafa
xu ser kerdene: kafaya dikmek- içmek
kağıte: kağıt
qeher:kahır- üzüntü- sıkıntı- meşakkat- ~.biyaane: kahrolmak
hirhir: kahkaha
çıq çıq huyaane: kahkaha ile gülmek
qehpa: kahpe
qewaalti: kahvaltı
ara:kahvaltı- ~. kerdene: kahvaltı yapmak
qewa: kahve- kahvehane
qelebelığ: kalabalık
yerğat:kalabalık- cemaat- 2)birden fazla ırgat- tarla işcisi
mende: kalan- ~.ne: kalmak
qalay: kalaylamak- ~-ci: kalaycı
wedardaa: kaldırılmış olan- saklanmış olan
urznaane:kaldırmak
qelfe: kalfa
mıx: kalın çivi- ~.kerdene: mıhlamak- çivilemek
lewe golınd: kalın dudaklı
qolınd:kalın- 2)başlık parası
qalıb pîe santene: kalıp bağlamak- kalıp hazırlamak
qelb: kalp- yürek
qamçi:kamçı- ~.kerdene: kamçılamak
gaçık: kanca- çengel
qancuğe: kancık- dişi köpek
qan kerdene: kandırmak
qanun: kanun
qab qacağ: kap kaçak
qab: kap- 2)kapak- kılıf
qapan:kapalı- çevrili- 2)kapan- tuzak
cade: kapat! Üstünü ört! (emir)
çever: kapı ~.kutene (i wunca yene kune çevere to- meterse):kapısına düşmek (deyim)
çilşîa: kapkara
qapkerdaa: kaplı
kesa: kaplumbağa
vore: kar- ~.estene: ?
kare: kar- kazanç- ~.li: karlı- kârlı vejiyaane: kazançlı çıkmak
çele: kara kış- zemheri- kışın en soğuk günleri
şirş: kara sabanın ucundaki demir kısım
qer: kara- siyah
hengajy: karabasan
qarakol: karakol
tari: karanlık- ~.yo bari: şafak- sabah doğru- 2)tarih
qerarracı daane: karar vermek- tercihini yapmak
qeravane: karavana
muleçıke: karınca
tîev daane: karıştırmak
bovera:karşıda
xape kerdene: karşılıklı yardımlaşma (waxte vasuda ma jubinde bijeky kerde xape)
heli: kartal
qesab: kasap
tase: kase- tas
qesitli: kasıtlı
buriy: kaş
huriyaane: kaşınmak
qat:kat- tabaka
qatığ: katık- süt ürünleri- yağ
pîe sanaane: katıştırmak- birbirine karıştırmak- 2)monte etmek
katıb: katip
qewğa: kavga- münakaşa
qarme: kavurma- 2)karma- karışık
pîe restene:kavuşmak- ulaşmak- toplanmak
qayis: kayış- kemer
qaymaqam: kaymakam
qaynağ: kaynak- ~.kerdene: kaynak yapmak
kel:kaynama noktası- teke
girenaane: kaynatmak- pişirmek
welecağ: kaza- beklenmeyen bir anda vuku bulan şey
qezenc: kazanç- ~.kerdene: kazanmak- çalışıp haketmek
qazux: kazık- ucu sivriltilmiş sopa
kıntaa: kazılı- kazılmış olan
zengen: kazma
kebab: kebap
pısıng:kedi
kefen: kefen- ~.kerdene: kefenlemek- kefene sarmak
kefil: kefil- ~.biyaane: kefil olmak- ~-en: kefillik
tet:kekeme
zarance: keklik
keçelteğ:kel
cıncılık: kelebek
čınčılıkkelebek
kemane: keman
kemer: kemer 2)~-e: taş- kaya- ~-ın: taşlı olan
asdık:kemik
kenar: kenar
xu vera: kendi adına
feke xu:kendi ağzı ile
azad:kendi başına- özgür- ~-en: özgürlük- ~kerdene: kendi başına bırakmak- özgür kılmak
çerexiyaane:kendi etrafında dönmek
xo vero: kendiliğinden
xore kerdene: kendine yapmak- kendine etmek
xu darde kerdene: kendini asmak- intihar etmek
zuğur kerdene:kendini göstermek (je kutik- peye çeverura zugur keno)
xu: kendisi
ebe xo: kendisi- bizatihi
kerzık:kene- 2) kısa boylu- ufak tefek (mecazi olarak)
kepaze: kepaze- rezil- ~.biyaane: kepaze olmak- perişan olmak
kundîez: kepçe
kerxane: kerhane- genelev
kelpiçe: kerpiç
mılawune: kertenkele- ~.a çeqere: sarı kertenkele
kewran: kervan- ~-ci: kervancı
kîesık:kese- para kesesi
hurak: keser
qırmık: kesilmiş olan ağacın toprakta kalan kısmı- kökü
velgîere: kesilmiş- ağaç dalları yığını
cıra kerdene: kesmek- koparmak
čıra kherdenekesmek, koparmak
kevs biyaane: keşfedilmek
kesis: keşiş
kaşkîa: keşke
keta: kete
çef:keyif (çefe tu rındo- hala bıde bonç kağıt.)
kef: keyif- eğlence- ~çi: tiryaki
qıbla: kıble
qene: kıç- göt- popo
muye: kıl
vero gınaane:kılavuzluk yapmak- önüne düşmek
ver kewtene:kılavuzluk yapmak- önüne düşmek- yol göstermek
rîesen: kıldan yapılan urgan- ip- halat
şimsery: kılıç
çewres: kırk 2) ~.vet: bebeklerin ilk kırk günleri için kullanılır.
ča vateneKırmanc Alevi’lerin inanışında cem töreninde miseyibleri kadın erkek birlikte, pir, mürşit ve cemaat karşısında, varsa eksikliklerinden ve hatalarından arındırmak
ponçağ: kırpılan keçinin sırtında veya arka bacaklarında kırpılmadan bırakılan kısım
qanqol/e: kısa boylu- 2)meşe meyvesi- 3)küçük yuvarlak nesneler
kılm: kısa- ~.kerdene: kısaltmak
estewrın: kısır- doğurmayan (hayvanlar için)
qısmet: kısmet
velg ronaane: kışın hayvanın yemesi için- yapılan ağaç budama işi
qısla: kışla
asıl kerdene:kıvamına getirmek
qıyafet: kıyafet
axırwext:kıyamet zamanı
qıyamete: kıyamet- qa.~.niqurfiya!: neolui kıyamet kopmadı ya!
qıymet: kıymeti değer- ~.zanaane: değerini bilmek
çena: kız
çeneke: kız
waa:kız kardeş- bacı- abla
wereza: kız kardeşin oğlu- yiğen
Qızılbaş: Kızılbaş
wayen: kızkerdeşlik- bacılık
kibar: kibar- nazik
kîevgire:?kîevgire:?
mil: kil- 2)pim (hard milo- asmendeyre pilo)
kilim: kilim
kilometre:kilometre:
kilo: kiloz
kam: kim- ~.ci: hangi- hangisi- ~-ke: her kim ki?- kamo: kimdir?
çıvawo: kimdir- nedir- necidir.
kin:kin:
kirec: kireç
kiremit: kiremit
čuzekirpi
bizangı:kirpik
kewra: kirve- ~-en: kirvelik
hirayis: kişneme
çilık: klitoris- kadın üreme organının içi
dırıye: koç ve koyun kuyruğu
koçek: koçek: köçek- yardımcı
qoğuse: koğuş
boyıne: kokan- kokulu- pis kokulu olan
boji: kol
bojibend:kol bağı
were semernaane: kol veya paça sıvamak
koledar:koledar:
persıkta: kolu kanadı kırık- çaresiz- 2)kanadı kırık
komır: ?komır: ?
qomiser: komiser
qominist: komunist
qonağ: konak 2)dinlenme-duraklama yeri
bahs:konu- ~.kerdene: sözünü etmek- üzerinde konuşmak- ~.kowtene: iddaaya girmek-yarışmak
vısnaane: koparmak
qurfiyaane: kopma- ayrılma- 2) korkmak (zeremâ qurfiyene)
kor- kör- 2)kesmeyen- körelmişkor- kör- 2)kesmeyen- körelmiş
tersanekîen: korkaklık
qori kerdene: korumak- sakınmak
pernaane:kovalamak- başka bir yere sürmek
zığe: kovan
def kerdene: kovmak- def etmek
teqibat:kovuşturma- takibat
mîesin: koyun sürüsü
čelebkoyun sürüsü
čajimkoyun yününden yapılmış renkli yaygı, battaniye yerine kullanılır.
teleqiyaane: köpeğin yavrulaması
kelp: köpek- ~-e: dişi köpek
pırd: köprü (pırd dere murtat)
çımura tari biyaane: kör olmak- gözleri görmemek “Sala tu çımura taribe oğul”: kör olasın oğul!
gırewo kor:kördüğüm
çımpiste: körebe
kose: köşe
şerr: kötü- şer
dewe: köy
qubbe: kubbe
vırane: kucak
čemakucak dolusu (yaprak, odun, ot) yığın
qul: kul- köle- insanoğlu- ~.a heşy: ayı ini- ~.e: in- ~.e kerdne: delmek- ~.ık: küçük- tek oda ev- hapishane
gos ser naane: kulak kabartmak- dinlemek
gos: kulak- ~.daane: dinlemek
qum: kum
qumandan: kumandan
seresker: kumandan
xumare: kumar
qumas: kumaş
qure: kura- ~.wuntene: kura çekmek
Fatiha: Kuran’ın ilk suresi- 2)bir işin bittiğini ifade de kullanılır
beqe: kurbağa
qurban: kurban- ~.sare bırnaane: kurban kesmek- ~.kerdene: kurban etmek
kurşi: ?kurşi: ?
qerqesune: kurşun
verg: kurt
cınawur: kurt- canavar- vahşi hayvan
kermezın:kurtlu
xeles: kurtulma- kurtuluş
nuno wusk: kuru ekmek- yavan ekmek
axpin:kuru gübre
qırç: kuru odun vb. kırılırken çıkan ses
jîa: kuru- ~.kerdene: kurutmak
qurıs: kuruş
ehli kitab:kutsal kitap
quvete: kuvvet- güç- ~.bo: kolay gelsin- ~.ra kotene: güçten düşmek
dım:kuyruk 2)~.e:kuyruk yağı
vakur: kuzey
vorek: kuzu- ~.e: dişi kuzu
nalçığ: küçük balta
neçağ: küçük balta- nacak
tasıke:küçük kase
tawuke:küçük tava
kufıke: küf
kıfır: küfür
gewrek: kül rengi- beyazımtırak
wele:kül- 2)toprak
pun: kümes
kup:küp
gosare: küpe
huy: kürek- ~.o asneny: demir (sac) kürek
kusne: küspe
LL
leqena: laçka olmak- sallanmak
qese fetelnaane: laf dolaştırmak- dedikodu yapmak
lamacun: lahmacun
leqeme: lakap- takma ad
çıla: lamba- ışık- bir çeşit gaz lambası
lamba:lamba- kandil- ışık
nalet: lanet
lavanta: lavanta- kolonya- parfüm
lazım: lazım- ~.biyaane: lazım olmak
leblebi: leblebi
zarava: lehçe
leyim: lehim- ~.kerdene: lehimlemek
leke: leke- ~.biyaane: laka olmak- ~.kerdene: lekelemek
boa murdary: leş kokusu- çok ağır olan koku
lezet: lezzet- tat
dar: -lı anlamında son ek (qafedar: akıllı- kafalı)
lınga xora çema fiye:lınga xora çema fiye:
verwuntoğ: lider ( verwuntena seyit rızay de…)
verberdene: liderlik etmek
zol biyaane: lime lime olmak (bıne lınganema- teliyura zol biyene)
limone: limon
luqet:lugat- sözlük
lüküse: lüks lambası
MM
awake:madem ki- öyleyse- o zaman
mağara: mağara- in
mığaza: mağaza
mahkum:mahkum- ~.biyaane: mahkum olmak- ~.kerdene: mahkum etmek
mahkûmen: mahkûmluk- mahkûmiyet- hüküm giymek- tutukluluk
mahluq: mahlûk- yaratık
morım: mahrum- yoksun- ~.mendene: mahrum kalmak- yoksun olmak- ~.en: mahrum olma- yoksunluk
çelpe biyaane: mahvolmak- harcanmak
melül: mahzun- efkarlı- üzgün (cıra hin melül vindena…)
meqam:makam
meqbul: makbul
meqbuze: makbuz
meqsed: maksat- amaç
mele: mala- duvarcı malası
camus:manda
čamusmanda
gedeg: manda yavrusu- malak
mandalina: mandalina
manyax: manyak
marangoz: marangoz
marqa: marka
marul: marul
fırasqo:masa vs. silmek için kullanılan bez- elbezi
masraf: masraf
masala: maşallah
marsafe: maşrafa- bardak
lel:mat
mat biyaane:mat olma- yenilme
metqep: matkap
çımo zeng:mavi gözlü- yeşil gözlü
mavzer:mavzer:
amîen kerdene: mayalamak- mayasını katmak
mayxoş: mayhoş- ekşimsi
mazot: mazot
mecbur: mecbur- ~.hinkeno: mecburen öyle yapacak- ~.i: mecburi- zorunlu
meclis- meclis- toplulukmeclis- meclis- topluluk
medeniyet: medeniyet
meded: medet- yardım- beklenti
meğele:?meğele:?
yoxro ke: meğer- meğerse
pul: mektup pulu
mılaket: melaike- melek
qıraane:melemek
cıcık: memememe
čı¢ıkmeme
memnun kerdene: memnın etmek- sevindirmek
qayileny: memnuniyet- hoşnutluk
menteşe: menteşe
merax: merak- ~.kerdene: merak etmek
mermer: mermer
afginmeskezenin içinde kalan un
meşrubat: meşrubat
dıgose:metal
goynaane: methetmek- övmek
metre:metre
mevzu: mevzu- konu
čır wastenemeydan okumak
meyxane: meyhane
gılze: meyve dolu dal (sawu hin guretoke- gılzey amîe cer)
lızge:meyveli dal (ez kez u saa sure bi- lizge tora bıreşi sevana)
mezele: mezar
mezheb: mezhep
mazra: mezra
mısılman:mısılman:
mîerık: ?mîerık: ?
mihrab: mihrab
mılet: millet- halk
milyon: milyon
mınara: minare
miras: miras
golale sıly: mok böceği
çox:mont- ceket
maaf:muaf- hariç
mamele: muamele- 2)cinsel ilişki
muyane: muayane- kontrol- ~.kerdene: muayane etmek
muxbir: muhbir- ihbarcı- jurnalci
mutac: muhtac- yoksul
muxtar:muhtar
muqave: mukavva
mumy: mum
murdar: murdar- kesilmeden ölen hayvan- 2)pis- pasaklı
buliye: musluk
musembe: muşamba
mutfaq: mutfak
pîe sa biyaane: mutluluk duymak- sevinmek
bımbarek ( bımbarek eke voreno) mübarek
mubaşir: mübaşir
müessese: müessese- kurum
müfreze:müfreze:
mühim: mühim- önemli
mor: mühür- 2)yılan- ~.kerdene: mühürlemek
mükafat: mükafat- ödül
mılk: mülk- taşınmazlar
momın: mümin- iyi insan
cemat: münakaşa- toplantı- ~.vinıtene: uzlaştırmak- arasını bulmak
müracat: müracaat- ~.kerdene: müracaat etmek
mürekeb:mürekkep
mısade: müsaade- izin- ~.kerdene: müsaade etmek- izin vermek
Kevser: Müslümanlarca cennette var olduğuna inanılan su
mişteri: müşteri
mütahit: mütahit- ~.en: mütahitlik
čınıtenemüzik aleti çalmak
NN
neftelin: naftalin
neqes: nakış- ~.kerdene: nakış yapmak- ~.naa: nakışlı
neqıl: nakil- ~.kerdene: nakletmek
naqliya: nakliye
nal:nal- ~.kerdne: nallamak- ~.puro daane: nallamak- ~.îen: nallı
nalend: nalbant
namaz: namaz
namerd: namert- sözünün eri olmayan
nimet: namet
namus: namus- ~.li: namuslu- ~.iz: namussuz
namzed:namzet- aday
nankor: nankör
nargile: nargile
narin: narin
çütür:nasıl ~.bi: nasıl oldu- hayret
ze ke: nasıl ki- gibi- sanki- adeta
çutura: nasılsın?- ~.wesa: nasılsın- iyi misin?
nasihat:nasihat- ~.kerdene: nasihat etmek
nasib: nasip- kısmet- :~biyaane:
naz: naz- cilve- ~.kerdene: naz yapmak
nezer: nazar- ~.kerdene: nazar etmek
nazık:nazik- 2)ince- hassas
qızıl kilise:Nazimiye
çıxa: ne kadar
çıke esto: ne kadar varsa- tümü- hepsi
xojibe tubo: ne mutlu sana
çı eceyibo: ne tuhaf- hayret
çı fayde: ne yazık ki- ne fayda
çı: ne- ~.waxt: ne zaman- ~.xaşi: ne kadar- ~.ra: neden
ça: neden- niçin- niye
nefer: nefer- er- yiğit- 2)fert- kişi
nefes: nefes- ~.guretene: ?
nefs: nefis- arzu- ~.e xu pe guretene: nefsine sahip olmak- iradesine hakim olmak
neft:neft
axsi:neks
rutubet: nem- rutubet
Kotiya-kotiyo:nerede?
kata: nereye- hangi tarafa
nesil: nesil- kuşak- 2)soy
hediriye:neşe- keyif
nezaret: nezaret- göz hapsi- ~.xane: nezarethane
nîer: nîere xu dariya we: sinirlendi- hiddetlendi- 2)erkek- eril
nika: nikah
nişan: nişan- işaret- hedef- ~.guretene: nişan almak
nizamiya: nizamiye- kışla-garnizon-fabrika vs. sahasına girişte bulunan kapı- giriş kapısı
nuky: nohut 2)bu da
noxsan: noksan
nîewete: nöbet- sıra
nur:nur
nufus: nüfus- ~.cuzdani: nüfus cüzdanı
OO
u: o (m)
a sateo an- o anda ~.de: anında- hemen
xıle sere xu bi: o anda ayağa kalkarak
hama: o anda- hemen- ~.hama: hemen hemen- neredeyse
a yokeo ki (m)
a wakeo ki (t)
cokia: o nedenle- bundan ötürü
čoka/čoka kheo nedenle, 2. bundan ötürü
u het: o taraf- o yan
u hetre: o taraftan
o waxt: o zaman- o sırada
uzaxkor:ocağı batasıca
ocağe: ocak- aile ocağı- ~.to be kor bo!: ocağın sönsün
oda:oda
weda: oda
derz: odun vs. dizisi- yığın
koli: odun- yakacak odun
of: of
uff: of- ~.kerdene: oflamak
laz: ogul- erkek çocuk
ox:oh
ohe:oha
pize fekra amaane: ok korkmak- yüreği ağzına gelmek- 2)çok koşmaktan nefes nefese kalmak
zon fekte çinebiyaane:ok sessiz- durgun- neredeyse hiç konuşmayan
tire: oklava
dest tıro kerdene: okşamak- 2)elini …den içeri sokmak
wendene:okumak- 2)tahsil yapmak- ama.~: okunabildi- okundu
dewa poro naane: olay yaratmak
resaa: olgun- yetişkin
restene: olgunlaşmak- ~.cı: yetişmek- yanına ulaşmak- varmak- ~.cı resnaane: yetiştirmek- ulaştırmak
biyaane:olmak- oluşum- 2)doğmak- 3)uygun gelmek
va: olsun- peki- ~.bo: yine de- olsun- 2)rüzgar- hava
keribar: oltu taşı- kehribar
çırtane: oluk
nişkîay- me: olumsuz yardımcı fiil
beno?: olur mu?
dos: omuz 2)~.kerdene: keşfetmek
des: on 10
cıre: ona
čıreona
cı ra: ona- ondan- kendisinden kendisine
čıraona, ondan, 2. kendisinden, kendisine
čıra xér bıvineondan hayrını gör
ora dıma: ondan sonra- ora tîepa
ayi:onlar
yine: onlar- onları
aa naa nizon (ez)onu bunu bilmem
yi di: onun ki- yi mı: benim ki
awza:ora- orada
vaştürüye:orak
u hety: oralar- o taraflar
uza:orası- ora- ~.ra: oradan
ordi: ordu
dalabısko: ormanın ilkbaharda verdiği sürgün- filiz
werte:orta- ~.mekteb: ortaokul
werte de mendene: ortada kalmak
wertağ: ortak
ortağ:ortak- ~.en: ortaklık
çekrar: ortalama büyüklükte
fıse:osuruk- ~.ker: osurmuş olan- 2)korkak- tutarsız kişi
vas: ot
yaba: ot veya saman kaldırmada kullanılan beş veya daha fazla parmaklı büyük tahta dirgen
çeraa:otlatılmış olan otlak
otoboz: otobüs
tomofil:otomobil
ro nistene: oturmak
bon: oval
reqeşiane:oynamak- raks etmek
kay: oyun- dans- halay- ~.biyaane: oynanıyor olmak- ~.kerdene: oynamak
oyn:oyun- numara- hile- ~.kerdene: numara yapmak- hile yapmak
nune peroj: öğlen yemeği
peroz: öğlen- öğle vakti
malim: öğretmen- ~-e: bayan öğretmen
čemöğün
cem: öğün- 2)ayin
kılxeaane: öksürmek
kistene: öldürmek- ~.daane: öldürtmek
amay kistene: öldürüldüler
meyit: ölü- ceset
nîemerde: ölümsüz
ver sanaane:önüne dayamak
ver kerdene:önüne katmak- 2)önüne bırakmak
xu ver snaane: önüne katmak- bir şeyi kendisine destek yapmak- katlanmak- yapmayı üstlenmek- destek olmak
ver naane: önüne koymak- 2)dayamak- yaslamak
ver guretene:önünü kapamak- 2) yol kesmek
werdege: Ördek
cag: örgü örerken kullanılan şiş- 2) lades kemiği
te mıntene: örtmek- kapamak (nun temıne va wusk mebo)
pıra daane: örtmek- kapamak- 2)giydirmek
piştene: örtmek- sarmak sarmalamak
tîerapistene: örtmek- sarmalamak- giydirmek
padaane: örtmek- yummak- kapamak
u bin:öteki- diğer- diğeri
pey de:ötesinde- gerisinde- ardında- arkasında- gıyabında
henen:öyle- onun gibi
kerpe:özellikle eğimli arazide ağaç ve taşlardan oluşturulan set
vir kotene: özlemek
uzır:özür- kusur
PP
padisa: padişah
palto: palto
peme: pamuk- pamux
ponçe: pantalonun bir parçası
pere: para
vızıl: paramparça- ~.biyaane: paramparça olmak- ~.kerdene: paramparça etmek
parçe:parça
qede: parça (çoğunlukla kurban eti için kullanılır)
pardeso:pardesü
bereq: parıltı ~.iyaane: parlamak- parıldamak- ~.iyaa: parlayan- parıldayan- ~.naane: parlatılmış olan
qaput: parka- pardüsü- örtü (zımıstanre qaputade mına germe esta)
bîe çıke:parmak
cağ:parmaklık- korkuluk
qefçıl:pasaklı
pasaporte: pasaport
bafın:paslanmaz - krom nikel karışımı
pasta: pasta
pasa:paşa
feteqiyaane: patlamak- çatlamak
paydıs: paydos- ~.kerdene: paydos etmek
bare kerdoğ: paylaştıran
dıseme:pazartesi
pazven:pazubant: ?
pelivan: pehlivan
peksimete: peksimet
pencere: pencere
pençe: pençe- ~.puro daane: pençesi ile vurmak- pençe atmak
kır:penis- erkek cinsel organı
bulıke: peniz (çocuklar için kullanılır.)
perda: perde
periye: peri
perisan: perişan- ~.biyaane: perişan olmak
pîesin: peşin
xu dıma kaskerdene:peşinden sürüklemek
dıma: peşinden- sonra- i.~: onun peşinden
dımera:peşisıra- peşinden
pîesmale: peştamal
nebi:peygamber: pexamber
pendir: peynir
pezeveng: pezevenk
qevat: pezevenk- kavat
cıl cor:pılıpırtı- eşya
čıl čorpılıpırtı, 2.eşya
pinc: piç
pizame: pijama
varıke:piliç
pinti: pinti- cimri
pir: pir- Alevilerde dinsel- toplumsal önder
pote: pişirilmiş
potene: pişirmek
piyade: piyade
polis:polis
politiqa: politika
potiny: potin
pufayis:puflamak- homurdanmak
pusula: pusula
puşt: puşt
pıskuly: püskül
QQ
qarnaşi: ?qarnaşi: ?
qeneste: ?qeneste: ?
qeşeriyaane: ?qeşeriyaane: ?
qıyme: ?qıyme: ?
qotik-qarnaşi: ?qotik-qarnaşi: ?
RR
radyo: radyo
ref: raf- ~.e tereg: mutfak dolabı rafı
reğbet: rağbet- ilgi- alaka
rehet: rahat- ~.biyaane: rahat olmak- ~.en: rahatlık- ~.rehet: rahat rahat- kolayca- ~.kerdene: rahat etmek- ~.vıntene: rahat durmak- uslu durmak
rame: rahmet- bereket- lütuf
rameti: rahmetli- merhum
rapore: rapor
reçel: reçel
reçata: reçete
red kerdene:reddetmek
reqabet: rekabet- yarış- ~.kerdene: rekabet etmek- yarışmak
reng:renk- ~.a reng: renk renk- rengarenk- ~.dar- renk veren kumaş
resim: resim- ~.vırastene: resim yapmak
izleme: resmi nikah- kayıt
rezil: rezil- ~.biyaane: rezil olmak- ~.îen: rezillik- rezalet- ~.kerdene: rezil etmek
rıza: rıza onay
rizk: rızık
reca: rica- ~.kerdene: rica etmek
riyakar: riyakar- iki yüzlü
robot: robot
ro: ruh- can- ~.re cı amaane: canlanmak- ~.daane:can vermek
urım:rum- ~.ki: Rumca
wurıs: rus- ~.ki: Rusça
rutbe: rütbe- 2)soyun!- ~.kerdene: soymak- üstündekileri çıkarttırmak
pukeleke: rüzgar fırtınası (va rameno- pukeleke çinena)
vay daane: rüzgarda savurarak ayıklamak- savurmak- cüin~.: harman savurmak
SS
tebat: sabır- direnme- dayanma- ~.kerdene: sabretmek
sabun: sabun- ~.kerdene: sabunlamak
pulık: saç tutamı (vere aynıde vındena- pulık tadana)
sare rut: saçı dökük- çıplak kafalı- başı açık
ağua zerdesafra- sarı su
desto rast: sağ el
rast u cep: sağ sol- çaprazlama
rastın: sağcı
ger: sağır
weseny: sağlık
dıtene: sağmak (male mao doseme)
wayır vejiyaane: sahip çıkmak
wayır: sahiplik- sahibi olma- ~.e: sahibe
onder: sahipsiz- meret
sexte: sahte- ~.kar: sahtekar
herdise: sakal
vılence: sakız
wedardaane: saklamak- kaldırmak
guk: saklambaç
qıştnaane: saksağan ötemsi
şîeseme: Salı
gızgıznaane: sallamak
ra sanaane: sallamak- silkmek
leqena yena: sallanarak geliyor (argo)
gılejg: salya- ~-ın: salyalı
mereke: samanlık
raa pıra sımerine:Samanyolu yıldız kümesi
tore: sana
babok (çenamı nade bıragatu babokîe tuyo) sana emanet- sana muhtaç- senin himayende
kuze: sansar- porsuk
zerd: sarı- ~.biyaane: sararmak- ~.ıkîe haky: yumurta sarısı
şir: sarımsak- 2)bir tür yemek
puresnaane: sarmalamak- sarmak (sare xuyo wes- pacık mepuresne pıro)
rotoğ: satıcı
ceng: savaş- cenk
čenġsavaş, cenk
xatır: saygınlık- hatır- müsamaa- ~.mendene: hatırı kalmak- gücenmek
mordene: saymak
mordis: saymak
damar: saz
bila sebeb: sebepsiz yerei hiç yoktan- boş yere
bostan: sebze bahçesi- bostan
secde: secde- ~.kerdene: secde etmek- secdeye varmak
heşte:sekiz gün
tu: sen
mawo tu pıştte: senin arkandayız- seninle birlikteyiz
serbest: serbest
mılçıke: serçe- kuş
rafistoğ: seren (m)- ~.e:seren (f)
rafiştaa: serili- serili olan- rafiştene: sermek
rep: sertleşmiş- 2)dikine duran- ~.biyaane: sertleşerek dikleşmek- ~.kerdene: dikleştirmek- sertleştirmek
veng kerdene:ses çıkarmak
veng vetene:ses çıkarmak- münakaşa sesi çıkarmak
veng: ses- ~.daane: seslenmek- bağırmak- çağırmak-ses seda
veng bırnaane: sesini kesmek
mülayim: sessiz-sakin- mülayim- yumuşak huylu
waşti: sevgili- nişanlı- yar (m)- ~.ye: (f)
yare: sevgili- yar
sa biyaane:sevinmek (dost beno sa- disman beno kor)
düst: seviye olarak eşit- aynı boy veya büyüklükte (herkes düste xora)
germ: sıcak- ~.germa: sıcağı sıcağına- ~-en sıcaklık
peraane: sıçramak- uçmak- fırlamak (teyr perene)
geme: sık ormanlık (eeme be zu dare kem nibena)
rıtıkın: sık sık- neredeyse devamlı ishal olan kişi veya hayvan
çip: sıkı (resen çipke)
cefa: sıkıntı- eziyet- ~-wuntene: sıkıntı çekmek- eziyet çekmek
čefasıkıntı, 2. eziyet
kuri: sıpa- eşek yavrusu
qor be qor: sıra sıra
xu pîe sanaane: sırt sırta vermek- omuz omuza vermek- birbirine destek olmak
pışt: sırt- ~.kerdene: sırtlamak- taşımak
miane: sırt- ~.ro daane: sırtına vurmak- girişmek- ortasına dalmak
derze: sırtta taşınan yük
la: sicim- iplik
cı naane: sikmek- cinsel ilişki
çek: silah
şila: silah
reqayis/reqaane: silah sesi- takırdamak- çınlamak
şilgi: silgi
sınguşîa: simsiyah- kapkara
vızıke:sinek
şiniye: sini
mız: sis
lome: sitem- serzeniş- yakınma- ~.kerdene: sitem etmek
şîa:siyah
tıra kerdene:sokmak- içinden geçirmek
desto çep:sol el
çolax:solak
çepın: solcu
molık: solucan
fıssayis: soluk alıp verirken ses çıkarmak- fosurdamak
mırozın: somurtkan- yüzü asık- üzgün
lew ro verdaane: somurtmak- üzülmek- kızmak
xıtam: son
wusary: sonbahar
asma piyija verene: sonbaharın ilk ayı
asma payija peyene: sonbaharın son ayı
bado:sonra
peyen: sonuncu- en son
zope:sopa
pers: soru- ~.kerdene: sormak
mesül: sorumlu- ~-en: sorumluluk
destra vejiyaane: sorumluluğun artık kendisinde olmaması
teliye xu derjena mıra meveze: sorunların için beni kullanma!
ejdad: soy- ata- sülale- ced
čısnsoy, cins, tür
qeşmer: soytarı- maskara- ciddiyetsiz
xu zut kerdene: soyunmak- giyeceklerinden arınmak
vîale: söğüt- salkım söğüt
ce kerdene: sökmek
wuntene: sökmek- çekmek (eve desto xo bıke eve sare xo buwunce)
tefenaane: söndürmek
vatene:söylemek- ~.daane: söyletmek- konuşturmak
ebe vatene: söylendiğine göre (ebe vatene hire laze Pir Sultan zu ki çena xu bena)
vatenera gore:söylendiğine göre- söylentilere göre
vata:söylenmiş olan
vatoğ: söyleyen- ~.e: (f)
qal nîebeno: sözü edilmiyori sözü edilmeyecek kadar olumsuz
qal kerdene: sözünü etmek- hakkında konuşmak
wayire qese xu biyaane: sözünün eri olmak- lafını yememek
vaa: su arkı- su kanalı
ağue wuntenesu çekmek
dıng: su değirmeninin bir bölümü
ağue xore kerdenesu dökünmek- yıkanmak
ağue ardenesu getirmek
ağue kırıstenesu taşımak
ağue daanesu vermek- suya götürmek- sulamak
mordemo cırmın: suçlu
ağunsulak 2) sulanabilir yerde olan- 3) sulu
tîesan biyaane: susamak
tîesanîen: susamak
ağora çarnaanesuyla çalkalamak- durulamak
az:sülale- ~-e azy: soy- nesil
cılm: sümük- ~-ın:sümüklü
geği:süpürge 2)süpürge yapmak için de kullanılan bit tür ot- ~.kerdene: süpürmek
mıqerrem: sürekli- daima
gıl daane: sürgün vermek- filizlenmek
jil: sürgün- filiz- ~.daane: sürgün vermek- filizlenmek
ramıtene: sürmek- ser.~: üzerine sürmek
ramıte: sürülü- ekili olan- ~.ne: ekmek- sürmek
ustıne: sütun
sere sıty: sütün kaymağı
parzun kerdene: süzmek
ŞŞ
şafaq: şafakşafak
astare sere sodiry: şafak yıldızı
şafi: şafi mezhebi ve ya bu mezhebe mensup olan
şah: şah
şadetname: şahadetname- belge
şexıs: şahıs
şexsiyet:şahsiyet
kılamvaz:şair
yaraniye: şaka- yarenlik
çapol:şamar
şamdane: şamdan- mumluk
kula: şapka- külah: kulıke (e ke şiya tever kula a x usare xu sane)
pılık: şapkanın siperi
serab: şarap- ~.sımıtene:?
carcur: şarjör
čarčurşarjör
şarq: şark- doğu
nornaane: şarkı türkü mırıldanmak
xu sas kerdene: şaşırmak
desta sodir: şavak vakti- sabaha karşı
şeira: şehriye
şekil: şekil- biçim
şemsiya: şemsiye
şen: şen
şerev: şerefi onur- ~.siz:şerefsiz- onursuz
şeriyat: şeriat
sewq: şevk- istek- 2)sevk- yollana- gönderme- ~.iyat: sevkiyat- ~.biyaane: sevk olma- sevkedilme- ~.kerdene: sevk etmek- göndermek
ewk: şey
çi: şey- nesne
şıx: şeyh
şire: şıra- üzüm suyu
gere kerdene: şikayet etmek
şikayet: şikayet- ~.kerdene: şikayet etmek
nıka: şimdi
şirkete: şirket
mosaa: şişkin- şişirilmiş olan
şöfor: şöfor- sürücü
lozıne: şömine- ocak
şüpe: şüphe- kuşku
TT
taarruz: taarruz- ~.kerdene: taarruz etmek
tabağe: tabak
tebeqe: tabaka- kat- katman
daban: taban
dabançe:tabanca
taburci: taburcu- ~.biyaane: taburcu olmak- ~.kerdene: taburcu etmek
teqiqat: tahkikat- araştırma
taşil kerdene:tahsil etmek- ödetmek- 2) öğremin görmek- okumak
tasil: tahsil- öğrenim- ~.li: tahsilli- öğrenim görmüş- ~.diyaane: öğrenim görmek
taşildar: tahsildar
text: taht
texte: tahta- ~.gurisi: tahta kurusu
requ teq:tak tuk- takırtı- gürültü-patırtı
teqete: takat- güç
pa mendene: takılı veya asılı kalmak- üzerinde kalmak
er acı kotene: takılmak- şakalaşmak- 2)tutuşmak
era dıme kotene: takip etmek- ardı sıra yürümek
teqip: takip- ~.kerdne: takip etmek- ~.biyaane: izlenmek
taqla: takla- ~.estene: takla atmak
pıra kerdene: takmak- sürtmek
texsi: taksi
taqsim: taksim- ~.kerdene: bölüştürmek- taksim etmek
taqsit: taksit
taqviya: takviye- ~.kerdene: takviye etmek
talan: talan- ~.kerdene: talan etmek
talebe:talebe- öğrenci
talim:talim- eğitim- ~.kerdene: talim etmek
talimat: talimat
talib: talip
tam:tam- ~.am: tamam
tamir: tamir- onarım- ~.kerdene: tamir etmek- onarmak
tendure: tandır
nas kerdene: tanımak
nas biyaane: tanınmak
ebe haq boke:tanrı adına olsun ki!
tapu:tapu- ~.kerdene: tapulamak
tapukerde: tapulu- tapulanmış olan
het: taraf- yan
tesef: taraf- yantaraf- yan
darçın: tarçın
reçber: tarım işçisi- rençber- ~.en: rençberlik
tarif: tarif- ~.kerdene: tarif etmek
tariqat: tarikat
hega: tarla
tîever naane: tartışmak
testıq: tastik- onay- ~.kerdene: onaylamaktastik- onay- ~.kerdene: onaylamak
testıqname: tastikname
tatil: tatil- ~.kerdene: tatil yapmak
feko şiren: tatlı dilli- hoş konuşan
riwes: tatlı yüzlü- sevimli- güler yüzlü
şiren: tatlı- şirin- ~.en: şirinlik
tawa: tava
tawla: tavla
awrîestavşan
boçık: tavşan kuyruğu 2)kuyruk sokumu 3) tarlanın- başka bir yerle arasındakien uç- dar kesim
awrestavşan- cigera awres: tavşan ciğeri 2- korkaklık ifadesi olarak kullanılır.( La law tode cigera awreş esta cıka?: tavşan ciğerli misin nesin?)
kerge: tavuk
zırç:tavuk pisliği- 2)çapak- ~.e çımy: göz çapağı
qut: tavuk- kuş vb. nin yemi- ~.e kergu: tavuk yemi
tayin: tayin- atama- 2)belirleme- saptama- ~.biyaane:tayin olmak- ~.vejiyaane. tayini çıkmak- atanmak- ~.kerdene: atamak- tayin etmek- 2)belirlemek- saptamak
teze: taze 2)körpe- genç- ~kerdene: tazelemek- yenilemek
taji: tazı- köpek
tebliğ kerdene: tebliğ etmek
tecavüz: tecavüz- ırza geçme- zora dayalı cinsel birleşme- ~.kerdene: tecavüz etmek- ırza geçmek
tedarik: tedarik- temin- hazırlık- ~.kerdene: tedarik etmek- hazırlamak- ~.îe xu diyaane: hazırlığını görmek
tedavi: tedavi- ~.biyaane: tedavi olmak- ~.kerdene: tedavi etmek
tedbir:tedbri- ~.gurîtene: tedbir almak- önlem almak
teftiş:teftiş- ~.kerdene: teftiş etmek
tehdit:tehdit- ~.kerdene: tehdit etmek
texir: tehir- gecikme- ~.biyaane: tehirli- gecikmeli- ~.kerdene: tehir etmek- ertelemek
talikîe:tehlike- ~.esto aliya ma- talikîe este…
desto qol:tek kolu olmayan- kolsuz
zureng:tek renk- aynı renk
tek tuk: tek tük- nadir- nadiren
tek: tek- bir tane- 2)yegane- benzersiz- ~.îe: eşi benzeri- ~.e tek: teke tek- ~.er teker: teker teker
tekbir: tekbir- ~.ardene: tekbir getirmek
tekere: tekerlek- teker
tîekmil: tekmil- 2)tekmil- ~.daane: tekmil vermek
telef: telef- ~.biyaane: telef olmak (genellikle hayvanlar için kullanılır) ~.kerdene: telef etmek- harcamak
telefon: telefon- ~.kerdene: telefon etmektelefon- ~.kerdene: telefon etmek
telgraf: telgraf
telal: tellal
temel: tembel- 2) bina temeli
rıky: temel yeri
pak: temiz- pak- ~.kerdene: temizlemek
teneşir:teneşir taşı
tenezzül: tenezzül- ~.kerdene: tenezzül etmek
gony mezg etsbe: tepesine kan çıkmak
araa:ter
terazi: terazi
terbiya: terbiye- ~.kerdene: terbiye etmek- ~.sız: terbiyesiz
tercüman:tercüman
tercüme: tercüme- ~.kerdene: tercüme etmek
terfi: terfi- ~.kerdene: terfi etmek
terk:terk- ~.kerdene: terk etmek- ~.i sela: kayıplara karışmak- ortadan kaybolmak
terlıg: terlik
verpay: ters- önü arkaya gelecek şekilde
terji: terzi- ~.xane: terzihane
teslim: teslim olmak- ~.kerdene: teslim etmek
teşkil kerdene: teşkil etmek- 2)kurmak- organize etmek
teşkilat:teşkilat- örgüt
teyb: teyp
tezbey:tezbih
teskera: tezkere- ~.gurîetene: tezkere almak
tılsım: tılsım
tıngnaane: tıngırtdatmak- müzik aleti çalmak
tıb: tıp
tastaa:tıraş edilmiş olan
terdene: tıraş etmek
tastîene: tıraş etmek- kabuğunu soymak
riye xu terdene: tıraş olmak
turo vejiyaane: tırmanmak- çıkmak
nîenıg: tırnak- ~.îetu nîekeno: tırnağın etmez
şimel: tırpan sallarken oluşan biçilmiş düzgün sıralardan her biri
ticaret: ticaret
tîe vırane:tîe vırane: kucak kucağa- ~.kutene: kucak kucağa yatmak
lüye: tilki
recfi: titreme- ürperti- ~.amaane: ürperti gelmesi- titreme gelmesi
recefiyaane:titremek (serdra rıcıfiyo tekıto amo)
lerzanane: titremek- üşümek (serd gureto je kutik lerzono)
recefnaane: titretmek
teyatero: tiyatro
cızayis:tiz sesli feryat- ağlama- bağırma
toxım: tohum- ~.pa estene: tohum atmak- tohumlamak
mırd: tok- ~-ene: tokluk- ~.a xu: doyasıya- canının istediği kadar
toqa: toka- saç tokası
şilpağe: tokat
toqmaq: tokmak
ton:ton- bin kg.
tope: top- ~.kaykerdene: top oynamak
are daane :toplamak- bir araya getirmek 2)biriktirmek
top kerdene:toplamak- toparlamak
top biyaane: toplanmak
pîeser amaane: toplanmak- 2)ittifak- bir araya gelmek
aredaa:toplanmış olan- derlenmiş olan
čemattoplantı
aredaoğ:toplayan- derleyen
pirbab:toplum önderi- dini lider- ata-dede
cematki:toplumsal- bütün topluluk için
čemantoplumsal, 2. bütün topluluk için
bone hardy: toprak ev
hard: toprak- ~.ro daane: yere çalmak
pasna: topuk- ökçe
torbe: torba
torpil: torpil- ~.kerdene: torpil yapmak
torn: torun
gîevj daane: toz toprak içinde debelenmek
tömete: töhmet etmek
töbe: tövbe- ~.kerdene: tövbe etmek
tıraqtör:traktör
tıraş: traş
tuxle: tuğla
mame kiye: Tunceli
xozat: tunceli’nin Hozat ilçesi
ture: tura- 2)tuğra
zabıt: tutanak- zabıt- ~.guretene: zabıt tutmak
gurete: tutulmuş olan-tıkalı- ser~.: üstü örtülü
adır (era) cı fistenetutuşturmak- yakmak
filinta: tüfek
tufang: tüfek
aliyetükürük
dölbend: tülbent
türbe: türbe
tırk: türk
tırki: Türkçe
tırkman: Türkmen
tütın:tütün
tabağa:tütün kutusu
U-ÜU-Ü
qop: ucu kesik- uçsuz
pizık: ucu sivriltilmiş ağaç parçası
gıl: uç- tepe- 2)dal- ~.kerdene: meyveyi dalından koparmak
tîare:uçak- teyyare
şılabend: uçkur
uçırme:uçurtma
qıçalek: ufacık
kırtık: ufak parça
verşikiya: ufak parçalara ayrılmış olan- kırıntı
bucır: ufak tefek- bücür
uğır:uğur
uli: ulu
guman:ummak- 2)şüphe- kuşku (gumanoke ez cıra doa nivon)
umum: umum- genel- ~.i: umumi
mıxenet: umursmaz- vurdumduymaz- 2)muhtaç
umıd: umut- ümit- ~.kerdene: umut etmek
ard:un- ~-ın: unlu
vira kerdene: unutmak
usta: usta
erbab: usta- becerikli- ~.ben: ustalık beceriklilik
wusıl:usul- 2)yavaşça- sessizce
qeyde: usul- kaide- 2)anlayış
ar kerdene: utanmak- utanma duygusu
nîesermaa: utanmaz
hewar kerdene:uyarmak
mınasıb: uygun- münasip
hewn: uyku- ~.a şiyaane: uyumak ~.diyaane: rüya görmek- ~.de mendene: uyuya kalmak- ~.o gıran: derin uyku
vınıke: uyuklama- ağırlık çökmesi
kung: uyuşmek
kud: uyuşuk (biyo kudi nişkino bifeteliyo9
yaban kotene: uzak düşmek- yalnız kalmak
dür: uzak- ~.mendene: uzak kalmak- ayrı düşmek- ~.kerdene: uzaklaştırmak- sürmek
düren: uzaklık
derg biyaane: uzamak
derg kerdene:uzatmak
derg: uzun 2.~-a derg: boylu boyunca
rewute: uzunca sırık 2)ince direk
dergen sero: uzunlamasına
ücret:ücret
dewezane: üç ayak sac
hire: üç- ~.cemy: üç öğün
puf kerdene: üflemek- üfürmek
çınekiyaane: ürpermek- sıçramak
čıneqıyaaneürpermek, sıçramak
pîeser naane:üst üste koymak- yığmak
tîe ser: üst üste- birbiri üzerine- ~.kerdene: uç uca eklemek- ~.naane:üst üste koymak- birbirinin üzerine bırakmak- ~.a kerdene:üst üste sokuşturmak- dizmek- ~.tîe bınera kerdene: alt üst etmek- ~.tîe bınera kutene:
gore: üstü açık hayvan barınağı- etrafı çit vaya duvarla çevrili
ser amaane: üstüne gelmek- 2) üzerine çıkmak
serra: üstüne- üstünde- üstünden- üzerine- üzerinden- 2)fazladan- 3)üstelik
üti: ütü- ~.kerdene: ütülemek
aza:üye- ~-yen: üyelik
dîepiştaa: üzeri örtülü- sarılmış sarmalanmış
serra çarnaane: maküzerinde gezdirmek- üzerinde dolaştırmak
pıra mendene: üzerinde kalmak- takılı veya asılı kalmak
serra şiyaane:üzerinden gitmek- taşmak (sıvı)- 2)üstünden geçip gitmek
waxt ser kotene: üzerinden zaman geçmiş olması- vakti geçmek
nistaane: üzerine binmek
era ser verdaane: üzerine dökmek
puro kerdene:üzerine dökmek- 2) içine sıkıştırmak
pıra nistene: üzerine konmak- yapışmak- tutunmak
pıra sanaane: üzerine serpmek
hengure: üzüm
gılbe: üzüm salkımı
VV
wad: vaat- söz vermek
vaşi:vahşi
veqıf: vakıf
vali: vali- ~.qoxane: valilik konağı
vapure:vapur
vardiya:vardiye
varis:varis
weşete: vasiyet
welat: vatan- yurt- ülke- memleket
way: vay
wey: vay- vat eb- keşke- 2)tabii- elbette- hayhay- 3)nasıl olur- niye ?
vajife: vazife- görev
vekalet: vekalet
vekil:vekil- ~.en: vekillik
welhasıl:velhasıl- sonuç olarak- kısacası
weli: veli (isim)
vera çarnaane: vera çarnaane: önünden çevirmek- 2)yerine döndürmek
vera çımu: vera çımu: göz önünde olan- aşikar- gözle görülebilen
bac:vergi
vergi: vergi
vesiqa: vesika- belge- ü.li: vesikalı- ~.vetene: ?
vezir:vezir- 2)mecazi iyi giyimli- üstü başı temiz
vız vız: vızıltı- vızıldama
pure daane: vurmak- dövmek- 2)arı- yılan vs. sokması
WW
wuşira dest: baston- 2)kullanmak üzere elde tutulan çubukwuşira dest: baston- 2)kullanmak üzere elde tutulan çubuk
wuşşy: bıkkınlık ifadesi- 2)hayret ifadesiwuşşy: bıkkınlık ifadesi- 2)hayret ifadesi
wuy bw mıre bo-wuy mıre bîero: vay başıma gelenlerwuy bw mıre bo-wuy mıre bîero: vay başıma gelenler
XX
xezık:xezık:
xıl biyaane:?xıl biyaane:?
xo dıma nâde- gaytkere-şerkere:?xo dıma nâde- gaytkere-şerkere:?
YY
ya: ya- veya- ~.ya: evet evet
yaban: yaban- kır- yerleşim alanının dışı
ron: yağ
yağme: yağma- talan- ~wo: öyle şey olmaz- yağma yok!
vortis: yağmak- şiliye vorena: yağmur yağıyor
şiliye: yağmur
yawudi: Yahudi
yaki: yahut- veya
el aman:yaka silkmek- bıkmak- bıkkınlık ifadesi
nejdi: yakın
ax wax kerdene: yakınmak- hayıflanmak- üzülmek- ah vah etmek
civan: yakışıklı- boylu poslu erkek
tanaane:yakmak
yaqut: yakut
listene: yalamak
jür: yalan- ~-eker: yalancı- ~.kerdene: yalan söylemek- ~.ra: yalandan
xu listene: yalanmak- kendi kendini yalamak
vırarde: yamaç
şüye: yamaç- 2) gölge
yaman:yaman- gözü açık- çeviki dayanılması güç- becerikli
tîe lewede: yan yana
tîeververre: yan yana- birlikte
asky:yanaklar
lewede: yanında- yan- nezd
yani:yani
cebkesan: yankesici- cepci
yanıs: yanlış- ~.en: yanlışlık
vîe saane: yanmak-
adır de vesaaneyanmak- tutuşmak
bulbo: yanmış bez
şikiyane: yapabilmek- 2)kırılmak
nişkino: yapamıyor- beceremiyor
vırastoğ: yapan- inşa eden
yeno vıratene: yapılabilir- inşa edilebilir
pıranüsnoğ:yapışkan
kerdene: yapmak (yardımcı fiil)
pelge: yaprak (pelge ke kote axue ser- axue bena)
velg:yaprak- üstünde yaprak olan kesilmiş ağaç dalı- 2)kışlık hayvan yemi
velgın: yapraklı
yarabi: yarabbi- allahım
fızıl: yaramaz- haylaz
fayde xu biyaane:yararı olmak
fayde kerdene: yararı olmak-
yardım: yardım- ~.kerdene: tardım etmek- ~.guretene: yardım almak-~.wastene: yardım istemek
nîem: yarılamyarım yarım- yarı yarıya
lete: yarım- parça- ~.biyaane: parçalanmak- bölünmek- ~kerdene:
böre: yarın değil öbür gün
yasağ: yasak- ~.biyaane: yasaklanmış- yasak olan
başina:yastık
tern u wusk: yaş ve kuru- ~.ma: gencimiz ve yaşlımız
kokım: yaşlı
gal:yaşlı erkek- ~-e gaxan: noel baba
dapire: yaşlı kadın (masallarda)
pire: yaşlı kadın (masallarda)
čılere ġınaaneyatağa düşmek (yorgunluktan, hastalıktan)
ča ra kherdeneyatak açmak, yatak sermek
rakote: yatan- uyuyan
yaver: yaver- emir eri
leyr: yavru hayvan- ~.kerdene: yavrulamak
yaxe: yaxe: yaka
yay:yay
peya: yaya
ware: yayla- ~.şiyane: yaylaya gitmek
anman:yaz mevsimi- yazın
nuşte:yazı
yazi: yazı- 2)yaban- kır- ~.xane: yazıhane- büro
yazux: yazık
guneke: yazık- hay Allah!
fekra naane: yedirmeye çalışmak- ağzına yapıştırmak
yekun:yekün- toplam
xonça: yemek yemeye yarayan alçak sehpa- sini
werdene:yemek- ama.~: birisi veya birşey tarafından yenmek
yemen:yemen- 2)çok uzak
yemıs: yemiş
worino: yenebilir
tar: yeneğide yapılan bir tür ot- 2)bir tür çalgı
newe: yeni
ca: yer 2)yatak- ~.de rıtene: yerini süpürmek- ~.ca: yer yer
ča ġureteneyer almak, 2. yer kaplamak
ča nédiyoyer bulamamış
ca kerdene: yer edinmek- iyice anlamak- yer etmek
ca dest kotene: yer edinmek- yer bulmak
ča dest koteneyer edinmek, 2. yer bulmak
ča roteneyer satmak
ča daaneyer vermek, 2) yer satmak, 3) kapatmak
ca be ca: yer yer- yerden yere
hurend: yer- mekan- ~.ardene: terine getirmek- ~.guretene: yerini almak
ca: yer- yatak- mekan- toprak parçası 2) ~.amaaze: yerine gelmek
weçinitene: yerden toplamak- ayıklamak
ca ra ca: yerden yere- bölgeden bölgeye
ča deruteneyeri süpürmek
ca de diyaane: yerinde bulmak- 2) uygun bulmak- yaraşır
caa xode vınetene: yerinde durmak- 2) Haddini bilmek
cade: yerinde- 2)anında- 3)yol- 4)~. arabi: anayol- araba yolu
cara vetene: yerinden çıkarmak
čara veteneyerinden çıkarmak
čara vejianeyerinden çıkmak
cara vejiane: yerinden çıkmak- yerinden ayrılmak
ca ra: yerinden- bölgeden- 2)~.o: oralı
čaerayerinden, bölgeden, 2) ~.o: (m) o bir yerden
hurendy amaane: yerine gelmek
čae xu amaaneyerine gelmek
ca kotene: yerine girmek- hurend kotene
ča koteneyerine girmek, hurend kotene: yerine geçmek
caa x udi: yerini buldu
čae xu diyerini buldu
ca vırnaane: yerini değiştirmek- yer değiştirmek
dowr kerdene: yerini değiştirmek- yer değiştirtmek
ča vırnaaneyerini değiştirmek, yer değiştirmek
cay: yerler
čayyerler
ca derutene: yerleri süpürmek
ca biyaane: yerleşmek
ča biyaaneyerleşmek, yerleşebilmek
ča kherdeneyerleştirmek
gewe:yeşil
kesk: yeşil
nîere piyaj: yeşil soğanın yukrıya doğru uzayan ucu püsküllü- sertçe ve daha kalınca olan kısmı
en: yeter
bes-o: yeter- kafî 2) bese kerdene: yapabilmek
bîema u bîep :yetim- annesiz ve babasız
vıleçewt: yetim- boynu bükük- kimsesiz
yetim: yetim- kimsesiz
čı resteneyetişmek
cı restene:yetişmek- kavuşmak- yakalamak
hawtaa: yetmiş- 70
yömiya: yevmiye- gündelik ücret
şüfaa: yıkanmış olan
rıznaa: yıkık- yıkılmış olan- ~.ne: yıkmak
şahmeran: yılanların şahı
astare:yıldız
palan: yıldız adı
unca: yine
uncak: yine de
defena: yine- tekrar
most: yoğurt
amîen:yoğurt elde edilirken kullanılan maya
çıno:yok
yoxleme: yoklama
çinebiyaane: yokluk- mevcut olmamak- yoksulluk
despur: yoksun kalmak (bıra sıknena despur maneme)
tır:yokuş
verajy:yokuş
raa akerdene: yol açmak
raa: yol- çözüm- çare- ~.daane: yol vermek- ~.haq: hak yolu- tanrı yolu
cade ketene: yola düşmek- yola koyulmak
ra amaane: yola gelmek- disipline olmak
raara mendene:yolda kalmak
çate raa:yolun kesiştiği yer
raa xu diyaane: yolunu bulmak- çaresini bulmak
usıl:yöntem- usûl- 2)sessizce
zerfet:yufka ekmeğinin üstüne yoğurt- kızartılmış yağ ve bal dökülerek yapılan bir yemek
čor seryukarı doğru
cor: yukarı- ~.de: yukarıdan- ~.en: yukarıdaki
hak: yumurta- ~.a biyaane: yumurtadan kesilmek
yunan: yunan- ~ki: yunanca
guler:yuvarlak
gude kerdene: yuvarlaklaştırmak- topak yapmak
cer kerdene: yuvarlamak
gındır kerdene:yuvarlamak
vengo beerz:yüksek ses- sesli
şıqaane: yüksek ve tiz bir sesle konuşmak- şaklamak
rîes: yün iplik- eğirilmiş olan yün
pırç:yün- tüy- ~-ın: tüylü- kıllı
fasun: yünlü kumaş
ağua rıyyüz suyu- ~rışıyaane: utanmaz- münasebetsiz
ri: yüz- surat- ~.ra cı daane: yüz vermek- şımartmak- ~.gurîetene: şımarmak- yüz bulmak
azneyyüzmek- azney kerdene: yüzmek
ayağ yoliye:yüznumara- tuvalet
rişa: yüzü kara- riyakar (jüyo de rişaawo)
feksar: yüzü koyun 2)ağız üstü
niştane: yüzük- 2)beçıka~.y:yüzük parmağı
ride vatene: yüzüne söylemek
ri re daane:yüzüne vurmak
mıroze xu tırs kerdene: yüzünü ekşitmek- surat yapmak
ZZ
zaptiya: zabıta memuru
zamat: zahmet- ~.kutene: zahmete girmek- ~.kerdene: zahmet etmek- ~.diyaane: zahmet çekmek- eziyet çekmek- sıkıntı görmek
zalım: zalim- ~.en: zalimlik
zem: zam- ~.kerdene: zam yapmak- ~.amaane: pahalılaşmak
em: zaman veya yaş takısı
ra raa:zaman zaman- ara sıra
zeman:zaman- ~.e: bir zamanlar- ~.viarnaane: zaman geçirmek
waxt:zaman- vakit- süre- ~.bewaxt: vakitli vakitsiz
waxt wîerdene: zamanı geçmek- 2) zaman geçiyordu
waxt de: zamanında- vaktinde
zamq: zamk- ~.kerdene: zamklamak
zanaate: zanat- 2)alışkanlık
zapt:zapt- işgal- ~kerdene: zapetmek
çareku: zara ile Divriği arasında yaşayan bir aşiret
zerar: zarar- ~.cı dane: zarar vermek- ~.kerdene: zarar etmek- ~.vinitene: zarar görmek
zature: zatürre
zayıf: zayıf
zayiyat: zayiyat- zarar
zaza: zaza- kırmanc- ~.ki: zazaca- kırmancıki
zebani: zebani
Zebur: Zebur- Hz. Davud’un kutsal kitabı
zeyir:zehir
zekîa: zeka
zelzele:zelzele- deprem
zenci: zenci
zıqqım: zıkkım
zırayis/zıraane:zırlamak- anırmak
zihniyet: zihniyet
zıme:zimmet- 2)kuzeye bakan yamaç
zıncıle: zincir
zindan: zindan
ziyafet: ziyafet- ~.daane: ziyafet vermek
helexiane: ziyan olmak (yemis keş newerdo- pa helexay)
jan: ziyan- ~-kar: ziyankar
jarge: ziyaret
buk: ziyaret ismi
zorkar:zor kullanan
zor:zor- ~.u ver: zorlama sonucu- zorla- ~.biyaane: zor olmak- ~.daane: zorlamak- ~.xu dane: kendini zorlamak- ~.kerdene: zorlamak- çok çaba sarfetmek
zu sewe: zu sewe: bir gece
zurna: zurna
Zülfikar: Zülfikar- Hz. Ali’nin kılıcı
zurriyet: zürriyet- döl